| Abandon | Terk etmek | Topa çok abandigin halde kaleci kalesini terk etmedi. | Ibandin |
| Abase | Asagilamak | Abes isler yapmaya devam edersen daha çok asagilanirsin. | Ibeys |
| Abbey | Büyük Kilise | Abi'ye büyük kilise yaptirma dedim. | Abi |
| Abdicate | den çekilmek | Abdi- kedisi yüzünden tahttan çekilmisti. | Abdikeyt |
| Abide | Tahammül etmek | Abidelere hiç tahammül edemem. | Ibayd |
| Ability | Kabiliyet | A ! bileti bu kadar hizli alman ne büyük bir kabiliyet. | Ebiliti |
| Able | Yetenekli | A bile B harfinden daha yetenekliydi. | Eybil |
| Abhor | Nefret etmek | Abi- hor görme kimseyi ve hiç kimseden nefret etme. | Abhor |
| Abolish | Kaldirmak-iptal etmek | A! bol is yapan sirketi neden piyasadan kaldirdin ki ? | Ibolis |
| Abominable | Igrenç | Aboo! Mine Abla' nin dügünü ne kadar igrenç. | Ibominibil |
| Above | Üstünde | Abooov- koyunun üstünde ne isin var ? | Ebav |
| About | Hakkinda | Aboo- ut hakkinda hiç mi fikrin yok ? | Ebaut |
| Abreast | Ayni hizada-yan yana | Abi rest çekti bana hoca- ayni hizada durmadigimiz için. | Ibrest |
| Abscond | Sivismak-kaçmak | Abisi kondu mirasa ve ülkesinden sivisarak kaçti. | Ipskond |
| Absent | Yok-bulunmayan | Abi- sende hiç para yok mu ? | Apsint |
| Absolutely | Kesinlikle | Abi-sol teli kes ama sag teli kesinlikle kesme. | Absilutli |
| Absolve | Affetmek | Abi-sol ve sag kanat oyuncularimi affet-çünkü onlar asiri yorgunlar. | Ibzolv |
| Absorb | Emmek | Abi sor bi bana-yilan zehri emdin mi hiç diye ? | Abzörb |
| Abstain | Kaçinmak | sakinmak | Abisi tayin kagidini almaktan kaçindi. | Absteyn |
| Abstract | Soyut | Abisi traktör kullandiginda hayattan soyutlaniyordu. | Abstrakt |
| Absurd | Saçma | absürt | Absürt ve saçma dizileri izlerken uyuya kaldim. | Absört |
| Abundance | Bolluk | bereket | Aa | bundansa zengin koca alirim bolluk | bereket içinde yasarim. | Ibandins |
| Abuse | Suistimal | A! Buse'nin iyi niyetini sen mi suiistimal ettin? | Abyuis |
| Academic | Akademik | Akademik takvim henüz açiklanmadi. | Akedemik |
| Accede to | ege razi olmak | Aksi tuttu gene | kaderine razi olmadi. | Aksiit tu |
| Accelerate | Gaz Pedali | Aksel'i reyting için gaz pedalina oturttum | Akselireyt |
| Accent | Aksan | Aksani bozuk bir bayanla tanistim. | Aksent |
| Accept | Kabul etmek | Ak sepeti satmayi ben kabul ettim. | Akseptae arasinda bir ses çikar. |
| Access | Giris | Akses kartimla internet bankacaligina giris yaptim. | Akses |
| Accident | Kaza | 'Aksi'' dendigi halde kaza yapmadi. | Aksidint |
| Acclaim | Alkislanmak | Aklim fikrim seni delice alkislamakti. | Akkleym |
| Acclimatize | Alismak | Aklima-tiz müzige nerede alistigim hala gelmedi. | Aklaymitayz |
| Accommodate | Barindirmak | Akümü teyit ettirip arabamda barindiracagim. | Akomideyt |
| Accompany | Refakat etmek | 'Ak'' kampanya kara kampanyaya refakat eder. | Akampini |
| Accomplice | Suç Ortagi | Aa ! kompilesi de mi suç ortakligini kabul etmis? | Ikamplis |
| Accomplish | Basarmak | Aa! Komple isi degistirmeyi basarmis mi? | Ikamplis |
| Accord | Akort | Akort yaparken gitarin teli koptu. | Ikord |
| Accost | Yanasmak | 'Ak'' kostüm-kara kostümün yanina yanasti. | Ikost |
| Account | Hesap | 'Ak'' un tobalari bu hesaba dahil degildi. | Ikaunt |
| Accredit | e yetki vermek | 'Ak'' kredi de-ödeme için sana yetki vermisti. | Ikredit |
| Accrue | Artmak | Acuru en çok çatal ile ye ki bereketi artsin. | Akrui |
| Accumulator | Akümülator | Akümülatör bozulunca yolda kaldiniz. | Ikyumyileyti |
| Accurate | Tam-dogru | Aç-curet edip isteseydi tam olarak doyacakti. | Akyirit |
| Accursed | Lanetli | Akar setinin üzerine bu taskin ve lanetli duvari çökertir. | Akarsid |
| Accuse | Suçlamak | Ak yüzlü dede-rüyamda beni suçladi. | Ikyuz |
| Accustom | Alistirmak | Ak kostüm kara kostüm demeden giymeye alistir kendini. | Ikastim |
| Ache | Agrimak | Aç he diyerek basinin agridigini belirtti. | Eyk |
| Achieve | Basarmak | Açi eve sokmayi basaran tek kurum as evi oldu. | Açiiv |
| Acid | Asit | Asit mideye zarar verir diyen doktoru hafizanizda canlandiriniz. | Asid |
| Acknowledge | Tanima-kabullenme | Acikan o veledi gene mi kabullendin? | Aknalic |
| Acoustic | Akustik | Akustik müzik yapmak-beni çok eglendirir. | Akustik |
| Acquaint | Haberdar etmek | Acikan it olursa beni haberdar ediniz. | Ikveynt |
| Acquire | Elde etmek | Açik var kasada 10 dolar daha elde edersem açigi kapatirim. | Ikvayir |
| Acquit | Beraat ettirmek | Aç küveti de baliklar beraat etsin. | Ikvit |
| Acrobat | Akrobat | Akrobat olmak istiyordum çocukken. | Akribat |
| Across | Karsidan karsiya | Akrostisler-karsidan karsiya geçemezler. | Ikros |
| Action | Hareket | Aksiyon filmlerin hareketli oldugunu hafizanizda canlandiriniz. | Aksin |
| Active | Faal | aktif | Aktif ve faal çalisan tek firma bana ait. | Aktiv |
| Actual | Güncel | aktüel | Aktüel dergisindeki güncel konulari okuyordum. | Akçuvil |
| Acute | Ilerlemis | akut | Akut hastaliklar-vücuttaki ilerlemis hastaliklardir. | Ikyut |
| Adamant | Dik basli | Adam ant içti ve dik basli olmayacagim dedi. | Adimint |
| Adapt | Uyum saglama | Adapte olup ise uyum sagladim. | Idapt |
| Add | Ekleme | toplama | Ad ekle-soyad ekleme dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Ad |
| Addict | Düskün | Adi-diktatöre düskün olarak kaldi. | Adikt |
| Addition | Ilave | ek | Adi isin ilave edilmis lazer kullanildi bu epilasyonda. | Adisin |
| Adequacy | Yeterlilik | Ada konseyi suan yeterlilik sinavimi degerlendiriyor. | Idikvinsi |
| Adhesive | Yapiskan | Adi sivri uçlu yapiskani çöpe attim. | Adhisiv |
| Adjacent | Bitisik | Ajda-sent bozdurup bitisik binayi satin aldi. | Iceysind |
| Adjoin | Yan yana olmak | Adi John olanlarla yan yana olmak istemiyorum. | Icoyn |
| Adjourn | Ertelemek | Adi Jo-urunun tedavisini erteleyen hastanin adi. | Icirn |
| Adjudicate | Karar vermek | Adi-Cudi kedisi olacak-karar verdim. | Adcudikeyt |
| Adjust | Düzeltmek | ayarlamak | Atcaz televizyonu düzeltmezsen eger. | Idcast |
| Admiral | Amiral | Amiral gemisini çok güzel komuta ediyordu. | Admiril |
| Admire | Hayran olmak | Adi -Mire Daglari olan bu yerlere hayran oldum. | Admayi |
| Admit | Kabul etmek | içeri almak | Adi-mit kayitlarinda geçtigini kabul etti. | Admit |
| Admonish | Uyarmak | Adam on is birden yaptigi için uyarildi. | Idmonis |
| Ado | Gürültü | Ad o evet gürültü yapanlara verilen ad o. | Adu |
| Adolescent | Genç-delikanli | Adele sende güzel durmus-dedim genç delikanliya. | Adilesint |
| Adopt | Benimsemek | evlat edinmek | Adapte olup benimse | evlat edindigin çocugu. | Idapt |
| Adore | Tapmak | A-doremi notalarina tapan bir harftir. | Idor |
| Adorn | Süslemek | A-dogrun ise onu süsleyerek cevapla. | Idorn |
| Adrift | Sularla sürüklenmek | Adi Rifat olan dostunuz sularla sürükleniyor. | Adrift |
| Adroit | Usta-becerikli | Androit telefonlar-usta ve beceriklidir. | Adroyt |
| Adult | Yetiskin | Adult sitelere yetiskinler girebilir. | Idalt |
| Advance | Avans | ilerletmek | Avans vererek islerini ilerletti. | Advans |
| Advantage | Avantaj | Avantaj bizde kesin sampiyon olacagiz. | Advantic |
| Adventure | Macera | Adven Tur ile macerali bir yolculuga çiktik. | Advençi |
| Adversary | Düsman | Ad ver-saraya girmeden önce-dost musun düsman misin bilelim. | Adviseri |
| Advertise | Ilan etmek | reklam | Ad verdiyse ürünün reklamini yapalim. | Advitayz |
| Advice | Ögüt | tavsiye | Adi-Vaiz olacak çocugun tavsiyem üzerine. | Advays |
| Advocate | Avukat | Avukat olmama çok az bir zaman kaldi. | Advikeyt |
| Adz | Keser | Adiz biz-fiil degiliz diyen kesere bakin. | Adz |
| Aerobics | Ayrobik | Ayrobik yaparken ayagim kirildi. | Eurobiks |
| Afar | Uzakta | Aa-far yaniyor uzakta duran araçta. | Ifar |
| Affair | Is | mesele | olay | Affa hayir diyorum bu meselede. | Ifeir |
| Affect | Etkilemek | Af ekti-pismanlik biçti sözüyle etkiledim kizi. | Ifekt |
| Affinity | Yakinlik | benzerlik | Affin-iti etkiledi sana yakinlik duyuyor artik. | Ifiniti |
| Affirm | Onaylamak | Aferim-bu projeyi onayladim. | Ifirm |
| Affix | Takmak | eklemek | Af-x markali ürüne de eklendi. | Ifiks |
| Afflict | Üzmek | aci vermek | Af-likit gaza gelince herkes üzüldü. | Iflikt |
| Affluence | Refah içinde | Af filansa bu çikan artik refah içinde yasariz. | Afluins |
| Afford | Gücü yetmek | Af | orduyu güçlendirdi | gücüm yeterse bende gidecegim. | Iford |
| Affront | Hakaret etmek | Af-raund basinda hakeme hakaret etmedigin içindi. | Ifrount |
| Afire | Tutusmus | yanan | Aa! fire mi verdin yanan kalbinden? | Ifayi |
| Afloat | Denizde | Af | Lut kavmine gelmeyince hepsi denizde boguldular. | Afloud |
| Afraid | Korkmus | Af | Raid sinek ilacindan etkilenen | korkmus sinekler içindir. | Afreyd |
| Afresh | Yeniden | Af-Resit dayiyi yeniden hayata bagladi. | Afres |
| After | Sonra | Aftir hapisten sonra seni adam edecek sey. | Aafti |
| Against | e karsi | Aga instagram'a karsi degilim ki. | Egenst |
| Again | Tekrar | Aga in ordan | tekrar konusalim bu konuyu | Egeyn |
| Age | Yas | çag | AGE Tekstil'in servisinde galiba 34'lü yaslarimda çalisiyordum | Eyc |
| Ageless | Yaslanmayan | A gelesin yavrum yanima yaslanmayan adamim ben. | Eyclis |
| Agency | Acenta | Ajansi kapatip yeni bir acenta açti. | Eycinsi |
| Agglomerate | Toplamak | Agla Murat | topladigin odunlarin yanmasina. | Iglomureyt |
| Aggrandize | Büyütmek | Agiran dize | kendi büyüttünüz ilaci sürünüz. | Igrandiz |
| Aggravate | Zorlastirmak | Agir gravat | giyimi çok zorlastirdi. | Agriveyt |
| Aggregate | Yigilmak | Agir git diyeni kisi aniden yere yigildi. | Agrigit |
| Aggressive | Agresif | Agresif insanlari sevmediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Igresif |
| Aghast | Dehset içinde olan | Aga | hasta olusunu dehset içinde izledim. | Igaist |
| Agile | Çevik | atik | Acile gidip en çevik doktoru eve getirdim. | Accayl |
| Agitator | Tahrikçi | Agit-atar bir yumruk tahrikçilere. | Aciteyti |
| Ago | Önce | Ago mu ego mu tatmin etmeden önce biraz bizi dinle. | Ego |
| Agony | Aci | Egonu dogru egitmezsen-hayatin aci içinde geçer. | Egini |
| Agrarian | Tarimsal | Agir arayan kisi tarimsal islere girsin. | Igreiriyin |
| Agree | Kabul etmek | Aa! gri mini etegi giymeni kabul mü etti? | Agri |
| Agriculture | Ziraat | Agri kültürü-ayni zamanda bir ziraat kültürüdür. | Agrikalçi |
| Aground | Karaya otrumak | Agir ondaki yük-tasiyamaz; gemi karaya oturur. | Igraunt |
| Ague | Sitma | Agu diyen bebek-ilk sitma asisini vuruldu. | Eygyui |
| Ahead | Ileride | Yeni Ahit'e göre ileride büyük bir felaket yasanacakmis. | Ahed |
| Aid | Yardim | Aidiyet duygun yardim sever oldugunu da kanitliyor. | Eyd |
| Aim | Amaç | Nisan almak | Egim noktasindan nisan alip-hedefi tam on ikiden vurmayi amaçladim. | Eym |
| Ail | Hasta olmak | Aile ortaminda hasta olmak kolay degildir. | Eyl |
| Aisle | Arayol | A izle B arayoldan kaç; iki seçenegin var. | Ayil |
| Ajar | Yari açik | Ajar muhabir-dosyasini yari açik halde unutmustu. | Acar |
| Akin | Yakin | Akin dayimla yakin ilisliler kurdum. | Ekin |
| Alacrity | Istek | Ala ciriti ben istek üzerine aldim. | Alekriti |
| Alarm | Alarm | Alarm çalmazsa uyanamam dedginizi hayal ediniz. | Ilarm |
| Alas | Eyvah | Al as çamasirlarini sonra ''eyvah elbisem kurumadi'' diye sizlanma. | Ilas |
| Album | Albüm | Albüm fotograflari bizi geçmise götürür. | Albim |
| Alcohol | Alkol | Alkol komasina girdiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Alkihol |
| Alderman | Belediye Meclis Üyesi | Aldirman lazim beni belediye meclis üyeligine. | Aldirmin |
| Ale | Bira | Al eline bira sisesini-çöpe firlat dediginizi hayal ediniz. | Eyl |
| Alert | Tetikte | Al erteledigin izni-tetikte bekleyen askere ver. | Ilirt |
| Alibi | Mazeret | Ali abi-hiçbir mazeret göstermeden isi birakti. | Alibay |
| Alien | Yabanci | Ali-en çok yabanci bir kizla evlenmeyi istiyordu. | Eilyin |
| Alight | Yanan | A-layt kola kutusu ne çabuk yanan bir maddeymis. | Ilayt |
| Alike | Benzer | Ali kendisine benzer bir kisiyle evlendi. | Ilayk |
| Aliment | Gida | Ali-mentollü gidalari koklamaya baylirdi. | Eliment |
| Alimony | Nafaka | Ali'm onu korur nafakasini öder. | Alimoni |
| Alive | Hayatta | Ali ve bu hayatta en sevdigi kisi olan Aliye evlenmisti. | Ilayv |
| All | Hepsi | Al hepsini koy cebine dediginizi hayal ediniz. | Ol |
| Allay | Yatistirmak | Alay komutani askerleri yatistirdi. | Iley |
| Allege | Ileri sürmek | Al Ege adalarini da dedigi ileri sürüldü. | Ilec |
| Allergy | Alerji | Alerji oldugunuzu hafizanizda canlandiriniz. | Alirci |
| Alleviate | Hafifletmek | Alevi at yangini hafiflet diyen itfaiyeciyi hafizanizda canlandiriniz. | Alivyieyt |
| Alley | Dar yol | Al ey gafil su feneri eline dar yoldan anca bununla geçersin. | Ali |
| Alliance | Birlestirmek | Alyans yüzükler hayatinizi birlestirir. | Ilayins |
| Alligator | Amerikan timsahi | Al götür su Amerikan timsahini yanimdan. | Aligeytir |
| Allocate | Bölüstürmek | Alo-kedi yemegi bölüstürdü mü yavrularina? | Alikeyt |
| Allot | Ayirmak | Al lot hisselerini-ayirdim senin için. | Ilot |
| Allow | Izin vermek | Al ov omuzumu canim-izin veriyorum. | Ilau |
| Allude | Ima etmek | Alo-de bana hadi-ne ima etmeye çalisiyosun susarak? | Aliüd |
| Allure | Cezbetmek | Al üre ve beni cezbet dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Aluir |
| Ally | Müteffik | Alay taburu ile müteffik olduk sayilir. | Alay |
| Almanac | Almanak | Almanak hazirladiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Alminak |
| Almighty | Herseye gücü yetmek | Alma iti yanina-her seye gücü yetiyorsa ona gerek yok. | Olmayti |
| Almond | Badem | Al montunu badem yagiyla sil. | Aimind |
| Almost | Hemen hemen | Alma üst bas hemen hemen 10 gün daha dediginizi hayal ediniz. | Olmeust |
| Alms | Sadaka | Almis ona sadaka vermis diyen adami hafizanizda canlandiriniz. | Aimz |
| Aloft | Yükseklerde | Aa! loft kotlarinin fiyatlari neden yükseklerde uçuyor? | Eloft |
| Alone | Yanliz | Alo-ne kadar yanlizim bilemezsin-konusalim mi? | Iloun |
| Aloof | Uzak | uzakta | Alo of-bana uzak durma konus lütfen. | Eluif |
| Aloud | Yüksek sesle | Al o udu-yüksek sesle çal lütfen. | Iloud |
| Alphabet | Alfabe | Alfabe bu dilde 28 harften olusur. | Alfibet |
| Already | Çoktan | Alir adi markayi-çoktan pisman olur. | Oilredi |
| Alright | Pekala | Ali rayda duran çocugu-pekala kurtarabilirdi. | Oilrayt |
| Also | Ayrica | üstelik | Al sogani dogra ayrica çorbayi da isit. | Oilsou |
| Alter | Degismek | Al ter kokulu tisörtünü-yenisiyle degis. | Altir |
| Alternative | Seçenek | Alternatif olarak diger seçeneklere bakin. | Altirnativ |
| Although | digi halde | Aldigi halde tekrardan para isteyen adama bakiniz. | Aldou |
| Altitude | Yükseklik | Alti tutturan pilotun uçagi irtifa kaybetti. | Altityuid |
| All together | Hep birlikte | Olta getir | hep birlikte balik tutalim. | Oltigedhi |
| Alum | sap | Alim gücü yükselen sap ticaretine girdiginizi hayal ediniz. | Alim |
| Aluminium | Alüminyum | Alüminyum dogramada çalistiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Aluminyim |
| Always | Her zaman | Al Veysel'i yanina her zaman-ona bak.. | Olveyz |
| Amalgamate | Karistirmak | Hamal | ganimetleri karistirip yanlis kisilere dagitmisti. | Amalgimeyt |
| Amass | Biriktirmek | toplamak | Amasi mamasi yok para biriktireceksin! | Imass |
| Amateur | Amatör | Amatör lig takimlarinin ünlü kalecilerindendim. | Amitir |
| Amazing | sasirtici | Ama ezik insanlar sasirtici olurlar. | Imeyzing |
| Ambassador | Büyükelçi | Ama bassa durur asansör | Büyükelçi de rahatça iner. | Ambasidir |
| Ambiguity | Belirsiz | Ama bigudi gibi belirsiz bir sey takmak erkege yakismaz. | Ambigiyuti |
| Ambition | Hirs | arzu | Ama bi isin gösterisi izlemeyi çok arzu etmistim. | Ambisin |
| Ambulance | Ambulans | Ambulans | araçlarin arasindan hizla geçiyordu. | Ambyilins |
| Ambush | Pusu | Ama Bush | askerlere pusu kurmstu | degil mi ? | Ambus |
| Ameliorate | Iyilestirmek | Ameli orada-''hac'' da iyilestirebilirsin. | Imilyreyt |
| Amen | Amin | Amin diyip namazinizi tamamladginizi hafizanizda canlandiriniz | Amen |
| Amend | Islah etmek | Amenda'yi ben islah edecegim. | Imend |
| Amiable | Hos | sevimli | Ama iyi bile dayandin | kendine hos ve sevimli birini bul artik. | Eymiyibil |
| Amicable | Dostane | Amaci bile hiç dostane degildi. | Amikibil |
| Amid | in ortasinda | A! midemin ortasinda kocaman bir sivilce çikmis | Imid |
| Amiss | Eksik | A! miss gibi inegim varken hiç birseyim eksik degil. | Imis |
| Ammonia | Amonyak | Amonyak ürettiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Imonyia |
| Ammunition | Cephane | Amma unutuyon ya su cephanenin yerini. | Amyinisn |
| Amnesty | Genel af | Aman esti gene genel af rüzgarlari. | Amnisti |
| Among | Içinde | arasinda | Ama on gün içinde gelmen lazim. | Iman |
| Amorous | Ask dolu | Ama Rus kadinlari gerçekten ask dolu | dediginizi hayal ediniz. | Amiris |
| Amortization | Amortisman | Amortisman giderlerini ben ödedim. | Amortaizeysin |
| Amount | Miktar | ulasmak | Ama un torbasini son miktarina kadar tüketme. | Amaunt |
| Ample | Bol | yeterli | Ampüle bol miktarda yeterli elektirik gelirse çalisir. | Ampil |
| Amplify | Yükseltmek | büyütmek | Ampülü fay hattindan daha yukari bir yere yükseltin. | Amplifay |
| Amputate | Kesip almak | Ama puta | tepesinden parça kesip alacagini söylemen lazimdi. | Ampyüteyt |
| Amulet | Nazarlik | Omleti yedikten sonra sana nazarlik takacagim | Amyileyt |
| Amuse | Eglendirmek | A müze seni eglendirmek için tasarlanmis adeta. | Amyuz |
| An | Bir | herhangi bir | An gelir en sevdigin bir insani bile kirarsin. | En |
| Anemia | Kansizlik | Anemi yani kansizlik hastaligina yakalandi. | Inimya |
| Anesthesia | Duyu yitimi | Anastezi sirasinda duyu yitimi yasadiginizi hayal ediniz. | Anestezya |
| Anal | Anal | Anal kelimesinin anlaminin Ingilizcedekiyle ayni oldugunu düsününüz. | Eynil |
| Analogy | Kiyas | Analog yayinlari Hd yayinlarla kiyas yapma. | Inalici |
| Analysis | Analiz | Analiz teknigini kullanarak borsadan çok para kazandi. | Inalisis |
| Anarchy | Anarsi | Anarsi kelimesinden hiçbir zaman hoslanmazdim. | Aniki |
| Anatomy | Anatomi | Anatomi dersi anlattiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Anatimi |
| Anatolia | Anadolu | Anadolu medeniyetinin en eski medeniyet oldugunu biliyoruz. | Anatolya |
| Ancestor | Ata | cet | Anca ister | özlü sözleri atalarimizdan dinlemeyi. | Ansesti |
| Anchor | Demir atmak | Anca horlar kaptan | demir atan gemide. | Angkir |
| Ancient | Eksi | Anca entrika yapsin eskisi gibi dedginizi hafizanizda canlandiriniz. | Eynsint |
| And | Ve | And içmek ve yemin etmek | ayni anlamli kelimelerdir. | End |
| Anectode | Anektod | Sizlere önemli bir anekdot açiklayacagim. | Anikdot |
| Anew | Yeniden | An ev alma | yeniden düzen kurma aniydi | Inu |
| Angels | Melekler | An gelse | en ciliz melekleri bile evinde saklardi. | Eyncils |
| Anger | Öfke | An gerilip öfkenizi kontrol etme andi. | Anggir |
| Angina | Anjin | Anjin ameliyatina girecek doktor sismandi. | Ancayni |
| Angle | Açi | olta | An gele gele açi sorusunu çözmeye gelmisti. | Angil |
| Angry | Kizgin | An gri boganin kizgin suratina bakma aniydi. | Anggri |
| Anguished | Aci dolu | An | gevis ettigim sakizi aci dolu tükürme aniydi. | Engvisid |
| Angular | Açisal | An Güler'in gözlerinin açisal olmadigini fark ettigim andi. | Angyilir |
| Animal | Hayvan | An-imal ettigim hayvanlari besleme aniydi. | Animil |
| Animation | Canlilik | Animasyon filmlerdeki canlilik | keyif vericidir. | Animeysin |
| Animosity | Düsmanlik | Amino asiti kendisine düsmanlik yapanlara firlatti | Animositi |
| Anise | Anason | An ise kesinlikle Anason çiçegi yetistirme aniydi. | Anis |
| Ankle | Ayak bilegi | An | kil oksama aniydi ayak bilegi üzerinde. | Ankil |
| Annex | Topraklarina katmak | An eski yerleri topraklarimiza katma aniydi. | Eneks |
| Annihilate | Yok etmek | Anne helal et hakkini yok ettigim paralarin için. | Enayileyt |
| Anniversary | Yildönümü | Anne ver sari elbisemi | evlilik yildönümünde giyecegim. | Anivörsiri |
| Annotate | Dipnot | Anne-o tati yemek defterine dipnot olarak ekledi. | Aniteyt |
| Announce | Anons | Anons yapilirken korktugunuzu hafizanizda canlandiriniz. | Anauns |
| Annoy | Canini sikmak | An oy kullanma aniydi | canini sikma kardesim. | Anoy |
| Annual | Yillik | Ani al biriktir | yilliklarina kaydet. | Anyuvil |
| Annuity | Yillik taksit | Anne | o iti yillik taksitlerle mi alacagiz? | Enyuiti |
| Anodyne | Agri kesici | An o dine girme aniydi | çünkü o din agri kesiciden bile etkiliydi. | Anedayn |
| Anomalous | Anormal | Anormaliz deyip normal davrandiginizi hayal ediniz. | Enomilis |
| Anonymous | Adi bilinmeyen | Anonim | Oguz için adi bilinmeyen sarkilardi | Inonims |
| Another | Baska | A! Noter bu ilçeden baska bir yer de yok mu ? | Enadhir |
| Answer | Cevap vermek | Ani sever ama cevap vermeyi sevmezdi. | Ansir |
| Ant | Karinca | And içerim ki karincalar çok çaliskandir. | Ant |
| Antarctic | Antartika | Antartika'da yasamak istemediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Antaiktik |
| Antelope | Antilop | Antilop belgeseli izlediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Antilöip |
| Antenna | Anten | Anten nasil monte edilir | izleyeniz. | Anteni |
| Anthem | Milli mars | And hem yalniz hem de milli mars esnasinda içilebilir. | Anthim |
| Anti | Anti | Antioksidan maddesi içeren gidalari tüketiginizi hayal ediniz. | Anti |
| Anticipate | Önceden tahmin etmek | Antici pedin ne oldugunu önceden tahmin etmisti. | Antisipeyt |
| Anticlockwise | Saatin ters yönünde | Antik kulak vazosu | saatin ters yönünde duruyodu. | Antiklokvayz |
| Antics | Tuhaflik | Antikse esya | bir tuhaflik vardir onda. | Antiks |
| Antipathy | Antipati | sevimsiz | Antipatik insanlari sevmem. | Antipati |
| Antiquarian | Antika | Antika arayan biri olarak ilginç bir antika buldum. | Antikuveriyin |
| Antique | Antik | Antik kentleri görmek istediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Antiik |
| Antler | Geyik boynuzu | Antlariniz geyik boynuzu gibi havada durmamali | Antli |
| Anxiety | Kaygi | Anksiyete'nin bir diger adi da kaygi bozulugudur. | Engzayiti |
| Any | Hiç | En iyisi hiç yasamamis gibi sayalim bu olaylari | Eni |
| Anybody | Birisi | Eni | badi kiyafeti giymek için çok yetersiz birisiydi. | Enibadi |
| Anywhere | Herhangi bi yerde | Eni ver önce | boynunu sonra herhangi bir yerde verirsin | Enyvei |
| Apart | Ayri | Apartmani ayri dairelerde yasadiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Apairt |
| Apartment | Apartman Dairesi | Apartmana tasinan kiza asik oldugunuzu hayal ediniz. | Apairtmint |
| Apathy | Ilgisizlik | Aa patisi gerçektende ilgisiziklikten mi çatlamis bu kedinin | Apiti |
| Ape | Taklit etmek | maymun | Eyip kafasini maymun takliti yapti | Eyp |
| Aperture | Delik | aralik | Aper Tur biletini | kapi aralgindan gördüm. | Apiçuir |
| Apex | Doruk | Apex çiçegini kokladigimda zevkin doruklarina ulasiyordum. | Eypeks |
| Apiculture | Aricilik | Abi | kültüre katkiyi aricilik yaparak sagliyordu. | Eypikalçi |
| Apiece | Her biri | A pis bunlarin her biri | hepsini yikalayin. | Epis |
| Aplant | Nükleer elektrik fabrikasi | A planin da Nükleer elektirik fabrikasi kurmak vardi. | Eplant |
| Apologize | Özür dilemek | Apollo | cayiz olmayan bir uzay araciysa sizden özür dilersin. | Ipolicayz |
| Apoplexy | Felç | Apo | bileksi bir bacaga sahip oldugu için felç geçirdi. | Apipileksi |
| Apostasy | Dinden dönme | A!postasi | adamin dinden döndügünü mü açikliyordu? | A'postesi |
| Apostle | Havari | A!posta ile mi ulastin havarilerine ? | Eposil |
| Apostrophe | Kesme isareti | Apostrof | ayni zamanda kesme isaretidir. | Ipostirfi |
| Apothecary | Eczaci | Ay pot hekiri simdi de eczaci olmustu. | Epothekiri |
| Appal | Korkutmak | Apallayan insan | diger insanlari da korkutur. | Ipoil |
| Apparatus | Aygit | Aparatiz biz aygitinizin üzerindeki. | Apireytis |
| Apparel | Elbise | A! paralel desenli yeni bir elbise modeli mi çizmis | Eparil |
| Apparent | Belli | ortada | A! parande atan adamin bacaklari belli ki kirilacak | Iperint |
| Apparition | Görüntü | hayalet | Abartiyorsun operasyondaki görüntüler hayalet görüntüsü degil. | Apirisin |
| Appeal | Yalvarmak | A!pil el öpüp yalvardi mi saate? | Epiil |
| Appear | Görünmek | Apayri görünmek bize yakismaz.. | Apiir |
| Appease | Yatistirmak | A!pis herif neden sinirliyken beni yatistirmadin? | Apiiz |
| Appendicitis | Apandisit | Apandisit ameliyati oldugunuzu hayal ediniz. | Ipentisaytiz |
| Appetite | Istah | Hepatit geçiren hastalarin istahi azalir. | Apitayt |
| Applaud | Alkislamak | Abla-ud çalarken sürekli alkislandi. | Iploud |
| Apple | Elma | Apple marka bilgisayarimin arkasinda elma logosu vardi. | Epil |
| Appliance | Araç | cihaz | A!pili anca | bu aracin cihazlarini çalistirir. | Aplayins |
| Application | Uygulama | Aplikasyonlari da uygulamalari da bilgisayarimdan kaldir. | Aplikeysin |
| Apply | Uygulamak | A!play tusunu uygula tusu olarak mi degistirdin? | Iplay |
| Appointment | Tayin | Apo | it mintikasina tayin olmustu. | Apoyintmint |
| Apportion | Paylastirmak | A! porsiyon hazirlayip | paylastirmak tabiki benim isim. | Apoisin |
| Appraise | Deger biçmek | A! pireyiz diye bize biçtigin degere bak. | Ipreys |
| Appreciate | Takdir etmek | A! pire sehit mi olmus -takdir etmek gerekir. | Iprisieyt |
| Apprehensive | Endiseli | A! prensi ve endiseli babasini mi gördün? | Aprihensiv |
| Apprentice | Çirak | Aprantisi olan atlari çirak jokeyler kosturur. | Aprentis |
| Approach | Yaklasmak | A! puro aç sende limana yaklasirken. | Iproç |
| Approbation | Onay | Apro B isin tedavisine onay verdim. | Apribeysin |
| Approval | Uygun bulmak | A! prova al tabiki uygun bulursan giyersin. | Aprüyvil |
| Approximate | Yaklasik | A! puro iki simit ile yaklasik 20 günde tüketilirmis. | Ipraksimit |
| Apricot | Kayisi | A!pire | kot pantolonuna kayisi mi koymus? | Eprikot |
| April | Nisan | A!piril piril olmus tabiat Nisan ayinda. | Eypril |
| Apron | Önlük | A!puron da önlügümün içinde kalmis. | Eyprin |
| Aptitud | Kabiliyet | Apti | 'Tut yakasindan kabiliyetli futbolcunun' dedi. | Aptitut |
| Aquarium | Akvaryum | Akvaryum evinize çok yakisacak | Ikvaryuim |
| Aquiline | Gaga burunlu | Aklina giren gaga burunlu kiza inanma | Akvilayn |
| Arab | Arap | Arap müzigine bayildiginizi hafizanizcanlandiriniz. | Arib |
| Arable | Ekilebilir | Araba ile ekilebilir arazileri görmeye geldim. | Aribil |
| Arbitrate | Hakemlik yapmak | Ari-''bitir eti diyerek aslinda hakemlik yapmak istedi | Aibitreyt |
| Arbor | Çardak | Ari-bor madenini çardak içinde buldu. | Airbi |
| Arc | Kavis | ARiCi-kovanlarini kavisli yoldaki agaç üzerinde sakliyordu. | Ark |
| Archeology | Arkeoloji | Arkeoloji bölümüde okuyordum. | Arkiyalici |
| Archaic | Arkeik | eskimis | Arkaik ve eskimis resimleri severim. | Arkeik |
| Archer | Okçu | Arici-her defasina okçu gibi davraniyordu. | Arçir |
| Archipelago | Takimada | Arici-Pelago takimadasinda yasiyordu. | Aikipeligo |
| Architect | Mimar | Arici tekti ama daha sonra mimar bir bayanla evlendi. | Arkitekt |
| Archives | Arsiv | Arsivler incelendiginde gerçekler ortaya çikacaktir. | Arkayvz |
| Arctic | Kuzey Kutbu | Arici ticareti Kuzey Kutbuyla yapiyordu. | Arktik |
| Ardent | Heyecanli | atesli | Arda enteresan sekilde heyecanli ve atesli görünüyordu. | Ardint |
| Arduous | Zor-zahmetli | Arda-Oguz ile zor ve zahmetli bir tartisma yasiyordu. | Aidyuis |
| Area | Bölge | Araya bölge müdürü girince isimizi hallettik. | Eriya |
| Arena | Arena | Arena içinde bogalar ile mücadele ediyordum. | Arini |
| Argument | Delil | tartisma | Argümanlarin herhangi bir tartisma yaratmadi. | Agümint |
| Arid | Kurak | Ari-it ile birlikte kurak çöllerde eridi. | Erid |
| Arise | Kaynaklanmak | Ari ise-ballarin kalitesizliginin-sekerden kaynaklandigini açikladi. | Irayz |
| Aristocracy | Aristokrasi | Aristokrasi-ortaçagda çok önemli bir kavramdi. | Aristokrisi |
| Arithmetic | Aritmetik | Aritmetik yas ortalamasi 23'tü sinifin. | Arithmitik |
| Ark Noah's | Nuh'un Gemisi | Arkadas | '' Nuh'un gemisi hikayesini okuyun'' dedi. | Aik noviz |
| Arm | Kol | Arim-kovanda degil her zaman kolumda yasar. | Arm |
| Armada | Donanma | Arima da güzel donanma kiyafeti giydirin. | Aimada |
| Armament | Teçhizat | Arima-mentollü teçhizat çantasini verdim. | Aimimint |
| Armchair | Koltuk | Arim-çayir da kurulmus eski koltukta yasar. | Armçeyir |
| Armistice | Ateskes | Arimiz-tiz ses çikarmazsa ateskes ilan edecegiz. | Armistis |
| Armour | Zirh | Arima-ur bulasmasin diye ona zirh giydirdim. | Armour |
| Armpit | Koltukalti | Arim-bit ile plan kurarak koltuk altim kasindirdi. | Armpit |
| Army | Ordu | Arim iyi-suan orduda askerlik yapiyor. | Armi |
| Aroma | Aroma | Aromali meyve sularini her zaman çok sevmisimdir. | Ariuma |
| Around | Çevresinde | Ari round boyunca boksörlerin çevresinde dolandi. | Iraund |
| Arouse | Canlandirmak | Aruz ölçüsüyle yazilan siirleri okumak ruhu canlandirir. | Irauz |
| Arrangement | Arajman | düzenleme | Arajmanini ben düzenledim bu sarkinin. | Ireyncmint |
| Array | Saf-sira | düzen | Araya-sirayi bozan kisi olarak girdim. | Irey |
| Arrears | Ödenmemis borç | Arariz onu bugün ödenmemis borcu varsa. | Ariieiz |
| Arrest | Tutuklama | Ari esti geçti yanimdan-hiz kurallarina uymuyor diye onu tutukladim. | Irest |
| Arrive | Varmak | Ari eve varinca bana haber verin. | Irayv |
| Arrogant | Kibirli | Ar-Okan'da yok o sadece kibirli biri. | Arigint |
| Arrow | Ok | Ari-''ov omzumu okunla'' dedi diger ariya. | Arou |
| Arsenal | Silah Deposu | Arsenal'in silah deposu-taraftariydi. | Aisinil |
| Arsenic | Arsenik | Arsenik solumaktan hasta olacaksin. | Aisinik |
| Arson | Kundakçilik | Ari son görev olarak kundakçiligi seçti. | Aisin |
| Art | Sanat | Art arda sanat eserleri çikarmak istemiyordum. | Art |
| Arterial | Atardamar | Arteri al yanindaki atardamara enjekte et. | Aiteriil |
| Artesian | Artezyen | Artezyen kuyusuna düstügünüzü hayal edin. | Aitizyin |
| Artful | Kurnaz | ustalik isteyen | Arti-ful ustalik isteyen islerde kurnaz biridir. | Aitfil |
| Artichoke | Enginar | Artik hokey-enginar yemeden oynanilmiyor. | Aitikhuik |
| Article | Makale | Arti-kil içinde makale yaziyordu. | Aitikil |
| Articulate | Tane tane söylemek | Artik-''kul egit'' diyorum tane tane söyleyerek. | Aitikyuleyt |
| Artificial | Sahte | Arti fis al-yaninda bulundur sahte ürünler için. | Aitifisil |
| Artillery | Topçu Sinifi | Arti ileri topçu sinifini karargaha çagirin. | Aitileri |
| Artisan | Zanaatçi | Artisi an-zanaatçiyi yaninda bul. | Aitizen |
| Artist | Sanatçi | Artist ile sanatçi ayni kavramlar degildir. | Aitist |
| Artless | Islenmemis | Arti-lessi cinsi köpegine islenmemis gida veriyordu. | Aitlis |
| As | gibi | As sunlari adam gibi-yoksa balkondan asagi atacagim seni. | Iz |
| As for | e gelince | As formulleri tahtaya-ögretmen sinifa gelince kaldiririz. | Iz fo |
| As from | den itibaren | As formunu buraya-su andan itibaren duvarda kalsin. | Iz from |
| As if | Sanki | Asif abi-sanki bir avukat gibi konusuyordu. | Iz if |
| As soon as | ir-mez | Asin az ipe su çamasirlari kocan gelir gelmez toplarsin. | Iz suun iz |
| As well as | Kadar | As valla as gömlegimi oldugu kadar artik. | Iz vel iz |
| Ascend | Yükselmek | As sen de-yükselip ipe çamasirlari. | Isend |
| Ascertain | Sorusturmak | Asker-tayin olusunu sorusturacakti. | Issöitin |
| Ascetic | Dünya zevklerinden elini çekmis | Asetik asit-dünya zevklerinden elini çektirir. | Isetik |
| Ascribe | Yakistirmak | Aski-rahip tarafindan götürülmüs-ona hiç yakistiramadim. | Iskrayb |
| Aseptic | Mikropsuz | Az hep dik agaç-böyle yaparsan mikropsuz agaçlar ortaya çikar. | Aseptik |
| Ashes | Kül | Asisi-kizgin küle batirilan igne ile yapildi. | Asiz |
| Ashamed | Mahçup | As Ahmed'in çamasirlarini ipe de mahçup olmayalim. | Iseymid |
| Ash bin | Çöp tenekesi | Asi-bin dolarken burda-Amerika'da asilar çöp tenekesine atiliyor. | As bin |
| Ashen | Kül gibi | Asin kolunu kül gibi yakti demek. | Asn |
| Ashore | Karada | Asure tatlisi her zaman karada yapilir. | Isoi |
| Asia | Asya | Asya kitasinda hiçbir ülkeye gezi düzenlemedim. | Eysi |
| Asia Minor | Anadolu | Asya Minur'un aski Anadolu'da basladi. | Eysi mini |
| Aside | Bir yana | Aside zararli demek bir yana tadinin da hos olmadigi belli . | Isayd |
| Ask | Sormak | Aski nedir diye sor bana-bende cevapliyim.. | Aisk |
| Askance | Yan gözle bakmak | As kancayi-yan gözle baktigin güzel kizin duvarina. | Iskans |
| Asleep | Uyumus | Asili ip-uyumus kizin boynuna dolanmisti. | Isliip |
| Aspect | Manzara | As-pekte mühim bir kart degildi bu manzarada. | Aspekt |
| Asphalt | Asfalt | Asfalt yapildi yollarimiza çok sükür. | Asfalt |
| Aspire | Can atmak | Az pire öldürmeye can atmiyordun. | Ispayi |
| Aspirin | Aspirin | Aspirin çok faydali bir hap sayilmaktadir. | Aspirin |
| Ass | Esek | As-esek sipasi çikardigin kiyafetleri askiya. | As |
| Assail | Saldirmak | As-sahildeki insanlara saldiran bu adami. | Iseyl |
| Assassin | Katil | Asasini çalan katil yakayi ele verdi. | Isasin |
| Assault | Saldiri | Asa | ultra saldiri yapabilcek kapasitedeydi. | Isoilt |
| Assay | Deneme | Az say paralari ki deneme yapabilelim. | Isey |
| Assemble | Monte etmek | Assam bile olmaz ki televizyonu monte etmek sart. | Isembl |
| Assent | Onay | Az sent harcamadim vize onayi almak için. | Isent |
| Assert | iddia etmek | Az sert ol bu iliskide yoksa hiçbir sey iddia edemezsin. | Isöit |
| Assess | Deger biçmek | Az ses çikarana daha çok deger biçilir. | Ises |
| Asset | Servet | As setini duvara bir servet gibi görünsün | Aset |
| Assign | Tahsis etmek | Asagi in ve sana tahsis edilen kirmizi arabaya bak. | Isayn |
| Assimilate | Benzemek | Asimile olup yabancilara benzeme. | Isimileyt |
| Asist | Yardim etmek | Asist yapan basketçiye | takim arkadaslari da yardim ediyordu. | Isist |
| Assizes | Geçici mahkeme | Asi ses | artik geçici mahkemelerde duyulmayacak. | Isaysiz |
| Associate | Ortak olmak | As o sehit bayraklarini | ortak ol acimiza. | Isousieyt |
| Assort | Siniflandirmak | Asortik kizlari siniflandirmak istemiyordum. | Isoit |
| Assume | Tavir takinmak | As sume kumasini ipe | tavir takinmadan. | Isyuim |
| Assure | Saglamak | Asureyi komsulara dagitman mahallede sevilmenizi sagladi. | Isui |
| Asthma | Astim | Astim hastaligina yakalanmis bir çocuk gördüm. | Asmi |
| Astir | Hareketli | Astir ayaktaki hareketli kiza ceketini. | Istöi |
| Astonish | sasirtmak | Astin on isi birden ve herkesi sasirttin. | Istonis |
| Astound | Hayretler içinde birakmak | Asti un torbasini tek eliyle ve herkesi hayretler içinde birakti. | Istaund |
| Astride | Bacaklarini ayirarak | Astir iti meydanda bacaklarini ayirarak demen yanlisti. | Istrayd |
| Astray | Kötü yola düsmek | Astir | ay desenli montunu kötü yola düsen kadina. | Istrey |
| Astrology | Astroloji | Astroloji saygi duydugum bir alandi. | Istroloci |
| Astute | Cin gibi | Az tut kizi elinden cin gibi ol biraz. | Istyuit |
| Asunder | Ayri ayri | As-Önder | bu çamasirlari ayri ayri. | Isandi |
| Assylum | Siginak | Asli'ma bak be | yagmurdan korunmak için kendine siginak yapmis. | Isaylim |
| At | de | da | At da et yemegi yiyebiliyormus | en azindan bunu ögrendim. | Et |
| Atheism | Ateizm | Ateizm konulu bir konferansa katildim | Eythiizim |
| Atlethic | Atletik | Atletik bir vücudum yoktu ama sisman da degildim. | Atletik |
| Atmosphere | Atmosfer | Atmosfere iyi bakmaliyiz. | Atmisfi |
| Atomize | Püskürtmek | Atom ise tüm elektronlari püksürttü. | Atimayz |
| Atom | Atom | Atom | maddenin en küçük yapi tasina denir. | Atim |
| Atone | Telafi etmek | At | '' o ne-yarisi telafi etmeme bir firsat vermeyecek misiniz'' dedi. | Itoun |
| Atrocity | Gaddarlik | Atar oksiti yüzüne | gaddarlik eden adam. | Itrousiti |
| Attach | Tutturmak | Ataçla tuttur bu sayfalari | lütfen. | Itaç |
| Attack | Atak | hücum | Atak yani hücum futbolunu oynatmayi çok severim. | Itak |
| Attain | Ulasmak | At-tayinini Veliefendi Hipodromu'na aldirarak hayaline ulasti. | Iteyn |
| Attempt | Tesebbüs etmek | At-tempoda kosarken onu durdurmaya tesebbüs etme. | Itempt |
| Attention | Dikkat | At-en singildak elbisesiyle dikkat çekti. | Atensin |
| Attest | Onaylamak | tasdik etmek | At testi geçti juriye de bunu onayladi. | Itest |
| Attic | Tavan arasi | Atik kizlari-tavan arasinda bile yakalayamam. | Atik |
| Attitude | Tavir | Atti tuttu ama sapsal tavri hiç degismedi. | Atityuit |
| Attorney | Vekil | At-turnayi görünce ona vekil olmayi kabul etti. | Itöini |
| Attract | Cezbetmek | At-traktördeki disi ati fena cezbetti. | Itrakt |
| Attribute | Dayandirmak | At-tribi yuttu çünkü içinde dayandirdigi güçlü sebepler vardi. | Itribyuit |
| Auburn | Kumral | O burun asla kumral saçli kiza yakismiyordu. | Öibin |
| Auction | Arttirma ile satis | O kisin internette açik arttirma ile iç çamasiri satiyordu. | Oiksin |
| Audacity | Küstahlik | Oda asidi bence küstahlik yaparak vücuduna girdi. | Oidasiti |
| Audible | Duyulabilir | Audi bile-duyulabilir bir ses sistemi kuramamis. | Oudibil |
| Audit | Denetleme | Audi tir çarpmalariyla da denetlendi. | Oidit |
| Aught | Herhangi bir sey | Agit-herhangi bir sey için yakilabilir. | Oit |
| Augment | Arttirmak | Agu-mentollü sekerle söylenirse sesin siddetini arttir. | Ougment |
| August | Agustos | Agustos ayinda dünya evine girmeyi planliyorum. | Ougist |
| Aunt | Teyze | Aunt içerim ki teyzemin her dedigini yaparim. | Aint |
| Austerity | Sertlik | Astir iti aranizda daha fazla sertlik yasanmadan. | Ostiiriti |
| Authentic | Otantik | Otantik müzikler dinlemeye bayilirim. | Othentik |
| Author | Yazar | 'Otur ve yazarligina devam et'' dedi-Merve'm. | Oithi |
| Auto | Oto | Oto satislari hergün giderek azalmaktaydi. | Oitou |
| Automobile | Otomobil | Otomobil kullanmayi severim. | Outhmibil |
| Automatic | Otomatik | Otomatik vitesli bir araba kullanacagim. | Oitimatik |
| Autopsy | Otopsi | Otopsi sonucunda her sey belli olacak. | Oitepsi |
| Autumn | Sonbahar | Otum her zaman sonbaharda büyür. | Oitim |
| Auxiliary | Yardimci | Aaa! O kiz ileri giderse ona yardimci olamam ki. | Oigzilyiri |
| Available | Geçerli | 'Ava aile bul'' sözün geçerli oldu bende. | Iveylibil |
| Avalanche | Çig | Avlanis büyük bir çig düsmesine neden oldu. | Avilains |
| Avarice | Para hirsi | Avariz vergisinin arttirilmasi-tamamen para hirsindandi. | Aviris |
| Avenge | in intikamini almak | Av-engel oldu bana ve yavrusunun intikamini aldi. | Ivenç |
| Avenue | Genis cadde | Av-en iyi; bos ve genis cadde üzerinde avlanir. | Avinyui |
| Average | Ortalama | Averaji ve gol ortalamasi bu sezon çok düsük takimin. | Aviriç |
| Averse | Hoslanmaz | A verse B bu durumdan hiç hoslanmazdi. | Ivöis |
| Avert | Önlemek | Av | ertesi gün avciyi önlemek için plan kurdu. | Ivöit |
| Aviation | Havacilik | Avi atiyon yukari-havacilik ögrencisi de onu tam 12'den vuruyor. | Eyvieysn |
| Avoid | Sakinmak | Av-o it için sakinilacak degerdeydi. | Ivoyd |
| Avow | Itiraf etmek | Av ''ow beni'' dedigini itiraf etti. | Ivau |
| Await | Beklemek | Av-ait oldugu dogaya dönmeyi seni bekledi. | Iveyt |
| Awake | Uyanmak | Av-egik yataktan irkilerek uyandi. | Iveyk |
| Award | Ödül | Av-ard arda ödül almaktan bikmisti. | Ivoid |
| Aware | Farkinda | Avare avare dolanirdim ama herseyin de farkindaydim. | Ivai |
| Away | Uzak | Av-ay dolunayken uzaktan kolay görünürdü. | Ivey |
| Awfull | Korkunç | Av-ful korkunç gözüküyordu buradan. | Oifil |
| Awhile | Bir süre | Av-hile yapanlara karsi bir süre bekledi. | Ivayl |
| Awkward | Sakar | Av kovardi hep bizim sakar avciyi. | Oikvid |
| Awning | Güneslik | Avni-ingilizceyi günesligin altinda ögrendi. | Oinin |
| Awry | Yan | Av-rayin yan tarafinda yatmis ölmeyi bekliyordu. | Iray |
| Ax | Balta | Aks motorun bir parçasidir ve balta ile kirilarak yerinden çikartilir. | Aks |
| Axis | Eksen | Ak sis bulutu dünyanin ekseni tarafinda dönüyordu. | Aksis |
| Axle | Aks | Aksel'e arabanin aksi bozuldu yolda kaldim-dedim | Aksil |
| Ay | Olumlu oy | Ay kiz sana her zaman olumlu oy kullanirim ben ayol. | Ay |
| Azure | Masmavi | Az üre dedim masmavi gözlü siyah kedime. | Azyö |
| Baby | Bebek | Bebegim ile çok güzel vakit geçiriyoruz. | Beybi |
| Bachelor | Bekar erkek | Bakilir mi bekar erkeklere sence? | Batçili |
| Back | Geri | Bak-futbolda bek demek-defansin en gerisinde oynayan demektir. | Bak |
| Back alley | Arka sokak | Bak Ali'ye-arka sokakta nasil da çalisiyor. | Bak ali |
| Back bite | Iftira atmak | Bak-bite iftira etme-suç sende kafani yikamiyorsun. | Bak bayt |
| Back bone | Omurga | Bak-bone takmis temiz duruyor kiz ama omurgasi biraz egri. | Bak boun |
| Back breaking | Yorucu | Bak-birakin gidin dedim-yorucu isler getirmeyin basima. | Bak breyking |
| Back fire | Geri tepme | Bak-fire vermeyiz lafin nasil da geri tepti. | Bak fayi |
| Back gammon | Tavla | Bak-gamin da kederin de sadece tavla oynamayla geçer. | Bak gamin |
| Backward | Geriye dogru | Bak-vardi oda WC-geriye dogru git hemen karsinda. | Bak vird |
| Bacon | Domuz pastirmasi | Bak on tane domuz pastirmasi yapmis adam. | Beykin |
| Bacteria | Bakteri | Bakteri plagini yok etmek için dislerinizi firçalayiniz. | Bakteriyi |
| Bad | Kötü | Bat elime diken tel-kötü hissettirir kendimi. | Bad |
| Badge | Rozet | Bacim sen yildizli rozet takmalisin kiyafetine. | Bac |
| Badger | Porsuk | Bat ve ger beni kalin porsuk tüyleri. | Bacir |
| Badlands | Çorak arazi | Bat lan dese-çorak araziye ne düsünürsün? | Badlands |
| Badminton | Badminton | Badminton oynarken düstüm. | Badmintin |
| Baffle | Plan bozmak | sasirmak | Bag fiile yanit veremeyince tüm planlarim bozuldu. | Bafil |
| Bag | Çanta | Bak sakin çantani kaptirma kapkaççilara. | Bag |
| Baggage | Bagaj | Bagaji kontrol ettin mi-yola çikiyoruz birazdan. | Bagic |
| Bail | Kefaletle serbest birakilmak | Bay-il genelinde kefaletle serbest birakildi. | Beyl |
| Bailiff | Icra memuru | Bay-Elif için icra memuru tuttu. | Beylif |
| Bait | Yem | Bay it-bazen güzel bir yem olur sevgili için | Beyt |
| Baker | Firinci | Bak erken gidersen firinci kizi görebilirsin. | Beykir |
| Balance | Balans | denge | Balans ayari güzelce dengelendi arabanin. | Balins |
| Balcony | Balkon | Balkonu ben temizlemek istiyorum. | Balkini |
| Bald | Dazlak | Baldi dazlak kafali kizin dudaklari. | Bold |
| Baleful | Kötü niyetli | Bale | ful kötü niyetli insanlar tarafindan izleniyordu. | Beylfil |
| Balk | Engel olmak | Bal kabagi yetistirmeme engen oldun. | Bulk |
| Balkans | Balkanlar | Balkansa | balkanlarda yasasin. | Balkans |
| Ball | Top | Bal gibi de top oynanir bu bol sortlarla | Bol |
| Ballad | Türkü | Balladi dilini ve türkü söylemeye basladi. | Balid |
| Ballast | Safra | Balla | astim ve safra hastaliklarini tedavi edebilirsin. | Balist |
| Ballbearing | Bilye | Bal | birinin getirdigi bilyeler arasindaydi. | Bolbiiring |
| Ballet | Bale | Balet olan bir erkek arkadasim çok güzel bale yapardi. | Baley |
| Ballot | Oy vermek | Bal | ot ile yenirse oy vermek kolay gelir insana. | Balit |
| Ballroom | Balo salonu | Bal | Rum markasi olunca balo salonunda tanitimi yapildi. | Bolruim |
| Balm | Merhem | Balim merhem gbidir | yiyincehemen iyilesirsin. | Balm |
| Balmy | Dinlendirici | Balimi yiyebilirsin dinlendiricidir. | Balmi |
| Baloney | Zirvalik | Balon ''Ey seni zirvalik'' deyince sahibi korktu.. | Biloni |
| Balsam | Balsam | Balsam balim diyen balsam kremini hayal ediniz. | Balsim |
| Baltic Sea | Baltik Denizi | Baltik Denizi-gemi seyahatimin son duragiydi. | Baltik si |
| Balustrade | Parmaklik | Bal | ustrada ve parmakliklar ardinda yapilmaya baslandi | Balistreyt |
| Bamboo | Bambu | Bambu agaçlarinin boyu çok uzundur. | Bambu |
| Bamboozle | Aldatmak | Bam telim bozuldu | demem seni aldatmasin | Bambuizil |
| Banal | Bayagi | Banal ve bayagi kelimelerinden hiç hoslanmam. | Beynil |
| Ban | Yasaklanmak | Ban yedigim için siteye erisimim yasaklandi. | Ban |
| Banana | Muz | Bana nasil muz vermezsin güzel abim | Binani |
| Band | Bant | serit | Bant ve seritleri güzelce yapistirin. | Band |
| Bandage | Bandaj | Bandaj ile sahada kosabilmem lazim. | Bandic |
| Bandit | Haydut | 'Ban | dit'' yemegime diyen bebek büyüdügünde haydut oldu. | Bandit |
| Bandy | Çarpik | Bandi yanimdaki çarpik bacakli kiza yapistirdim. | Bandi |
| Bane | Yikim | Bane ne sen yikima ugradiysan terk edildikten sonra. | Beyn |
| Bang | Patlama sesi | Bang bang diye patlama sesi duyduk. | Ban |
| Banish | Sürgün etmek | Bana is çikartirsan seni sürgüne yollarim. | Banis |
| Banister | Parmaklik | Ban ister kendisine omlet | parmaklik arasindan. | Banisti |
| Bank | Banka | Banka islemleri için bugün bankaya gittim. | Bank |
| Banknote | Banknot | Banknot yoksa bozuk para var. | Banknout |
| Bankbook | Hesap cüzdani | Banka | bok gibi hesap cüzdani üretiyor. | Bankbuik |
| Banker | Banker | Banker olmak isteyen arkadasim var. | Banki |
| Bank rate | Faiz orani | Banker egit ki bize düsük faiz oranini versin. | Bankreyt |
| Bankrupt | Iflas etmis | Banka | raptiye satmaya baslayinca iflas etmis. | Bankrapt |
| Banner | Bayrak | Banner yaptim bilgisayarda | bayrak seklinde | çok güzel. | Banir |
| Banquet | Ziyafet | sölen | Banka | küvet parami karsilarsa size ziyafet çektirecegim. | Bankvit |
| Baptize | Vaftiz etmek | Vaftiz edilen bebek büyüyünce Müslüman oldu. | Baptayz |
| Bar | Bar | meyhane | Bar ve meyhane sokagi burasidir. | Bar |
| Barbed | Dikenli | Bar | bedeni dikenli tel üstünde tutuyordu. | Barbid |
| Barbarian | Barbar | Barbari an köyünü bassin | dediginizi hayal ediniz. | Barberiyin |
| Barbeque | Barbekü | Barbekü partisi veriyorum bu gece. | Baibeku |
| Barber | Berber | Berber | saç tirasi esnasinda çok konusuyordu. | Barbir |
| Bare | Çiplak | Bar | E kapisindan çiplak bacakli kizlari agirliyordu. | Ber |
| Barefoot | Yalinayak | Bari futbolu yalinayak oynasaydik. | Berfut |
| Barely | Zar zor | Bar | eli açik olmayan zar zor bahsis veren müsterilerle doluydu. | Berli |
| Bargain | Pazarlik | Bargain marka spor araba için pazarlik yapiyoruz. | Bargin |
| Bark | Havlamak | Bar kapisina | havlayan köpek koydum. | Bairk |
| Barley | Arpa | Bar | Leyla için ''arpa suyu içmeye yarayan bir mekandan'' ibaretti. | Barli |
| Barn | Çiftlik ambari | Barin tabiki çiftlik ambarinda kurulmasi lazim. | Barn |
| Baron | Baron | Baron | kendisini yüksekte gören kisidir. | Barin |
| Barracks | Kisla | Barakasa orasi | neden kisla diye tanitiyorsun. | Bariks |
| Barrage | Baraj | Barajlardan elektrik üretimi yapilir. | Baric |
| Barrel | Varil | Bar | el degmemis varilleri bünyesinde barindiriyordu. | Baril |
| Barren | Kurak | Bar | en sicak ve kurak günlerini yasiyordu. | Barin |
| Barricade | Barikat | Barikati asarsak hedefe çabuk ulasiriz. | Barikeyt |
| Barrier | Bariyer | Bariyer | kazalari önlemek için koyulmustur. | Bariyir |
| Barrow | El arabasi | Bar | ov beni diyen kizlarla doluyken oraya el arabasiyla mi gidecegiz? | Barou |
| Barter | Takas | Bar | ter temizken takas yoluyla satilacakti. | Bartir |
| Baseball | Beysbol | Beysbol en sevdigim spor türüdür. | Beysbol |
| Bashful | Çekingen | Bas | ful çekingenlikten dolayi agrir. | Basfil |
| Basic | Temel | Basik demirlerle temel atmak pek dogru degil. | Beyzik |
| Basin | Legen-''Basin legenin üzerine'' dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Beysin |
| Bask | Güneslenmek | Bask bölgesi Ispanya'nin güneslenmeye en müsait bölgesidir. | Bask |
| Basket | Sepet | Basket attigim sepet kutusu yere düstü. | Baskit |
| Basketball | Basketbol | Basketbol oynamayi çok severim. | Baskitbol |
| Bass | Bas(Müzik) | Bas | müzik dinleme zevkini çok arttirir. | Bas |
| Baste | Üzerine eritilmis yag dökmek | Beste üzerine eritilmis yag döküldü. | Beyst |
| Bat | Yarasa | Bat günes artik su yarasalar piyasaya çiksin. | Bet |
| Bath | Banyo | Bat hadi banyo küvetinin içine askim. | Bath |
| Bathrobe | Bornoz | Batir hop su bornozunu suya | temizlesin. | Batrob |
| Battalion | Tabur | Battali | on tabur askerin üzerine ziplarken izledim. | Bitalyin |
| Batter | Yumruklamak | Batir suya beter olsun iyice yumrukla. | Batir |
| Battle | Savasmak | Bati ile savasmak asla istemem | Batil |
| Battery | Batarya | pil | Bataryam bittigi için telefon kapandi. | Batiri |
| Bawdy | Açik saçik | Bedeviler öyle açik saçik giyinmezler. | Boidi |
| Bawl out | Azarlamak | Bavul atan adami azarladim. | Bovl aut |
| Bayonet | Kasatura | Bay | on et kesti kasatura ile dediginizi hayal ediniz. | Beyinet |
| Bazaar | Pazar | Pazar | burada sadece Cuma günleri kurulur. | Bizar |
| Be | Olmak | Bi gol ol ya dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Bi |
| Beach | Sahil | Biç çimleri sonra da sahile gidip yüz. | Biç |
| Bead | Boncuk | Be adam mavi boncuk dagitma bide herkes | Bid |
| Beak | Gaga | Bi | ak çesme ya | gagasiyla su içsin su hayvanlar. | Bik |
| Beam | Isik saçmak | BIM'den isik saçan çanta aldim. | Bim |
| Bean | Fasulye | Bin kilo fasulye alip evde güzelce pisirin. | Bin |
| Bear | Ayi | Bir ayi oturmus | ''Gummy Bear'' videosunu izliyordu. | Biir |
| Bearable | Tahammül edilebilir | Bir ablaya tahammül edilebilir ama ikincisi süpheli | Biireybil |
| Beard | Sakal | Birde uzun sakal biraksan çok yakisir. | Bird |
| Bearing | Davranis | Bir Ingiliz | tüm davranis kurallarini bilir. | Biiring |
| Beast | Hayvan | BIST borsasinda hayvan hisseleri alamazsin. | Bist |
| Beat | Yenmek | Bit | keneyi kafa üzerinde oynadigi maçta yendi. | Bit |
| Beaten | Çirpma makinesi | Bitin en iyi bilfigi makine | çirpma makinasidir. | Biitin |
| Beautiful | Güzel | Bi ütü | ful olarak çalisirsa güzel sonuç verir. | Byutifil |
| Beauty | Güzel kisi | Bi ütüyü sadece güzel bir kisi tanitabilir. | Biyuti |
| Beaver | Kunduz | Bi ver su kunduzu kucagima bakayim. | Bivir |
| Because | Çünkü | Bi koz buldum çünkü seni kaybetmek istemiyorum. | Bikauz |
| Become | Olmak | Bi komi ile nasil arkadas olursun? | Bikam |
| Bedroom | Yatak odasi | Bodruma yatak odasi takimi aldim. | Bedrum |
| Bee | Ari | Bi ari kovanini zor durumda kalmadikça terk etmez. | Bi |
| Beefsteak | Sigire eti | Biftek ancak sigir etinden yapilmalidir. | Bifsteyk |
| Beeline for | Kestirmeden gitmek | Beline efor testi için hastaneye kestirmeden gidecegim. | Blayn fo |
| Beer | Bira | Bir bira lütfen | yaninda fistik ve buzda olsun. | Biir |
| Beetle | Böcek | Bi tilsimla al böcegi yanina bi etle karsilastir. | Bitil |
| Befall | in basina gelmek | Bi fol yumurtanin basina daha neler gelebilirdi ki. | Bifol |
| Befit | Yarasmak | Bi fit koca yarasir yanina senin. | Bifit |
| Before | Önce | Bi fora etsem yelkenleri demeden önce | bir bardak süt içtim. | Bifor |
| Befriend | Yardim eli uzatmak | Bi fren de sen siksan aslinda ona yardim eli uzatmis olursun. | Bifrend |
| Beg | Dilemek | Beg yani defansta oynamayi Allah'tan dilediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Beg |
| Beggar | Dilenci | Beggar dilenci ile bekar dilenci arasinda çok fark yok | Begir |
| Begin | Baslamak | Begin demeye basladi gene beynim. | Bigin |
| Begone | Defol | Beg''o ne'' diye sordu bende ona ''defol'' dedim. | Bigon |
| Begrudge | Esirgemek | 'Begrudge'' kelimesini sizden esirgedim. | Bigrac |
| Beguile | Aklini çelmek | Bi gül ile kizin aklini çeldim. | Bigayl |
| Behalf of | in adina | Bi halife '' of demez'' diyemezsin | lütfen halifenin adina konusma. | Bihaf iv |
| Behavior | Davranmak | Bir havyar ye ve herkese iyi davran. | Biheyvi |
| Behead | in basini kesmek | Bi he deseydin ona | o da tavugun basini kesmezdi. | Bihed |
| Behind | Arkasinda | Bi Hindi'nin arkasinda duramadin. | Bihaynd |
| Behold | Seyretmek | Bi holde yürür gibi yapip | olanlari seyretsene. | Bihould |
| Being | Varlik | Beyin gelisimimiz | dünya disi varliklar tarafindan engellendi. | Biying |
| Belated | Gecikmis | Bela | Ted'in isini bitirmis olailir ve gecikmis olabiliriz. | Bileytid |
| Belch | Gegirmek | Bel çibani sadece gegirmekle iyilesir. | Belç |
| Belief | Inanç | Bi lif ile banyo hayatini idare edebilir bence | inanç sahibi bir insan | Bilif |
| Believe | Inanmak | Beli | eve sigamayacak büyük olduguna inanmiyorum. | Biliv |
| Believer | Mümin | Belli | ever isterse bu mümin kendisini. | Billiivi |
| Belittle | Küçümsemek | Beli | itle yaparsan köylüler seni küçümser. | Bilidil |
| Bell | Zil | Bel kemigim titredi | bu zil sesini duyunca. | Bel |
| Belle | Dilber | Belle su topragi dilberim dediginizi canlandiriniz. | Bel |
| Belligerent | Savasçi | Beli geren de-o kulandigin savasçi kemeriydi. | Bilicirint |
| Bellow | Bögürmek | Beli ov güzelce ve bögürt sevgilini. | Belou |
| Belt | Kemer | Bele takilan kemerin önemi büyüktür. | Belt |
| Bench | Sira | Bençte oturan basketçiyi | siradan kaldirip oyuna soktum. | Benç |
| Bend | Dönemeç | Bende dönemeçte zorlaniyorum | dediginizi hayal ediniz. | Bend |
| Benefactor | Iyilik eden | Ben'e-faktör krem uygularsan iyilik edersin. | Benifakti |
| Benefit | Faydali olmak | Beni fit yap | faydali olmak istiyorsan | Benifit |
| Benevolent | Hayirsever | Beni volenden eksik etme hayirsever kardesim. | Binevilint |
| Bening | Iyi kalpli | Ben ingilizceyi | iyi kalpli bir insandan ögrendim. | Binayin |
| Benzine | Benzin | Benzin fiyatlarinda bu yil artis var. | Benzin |
| Bequest | Vasiyet | Bi küveste dogan bebek | gün gelir milyonlar vasiyet eder. | Bikvest |
| Bereave | Yoksun birakmak | Biri eve gelmezse beni sohbetten yoksun birakmis olur. | Biriv |
| Beret | Bere | Bere temiz | takabilirsin dediginizi hayal ediniz. | Berit |
| Berry | Meyve tanesi | Beri gel sana meyve tanesi yedireyim. | Beri |
| Berth | Ranza | Berth Fox'u ranzada birt yaparken yakaladim. | Birth |
| Beseech | Yalvarmak | Biz hiç insanlara yalvarmadik. | Bisic |
| Beset | Sarmak | Bi set çekmem lazim beni saran bu kokuya. | Biset |
| Beside | Bundan baska | Bi saydim stoklari bundan baska ürün kalmamis | Bisayd |
| Besiege | Basina üsüsmek | Biz Iç Ege'de konser verince herkes basimiza üsüstü. | Besic |
| Besmear | Bulastirmak | Bismir suyuna lütfen mikrop bulastirmayin. | Bismiir |
| Best | En iyi | Best Model'de en iyi manken bendim. | Best |
| Bestial | Hayvan gibi | Besteyi al içine hayvan gibi sözler ekle. | Bestiil |
| Bestow | Bagislamak | Best of albümümü | hayir kuruluslarina bagisladim. | Bistou |
| Bestseller | En çok satan kitap | Bestseller olmus kitaplar en çok satan kitaplardir. | Bestseli |
| Bet | Bahse girmek | Bet sitelerinde bahse girmek yasaktir. | Bet |
| Betray | Ele vermek | Beter | ay sonunda yakayi ele verdi. | Bitrey |
| Betroth | Nisanlanmak | Bi tortu yüzünden-nisanlimdan vazgeçtim. | Bitroth |
| Better | Daha iyi | Beter oldu is-daha iyi olacak derken. | Betir |
| Between | Arasinda | Bi Tv'in-bir de radyon var dört duvar arasinda. | Bitviin |
| Beverage | Içecek | Bi verici lazim televizyona birde içecek. | Bevric |
| Bewail | Sizlanmak | Bi vali geldiginde-bi de sevgilim geldiginde sizlanirim. | Biveyl |
| Beware | Sakinmak | Bi var bi yok-herkesten sakindigim sevgilim. | Bivei |
| Bewilder | sasirtmak | Bi fildir döner gözlerin sasirtirsam senin. | Bivildir |
| Bewitch | Büyülemek | Bi vinç kullanan erkek bile büyüler beni. | Biviç |
| Beyond | Ötede | Bi yont su ötedeki taslari | belki hazine buluruz. | Biyond |
| Bias | Meyilli | Bi As gelse kartlardan | sen bana meyilli olurum. | Bayis |
| Bib | Mama önlügü | Bib bib diye korna çalan soföre mama önlügü giydirdim. | Bib |
| Bible | Kutsal kitap | Bible | kornayi çal…kutsal kitap okunurken kimse uyumasin. | Baybil |
| Bicker | Agiz dalasi | Bi kir seninle agiz dalasi yapanin agzini. | Bikir |
| Bicyle | Bisiklet | Bay sikilgan | biraz bisiklet sürmek istedi. | Baysikil |
| Bid | Fiyat teklifi | Bide kitabim için fiyat teklifinde bulunsaniz çok sevinecegim. | Bid |
| Biennial | Iki yillik | Beni al yanina iki yilligina egit. | Bayeniyil |
| Big | Büyük | Biga büyük bir ilçe olacak yakin zamanda | Big |
| Bigamy | Iki eslilik | Biga mi iki eslilige izin vermeyen ilçe? | Bigimi |
| Bigotry | Bagnazlik | Biga | o tiri bagnazlik yapanlarla dolu oldugu için ilçeye almadi. | Bigitri |
| Bilberry | Yaban mersini | Bil | beri helen yaban mersininin adini. | Baynd |
| Bile | Safra | Bile bile safra kesesini aldirmak istemiyordu. | Bayl |
| Bilingual | Iki dil konusan | Bilin golu su iki dil konusan adam atti. | Baylingvil |
| Bilious | Safra ile ilgili | Biliyoz safra ile ilgili bir sorunun oldugunu. | Biliis |
| Bill | Fatura | Bill | yüksek gelen faturayi görünce çildirdi. | Bil |
| Billboard | Bilbord | ilan tahtasi | Bilbord tasarlayarak ilanimi yapistirdim. | Bilbord |
| Billfold | Cüzdan | Bill | folda pisen yumurtayi | cüzdanindan çikardigi parayla satin aldi. | Bilfold |
| Billiards | Bilardo | Bilardo salonu varsa oynamaya hazirim. | Bilyirdz |
| Billion | Milyar | Biliyon benim hiç 100 milyarim olmadigini. | Bilyin |
| Billow | Büyük dalga | Bill | ''Ovadaki nehir büyük dalga yaratmaz.'' | Bilo |
| Bimonthly | Iki ayda bir olan | Bi montlu kiz ayarlaman iki ayda bir olan bir olaydir. | Baymantli |
| Bind | Baglamak | Binde bir olasilik bence | kocasini kendisine baglamasi. | Baynd |
| Binoculars | Dürbün | Bin okul arsasina bu dürbün ile bakiniz. | Binokyilis |
| Biography | Biyografi | Biyografi okumaktan hoslanirim. | Bayogrifi |
| Biology | Biyoloji | Biyoloji dersine giren ögetmenimizi çok seviyorum. | Bayoloci |
| Bird | Kus | Birde kus bakarim fiyordun | ne ola bö deyince korktun. | Böid |
| Birth | Dogum | Bir tarih girin ya da dogum tarihini bos birakin. | Böith |
| Biscuit | Bisküvi | Bisküvi denince akla hemen onu adi gelir. | Biskit |
| Bishop | Piskopos | Bi sop açsam | piskopos hemen gelir. | Bisip |
| Bison | Amerikan yaban öküzü | Bi son ver istersen Amerikan yaban öküzü kesmeye. | Baysin |
| Bit | Biraz | Bit | biraz kafa kasindirir ama onun da özel sampuani vardir. | Bit |
| Bitch | Disi köpek | kancik | Biç otlari-kancik disi köpekte makinenin üstünde dursun. | Biç |
| Bite | Isirik | Bite kocaman bir isirik atmayi ögrettim. | Bayt |
| Biting | Keskin aci | Bit | ingiliz kafalarinda keskin bir aci birakirdi. | Bayting |
| Bitter | Aci-sert | Bitter çikolatanin tipi sert tadi aci olur. | Biti |
| Bitumen | Zift | Bi tümen asker | zift atilmis yolun kurumasini bekliyordu. | Bityumin |
| Blab | Bosbogazlik etmek | Bu laboratuvarda bosbogazlik eden çalisamaz. | Blab |
| Black | Siyah | Bilek çok siyah ise muhtemelen zenci koludur. | Blek |
| Blackmail | santaj | Bilek | mail atanlara santaj yapabilecek güçtedir. | Blekmeyl |
| Blacking | Ayakkabi boyasi | Bilegin-ayakkabi boyasi ile temizlenmez. | Bleking |
| Blackmarket | Karaborsa | Bilekligi marketten alamadim anca karaborsada bulabildim. | Blekmaikit |
| Blacken | Kararmak | Bilek | en güzel kararinca güzel olur. | Blekin |
| Blackberry | Bögürtlen | Bilek beri dursun birazibu bögürtlene dokunmasin | Blekberi |
| Bladder | Sidik torbasi | Bilader tuvalette sidik torbana dikkat et | Bladi |
| Blade | Biçak agzi | Biledi mi biçagin agzini yoksa bilemedi mi? | Bleyd |
| Blame | Sorumlu tutmak | Bileyim de sorumlu tutulacagimi ona göre davranayim. | Bleym |
| Bland | Tatli | hos | Bulandi oda | tatli ve hos kokularla | Bland |
| Blank | Bos | Bil | Ankara'da bos bir dairede yasadigimi. | Blank |
| Blanket | Battaniye | Bil anketi | kazan battaniyeyi. | Blankit |
| Blasphemy | Kutsallara saygisizlik | Bil apsemi saygi duy | benim kutsallara da saygisizlik etme. | Blasfimi |
| Blast | Patlatmak | Bu lastigi patlattigin için kaza meydana geldi. | Blast |
| Blaze | Alevlenmek | Bu laz evi-kalbi alevlendiren bir kizi andiriyordu. | Bleyz |
| Blazer | Spor ceket | Bu lazer | spor ceketinin içindeydi. | Bleyzi |
| Bleach | Agarmak | Biliç | agaran saçlari için ilaç kullaniyor. | Bliiç |
| Bleak | Soguk | tatsiz | Bil | 'e akvaryumu için tatsiz ve soguk su önerdim. | Bliik |
| Blear | Çapakli | kamastirmak | Bilir | parmak sokulmaz çapakli göze. | Blii |
| Bleat | Melemek | Bil'e at asla melemez deyince kizdi. | Bliit |
| Bleed | Kanamak | Bilet alirken adeta elim kanadi. | Bliid |
| Blemish | Leke | Bilemis kan lekeli biçagini | tekrar kesmeye geliyor. | Bilemis |
| Blend | Karistirmak | Blendirda karistir bu bitkileri. | Blend |
| Bless you | Çok yasa | Bil | ''Esiyo bu rüzgar | hapsirirsan çok yasa…''dedi. | Bles yu |
| Blessing | Nimet | Bilesin ki bilezik nimetlerin en kiymetlisidir. | Blesing |
| Blind | Kör olmak | Bill | indi asagiya kolayca | kör olmasina ragmen bunu basardi. | Blaynd |
| Blindness | Körlük | Bilindiginiz yerlere söyleyin size körlük testi yapsinlar. | Blayndnis |
| Blink | Gözlerini kirpmak | Bi link atinda gözlerimi kirpmadan izleyim filmi. | Blink |
| Bliss | Mutluluk | Bil | is olan ceketini atip yerine yenisini alinca mutluluktan havaya uçtu. | Blis |
| Blister | Kabarcik | Bil ister agzindan kabarciklar çikarttigini. | Blisti |
| Blizzard | Kar firtinasi | tipi | Bil'i zardaki hileyi fark edince kar firtinasina ragmen eve geri döndü. | Blizid |
| Bloat | sisirmek | Bilo | at yarislarinda kuponunu iyi sisirmis. | Blout |
| Block | Kütük | Blok arasina kütük koymak yasaktir. | Blok |
| Block up | Tikamak | Blok | apartmanin girisini tikamisti. | Blok ap |
| Blockade | Ablukaya almak | Bloke edilmis telefonlari tasiyanlar ablukaya alindi. | Blokeyd |
| Blockhead | Dangalak | Blok et hadi | dangalak su telefonu | Blokhed |
| Blonde | Sarisin | Bul ondaki sarisin peruklari lütfen. | Blound |
| Blood | Kan | Bulut | kan aglar gibi gökyüzünden asagi dökülüyordu. | Blad |
| Bloodling | Tüyler ürpertici | Bulut | link göndermis içinde tüyler ürpertici görüntüler var. | Bladling |
| Bloodshot | Kanlanmis göz | Bulut | sut atinca | kalecinin gözü kanlandi. | Bladsat |
| Bloodthirsty | Kana susamis | Bulut tirsti | kana susamis kurtlari görünce. | Bladtöisti |
| Bloodvessel | Kan damari | Bulut ve sel | kan damarimi patlatti. | Bladvezil |
| Bloody | Kanli | Bul adi herif | sakladigin kanli gömlegini. | Bladi |
| Bloom | Çiçek açmak | Bolu'm | çiçek açan bahçeleriyle ünlüdür. | Bluim |
| Blossom | Çiçek açmak | Bilo | som altini bulunca yüzünde çiçekler açti. | Blosim |
| Blot | Ayip | Bi lot hisse sattim diye ayip mi ettim yani. | Blot |
| Blotch | Büyük leke | Bil | ''Otçu hanimla evlenmek ailemize büyük leke getirir.''dedi. | Bloç |
| Blouse | Bluz | Bluz aldim aksamki yemekte giyecegim. | Blauz |
| Blow | Üflemek | Bil | ''ov beni'' derken yüzüme üfledi. | Blou |
| Blow up | Havaya uçurmak | Bilo | waptan internete girince mutluluktan havaya uçtu. | Blou ap |
| Blue | Mavi | Blue jeanlerimin hepsi mavi renkli ve yirtikti. | Blui |
| Blues | Melankoli | keder | Blues müzik insani melankolik yapar. | Bluiz |
| Bluff | Blöf | Blöf yapanlar çogu kez iddialarini kazanirlar. | Blaf |
| Bluish | Mavimsi | Bul is bana | Mavimsi otel içinde. | Bluis |
| Blunt | Körlestirmek | Buluntular insanin gözünü körlestiriyordu. | Blant |
| Blur | Bulaniklik | Bulur o tv bulanikliginin çözümünü. | Blöi |
| Blurt out | Agzindan kaçirmak | Bulurdu o auta giden topu aslinda ama bosver agzindan kaçirma. | Blçit aut |
| Blush | Yüzü kizarmak | Bulas adama ki utansin-yüzü kizarsin. | Blas |
| Boar | Erkek domuz | Bogar düsmanini erkek domuz saldiri esnasinda. | Boi |
| Board | Tahta | Bogar da öldürür de bunu tahta yazin lütfen. | Boid |
| Boarder | Yatili ögrenci | Bogar der ama bogamaz da der ayi için bu yatili ögrenci… | Boidi |
| Boast | Övünmek | Bu astronot-övünmek gibi olmasin Türk'tür. | Boust |
| Boat | Bot | sandal | Bot alacagim | sürat teknemi satip. | Bout |
| Bob | Kisa kestirmek | Bob-saçlarini berberde kisa kestirdi. | Bob |
| Bobsleight | Kizak | Bob | slayt gösterisini kizak resmiyle tamamladi. | Bobsley |
| Bobbin | Bobin | Bobin bozulunca yenisini almak için disari çiktim. | Bobin |
| Bodice | Korse | Bu diz ancak korse takarsan agrimaz. | Bodis |
| Bodily | Bedensel | Badili kizlar bedenselligini iyi kullanir. | Bodili |
| Body | Vücut | Bu badi vücuduma dar geldi-baskasini deneyebilir miyim? | Bodi |
| Bog | Bataklik | Bok gibi bir batakligin içine düsmüsüz. | Bog |
| Bogus | Sahte | Sahte hokus pokusçu oldugunuzu hafizanizda canlandirin. | Bougis |
| Boisterous | Gürültülü | Bog isteriz müzikle bizi ama gürültülü ortami da istemeyiz. | Boystiris |
| Boil | Kaynamak | Bu il içinde çay kaynamaz dsyen adami düsününüz. | Boyl |
| Bold | Cesur | Boldu cesur insanlar eskiden ama su anda yok. | Bould |
| Bomb | Bomba | Bomba patlatiyorum bakin size….Booooom' | Bom |
| Bond | Bono | tahvil | James Bond | her zaman tahvil ve bono alirdi. | Bond |
| Bone | Kemik | Bone takan kadin kemikleri titizlikle kaynatiyordu. | Boun |
| Bonfire | senlik atesi | Bonfilelerinizi senlik atesinin üzerinde pisiriniz. | Bonfayi |
| Bonus | Bonus | Bonus kazanma firsatini kaçirmayiniz. | Bounis |
| Booby | Enayi | Boby | enayi olmasaydi kiz arkadasina o kadar hediyeler almazdi. | Buibi |
| Book | Kitap | Bu kitap harika bir kitap-kesin satin alacagim. | Buk |
| Booked up | Yer yok | Bu kitap içinde yazi yazmaya hiç yer yok. | Bukid ap |
| Bookstore | Kitabevi | Bookstore kitabevi magazasi açtik. | Bukstoi |
| Bookseller | Kitapçi | Bu kitabi sular seller gibi okudum | tüm kitapçilardan bulabilirsiniz. | Bukseli |
| Boom | Fiyatlarin yükselmesi | Bom diye patlayan tekerlegin fiyati yükseldi. | Buim |
| Boor | Kaba kimse | Bor minerali-insani kaba kimse yapmaz. | Bui |
| Boost | Arkadan itmek | Bostan da mahsur kalan arabami arkadan iterek kurtardim. | Buist |
| Bootee | Kadin botu | Bot esitesi yalnizca kadin botu satiyordu. | Butii |
| Booze | Kafayi çekmek | Boz Erkan'i iyice çünkü o gene kafayi çekti. | Buiz |
| Border | Sinir | Bor der | tas kömürü demez | sinirda onla tartisir dururuz. | Boidi |
| Bore | Cani sikilmak | Bor egitilmezse cani çok sikilir. | Boi |
| Boring | Sikici | Bor | ingilizcede sikici anlamina gelir. | Boring |
| Born | Dogmak | Borun | dogdugum günden beri çatimda. | Born |
| Borough | Ilçe | Boru | ''Oh sonunda ilçe sinirlarinin disina çiktik.'' dedi. | Bari |
| Borrow | Ödünç almak | Bor | ovmak için ödünç alindi. | Borou |
| Bosom | Koyun | bagir | Busem | senin koynuna basimi yaslamak istiyorum. | Buzim |
| Bosphorus | Bogaziçi | Bosphorus isimli at-Bogaziçi Kosusu'nu kazanmisti. | Bosfiris |
| Boss | Patron | Bu sigara içen patronlari hiç sevmiyorum. | Bos |
| Botanical | Botanikle ilgili | Botanikle ugrasan arkadasim suan çok zengin oldu. | Bitanikil |
| Botch | Kaba yamamak | Botçu | botumu kabaca yamadi. | Boç |
| Both | Her ikisi de | Botu her ikisi de giyecek denildi. | Both |
| Bottle | sise | Bu otel içinde sise kolaya rastlayamazsin. | Botl |
| Bottom | Dip | Botum güzel ama sadece dibi delik. | Botim |
| Boulder | Çakil | Buldur kaybolan çakillari | abime. | Bouldi |
| Boulevard | Bulvar | Bulvarda bir büyük tabela dikkat çekiyordu. | Builvai |
| Bounce | Ziplamak | Bauns pas | topu yere ziplatarak verilir. | Bauns |
| Bound to | mege mecbur | Bunda da yenilmeye mecbursun. | Bound tu |
| Bound | Siçramak | Bunda bu kadar siçrayacak kapasite yok. | Bound |
| Bouqet | Buket | Bir buket gül aldim Arzu'ya sevgililer gününde. | Bukey |
| Boutique | Butik | Butik açmak istiyorum yardimci olur musunuz? | Buitik |
| Bow | Egri | Bowling topunu egri kollarla atarsan vuramazsin. | Bau |
| Bowels | Bagirsaklar | Bavuluz biz | bagirsaklari bile tasiriz. | Bauils |
| Bower | Çardak | Bu verdigin çardagi ucuz fiyata satabilirim. | Baui |
| Bowl | Yuvarlamak | Bowling oynarken topu güzel yuvarla. | Boul |
| Box | Kutu | Boks yapip tüm kutulara yumruk attim. | Boks |
| Boxer | Boksör | Boksör tek yumrukla rakibini yere serdi. | Boksi |
| Boxing | Boks | Boks | Ingiltere'de bu sene popüler olmustur. | Boksing |
| Boxing match | Boks maçi | Boks maçinda seyirciler kendinden geçmisti. | Boksing maç |
| Boy | Erkek çocuk | Boy boy erkek çocugum olsun istedim. | Boy |
| Boycott | Boykot etmek | Boykot eidyorum sizi bu kararinizdan ötürü. | Boykot |
| Boyfriend | Erkek arkadas | Boyfriendim degil baba | o sadece normal erkek arkadasim. | Boyfrend |
| Bra | Sutyen | Bra | ben sevgilime sutyen falan alamam. | Brai |
| Bracelet | Bilezik | Bra | cellat kolundaki bilezigi satiyormus. | Breyslit |
| Brag | Böbürlenmek | Birak böbürlenmeyi de kahvaltiyi hazirla. | Brag |
| Braid | Örmek | Bir aidati ödemek için 10 kazak örmeliyim. | Breyd |
| Brain | Beyin | Bir ayinde bireyin en önemli görevi beynini kullanmasidir. | Breyn |
| Brake | Fren | Breyk dans yaparaken ellerini frenden asla çekme. | Breyk |
| Bran | Kepek | Bir an saçiniza kepeklerin doldugunu düsünün. | Bran |
| Branch | Dallanmak | Bir an çiglik atip yeni dallanmis agaca tirmandim. | Brainç |
| Brand | Damgalamak | Biranda | ise yaramaz diye damgalandi. | Brand |
| Brannew | Yepyeni | sifir | Bir an ev aldiginizi ve bu evin yepyeni oldugunu düsünün. | Brennyui |
| Brassiere | Sutyen | Biraz yere de koy satilsin tüm sütyenler. | Brasii |
| Brat | Arsiz çocuk | Bir at-anca bu kadar arsiz bir çocuk tarafindan binilebilir. | Brat |
| Brave | Cesur | Birey ve toplum topyekün cesur olmalidir. | Breyv |
| Brawl | Kavga etmek | Bir aval ile asla kavga etmeyin. | Broil |
| Bray | Anirma | Bir ay doldugunda esekler anirmaya baslar. | Brey |
| Brazen | Arsiz | Biraz en arsiz çocuklari arastiralim. | Breyzn |
| Brazier | Mangal | Birazi yer birazini mangal yaparsin. | Breyzyi |
| Breach | Yarmak | Briç oynarken kafasini yaran çocugu düsünün. | Briiç |
| Bread | Ekmek | Bir et iki ekmege kesinlikle sigar. | Bred |
| Break | Kirmak | Birak kalbimi kirmayi da aksam partime gel. | Breyk |
| Break away | Kaçmak | ayrilmak | Birak eve yeniden | evden kaçan kizi. | Beyk ivey |
| Break down | Ariza yapmak | Birak dön evine araban ariza yaptiysa. | Breyk davn |
| Break out | Savas çikmak. | Birak auta çikna topu yoksa savas çikacak. | Breyk aut |
| Break off | Ara vermek | Birak of tamam ara verelim iliskimize. | Breyk of |
| Breakfeast | Kahvalti | Birak fistik gibi bir kahvalti yapayim. | Brekfist |
| Breakthrough | Basari | Birak tiri viriyi | basarimi engelliyorsun. | Breyktrui |
| Breast | Meme | Bir esti rüzgar | kizin memeleri açildi. | Brest |
| Breath | Nefes | Bir et | nefes almadan pisirilirse tadi bozuk olur. | Breth |
| Breathe | Nefes almak | Biride suan nefes alamiyordu. | Briidh |
| Breathless | Nefesi kesilmis | Bir et listesi hazirladim ki herkesin nefesi keslidi. | Brethlis |
| Breeches | Pantolon | Biri çizdi pantolonumu | ama bende onunkini çizecegim. | Briçiz |
| Breed | Yetistirmek | Bir Edirne fidesi yetistirmek istiyorum. | Briid |
| Breeze | Meltem | Bir iz kaldi meltemden bana aci hatira. | Briiz |
| Brevity | Kisalik | Bir ev iti | kisalik bakimindan oldukça kisadir. | Breviti |
| Brewery | Bira fabrikasi | Bir everiyo bir çeviriyo ama bira fabrikasini da kurar yakinda. | Bruiiri |
| Bribe | Rüsvet | Biri ben rahibim asla rüsvet almam derdi. | Brayb |
| Brick | Tugla | Biricik askim tugla da tasirmis | kiyamam. | Brik |
| Bride | Gelin | Biride su gelin için kiyafet baksin bence. | Brayd |
| Bridegroom | Damat | Biride görümcemi bizim damat ile tanistirsin. | Braydgruim |
| Bridge | Köprü | Biride geçtigi köprüyü kötülüyordu. | Bric |
| Briefing | Brifing | Brifinge yarin sizinle katilacagim. | Brifing |
| Birigade | Tugay | Biri geydi koca tugayin içinde | dediginizi düsünün. | Brigeyd |
| Bright | Parlamak | Biri | ''GHT markali ayakkabi günes gibi parliyor.''dedi.. | Brayt |
| Brilliance | Pirilti | Bir ili anca | muhtesem piriltili evleri güzel gösterir. | Brilyins |
| Brilliant | Zeki | parlak | Bir ili ant içerek en zeki en parlak il ilan et. | Brilyint |
| Brim | Kenar | Birim uzunlugu kenar uzunlugunun iki katiydi. | Brim |
| Brimfull | Dopdolu | Birim fuldu yani dopdolu vaziyette çalisamazlardi. | Brimfil |
| Brine | Tuzlu su | Birine tuzlu su ikram ettim bir ayin hincini benden çikardi. | Brayn |
| Bring | Getirmek | Bir ingilizce sözlük getir de bakalim. | Bring |
| Bring about | ege neden olmak | Bi ringin batmasina neden oldum. | Bring ibaut |
| Brisk | Çevik | Bir risk yok bunda | sadece çevik ol yeter. | Brisk |
| Bristle | Ürpermek | Biri stile önem vermem deyince içim ürperdi. | Brisil |
| Britain | Britanya | Biri tayin olmus Britanya'ya ama kim bilmiyorum. | Britin |
| Brittle | Gevrek | kitir kitir | Bir itle gezinip gevrek simit yemeyi hayal ediyordum. | Britil |
| Broach | Delmek | Büro aç ve duvarlarini biraz del. | Brouç |
| Broadcast | Radyo yayini | Biri ot kesti diye radyo yayinina baglanilir mi? | Broidkest |
| Brochure | Brosür | Brosür dagitimindan ben sorumluyum. | Brousi |
| Broil | Izgara yapmak | Bir oyla evde izgara yapmak bana kaldi. | Broyl |
| Broker | Komisyoncu | Broker asla komisyoncu degildir | onlar borsacidir. | Brouki |
| Bronchitis | Bronsit | Bronsit olmazsam iyidir bu dondurucu sogukta. | Bronkaytis |
| Bronze | Bronz | Bronz madalya aldim ve ülkeme döndüm. | Bronz |
| Brook | Dere | çay | Buruk bir kalple | dere kenarinda yürüyordum. | Bruk |
| Broom | Süpürge | Bürom | süpürge ile temizlenecektir. | Brum |
| Broth | Et suyu | Bir ot ile et suyu arasindaki farki inceliyorum. | Broth |
| Brother | Erkek kardes | Birader senin hiç erkek kardesin yok mu? | Bradhi |
| Brow | Kas | Alin | Bir ov su alnimi ve kasimi da rahatlayayim. | Brau |
| Brown | Kahverengi | Bir ovun lütfen omuzumdaki kahverengi beni. | Braun |
| Bruise | Çürütmek | Büro ise dökümanlari çürütmek için ugrasiyordu. | Bruiz |
| Brush | Firçalamak | Burus burus oldu disim onlari firçalarken. | Bras |
| Brush against | e sürtünmek | Burus aga instagram da yüzünü | kediye de sürtünme. | Bras egeynst |
| Brush aside | Önemsememek | Burusan asitleri | pek önemsemem. | Brus isayd |
| Brussels sprouts | Brüksel lahanasi | Brüksel'in süper otlari ve lahanasi meshurdur. | Braslz sproutz |
| Brutal | Hayvanca | Bir ut al ve ondan hayvanca sesler çikar. | Bruitl |
| Brutality | Canavarlik | Bir ud al ite ve onu müzikte canavarlik mertebesine ulastir. | Brutaliti |
| Bubble | Fokurdamak | Bu bile yeterli sicakliktir çayin fokurdamasi için. | Babil |
| Bucket | Kova | Buket | bir kova almis çesmeye gidiyordu. | Bakit |
| Buckle | Toka | Bukle bukle saçlarina toka çok yakisirdi. | Bakl |
| Bud | Tomurcuklanmak | Kuzunuzun budu üzerinde çiçekler tomurcuklandi. | Bad |
| Buddy | Arkadas | Askerde badim Osman'di. O iyi bir arkadasti. | Badi |
| Budge | Kimildamak | Baci | kimildan biraz bize bud getir. | Bac |
| Budget | Bütçe | Baci | it saldirisina ugrayinca tüm bütçesini kaybetti. | Bacit |
| Buffalo | Bufalo | manda | Bufalo süresine aslanlar saldirdi. | Bafilou |
| Buffer | Tampon | Bu affi er | tampon bölgesindeki izinde kullanacak. | Bafi |
| Buffet | Büfe | Büfede çalisan kizla konusmak istedim. | Bafit |
| Buffoon | Palyaço | Buffoon | son maçina palyaço kiyafetiyle çikti. | Bifuin |
| Bug | Tahtakurusu | Bak su tahtakurusunun yaptiklarina. | Bag |
| Bugle | Borazan | boru | Bu güle | borazan sesli erkek yakismiyor. | Byuigl |
| Build | Insa etmek | Bu ilde yeni bir evi insa edecegim. | Bild |
| Bulb | Ampul | Bal pazarindan bir ampul bulup getir. | Balb |
| Bulk | Hacim | kütle | Bal kabaginin kütlesi ve hacmi ufakti. | Balk |
| Bull | Boga | Bul bir boga buraya getir | onu yetistirelim. | Bul |
| Bulldog | Buldok | Buldok köpegin saldirisina ugrayan kadin kurtarilamadi. | Buldog |
| Bulldoze | Gözünü korkutarak yaptirmak | Bul dozer ile kizin gözünü korkutttun. | Buldouz |
| Bulldozer | Buldozer | Buldozer | yeni yapilan kaçak binayi yikti. | Buldouzi |
| Bullet | Kursun | Bul iti ve içindeki kursunu çikar. | Bulit |
| Bulletin | Bülten | Bülten | okulun her kösesine yapistirildi. | Bulitin |
| Bullion | Altin | gümüs külçesi | Buluyon her zaman altin veya gümüs külçelerini. | Bulyin |
| Bully | Kabadayi | Buluyon bir kabadayiyi ve filminde oynatiyor. | Buli |
| Bum | Serseri | Bam bum diye yumruk atan serseri sikayet edildi. | Bam |
| Bumblebee | Yaban arisi | Bombali bi yaban arisi gördüm. | Bambl bi |
| Bump | Çarpmak | Arabayi bamp diye duvara çarptim. | Bamp |
| Bunch | Salkim | Bunca zamandir | salkimda üzüm yememistim. | Banç |
| Bundle | Paket yapmak | Bunu dile getirmek zor ama paket yapmayacagim artik. | Bandil |
| Bungle | Berbat etmek | Bunu Gül'e anlatirsan herseyi berbat edersin. | Bangil |
| Bunny | Tavsan | Bugs Bunny en sevdigim tavsandir. | Bani |
| Buoy | samandira | Bu oy | samandirayi yapanlara gitsin. | Boy |
| Burden | Yüklemek | Burdan yükleyin esyalarinizi. | Böidin |
| Bureau | Büro | Büroda çalisirken güzel vakit geçiriyordum. | Byuirou |
| Bureaucracy | Bürokrasi | Bürokrasinin temelini bilmek lazim. | Byuirokrisi |
| Bruglar | Hirsiz | Burukluklar kalp hirsizlarineseridir. | Böigli |
| Burial | Defin | topraga verme | Buraya al bence topraga verme islemini. | Beriil |
| Burly | Iri yari | Burali olan kisiler iri yaridirlar ayni zamanda. | Böili |
| Burn | Yanmak | Burnum yansa da o ilaci içecem. | Böirn |
| Burn down | Yanip kül olmak | Burundan baska her yeri yanip kül olmus. | Börndavn |
| Burning | Yanici | Burun | ingilizce dersinde içi yanici maddeler kokladi. | Börning |
| Burnish | Cilalamak | Burun isi bitmez onu her gün cilalayiniz. | Börnis |
| Burst | Patlama | Büst çerçevesinde patlamayi son anda önlediniz. | Böist |
| Burst into tears | Gözünden yaslar bosalmak | Büstüne ters bakarsan gözlerinden yaslar bosalir. | Böist inti tiirs |
| Burst out | Haykirmak | Büst auta topu vurunca sevinçten haykirdiniz. | Böist aut |
| Bury | Gömmek | Bury takim futbolculari | beri gel sevgilim | gömme beni sarkisini söylüyorlardi. | Beri |
| Bus | Otobüs | Bas utona | otobüs seni en yakin durakta indirir. | Bas |
| Bush | Çalilik | Bush | töreni çalilik ardundan gizlice izliyordu. | Busisim olarak kullanilmistir. |
| Business | Is | Busenaz | büyüyünce is kadini olacakmis. | Biznis |
| Bust | Büst | Büstünü yaptigim mumya canlaninca herkesi korku basti. | Bast |
| Bustle | Kosusturma | Büstle ilgili kosusturma hala sürmekte. | Basil |
| Busy | Mesgul | Bizi | hiç kimse meskul edemez bu iste. | Bizi |
| But | Fakat | ama | But isim batti fakat kasap dükkanimi henüz kapamadim. | Bat |
| Butcher | Kasap | Butçu her kasap gördügünde borçlarini hatirlar. | Buçi |
| Butler | Kahya | Batili kahya.. butlari getir lütfen sofraya. | Batli |
| Butter | Tereyagi | Batir ekmegini tereyagina | ardindanda sütünü yudumla. | Bati |
| Buttocks | Popo | Botoksu en çok poposuna yaptirirdi. | Batiks |
| Button | Buton | dügme | Butona bas yani dügmeye | elektrik hemen sönsün. | Batin |
| Buxom | Dolgun | Bu x omurgasi daha dolgun olmaliydi. | Baksim |
| Buzz | Vizildamak | Buz gibi havada vizildayan sinek olamaz. | Baz |
| Buzzard | sahin | Bu zarda hile yok ama kocaman bir sahin deseni var. | Bazid |
| Buy | Satin almak | Bay tisörtü satin almak istiyorum buydan diyen bebege bakin.. | Bay |
| By | Tarafindan | Bu bay tarafindan kurtarildim | ona tesekkür ederim. | Bay |
| By and by | Yavasça | Bayanbay | birbirlerine yavasça alisirlar. | Bay en bay |
| By land | Karayolu ile | Bayilanda oldu karayolu ile giderken. | Bay lend |
| By God | Vallahi | Boykot çikarmak vallahi onun isi degil. | Bay gad |
| By far | Çok daha fazla | Bay fari bayana göre çok daha fazla pahalidir. | Bay fai |
| Bye | Güle güle | Bay bay güle güle gidin | güle güle gelin. | Bay |
| Byname | Lakap | Bay name lakapli usta sanatçi bugün vefat etti. | Bayneym |
| Cab | Taksi | Kab kacagini satip taksi parasini ödeyen adami düsününüz. | Kab |
| Cabaret | Kabare | Kabarede oyun izlemeye bayilirdi. | Kabirey |
| Cabbage | Lahana | Kab içinde lahana mi aldiniz bana? | Kabic |
| Cabin | Kabin | Kabin içinde yüksek sesle konusmak yasaktir. | Kabin |
| Cabinet | Kabine | Kabine heyetinde eskiden babamda çalisiyordu. | Kabinit |
| Cable | Kablo | Kablonun kirmizi olanini bu tele baglayacaksin. | Keybl |
| Cacao | Kakao | Kakaolu pastanin üzerinde biraz dondurma vardi. | Kikau |
| Cackle | Gidiklamak | Kakilmis | gidiklaninca daha hizli kosuyor. | Kakil |
| Cactus | Kaktüs | Kaktüs agacinin üzerine düsmek | en korkulu rüyamdi. | Kaktis |
| Cadet | Harp okulu ögrencisi | Kit etti harp okulu ögrencisinin parmagi. | Kidet |
| Cafe | Kafe | Kafe açmak isteyen onunla iletisime geçsin. | Kafey |
| Cafeteria | Kafeterya | Kafeteryami cumartesi günü açacagim. | Kafitirii |
| Cage | Kafes | KEYC Tv'de | kafesinden kaçan kaplan belgeseli var. | Keyc |
| Cajole | Tatli sözlerle kandirmak | Kaç ogul buradan onu sakin tatli sözlerle kandirilma. | Kicoil |
| Cake | Kek | Kek pisirmek senin degil teyzemin isidir. | Keyk |
| Calamity | Felaket | Kalamadi deprem felaketinde sag. | Kilamiti |
| Calculate | Hesaplamak | Kal | kulu egit sonra alacagin parayi hesapla. | Kalkyuleyt |
| Calculator | Hesap makinesi | Kal kula tornavida ile hesap makinesi tamirini ögret. | Kalkyuleyti |
| Calendar | Takvim | Kalindir yeni aldigin takvim. | Kalindir |
| Calibre | Kalibre | Kalibresi yüksek borulari asla kullanmam. | Kalibri |
| Call | Aramak | Kal yanimda bu gece | aileni ben ararim. | Kol |
| Call at | e ugramak | Kal | at kesin bize ugrayacaktir. | Kol et |
| Call back | Geri çagirmak | Kal bak | kocam seni geri çagiriyor. | Kol bek |
| Call up | Askere almak | Kalip evde askere alinmayi bekledi. | Kal ap |
| Call box | Telefon kulübesi | Kal | boks idmanina telefon kulübesinde devam ederiz. | Kol baks |
| Caller | Telefon eden kimse | arayan | Kal bizde | er geç arayani bulacagim. | Kolir |
| Calling | Seslenme | Kal | ingilizce seslenelim birbirimize. | Koling |
| Collous | Nasirli | duygusuz | Kal Oguz yanimda | duygusuz olsanda… | Kalis |
| Calm | Sakin | durgun | Kalma yanimda böyle durgun ve sakin olacaksian. | Kalm |
| Calm down | Sakinlestirmek | Kalmadan gidip onu sakinlestir. | Kalm davn |
| Calory | Kalori | Kalorisi yüksek yemekler yemeyecegim artik. | Kaliri |
| Calumniate | Iftira etmek | Kalayim niyet ettim | çünkü iftira edelim burda. | Kalimnieyt |
| Calumny | Iftira | Kalayim niye baska yere iftira gideyim ki | Kalimni |
| Camel | Deve | Kemal nihayet bir deve satin aldi. | Kemil |
| Camera | Kamera | Kamera havada dolasan bir UFO görüntüsü yakaladi. | Kemiri |
| Camellia | Kamelya | japongülü | Kamelya diktim bahçeme. | Kimilyi. |
| Camouflage | Kamuflaj | Kamuflajlari giydigim zaman beni taniyamazsin. | Kamiflaj |
| Camp | Kamp | Kampta vahsi bir ayinin saldirisina ugradik. | Kamp |
| Campaign | Kampanya | Kampanya indiriminden faydalanmak istiyorum. | Kampeyn |
| Campus | Kampüs | Kampüse giderken yolumuzu kesen çocuklarla kavga ettim. | Kampis |
| Can | Konserve kutusu-ebilmek | Can | konserve kutusunu açabilir misin? | Ken |
| Cancer | Kanser | Kansere yakalanan birinin morali her zaman yüksek olmali. | Kensir |
| Canal | Kanal | Kanaldan geçen tekneler öyle sevimliydi ki kus olup üzerine konmak istedim. | Kinal |
| Canary | Kanarya | Kanaryama konusmayi ögrettim ama o en çok küfür etmeyi tercih etti. | Kinairi |
| Cancel | Iptal etmek | Cansel | yarinki uçus biletini iptal etti. | Kensil |
| Candid | Candan | Kendi de candan sevebilir | bunu basarabilir. | Kendid |
| Candidate | Aday | Kendi dit dedi ve baskanliga aday oldu. | Kendidit |
| Candied | sekerli | Kan diyeti asla sekerli bir diyet degildir. | Kendiid |
| Candle | Mum | Kandil günü evin içinde mum yakilmaz. | Kendil |
| Candour | Açik kalplilik | Kondur yanagina bir öpücük açik kalplilikle. | Kandi |
| Candy | seker | Kendi sekerlerimi her zaman kendim yerim. | Kendi |
| Cane | Kamis | sopa | Kayni sert bir sopa ile dövmüs hirsizi. | Keyn |
| Canned | Konserve yapilmis | Kan eti ile konserve yapilmis. | Kand |
| Cannibal | Yamyam | Cannibal filminde yamyamlar oynuyordu. | Kanibil |
| Cannon | Top | Kanonun üzerinde top oynamak yasaktir. | Kenin |
| Canoe | Kano | Kano satin aldim sehrimizde deniz yok. | Kinui |
| Canopy | Gölgelik | Kanepeyi | gölgelik bir yere çektim. | Kanipi |
| Cant | Ikiyüzlülük | Kent insanlari ikiyüzlülük savasina girmislerdi. | Kant |
| Cantankerous | Huysuz | Candan keriz olan bu adam ayrica huysuzdu. | Kantangkiris |
| Canteen | Kantin | Kantinde oturmus kizlarin sakalasmasini izliyordum. | Kantiin |
| Canvass | Oy toplamak | seçim kampanyasi | Can | vazo ile seçim kampanyasinda oy topladi. | Kanvis |
| Canyon | Kanyon | Kanyon zirvesinden asagiya baktim | bas döndürücüydü. | Kanyin |
| Cap | Kasket | Kasketini kap gel | bisikletle uzun bir yolculuga çikacagiz. | Kap |
| Capability | Kabiliyet | Kapabildi iti yüksek kabilyetiyle. | Keypibiliti |
| Capacity | Kapasite | Kapasite meselesi bu olay | kolay degil. | Kipasiti |
| Cape | Burun | pelerin | Cape Town | denizde bir burun kasabasidir ve pelerinleriyle ünlüdür. | Keyp |
| Caper | Oynayip ziplamak | Kapar elimden sekerleri oynayip ziplarken... | Keypi |
| Capillary | Kilcal damar | Kapilari kapat kilcal damar ameliyatina girecegiz. | Kipiliri |
| Capital | Sermaye | Kapitalizm | sermayecilik demektir. | Kapitl |
| Capitalism | Kapitalizm | Kapitalizm üzerine yazilmis kitaplar vardir. | Kapitilizm |
| Capitulate | Teslim olmak | Osmanli Devleti | kapitülasyonlarla adeta teslim oluyordu. | Kipityuleyt |
| Capitulation | Kapitülasyon | Osmanli Devleti | Fransizlara pek çok kapitülasyonlar verdi. | Kipityuleysn |
| Caprice | Kapris | Kapris yapma lütfen artik bunaldim. | Kipris |
| Capricorn | Oglak burcu | Kapri-korna çaliyorsa bilinki onun oglak burcu giymistir. | Kaprikoin |
| Capsize | Alabora etmek | Kap sayzi küçük olan alabora gemili tisört. | Kapsayz |
| Capsule | Kapsül | Ilacimin içinde 10 adet kapsül bulunmaktaydi. | Kapsyuil |
| Captain | Kaptan | Gemide kaptan olarak görev yapiyorum. | Kaptin |
| Captivity | Tutsaklik | Kap Tweety kusunu kafesinden | onu tutsakliktan kurtar. | Kaptiviti |
| Capture | Yakalamak | Kapçi | çanak çömlek kap kacak fotosu yakalamis. | Kapçi |
| Car | Araba | Kar yagdi yeni aldigim arabamin üzerine. | Kai |
| Caramel | Karamel | Karamel | çikolataya girince kendimi çok mutlu hissediyorum. | Karimel |
| Caravan | Karavan | Karavan kullanirken kaza yaptim. | Karivan |
| Caravanserai | Kervansaray | Kervansaray | Karahanlilar döneminde ortaya çikmistir. | Karivansiray |
| Carbohydrate | Karbonhidrat | Karbonhidrat tüketimi hizli bir artis gösterdi. | Kaibouhaydreyt |
| Carbuncle | Çiban | Kar | bunca çile getirmisken birde yüzüme çiban çikti. | Kaibankil |
| Carburettor | Karbüratör | Karbüratör su kaynatti. | Kaibyureti |
| Carcase | Ceset | Kar | kase üçüne konulup cesetlerin üzerine serpilecekti. | Kaikis |
| Card | Kart | Kartim | ATM'de sikisinca parasiz kaldim. | Kaid |
| Cardiac | Kalp ile ilgili | Kardak kayaliklarinda kalp ile ilgili bir sorunum ortaya çikti. | Kaidiak |
| Cardigan | Hirka | Karti | gangsterin hirkasinda unuttum. | Kaidigin |
| Cardinal | Bas | Kardinal Paul-Roma'nin bas rahibiydi. | Kaidinil |
| Care | Dikkat | Çare çok dikkat etmektir bu kare sorularinda. | Keir |
| Career | Kariyer | Kariyer sahibi olmak için çok çalismalisin. | Kiriir |
| Careful | Dikkatli | Çare fuldikkatli olmaktir bu tarz sorularda. | Keriful |
| Caress | Oksamak | öpmek | Çaresiz olan bu keriz adam | kendini öpüp oksuyordu. | Kires |
| Careworn | Kederli | Çare | varini yogunu kederli insanlara dagitmakti. | Kerivoin |
| Cargo | Kargo | Kargoya verdigim bu ürün aliciya ulasti. | Kaigo |
| Caricature | Karikatür | Karikatür çizmesini çok severim. | Karikityui |
| Caries | Dis çürümesi | Kariyi es geç simdi çünkü dis çürümesi acil bir hastalik degil. | Kairiiz |
| Carnal | Dünyevi | cinsel | Kar | nal üzerine yagdiginda dünyevi ve cinsel istekler uyandirmis. | Kainil |
| Carnation | Karanfil | Karina atiyon mu güzel karanfil resimleri? | Kaineysin |
| Carnival | Karnaval | Karnaval boyunca Londra'daydik. | Kainivil |
| Carnivorous | Etobur | Karni varis dolu bu etobur hayvanin. | Kainiviris |
| Carol | Ilahi | Kar oldugunda ilahi dinlemek bana huzur verir. | Karil |
| Carp | Sazan | Çarp ki sazan baliklari atlasin teknene. | Kaip |
| Carpark | Otopark | Kar parka yagdigi zaman otopark kapali olur. | Kai paik |
| Carpentery | Marangozluk | Kar panteri eskiden marangozluk yaparmis. | Kaipintiri |
| Carpet | Hali | Karpatlardan getirdigim hali çok begenildi. | Kaipit |
| Carriage | Nakliye | Kariyi hiç nakliyeci ile gönderdin mi? | Keric |
| Carrier | Tasiyan | Kariyerini yukarilara tasiyan biriydi. | Kariyi |
| Carrion | Les | Kariyi | on tane les yiyen hayvani kovalarken gördüm. | Keriin |
| Carrot | Havuç | Kar | ot içindeki havucu dondurmustu. | Kerit |
| Carry | Tasimak | Kariyi yaninda tasima su tatil günlerinde. | Keri |
| Carry on | Devam etmek | Kari | onca dayaga ragmen evliligine devam etti. | Keri on |
| Carry out | Basarmak | Kariyi atmayi nihayet basarmis. | Keri aut |
| Catrilage | Kikirdak | Katir ilaç içerek kikirdak hastaligindan kurtuldu. | Katiilic |
| Carton | Karton | Kartondan ev yapmak istiyordum. | Kartin |
| Cartoon | Çizgi film | Karton ile yaptigimiz çizgi filmleri izledik. | Kartuin |
| Carve | Oymak | Kar ve yagmur | hayatimin içini oyuyor adeta. | Karv |
| Car wash | Araba yikama | Kar yavas yagmasina ragmen araba yikama istasyonuna sigindik. | Kai vas |
| Cascade | selale | Kaskati olmus selalenin altinda yikandim. | Kaskeyd |
| Case | Durum | Kasenin durumu iyi degil | çatladi çatlayacak. | Keys |
| Casement | Pencere kenari | Kase | mentol kokuyordu onu pencere kenarina koydum. | Keysmint |
| Cash | Pesin para | Kes para lazim pesin para | bu aksam bulup getirin. | Kasii |
| Cashier | Kasiyer | Kasiyerle ilk bakismamizin ardindan ona asik olacagimi biliyordum. | Kasii |
| Casing | Kaplama | Kesin gümüs kaplamali bir saatti. | Keysing |
| Cask | Fiçi | Kask takip fiçinin arkasinda gizleniyordum. | Kask |
| Casket | Degerli esya kutusu | Kasketini degerli esya kutusuna koydu. | Kaskit |
| Cassette | Kaset | Kasette seninle ilgili çok önemli bilgilere rastladim. | Kiset |
| Cassock | Papaz cübbesi | Kasik agrisi çeken adam | papaz cübbesi giymis olan adamdi. | Kasik |
| Cast | Atmak | dökmek | Kast sistemi Hint'lileri sokaga döktü. | Kast |
| Castaway | Reddedilmis | Kasti üvey kizini | korkuttu | reddedilmis birakti. | Kast ivey |
| Caste | Kast | Kast ettigim sistem | Hindistan'daki kast sistemidir. | Kaist |
| Castigate | Cezalandirmak | Kasti giden | sahayi terk eden futbolcuyu | cezalandir. | Kastigeyt |
| Castle | Kale | Kasitla ben kale fethedemem dediginizi düsünün. | Kaisil |
| Castor | Tuzluk | biberlik | Kastir yanima tuzluk ve biberligi… | Kaistir |
| Castrate | Hadim etmek | Kastir | at etinin en önemli özelligi ve hadim etmekte de ise yarar. | Kastireyt |
| Casual | Rastlanti sonucu | Kas oval olusmussa kesin rastlanti sonucu olusmustur. | Kajyuil |
| Cat | Kedi | Kedi | penceremizin önünden hiç ayrilmazdi. | Ket |
| Catalogue | Katalog | Katalog yapimini teyzemle ögrendik. | Katilog |
| Catapult | Sapan | Kati palto içine sapan sakladim. | Katipalt |
| Cataract | Katarakt | Katarakt ameliyati olmustu kuzemin. | Katirakt |
| Catarrh | Nezle | Katar'i bulasan nezle hastaliklariyla tanirim. | Kitai |
| Catastrophe | Facia | Kadastro müdürlügü | facia yasanmasini istemiyordu. | Kitastrifi |
| Catch | Yakalamak | Keçileri yakalamayi çok severim. | Keç |
| Catch a cold | Affetmek | Keçi kolda masum durursa onu affederim. | Keç a kold |
| Catch up | Yetismek | Ketçap dökme hizima asla yetisemezsin. | Keç ap |
| Category | Kategori | Kategorilere ayrilmis kitaplar var. | Ketigiri |
| Cater for | Ihtiyaci karsilamak | Katir vur | et ihtiyacini karsila. | Keyti fo |
| Caterpillar | Tirtil | Katir | pilleri su tirtillarla birlikte yedi. | Katipili |
| Cathedral | Katedral | Katedral | günümüz mimarisiyle yapilmisti. | Kithidril |
| Catholic | Katolik | Katolik kilisesi bu sene Roma'da toplanacakmis. | Kathilik |
| Cattle | Sigir | Ketil'da sigir sütü hazirlayacagim size. | Ketil |
| Cauldron | Kazan | Kaldirin yerden su kazani yoksa takilip düsecegiz. | Koildrin |
| Causal | Nedensel | Kaosal nedensellik üzerine bir kitap yazdim. | Koizil |
| Cause | Neden olmak | Kaos pek çok hasara neden olur. | Koizil |
| Caution | Ikaz etmek | Kogusun her tarafina ikaz dügmeleri koyduk. | Koisn |
| Caustic | Dokunakli | Kaostik ortamlar her zaman dokunakli olur. | Koistik |
| Cavalry | Süvari sinifi | Kavallari güçlü olan sanatçilar süvari sinifindandi. | Kabiri |
| Cave | Magara | Kahve molasi verdik magara içinde. | Keyv |
| Caviar | Havyar | Havyar yedigimi hiç hatirlamiyorum. | Kaviai |
| Cease | Kesilmek | Sis kesilince yola tekrar devam ettik. | Siis |
| Cedar | Sedir | Sedir agacindan yapilmis koltukta oturdum. | Siidi |
| Cede | Terk etmek | Sid | evi terk edip çete üyesi olmak istiyordu. | Siid |
| Ceiling | Tavan | Silin tavani güzelce | dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Siiling |
| Celebrate | Kutlamak | Seli bir egit | düzgün akarsa onu kutlarsin. | Selibreyt |
| Cell | Pil | hücre | Sel yüzünden pilimin hücreleri bozuldu. | Sel |
| Celestial | Kutsal | Sel esti aldigim kutsal yazili halilarin üzerine. | Silestyil |
| Celibacy | Bekarlik | Sel basiyo bekarlik sultanliktir diyenlere | Selibasi |
| Cellar | Kiler | Seller | kileri vurunca bütün erzaklar yok oldu. | Selir |
| Cement | Çimento | Çimento tasiyan tir gördüm | dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Siment |
| Cemetery | Mezarlik | Cem'e | teri asla mezarlik üzerine damlatma | derdim. | Semitri |
| Cencorship | Sansür | Sensor | sip diye yakaladi kadinin sansürlü yerlerini. | Sensisip |
| Censure | Elestiri | kinama | Sansür uygulayan kanal | elestiri yagmuruna tutuldu. | Sensi |
| Census | Nüfus sayimi | Sen sus biraz da nüfus sayimi yapan memur konussun. | Sensis |
| Cent | Sent | Sent | Ingiltere'de kullanilan para birimlerindendir. | Sent |
| Centenary | Yüzüncü yildönümü | Sen Taner'i yüzüncü yildönümünde kutladin mi? | Sentiniri |
| Centennial | Yüzyillik | Senden aldigim yüzyillik tabloyu sattim. | Sentenyil |
| Centigrade | Santigrad | Havanin sicakligi 40 santigrat dereceye ulasti. | Sentigreyt |
| Centimeter | Santimetre | Boyu 5 santimetre daha uzadi. | Sentimiiti |
| Centipede | Kirkayak | Sen tipi de önem veriyorsun kirkayaklarin. | Sentipiid |
| Central | Merkezi | Santral | bana merkezi baglar misin? | Sentril |
| Centre | Merkez | Santra noktasi | orta sahanin merkezidir. | Sentiniri |
| Centreforward | Santrafor | Takimimiza yeni bir santrafor almak sart. | Sentifoivid |
| Century | Yüzyil | Sen turu ayarla yüzyil boyunca gezelim. | Sençiri |
| Ceramics | Seramik | Seramik egitimi almak için Amerika'ya gittim. | Siramiks |
| Cerebral | Beyin ile ilgili | Ser Ebru aldigim cevizleri yere | bu beyinle ilgili bir besindir. | Seribril |
| Ceremony | Tören | seramoni | Seremoniye katilan ögretmen | tasa takilinca düstü. | Serimini |
| Certain | Kesin | Sert ayin yapilacaksa ben kesin katilacagim. | Söitin |
| Certainly | Kesinlikle | Sert ayinli bir ortami kesinlikle kaçirmak istemem. | Söitinli |
| Certificate | Sertifika | Sertifika programina katilmak için basvuru yaptim. | Sitifikit |
| Certify | Onaylamak | Sert fay hatti oldugunu onayladim. | Söitifay |
| Chafe | Sürtünmek | sef | bulasik süngerinin sürtünmesine çok huylaniyor. | Çeyf |
| Chaff | Saman tozu | alay etmek | Çaf çafli saman tozu ile alay edilmez. | Çaif |
| Chagrin | Iç sikintisi | Cihangir | insanin iç sikintisini alir. | sagrin |
| Chain | Zincir | Çayin içinde bu zincirin ne isi vardi? | Çeyn |
| Chair | Sandalye | Çayir ortasinda sandalye bulmak kolay degildir. | Çeir |
| Chalk | Tebesir | Çalkala agzini tebesir yuttuysan. | Çoik |
| Challenge | Meydan okuma | Telefonumu çalinca tüm hirsizlara meydan okudum. | Çalinc |
| Chamber | Oda | meclis | Çember oynadim meclis odasinda. | Çeymbi |
| Chamois | Dag keçisi | Çam | o is tutmus dag keçisi için yeni bir yer oldu. | samvai |
| Champagne | sampanya | sampanya bu gece içilmez. | sampeyn |
| Champion | sampiyon | sampiyon olacagiz bu sene. | Çampiyin |
| Chance | sans | sans faktörü bu kez yanimda olmadi. | Chance |
| Chancellor | Bakan | sanslilar arasindaysan bakan olursun. | Chancellor |
| Chandelier | Avize | san dili musikide avizeleri patlatacak kadar yogun bir ses dilidir. | sandilii |
| Change | Degistirmek | Çe | inç kelimesinin degistirilmis harf sembolüdür. | Çeync |
| Channel | Kanal | Kanal aramasi yapip | yeni kanallar yükledim. | Çanl |
| Chaos | Kaos | Kaos ortamindan beri ancak dostlarim kurtarabilirdi. | Keyos |
| Chap | Çatlak | Çap ölçüm araci | büyük çatlaklari ölçüyordu. | Çap |
| Chapel | Küçük kilise | Çap el ölçülecekse ancak küçük bir kiliseyi ölçebilir. | Çapil |
| Chapter | Bölüm | Bölüm odalari gayet büyük bir çaptir. | Çapti |
| Character | Karakter | Karakter sahibi olmak önemlidir. | Karikti |
| Charcoal | Mangal kömürü | Çarki al yanina | mangal kömürü için. | Çaikoul |
| Charge | sarj | yüklemek | sarj ettigim telefon elimde patladi. | Çaic |
| Chariot | Savas arabasi | Çare ot yemektir savas arabasinda. | Çariit |
| Charity | Hayirseverlik | Çagir iti de hayirseverlik yapayim. | Çariti |
| Charlatan | sarlatan | sarlatan ile asla isim olmaz. | sailitin |
| Charm | Hayran birakmak | Çarim | kendini bana hayran birakti. | Çaim |
| Charming | Büyüleyici | Çarim | ingilizceyi büyüleyici konusuyordu. | Çaiming |
| Chart | Tablo | Çaart diye yirtilan tabloyu ben onardim. | Çairt |
| Charter | Patent | Çar | ter içinde kalmasina ragmen icadina patent aldi. | Çairti |
| Charwoman | Temizlikçi kadin | Çagrimin temizlikçi kadina gitmesi çok tuhaf. | Çaivumin |
| Chase | Kovalamak | Çeyiz toplamamak için zengin oglan kovaliyordu. | Çeys |
| Chasm | Uçurum | Kazim | uçurumdan atliyor hemen kurtarin. | Kazim |
| Chaste | Iffetli | Çeyizdi bu iffetli kadinin elindeki esyalar. | Çeyst |
| Chastity | Iffet | Cihaz | tity özelligiyle iffetli kadinlara hitap ediyordu. | Çastidi |
| Chat | Sohbet etmek | Chat sitelerine | sohbet siteleri de denir. | Çet |
| Chatter | Gevezelik etme | Chat | ter içinde kalmis gevezelik eden insanlarla doluydu. | Çati |
| Chatterbox | Çenesi düsük | Çati boks yapan çenesi düsük gençlerle dolu. | Çatiboks |
| Chauffeur | Özel soför | soför tuttum kendime artik böyle gezecegim. | soifi |
| Cheap | Ucuz | Çip almak artik Istanbul'da çok ucuz. | Çiip |
| Cheat | Üçkagitçi | Çit atlayan üçkagitçilar çok atletikler. | Çiit |
| Check | Kontrol etmek | Çek fisini | kontrol et her yerini. | Çek |
| Check in | Uçak listesine kaydolmak | Çekin beni kenara | uçak listesine kaydolmamisim. | Çek in |
| Checkers | Dama oyunu | Çekeriz sansli tasi | dama oyununda. | Çekiirz |
| Checkup | Saglik kontrolü | Çekap yaptirarak tüm saglik kontrollerinden geçtim. | Çek ap |
| Cheer | Neselenmek | Çigir avaz avaz neselisin sonuçta. | Çiir |
| Cheese | Peynir | Çiz bir peynir resmi de göreyim kabiliyetini. | Çiiz |
| Chef | sef | sef | kavga eden isçileri birbirinden ayirdi. | sef |
| Chemical | Kimyasal | Kemik al ve üzerinde kimyasal deneyler uygula. | Kemikil |
| Chemist | Kimyager | Kim isterse kimyager olabilir. | Kemist |
| Chemistry | Kimya | Kim ister tirin soförü kimyaci olsun. | Kemistri |
| Cheque | Çek | Çek ile tahsil edilemeyen borçlari ben üstlendim. | Çek |
| Cherist | Deger vermek | ser isi yapanlara deger vermek dogru degildir. | Çeris |
| Cherry | Kiraz | Çeri biraz kiraz yedikten sonra yeniçeriye dönüstü. | Çeri |
| Chess | Santranç | ÇES marka santranç takimi aldim. | Çes |
| Chest | Gögüs | Çesit çesit gögüs giysileri vardi magazada. | Çest |
| Chestnut | Kestane | Çesit naturel ise 10 kilo kestane alabilirim. | Çest nat |
| Chew | Çignemek | Cevizi çig çignemek-saglik açisindan zararlidir. | Çui |
| Chicken | Tavuk | Çikin hemen buradan | tavuklar saldiriyor. | Çikin |
| Chickenpox | Suçiçegi hastaligi | Çikin | boks yaparak suçiçegi hastaligini yenecegim. | Çikinpoks |
| Chief | sef | sef benimle siddetli bir kavgaya tutusacak. | Çiif |
| Chilblain | Soguk sisligi | Çil | bileginde soguk sislik gibi duruyordu. | Çilbleyin |
| Children | Çocuk | Çildirin bu aksam çocuklar gibi. | Çildirin |
| Childlike | Çocuk gibi | Cildi lekeli çocuk | çatlak bir çocuk gibi bagiriyordu. | Çayldlayk |
| Chill | Buz gibi | soguk | Çil | kizlarin ellerini buz gibi soguk yapar. | Çil |
| Childminder | Çocuk bakicisi | Cildi | minder üzerindeki çocuk bakicisi tarafindan temizlendi. | Çayldmayndi |
| Chime | Çan sesi | Çime degmeden çayim | çan sesi esliginde demlenirdi. | Çaym |
| Chimney | Baca | Çimi ney ile baca arasinda dinlendirdim. | Çimini |
| Chimpanzee | sempanze | sempanze dostlarimiz birbirinin kafalarini temizlerler. | Çimpinzii |
| Chin | Çene | Çin çenesi gerçekten de çok güçlüdür. | Çin |
| Chink | Çatlak | Çinkodan yapilmis maddeler çatlak duvara montelendi. | Çingk |
| Chips | Cips | Cips yemege bayilirim ama su an için bana yasak. | Çips |
| Chirp | Civildamak | Çöp içinde civildayan kus | simdi kedinin agzinda çirpiniyor. | Çöip |
| Chisel | Çelik kalem | Çiseleyen yagmurda çelik kalem aldim. | Çiizl |
| Chivalry | sövalyelik | sövalye olacagim ben bu gidisle. | sivilri |
| Chlorinate | Klorlamak | Klorunu at makinanin içine | klorlarsin iyice. | Klorineyt |
| Chocolate | Çikolata | Çikolata yerine | seker ihtiyacimi muzla giderdim. | Çoklit |
| Choise | Seçim | Çogusu seçimini yapmamisti bile. | Çoys |
| Choir | Koro | Kuvayi Milliye korosu kurulmustur. | Kivayi |
| Choke | Bogulmak | Çok korktum sen bogulurken. | Çok |
| Cholera | Kolera | Kolera hastaligina yakalanmamaliyiz. | Kaliri |
| Choose | Seçmek | Çogusu hiçbir zaman neden beni seçtigini açiklayamadi. | Çuiz |
| Chop | Kesmek | Coplamayi kesin artik | size baska çözüm yolu sunacagim. | Çop |
| Chorus | Koro | Koruz | koroya davul da zurna da dediginizi düsünün. | Koris |
| Chrome | Krom | Krom ülkemizde çok çikarilan madenlerden biridir. | Krom |
| Christian | Hiristiyan | Hiristiyan halk | Osmanli topraklarinda huzur içinde yasamislardir. | Krisçin |
| Christmas | Hiristiyanlik | Bu krismista tüm Hiristiyanlik ibadet edecek. | Krismis |
| Chronic | Kronik | Kronik bir vakayim ben doktor için. | Kronic |
| Chronology | Kronoloji | Kronoloji olayin geçtigi zamani bizlere anlatir. | Krinalici |
| Chubby | Tombul | Cübbeyi su tombul adam takacakmis. | Çabii |
| Chuck out | Kovmak | kapi disari etmek | Çak auta topu | kaleciyi de kapi disari et. | Çak aut |
| Chuckle | Kendi kendine gülmek | Çakil evde kendi kendine gülüyordu. | Çakil |
| Chum | Ahbap | Çam agaci degil bu ahbap dediginizi düsünün. | Çam |
| Chump | Odun kafali | Çam bu odun kafali çam agaci. | Çamp |
| Church | Kilise | Curcuna kilisede yasanirken ben parkta ördek besliyordum. | Çoirc |
| Churn | Köpürtmek | Çagirin komsulari kahveleri köpürttüm. | Çöirn |
| Cider | Elma sarabi | Cider gelir bu karadenizli | elma saraplarini almak için. | Saydir |
| Cigarette | Sigara | Sigara içmek hem keseye hem de sagliga zararlidir. | Sigiret |
| Cinders | Kül | Sindirsin bu külleri tüm vücudunda. | Sindirs |
| Cinderella | Deger verilmemis kiz. | Sindrella | deger verilmemis bir kizdir. | Sindirela |
| Cinderpath | Atletizm pisti | Sindirip attim atletizm pistini mideme. | Sindirpat |
| Cinema | Sinema | Sinema | kiz arkadasla izlenir dediginizi hayal ediniz. | Sinimi |
| Cinnemon | Tarçin | Sineman simdi tarçin kokacak. | Sinimin |
| Cipher | sifre | Çip her yerde sifre ile satiliyordu artik. | Sayfir |
| Circle | Çember | daire içine almak | Sökül çember | ben yine dikerim seni. | Söikil |
| Circuit | Dolasma | Soket ile disarda dolasma lütfen. | Söikit |
| Circular | Dairesel | Sök yili takvimden dairesel olarak. | Söikyili |
| Circulate | Dolasmak | Kirli suyu at bahçeye | dolas tek tek çiçekleri. | Söikyuleyt |
| Circumcise | Sünnet etmek | Çocuklari sökümsüz sünnet etmek çok yanlistir. | Söikimsayz |
| Circus | Sirk | Siöv kiz | sirkte sana yapilanlara sessiz kalma. | Söikis |
| Cistern | Su deposu | Sisten dolmus su deposunu göremiyordu. | Sistin |
| Citadel | Kale | Çita | delip geçti adeta kaleyi hiç kimse onu yakalayamadi. | Sitidil |
| Cite | Aktarmak | bahsetmek | Sait dediklerini bana aktardi. | Sayt |
| Citizen | Vatandas | Sitesin ülkede ama vatandas degilsin. | Sitizin |
| City | sehir | Manchaster City-sehirin en büyük futbol takimidr. | Siti |
| Civics | Yurttaslik bilgisi | Civik ögrencilere yurttaslik bilgisi anlatmak çok zor. | Siviks |
| Civilian | Sivil | Sivili an çomagi hazirla dermis bir çin atasözü. | Sivilyin |
| Civilization | Uygarlik | Sivile Z isin gösterisi yapanlar uygarlik düzeyini yükselttiler. | Sivilizeysn |
| Civilized | Uygar | Sivil azdi uygar bir toplum olabilmek için. | Sivilayzd |
| Civilize | Uygarlasmak | Sivil az | uygarlasmak için. | Sivilayz |
| Clack | Tikirti | Kulak en ufak tikirtiyi bile duyardi. | Klak |
| Claim | Iddia etmek | Kilayim namaz da görün iddia ettikleriniz nasil bos çikacak. | Kleym |
| Clairvoyant | Kahin | Kilere ve yan tarafina kahin bürosu açacagim. | Kleivoyint |
| Clamber | Tirmanmak | Kil ambarina tirmanacagim. | Klambir |
| Clamour | Gürültü | Kilamiyor bu gürültüde namaz. | Klami |
| Clammy | Soguk ve nemli | Kilamiyo adam | soguk ve nemli havalarda namaz daa. | Klami |
| Clan | Klan | Klanlarin birbirleriyle iletisime geçmesi yasakti. | Klan |
| Clang | Çinlamak | Namaz kilan getir bana kulagim çinliyor çünkü. | Klang |
| Clap | Alkislamak | Cilap cilap gibi sesler alkislarken çikar. | Klap |
| Claret | Kirmizi sarap | Clara | eti her zaman kirmizi sarap ile tüketirdi. | Klarit |
| Clarify | Aritmak | Kil Arif | ay yüzeyinde su aritmak istiyordu. | Klarifay |
| Clarinet | Klarnet | Klarnet çalmasini bir türlü ögrenemedim. | Klarinet |
| Clash | sakirdamak | Kil | asi nedeniyle sakirdiyordu. | Klas |
| Clasp | Toka ile tutturmak | Kili asip | tokayla tutturmak lazim. | Klaisp |
| Class | Sinif | Klas bir sinifta okuyorum ama çaliskan degilim. | Klas |
| Classic | Klasik | Klasik giyim tarzini seviyorum | dediginizi düsünün. | Klasik |
| Classify | Siniflandirmak | Klasi fay hatlarini | siniflandirmayanca yerle bir oldu. | Klasif |
| Classroom | Sinif | Klas Rumlar | siniflarina her zaman arabayla giderler. | Klasruim |
| Clatter | Gürültü | Kila | ter damlayinca gürültü çikmaz. | Klati |
| Clause | Cümle | Kilavuz | iyi cümle kurmak için güzel bir kaynaktir. | Kloiz |
| Claw | Pençe atmak | Kil avi | hayvana pençe atarak basladi. | Kloi |
| Clay | Kil | balçik | Kil | Ay'dan düsen atomlarin olusturdugu bir balçik türüdür. | Kley |
| Clean | Temizlemek | Kilin olusturdugu kirliligi temizledim. | Kliin |
| Clear | Temiz | berrak | Clear kullananlarin saçlari her zaman temiz ve berraktir. | Klii |
| Cleave | Yarmak | Kil | evi ortadan ikiye yarmak istiyordu. | Kliiv |
| Clemency | sefkat | Kil emen Sinan'dan sefkat bekleyemem. | Kleminsi |
| Clench | Sikmak | kavramak | Kil en çok onu sikip kavradiginda kopar. | Klenç |
| Clergy | Rahipler sinifi | Kilerciler | daha sonra rahipler sinifina katildilar. | Klöici |
| Clerk | Katip | Kiler katibi geldi | tüm stoklarin raporunu çikardi. | Klaik |
| Clever | Akilli | zeki | Kil ever beni dedi akilli ve zeki vücuduna. | Klevi |
| Cliche | Klise | Klise olmus sözleri kullanma | artik. | Kliisey |
| Click | Tiklamak | Bilgisayarda klik yapmak tiklamak demektir. | Klik |
| Client | Müvekkil | Sil en temiz koltuklari | birazdan misafir gelecek. | Klayint |
| Cliff | Kayalik | Kilif muhabbetini kayalikta yapiyorlardi. | Klif |
| Climate | Iklim | Klima etkisi iklimin etkisinden daha kötü. | Klaymit |
| Climax | Zirve | Klima x butonuyla zirve isler yapiyordu. | Klaymaks |
| Climb | Tirmanmak | Kilayim bu tirmandigim yerde iki rekaat namaz. | Klaym |
| Clinch | Perçinlemek | Kil | ince temizlik temizlik için perçinleniyordu. | Klinc |
| Clinic | Klinik | Klinikte tanistigim kiza asik olmak üzereyim. | Klinik |
| Clink | Kadeh tokusturmak | Klink diye kadeh tokusturduk. | Klink |
| Clip | Kirpmak | Klipte kötü yerleri lütfen kirpiniz. | Klip |
| Clock | Saat | Kulak doktoru saat birde gelecek | dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Klod |
| Cloud | Toprak parçasi | Kilot ufak bir toprak parçasi üzerinde duruyordu. | Klod |
| Cloister | Manastir | Kilo ister biraz manastir rahibi. | Kloysti |
| Close | Kapamak | yakin | Kil Oguz | yakinlarda yeni bir dükkan kapatti. | Klous |
| Close down | Kapanmak | Kilosu on liradan kapandi. | Klous davn |
| Close in | Karanlik basmak | Kilosu indi biraz asagi karanlik basinca domatesin. | Klous in |
| Close on | Etrafini çevirmek | Kilosu on lira olan domatesin etrafini çevir. | Klous on |
| Closed | Kapali | Klozet kapagini kapali tutunuz | lütfen. | Klouzid |
| Closet | Tuvalet-Küçük oda | Klozeti kaldirin tuvalete girince. | Klozit |
| Closingtime | Kapanma zamani | Kilosu indi tam pazarin kapanma zamaninda. | Klouzingktaym |
| Clot | Pihtilasmak | Külot sikligi vücudumda pihtilasmaya yol açti. | Klot |
| Clothes | Elbise | Külotu es kaza elbiselerimle ayni yere yerlesmisim. | Kloth |
| Cloud | Bulut | Külodu üzerinde bulut resmi varsa alirim. | Klaud |
| Clove | Sarimsak disi | Kilo ve sarimsak disi arasinda yakin bir ilgi vardir. | Klouv |
| Clover | Yonca | Kilo ver yonca çayi içerek | dediginizi hayal ediniz. | Klouvi |
| Clown | Palyaço | Kil | ovun beni diye bagirdi palyaçoya. | Klaun |
| Clownish | Yontulmamis | kaba | Kil ovun isi | yontulmamis kaba bir istir. | Klaunis |
| Club | Kulüp | Kulüp kizlariyla eglenmeyi seviyordum. | Klab |
| Cluck | Gidaklamak | Kuluçkaya yatan tavuk çok fena gidakladi. | Klak |
| Clue | Ipucu | Kule ile insanlara adeta bir ipucu verilmistir. | Klui |
| Clumsy | Beceriksiz | Kulum Sinan | beceriksiz bir insandi. | Klamzi |
| Cluster | Toplanmak | Külüstür arabalar bir arada toplandi. | Klasti |
| Clutch | Debriyaj | Kulaç atarken nefes almak | debriyaja basmak gibidir. | Klaç |
| Clutter | Karmakarisik | Kil | ati karmakarisik bir hale sokmustu. | Klati |
| Coach | Koç | Antrenör | Koç ikinci yarida beni oynatacak. | Kouç |
| Coagulate | Koyulasmak | Koyu gül at biraz koyulasan çorbaya. | Kouagyulet |
| Coal | Kömür | Kol | su kömürü tasimaktan bikti | usandi. | Koul |
| Coarse | Adi | Korse adi ise lütfen dikkatli kullaniniz. | Kois |
| Coast | Sahil | Kast sistemi Hindistan'in sahil kesiminde uygulanir. | Koust |
| Coat | Ceket | Kot ceketini yanina almayi unutma | sakin. | Kout |
| Coax | Tatli sözlerle kandirmak | Kokusu beni uyarinca onu tatli sözlerle kandirdim. | Kouks |
| Cobble | Kaldirim tasi | Kabul | sana kaldirim tasi yapacagim. | Kobl |
| Cobbler | Ayakkabi tamircisi | Kabuller sadece ayakkabi tamircisine özeldi. | Kobli |
| Cobra | Kobra yilani | Kobra yilani ile tavsanin mücadelesi nefes kesti. | Koubri |
| Cobweb | Örümcek agi | Koptu web baglantim örümcek agi yüzünden. | Kobveb |
| Cock | Horoz | Kok kömürü gören horoz topuklayarak kaçti. | Kok |
| Cockeyed | sasi | Kokuyu ye de gözlerin sasi olmaktan kurtulsun. | Kokayd |
| Cockpit | Kokpit | Kokpit içinde yardimci pilot olarak çalismaktayim. | Kokpit |
| Cockroach | Hamamböcegi | Kokoreçin içinden hamamböcegi çikti. | Kokrouç |
| Cocksure | Kendinden çok emin | Koku sür ve kendinden çok emin ol. | Koksui |
| Cocktail | Kokteyl | Kokteyl hazirliyordum otel müsterilerine. | Kokteyl |
| Coco | Hindistancevizi agaci | Hindistancevizi agacindan yapilmis bu koku çok güzel. | Koukou |
| Cocoa | Kakao | Kakaolu dondurma yemege bayilirim. | Koukou |
| Coconut | Hindistancevizi | Kokonatli çikolatalar | hindistancevizlidir. | Koukinat |
| Cocoon | Ipekböcegi kozasi | Koku | on KM uzakliktaki ipekböcegi kozasina ulasmisti. | Kikiun |
| Coddle | Özenle bakmak | Kodla özenle baktigim kedinin DNA'sini. | Kodl |
| Code | Kod | sifre | Kasayi açabilen tek kod | bu bilgisayarin içinde. | Kodl |
| Codliver oil | Balikyagi | Kodlu ver | o ildeki balikyagi satan adamin numarasini. | Kodliviroyl |
| Coeducation | Karma ögretim | Kötü kasindim | karma ögretim sinifinda. | Kouedukeysn |
| Coerse | Zorla yaptirmak | Kovarsa bile zorla yap bu isi | sakin vazgeçme. | Kouöirs |
| Coexist | Bir arada var olmak | Koyuki siste asla bir arada var olamaz. | Kouigzist |
| Coffee | Kahve | Sade kahve içmesini sevmem ama sütlüsünü hayir diyemem. | Kofi |
| Coffer | Sandik | Cafer'in gizli bir sandigi vardi | su an içine bakmaya sabirsizlaniyorum. | Kofi |
| Coffin | Tabut | Fazla kafein içerseniz kendinizi tabutta bulabilirsiniz. | Kofin |
| Cog | Çark disi | Kok ey çark disi hemde çok güzel kok. | Kog |
| Cogitate | Tasarlamak | Koçu teyit et ve ahirimi tasarla. | Kociteyt |
| Coherent | Yapisik | Kahrindan ölüyordu yapisik ikizlerin durumuna… | Kouhirnt |
| Coiffure | Saç biçimi | Kuaförde saç biçimimi degistirdim. | Kvaifyui |
| Coil up | Sarilmak | Yola koyulup biran önce esime sarilmali ve yaninda kivrilip yatmaliyim. | Koyl ap |
| Coin | Madeni para | Koyun masanin üstüne madeni paralari. | Koyun |
| Coinage | Para basma | Koyun için bize para basmaniz lazim. | Koyneyc |
| Coincidence | Tesadüf | rastlanti | Koyunsu dansi tesadüf eseri ögrenmisti. | Koinsidins |
| Cold | Soguk | Kolda problem yok sadece hava çok soguk. | Kould |
| Coldblooded | Sogukkanli | Kolda bleutoothunu sogukkanli bir sekilde tutuyordu. | Kouldbloudid |
| Cold war | Soguk savas | Kolda var dövmesi soguk savas döneminden kalma. | Kolud vai |
| Colic | Sanci | Kolik sancisi bebeklerde gözlemlenir. | Koulic |
| Collaborate | Isbirligi yapmak | Kolla burada onu isbirligi yaparak. | Kilabireyt |
| Collapse | Çökmek | Kol | apse yapmis çökerttigi deride. | Kilaps |
| Collarbone | Köprücük kemigi | Kollar | bu ne dedi köprücük kemigine. | Kolaböin |
| Collar | Tasma | Kollar | bu tasmayi tutmaktan acizdi. | Kolir |
| Collect | Biriktirmek | Kol ekti mezara ve bunlari biriktirdi. | Kilekt |
| Collection | Koleksiyon | Gle bebegim sana pul koleksiyonumu göstereyim. | Kileksn |
| Collective | Kolektif | Toplu | Kolektif bir oyun sergileyerek maçi kazandi. | Kilektiv |
| Collage | Kolej | Kolej ögretmeni olarak çalismak istiyordum. | Kolic |
| Collide | Çarpmak | Kolide çalisan kiza bilerek çarptim. | Kolayd |
| Collision | Çarpisma | Kolisi on kilo olunca çarpisma kaçinilmazdi. | Kilijn |
| Colloqual | Konusma dili ile ilgili | Kolluk al cümlesi | konusma dilimize Arapçadan girmistir. | Kilokviil |
| Cologne | Kolonya | Kolonyami sürüp sevgilimle bulustum. | Kiloun |
| Colon | Iki nokta üst üste | Kolon kanseri | iki nokta üst üste:Tehlikeli bir hastaliktir. | Koulin |
| Colonel | Albay | Kolon el birligiyle albay tarafindan yaptirildi. | Kainil |
| Colonial | Sömürge ile ilgili | Koloniyi al yanina sömürge ile ilgili islemlere devam et. | Kiloniyil |
| Colonize | Sömürge kurmak | Koloni ise sömürge kurmak demektir. | Kolinayz |
| Colonizm | Sömürgecilik | Kolonizm | Kolonizm | sömürgecilik sistemidir. | Kolinizm |
| Colony | Koloni | sömürge | Kolonya kolonisi kurmak istiyordum. | Koluni |
| Colossal | Koskocaman | Kolu sal üzerinde oturan koskocaman bir kadina çarpiyordu. | Kilosil |
| Colour | Renk | Kalir çamasirlarimiz renkli-bu deterjanla. | Kalir |
| Columnist | Gazetede köse yazari | Kolumun üstünde köse yazarligi yapiyordu | sinek. | Kolimnist |
| Coma | Koma | Komaya giren ünlü sanatçi hayatini kaybetti. | Komi |
| Combat | Dövüs-dövüstürmek | Mortal Combat en sevdigim dövüs oyunudur. | Kombat |
| Combine | Birlestir | karistir | Kombine edip birlestirdigim maçlar kesin tutacak. | Kimbayn |
| Combination | Kombinasyon | Kombinasyon konusu matematikte zor bir konudur. | Kimbastibl |
| Combustible | Yanici madde | Kampüste bile yanici maddeler var. | Kimbastibl |
| Come | Gelmek | Kam | mekanikte kendisinie gelen düzenekleri harkete geçiren bir alettir. | Kam |
| Come across | Rastlamak | Kam'a | kros yaparken rastlayamazsin. | Kam ikros |
| Come about | Meydan gelmek | Kam'i batirirsan suya küf meydana gelir. | Kam ibaut |
| Come along | Acele etmek | Kam'i alin getirin acele ederek. | Kam iloun |
| Come apart | Parçalanmak | Kam | abartili çalisirsa motoru parçalar. | Kam ipait |
| Come at | Varmak | Kam | at nalina takilirsa eve erken varamazsin. | Kam et |
| Come back | Geri gelmek | Kam'i bekle o geri gelecek. | Kam bek |
| Come by | Kazanmak | Kam'a bay dersen kazanirsin. | Kam bay |
| Come down | Fiyat düsmesi | Kam davan ürünlerde fiyat düsmesine yol açti. | Kam davn |
| Come loose | Gevsemek | Kamliyiz biz dedi ama bence gevsememek lazim. | Kam luiz |
| Come on | Haydi | 'Kam on beybi haydi partiye gidelim'' diyen genci hayal ediniz. | Kam on |
| Comedian | Komedyen | Komedyen olmak istiyordum. | Kimidiyn |
| Comedy | Komedi | Komedi filmlerini izlemeyi severim. | Komidi |
| Comet | Kuyrukluyildiz | Komite bu yil kuyrukluyildiz gözlemlemeyecek. | Komit |
| Comfort | Konfor | Konfor ve rahatlik evlerde bulunmasi lazim. | Kamfirt |
| Comic | Komik | Komik filmler izlemeye bayilirdi. | Komik |
| Comma | Virgül | Komadan uyanan hastalar | virgüllü cümle kuramaz. | Koma |
| Command | Komut | Kumandanin komutlarini yerine getiriniz. | Kimand |
| Commander | Komutan | Komanda er bu sene komutanliga terfi edecek. | Kimandi |
| Commando | Komando | Komando olarak vatani görevimi yerine getirdi. | Kimando |
| Commemorate | Anmak | Komi Murat'i bu kitapta anmayacagim. | Kimemireyt |
| Commencement | Baslangiç | Komin | kement ile iyi bir baslangiç yapti. | Kimensmint |
| Comment | Yorum | Kement atisiniza yüzlerce yorum yapilmis. | Koment |
| Commentator | Yorumcu | Kement atar bile yorumcu olmak istiyor. | Komenteyti |
| Commercial | Ticari | Kömür sal ikilisi ticari kazançlarinizi arttiracak. | Kimöisl |
| Commiserate | Dert ortagi | Komiser | ''at dert ortagini da içeri'' dedi. | Kamizireyt |
| Commission | Komisyon | Komisyon alacagim bu isten. | Kimisin |
| Commit | Söz vermek | Komite | yollarinizin yapilacagina dair size söz verdi. | Kimit |
| Commite | Komite | Komite | oylama yaparak isteklerimizi kabul edecekmis. | Kimiti |
| Common | Çok rastlanilan | Somon | çok rastlanilan bir balik türüdür. | Komin |
| Communal | Toplumsal | Somonu al ye | yerken de toplumsal olaylari izle. | Komyunil |
| Communication | Komünikasyon | Kaminükasyon idaresi iletisime zam yapti. | Kimyunikeysn |
| Communism | Komünizm | Komünizm hakkinda bir kitap okudum. | Komyunizm |
| Communist | Komünist | Komünist kisiler hakkinda biyogrifler okudum. | Komyunist |
| Community | Topluluk | Kamyoneti topluluk önüne birakma. | Komyuniti |
| Commute | Cezayi hafifletme | Yargi komitesi cezayi hafifletti. | Kimyut |
| Compact | Siki | sözlesme | Kompakt disk sirketi ile siki bir sözlesme imzaladim. | Kompakt |
| Companion | Dost | Kampanya on dostumuza araba kazandirdi. | Kimpanyin |
| Company | sirket | sirketimiz çokça kampanya düzenlemektedir. | Kampini |
| Comparable | Karsilastirilabilir | Kumbara bile bazen karsilastirilabilir bir kelimedir. | Kompribil |
| Compare | Karsilastirmak | Kumbarami seninki ile asla karsilastirmam. | Kimpei |
| Compass | Pusula | Kumpas kurulmus bir pusula satin aldim. | Kampis |
| Compassion | Merhamet | Kumpasi on kisiye söyleyen adama merhamet ederim. | Kimpasn |
| Compatriot | Vatandas | Kampi | patriot füzesi vurarak vatandasi perisan etti. | Kimpatriit |
| Compile | Derlemek | Kompile bir kitabi yeniden derleyecegim. | Kimpayl |
| Complain | sikayet etmek | Kompile in satin aldik ama burayi sikayet edecegiz. | Kimpleyn |
| Complete | Tamamlamak | Kompile ete zam uygulamasi tamamlandi. | Kimplit |
| Complex | Kompleks | karmasik | Kompleksli kisi isi daha karisik hale sokar. | Kompleks |
| Compliant | Yumusak basli | Kompile ant içti yumusak basli kadin. | Komplaynt |
| Complicate | Karisik | Kompile kedi çizme isi bana çok karisik geldi. | Komplikeyt |
| Comply | Razi olmak | Komple ay izlemeye razi oldum. | Kimplay |
| Conceal | Örtbas etmek | Konsil | toplantida bu olayi örtbas etti. | Kinsil |
| Concentration | Konsantrasyon | Konsantrasyonum bozuldu. | Kansintreysn |
| Conception | Fikir | Konsepte isin ekleme olayi orijinal bir fikirdi. | Kinsepsin |
| Concern | Ilgilendirmek | Konserin yapilmasi beni ilgilendirmiyor. | Kinsim |
| Concerning | Ilgili | Konserin ingilizce ile ilgili kismi beni ilgilendirmiyor. | Kinsirning |
| Concert | Konser | Konser veren sanatçiya yüzlerce domates firlatildi. | Kansirt |
| Conciliate | Igrenç | Konsili iyi egit bence bu is çok igrenç gelse de sana. | Kinsiliyeyt |
| Concession | Ayricalik | imtiyaz | Konsesyon ve imtiyaz tanimiyoruz bu firmaya. | Kinsesin |
| Concise | Kisa | Kon | çiseleyerek kisa yapraklarin üzerine. | Kinsays |
| Conclude | Sona ermek | Kon kilodun üzerine diyen sinegin hayati sona erdi. | Kinkludl |
| Concoct | Birbiriyle karistirp yapmak | Konkort kelimesini bunula birbirine karistirmayiniz. | Kankakt |
| Concord | Uyum | Konkord uçaklarla uçmakta | uyum problemi yasiyorum. | Kankörd |
| Concrete | Kesin | somut | Son seritinde kesin kaza olur. | Kankrit |
| Concur | Ayni fikirde olmak | Kon kuru dala fikrinle ayni fikirdeyiz. | Kindem |
| Condemn | Kinamak | Kondom takmayanlari kiniyorum. | Kindem |
| Condense | Kisaltmak | özetlemek | Kon dans pistine ve eglence süresini kisalt | Kindens |
| Condescend | Tenezzül etmek | Kon desen de bu sinek konmaya tenezzül etmiyordu. | Kandisend |
| Condition | Durum | Kondisyon durumum suan için yeterli degil. | Kindiin |
| Conditional | Duruma bagli | Kondisyonel çalismalarimin artmasi kosullara bagli olacak. | Kindisinil |
| Condole | Bassagligi dilemek | Con | Dole aislesine bas sagligi diledi. | Kindoul |
| Condone | Görmezden gelmek | Con | dona verdigi parayi görmezden geldi. | Kindon |
| Conduct | Idare etmek | yönetim | Konduk bu koltuga ama idare etmesi zordur. | Kindakt |
| Confection | sekerleme | Konfeksiyon atölyesinde sekerleme yapiyoruz. | Kinfeksin |
| Confederation | Konfederasyon | Konfederasyon kupasini bu sene Türkiye kazandi. | Kinfedireysn |
| Confer | Görüsmek | Konfor içinde görüsmek isterim seninle. | Kinfir |
| Conference | Konferans | Konferans vermek istiyorum. | Kanfirins |
| Confess | Itiraf etmek | 'Kon fesin üzerine''dedigimi sinek bile itiraf etti. | Kinfes |
| Confession | Itiraf | 'Kon '' fese on kere dedigimi de sinek itiraf etti. | Kinfesin |
| Confide | Emanet etmek | Kon fidenin üzerine ve tohumlarini ona emanet et. | Kinfayd |
| Confident | Güvenli | Konfidende bekle | kendini güvenli hissedene kadar. | Konfidint |
| Confine | Sinirlandirmak | Kon | fayin onda sinirlandirdigim bölgesine. | Kinfayn |
| Confirm | Onaylanmak | Kon | firma fatirasinin üzerine ve onayla. | Kinföim |
| Confiscate | Kamulastirmak | Kon ve fiske at her yeri kamulastiran adama. | Kanfiskeyt |
| Conform | Uymak | 'Kon''forum üzerine ama kurallara uyarak. | Kinfoim |
| Confound | Kafayi karistirmak | Kon Funda'nin üzerine ve kafasini karistir. | Kinfaund |
| Confound it | Allah kahetsin | Kondu Funda'nin basina it gibi sinek sürüsü. | Kinfaund it |
| Confront | Yüzlestirmek | Konfor | on tane yastikla yüzlesince ortaya çikar. | Kinfraint |
| Confuse | sasirmak | Kon füze üzerine ve herkesi sasirt. | Kinfyuz |
| Confusion | saskinlik | Kon füzyon deneyiin üzerine | saskinlik yarat. | Kinfijn |
| Congeal | Donmak | Con | gel al dedi elimdekini ben ise oracikta donmustum. | Kincil |
| Congested | Tikali | Con | gez dedi bana tikali olan burnum açilsin. | Kincestid |
| Congratulate | Tebrik etmek | Kongrede Tülay'i tebrik ettim. | Kingraçüleyt |
| Congratulations | Tebrikler | Kongre | Tülay'a isin icati için tebriklerini iletti. | Kingraçileysn |
| Congress | Kongre | Erzurum Kongresi | aldigi kararlar bakimindan ulusas bir kongredir. | Kangres |
| Conjecture | Varsayim | tahmin | Bu konjonktürde tahmin yapilmasi çok güçtür. | Kincekçi |
| Conjure | Büyü ile çagirmak | yalvarmak | Kon jürinin üzerine ey ruh | çünkü büyü ile çagrildin. | Kanci |
| Connect | Baglamak | Kon ektigim dalin üzerine | yapraklari birbirine bagla. | Kinekt |
| Connection | Baglanti | Kon ektigin on dala ve hepsinde bir baglanti olustur. | Kineksn |
| Conquer | Fethetmek | Kon ki er kafasina onunla birlikte yerleri fethedersin. | Kanki |
| Conqueror | Fatih | Kon ki ''eror''versin kafasi diyen Fatih isimli ögrenciyi düsünüz. | Kankiri |
| Conquest | Fetih | Kon küvesde duran fetih tavukarinin üzerine. | Kankvest |
| Conscious | Bilinçli | Konisisiz ama bilinçli olarak degil. | Kansiz |
| Conscript | Askere alma | Kon | skriptin üzerine askere alma dosyasini incele. | Kanskript |
| Consecutive | Ardisik | Konsektif sayilara ardasik sayilar denir. | Kinsekyitiv |
| Consent | Izin vermek | Kon sen de izin verdigim dala. | Kinsent |
| Consequently | Sonuç olarak | Konsa kentli kisilerin kafasina ne olacakki sonuç olarak? | Kansikventli |
| Constrain | Zorlamak | Konsantren düstüyse kendini zorlama. | Kinstreynl |
| Construction | Insaat | Konsantre uçtu on insaat yapimindan sonra. | Kinstraksin |
| Consul | Konsolos | Konsoloslukta son sözünü söyleyecegim. | Kansil |
| Consult | ege basvurmak | Kon sultana basvurdugun sarayin tepesine. | Kinsalt |
| Consume | Tüketmek | Kon suyuma ve tüket hepsini. | Kinsiyum |
| Contract | Kontak | lens | Kontak olustu göz temasi kurdugum kizla. | Kontakt |
| Contagious | Bulasici | Bulasici hastalik kapmayan son contaciyiz. | Kinteycis |
| Contain | Içermek | Konteynir çogunlukla demir içeriyordu. | Kinteyn |
| Contaminate | Yok | bulunmayan | Conta Mine'de suan bulunmuyor mu? | Kintemineyt |
| Contemporary | Çagdas | Kon tempolari düsük çagdas insanlarin kafasina. | Kintempireri |
| Contempt | Küçümseme | Kon tempo kosusunda küçümsedigin atin kafasina. | Kintempt |
| Content | Memnun etmek | Kon tentürdiyotun üzerine | böylece yarayi memnun et. | Kintent |
| Contest | Yarisma | Kon test kagidinin üzerine-yarismada kim doping yapmis | bak | Kantest |
| Continent | Kita | Kontinent bir zamanlar kitanin en büyük alisveirs merkeziydi. | Kontinint |
| Continue | Devam etmek | Kon teni yumusaklara ve onlarla devam et. | Kintinyu |
| Continuity | Süreklilik | Kondun ite | simdi it iste süreklilik arz edemiyor. | Kontinyuiti |
| Continuous | Sürekli | Kontinyus tens-ingilizce derslerinde sürekli ögretilir. | Kintinyuis |
| Contort | Bükmek | Kon tortunun üzerine ve tortuyu egip | bük. | Kintoit |
| Contour | Çevre-dis hatlar | Kontur olmadigi için dis hatlari arayamadim. | Kontue |
| Contraband | Kaçak esya | Kontra bantla kaçak esyalari yapistirdim. | Kontribend |
| Contraceptive | Gebeligi önleyici | Kontür serp tv'ye ki gebeligi önleyici yayinlari göstersin. | Kantriseptiv |
| Contract | Kontrat | sözlesme | Kontrat ve sözlesmelerinizi getiriniz. | Kontrakt |
| Contradict | Yalanlamak | Kontürü diktigimizi yalanladik. | Kontridikt |
| Contrary | Aksi | zit | Kontörü ari çaldi | hay aksi seytan! | Kontriril |
| Contrast | Çelismek | Kontör astim duvara | çeliski yasansin diye. | Kontraist |
| Conttribute | Katkida bulunmak | Kontörü büte yetismez ona katkida bulunun. | Kintribyuit |
| Contrite | Pisman | Kontür ite ne lazimdi sanki | pisman oldum aldigima. | Kontrayt |
| Contrive | Icat etmek | Kontör evi icat ettim | iyi yaptim. | Kintrayv |
| Control | Kontrol | Kontrol bende artik bu isletme yönetiminde. | Kintroul |
| Control tower | Kontrol kulesi | Kontrol tavri | kontrol kulesi yönetimi için yeterli degildi. | Kintroul tavi |
| Controversial | Tartismali | çekismeli | Kontör verirse al ama onunla tartismali videolar izleme. | Kontrivöisl |
| Contuse | Çürütmek | Kont | yüz kez dislerini çürütmüstür. | Kintyuiz |
| Convalesce | Iyilesmek | ayaga kalkmak | Kon valizcinin üzerine hasta iyilesinceye kadar. | Konviles |
| Convenient | Elverisli | Kon ve niyetini ögren elverisli bir zamanda. | Kinvinyint |
| Conventional | Geleneksel | Konvensinil tarz moda | geleneksel kesimleri ifade eder. | Kinvensinil |
| Converse | Sohbet etmek | konusmak | Konvers ayakkabi aldim sohbet ettigim kiza. | Kinvöis |
| Convert | Dinden dönen | Konuverdi dinden dönen kizin kafasina. | Konvöit |
| Convertible | Degistirilebilir | Konuverdi bile su degistirilebilir sapka üzerine. | Konvöitibl |
| Convey | Tasimak | Konvoy bize de tasiyordu bu dügünde. | Kinvey |
| Convict | Mahkum | Kon Viktor'un mahkum ettigi kizin kafasina. | Konvikt |
| Convince | Ikna etmek | Kon vince ve onu bizer satmasi için sahibini ikna et. | Kinvins |
| Convoy | Eslik etmek | konvoy | Konvoy büyük haydi bize eslik edin. | Konvoy |
| Convulsion | Çirpinma | Konvalsiyon hareket | kuslarin çirpinma hareketidir. | Kinvaljin |
| Cook | Asçi | pisirmek | Kok ey yemek!! Güzel kokmazsan bende asçi degilim. | Kuk |
| Cooker | Ocak | Kokar bizim ocak yeterki birkaç gün temizlik yapma. | Kuki |
| Cookie | Kurabiye | Koku iyi ise kurabiye güzel pismis demektir. | Kuki |
| Cool | Soguk | Bu adam çok kuul ve çok soguk kanli. | Kuil |
| Cooler | Sogutucu | Kollar yemeklerimizi bu sogutucu. | Kuili |
| Coolness | Sogukkanlilik | Kolunuz iyilesecektir lütfen sogukkanliliginizi koruyunuz. | Kuilnis |
| Coop | Kümes | Kop tabi sende | kümeste çilgin tavuklar partisi var. | Kuip |
| Coop | Kooperatif | Kooplara çok para verdik zamaninda ama kooperatif çabuk batti. | Kouop |
| Coordination | Koordinasyon | ayarlama | Sanirim bende kordinasyon sorunu var. | Kouidineysn |
| Coordinate | Koordine etmek | Koordine etmeyi bilmelisin bu ekibi. | Koiuidineyt |
| Cop | Polis | Kop kop yapan gençleri gece polis basti. | Kop |
| Cope with | ile basa çikmak | Kop vitamin ile çünkü seninle basa çikmak zordur. | Kop vit |
| Copier | Fotokopi makinesi | Kopyalari su fotokopi makinesinde çogalttik. | Kopii |
| Copilot | Kopilot | ikinci pilot | Kopilot olarak ilk defa bir uçak kullaniyorum. | Koipaylit |
| Copious | Bol | zengin | Kopuyoz bu gece çünkü loto çikti | zengin olduk. | Koupyis |
| Copper | Bakir | Kopar kolayca bakir tel | o yüzden fazla zorlamayin. | Kopi |
| Copy | Kopya | Kopya kagidi ile bu dosyalarin birer kopyasini al. | Kopi |
| Coral | Mercan | Koral Bey size mercan baligi ikramn ediyor. | Koril |
| Cord | Iple baglamak | Kord | saglam bir iple baglanmis tenis alanidir. | Koid |
| Cordial | Samimi | Kordu iyi aldin | samimi oldugunu gösterdin. | Koidyil |
| Core | Iç | öz | Kore'de meyve özleri tüketmek çok önemlidir. | Koi |
| Cork | Mantar tipa | Kork benden çünkü ben bir mantar tipasiyim. | Koik |
| Corn | Misir | Popcorn misir cipsi en güzel sinemada yenir. | Korn |
| Corner | Köse | Korner kullanmak için köse noktasina gittim. | Korni |
| Cornet | Kagit külah | Kornet dondurma | kagit külahtan yapilir. | Koinit |
| Coronaiton | Taç giyme töreni | Koruna atiyon bolca kömür | taç giyme töreni sicak oldun diye. | Korineysn |
| Coroner | süpheli ölümleri arastiran kisi | Koronerden öldü süpheli ölümleri arastiran kisi. | Korini |
| Corps | Kolordu | Kor | pis yanarken kolordu askeri neler yapiyor. | Koi |
| Corporation | Dernek | Koparip atiyon bagini hemen dernegimle. | koipireysn |
| Corpse | Ceset | Kor pis ise bu kor ceset artiklarindan da olusmus olabilir. | Koips |
| Corpulence | sismanlik | Kor bul önce | mangali yak | daha sonra sismanlik konusunda konus. | Koipyilins |
| Correct | Dogru | Kor ekti yüregine ama dogru olani yapti ayrilmakla. | Kirekt |
| Correspondent | Muhabir | 'Kor izbandut gibi sicakti'' dedi muhabir. | Korispondint |
| Corridor | Koridor | Koridor sonunda toplanti odam var. | Koridoi |
| Corroborate | Dogrulamak | Koro | boru attigini dün aksam dogruladi. | Kirobreyt |
| Corrode | Paslanmak | Koroda bulunan tüm müzk aletleri paslandi. | Kiroud |
| Corrugate | Kiristirma | Koru gitti diye atesin hemen anlini kiristirdi. | Korugeyt |
| Corrupt | Rüsvet yiyen | Kör raptiye rüsvet yiyen adamin para torbasini deldi. | Kirapt |
| Corset | Korse | Korse takmadan disari çikamazdim bir zamanlar. | Koisit |
| Cosmetic | Kozmetik | Kozmetik almaya çok merkaliyim. | Kozmatik |
| Cosmic | Kozmik | evrensel | Kozmik bir evrende yasiyoruz. | Kozmik |
| Cosmonaut | Uzayadami | Kozmonot olmak istiyorum. | Koazmenot |
| Cost | Masraf | fiyat | Kostumler size çok masraf çikarir. | Kost |
| Costly | Pahali | Kostümlüyü görünce kiyafetinin pahali oldugunu anladim. | Kostli |
| Cost of living | Hayat pahaliligi | Costu Oflu | evin girisine ''hayat pahaliligindan biktim'' yazdi. | Kost iv living |
| Costume | Kostüm | Kostüm satarak geçimini sagliyordu. | Kostyuim |
| Cosy | Sicacik | keyifli | Kozu su:'' sicacik ve keyifli'' bir ortami var. | Kouzi |
| Cot | Çocuk karyolasi | Kot pantolunumu çocuk karyolasinin üzerine koymustum. | Kot |
| Cottage | Yazlik ev | 'Kot Iç'' diyen yazlik ev | çildirmis olmali. | Kotic |
| Cotton | Pamuk | Kotun | pamuktan yapilmis çok kaliteli bir kumastir. | Kotn |
| Couch | Divan | yatmak | Koç | bizim divanimiza çikmis yatiyordu. | Kauç |
| Cougar | Puma | Kokar kokarca gibi puma | uzun süre yikanmazsa eger. | Kuigi |
| Cough | Öksürmek | Koh koh diye öksürdügüm için evden çikamiyordum. | Kof |
| Counsil | Konsey | Konsil üyelerini konseyimize davet ettim. | Kaunsl |
| Counsel | Ögüt vermek | Koyun | sel gibi ögüt veriyordu. | Kaunsil |
| Count | Saymak | Kont | sayi saymayi ögrenmek istiyordu. | Kaunt |
| Counter | Sayaç | önlemek | Kont | ter içinde sayaci durdurmaya çalisti. | Kaunti |
| Counterfit | Sahtesini yapmak | Kan ter içinde fitness makinesinin sahtesini yaptim. | Kauntifit |
| Countess | Kontes | Kontes | bu aksam bizi yemege davet etti. | Kauntisl |
| Country | Ülke | Konturu yabanci ülke telefonlarini aramaya yetmedi. | Kantri |
| Coup | Askeri darbe | Cop kullanmak sonunda askeri darbeyi getirir. | Kui |
| Couple | Çift | Kapil su çiftlere ve onlar gibi dans et. | Kapil |
| Coupon | Kupon | Kupon tutturma konusunda beceriksizdim. | Kuipon |
| Courage | Cesaret | Karici adam | disari çikmaya cesaret edemez. | Karic |
| Courier | Kurye | Kariyer sahibi olmak için kurye müdürü olmam lazim. | Kurii |
| Course | Kurs | Korse takma kursu açacagim yakin zamanda | Koisit |
| Court | Kort | Kort alaninda en begendigim tenisçi Çek tenisçidir. | Koit |
| Courtesy | Kibarlik | Kur tezini ve kibarlikla hocana sun. | Köitisi |
| Cousin | Kuzen | Kuzen bu sene üniversite okuyacak. | Kazn |
| Cove | Koy | körfez | Kov! evi körfezde olmayani yanindan. | Kouv |
| Cover | Örtü | örtmek | Kov | er geç çikacakti zaten isten bu örtülü kadin. | Kavi |
| Covet | Imrenmek | Küvet çok güzel yapilmis imrendim dogrusu. | Kavit |
| Cow | Inek | Kov bu inegi bahçemden | bitkilere zarar veriyor. | Kau |
| Coward | Korkak | Kovardi yanindan korkak olanlari. | Kauid |
| Cowboy | Kovboy | Kovboy filmleri ile büyüdüm-diyebilirim. | Kauboy |
| Coxcomb | Züppe | Kokusu kombiyi patlatacakti züppenin. | Kokskoum |
| Coy | Çekingen | Koy | çekingenlik ilacimi çantama. | Koy |
| Crab | Yengeç | Kir ablama ait yengecin kollarini. | Krab |
| Crack | Çatirdi | çatlamak | Krakeri çatirdatarak yemeyi severim. | Krak |
| Craft | El sanati | gemi | Kiraffet ikilemi el sanati ile yapilmis bir gemiye benzer. | Kraft |
| Crag | Uçurum | Kirak mi uçurum kenarinda biraz ceviz? | Krag |
| Cram | Tika basa doldurmak | Karam çikolatasi ile karnimi tika basa doldurdum. | Kram |
| Cramp | Kramp | Kramp girince denizde | lütfen panik yapmayiniz. | Kramp |
| Crash | Düsüp parçalanmak | Kir | as tabagini ve bardaklarini… hepsini yere düsürüp parçala. | Kras |
| Crate | Sandik | Karate teknigi ile sandigi kirdim | annemde beni kapafim kirdi. | Kreyt |
| Crater | Krater | Kraterden çikan alevler köyde panik yaratti. | Kreyti |
| Crave | Yalvarmak | Kir avare dolasip eve geç gelen kocanin kalbini | sonra da yalvart kendine. | Kreyv |
| Crawl | Sürünmek | Kir aval aval bakarak sürünen hayvanin kalbini. | Kroil |
| Crayon | Boyali kalem | Kiriyon dikkat et boyali kalemlerini | Kreyin |
| Craze | Çilginlik | Keriz sevgilisini çilginlik yaparak ayarlamis. | Kreyz |
| Crazy | Deli | Kerizi ben deli gibi seviyorum artik. | Kreyzi |
| Cream | Krem | Krem peynir | en sevdigim kahvalti yemegidir. | Kriim |
| Crease | Burusmak | Kriz esnasinda stresten cildim burustu. | Kriis |
| Create | Yaratmak | Kir | at ne yaparsan yap ama onu yeniden yarat. | Krieyt |
| Creation | Yaratilis | Kreasyonlarimizi bu sene yaratilis efsanesine göre dizyn ettik. | Krieysin |
| Creature | Yaratik | Kir at | üremek için belirsiz bir yaratik çiftlesti. | Kriiçi |
| Credible | Güvenilir | Kredi bile adam güvenilir ise verilir. | Kredibil |
| Credit | Kredi | Kredi karti almayi hiçbir zaman düsünmedim. | Kredit |
| Credit card | Kredi karti | Kredi kartlarini dikkatli kullanmak gerekir. | Kredit kaid |
| Credulous | Saf | kolay inanan | Krediliyiz hepimiz saf oldugumuz için. | Kredyulis |
| Creed | Inanç | Kredi veren adamin hiçbir inanci yok. | Kriid |
| Creek | Dere | Kir ekmekleri dere köprüsünden asagi at. | Kriik |
| Creep | SÜrünmek | Krep yerken yerde sürünen yilani izliyordum. | Kriip |
| Cremate | Ölüyü yakmak | Kiremit üzerinden ölüleri yakiyorlardi. | Krimeyt |
| Crescent | Hilal | Keriz cent harcayarak hilal kasli kiiz kandiracagini düsünüyordu. | Kresint |
| Crevice | Çatlak | yarik | Kereviz kabugu çatlaklara çok iyi gelir. | Krevis |
| Crew | Tayfa | Kir evi gerekirse yeterki tayfalarimizi kurtar. | Krui |
| Cricket | Kriket oyunu | Kriket oynamayi çok severim. | Krikit |
| Crime | Suç | cinayet | Kirayim mi kalbini cinayet romani okudugun için? | Kraym |
| Criminal | Cinayetle ilgili | Kremini al-sür ve cinayetle ilgili konusmaya devam et. | Kriminil |
| Cringe | Sinmek | Kirinca cami köpek | utandi | içine sinip kendini büzdü. | Krinc |
| Cripple | Topal | Kirpil berberde topal ayakliyla birlikte. | Kripil |
| Crisis | Kriz | Kriz iz birakmadan ülke ekonomisini teget geçti. | Kraysis |
| Crisp | Kivircik | Krispi yiyen kivircik saçli kiza asik oldum. | Krisp |
| Criterion | Kriter | Kriterin benim kurallarima uymadi. | Kraytiiriin |
| Critic | Elestirmen | Kritik cümleler kuruyordu bizim elestirmen. | Kritik |
| Ciriticism | Elestiri | Kritik isim var elestiriye çok açik. | Kristisizm |
| Criticize | Elestirmek | Kritik ise durum suan elestirmek dogru olmaz. | Kritisayz |
| Croak | Vakvaklamak | Kro(adam)ak sakalli dedenin vakvakladigini iddia ediyordu. | Krouk |
| Crochet | Krose | Krose vurunca boksör kendini yerde buldu. | Krosey |
| Crocodile | Timsah | Kroki dile geldi ve tüm timsah yuvalarini ortaya çikardi. | Krokidayl |
| Crony | Kafadar | Kir onu hiç üzülme onlar kafadar arkadas degillerdi zaten. | Krouni |
| Crook | Kanca | Kro ok atmayi kanca takmaya benzetiyordu. | Kruk |
| Crop | Kesmek | Krop butonu | resimleri kesmek için kullanilir. | Krop |
| Cross | Haç | çapraz | geçmek | Kros çalismamiz | çapraz adaleleri güçlendirmek içindir. | Kros |
| Croosing | Geçit | Krosun geçidin arkasinda son buldu. | Krosing |
| Crouch | Çömelmek | Kro uç noktalarda ucunu antenin sonra çömelip ayarlamaya çalis. | Kroç |
| Crow | Karga | Kro ''ovcam'' dedi omzunu kargaya. | Krou |
| Crowd | Kalabalik | Kro ovdu omuzumu kalabalik içinde. | Kraud |
| Crown | Taç giydirmek | Kro ovun dedi ama taç giydirme töreninden sonra… | Kraun |
| Crucial | Önemli | Kurucu ''Al dedi önemli dosyalari sirketten.'' | Kruisl |
| Crucify | Çarmiha germek | Kurucu fay hatlarinin da çarmiha gerilmesini istedi. | Kruisifay |
| Crude | Ham | Kurudu ekinler ülkemizde ham petrol yataklari yüzünden. | Kruid |
| Cruel | Zalim | Kuru el | islak ve zalim ele her zaman tercih edilir. | Kruil |
| Cruise | Deniz gezintisi | Kuru ise üstünüz | deniz gezintisine çikabiliriz. | Kruiz |
| Crumb | Ekmek kirintisi | Kurum''Bir ekmek kirintisini bile çöpe atmayin''dedi. | Kram |
| Crunch | Çatur çutur yemek | Kir un çuvali içindeki findiklari ve onlari çatur çutur ye. | Kranç |
| Crusade | Haçli Seferi | Kuru(fasulye) | sade(pilav) ile yenir | Haçli Seferleri belgeselini izlerken | Kruiseyd |
| Crush | Ezmek | Kurus harcamam su cevizleri ezmek için. | Kras |
| Crust | Kabuk | Kurusta kabuklasan bir keasit bulunuyor. | Krast |
| Cry | Aglamak | Kir ayiyi | aglat sonra da hayvanlari severim de. | Kray |
| Crystal | Kristal | Kristal vazom kirilinca adeta küplere bindim. | Kristil |
| Cub | Hayvan yavrusu | Cub cub sesi çikaran hayvan yavrusuydu. | Kab |
| Cube | Küp | Küp seker almak istiyordum ama param yoktu. | Kyuib |
| Cubicle | Odacik | Kuyu | bi kil ile odacik arasinda duruyordu. | Kyuibikl |
| Cuckoo | Guguk | Koku fena çikiyor guguk kusumdan. | Kukui |
| Cucumber | Salatlaik | Kuyu | kambur salataliklarin yetismesi için en ideal ortamdir. | Kyuikambi |
| Cud | Gevis | Cudi dagi | gevis getiren hayvanlari da bünyesine katmis. | Kad |
| Cuddle | Kucaklasmak | Cudi ile doyasiya kucaklasmak istiyorum. | Kadil |
| Cudgel | Sopa | Cudi gel dedi | sopa ben gelmem dedi. | Kacil |
| Cuff | Tokatlamak | Cuff cuff diye gelen trendeki adami tokatladim. | Kaf |
| Culminate | En son noktaya erismek. | Kul Mine'de-ibadette son noktaya eristi. | Kalmineyt |
| Culpable | Kabahatli | Kulpa bile bahane bulup | kabahatli ilan ediyorsun. | Kalpibl |
| Cult | Ibadet | Kul tabiki hayati boyunca ibadet etmelidir. | Kalt |
| Cultivation | Topragi isleme | Kul Tv ''Ation gene iftira topragini isleyenlere''dedi. | Kaltiveysn |
| Cultural | Kültürel | Kültürel olaylari takip ederim. | Kalçiril |
| Culture | Kültür | Kültür düzeyimizin gelismesini istiyorum. | Kalçi |
| Cultured | Kültürlü | Kültür | et yemekle gelismez | okumakla | kültürlü olmakla gelisir. | Kalçirid |
| Cumbersome | Hantal | sikici | Kambur Sam | hantal ve sikici bir kisidir. | Kambisim |
| Cumulative | Birikmis | Kumu | Latif'e gönderip onda birikmis olan parami al. | Kyuimyulitiv |
| Cunning | Kurnaz | Kanin gitti su kurnaz insanlarla ugrasmaktan. | Kaning |
| Cup | Kupa | Kap | kacak | kupa ne varsa hepsini alip evi terk et. | Kap |
| Cur | Sokak köpegi | Kur bir sokak köpegi dernegi. | Kyui |
| Curable | Tedavi edilebilir | Kura bile müdahale ediliyorsa ekonomi tedavi edilebilir bir düzeydedir. | Kyuiribl |
| Curd | Kesilmis süt | Kurt | yavrusuna kesilmis süt içirdi. | Köid |
| Cure | Tedavi etmek | Küre üzerine dokunmak yaralari tedavi eder. | Kyür |
| Curfew | Sokaga çikma yasagi | Küre fevkalede bildi | sokaga çikma yasagini. | Kirfyui |
| Curiosity | Tuhaf sey | Kuruyo siteyi ve içine tuhaf seyler yaziyor. | Kyuiriositi |
| Curl | Kivirmak | Kurul hamaga | kivir yastigini bir güzel uyu. | Köil |
| Curly | Kivir kivir | Kuruluyo güzelce kivir kivir saçlarini. | Köili |
| Currency | Tedavül | nakit para | Kur enciye yuva | ben tedavüldeki tüm nakit parami veririm. | Karinsi |
| Current | Akim | simdiki | Kur entrikali bir akim;ona katilalim. | Karint |
| Curriculum | Müfredat programi | Kirk yilim gitti müfredat programini hazirlarken. | Krikyulim |
| Curry | Timar etmek | Kuruyo fasulyeler derhal onlari timar et. | Kari |
| Curse | Beddua etmek | Kursa beddua ediyorum | hiçbir sey ögretmedi bana. | Köis |
| Cursory | Gelisi güzel | Kurs oraya adeta gelisi güzel kurulmustu. | Köisri |
| Curt | Sert ve kisa söz | Kurt konusursa sert ve kisa bir söz söylerdi. | Köit |
| Curtail | Kisa kesmek | Kurta egil dedim sözü kisa keserek. | Körteyl |
| Curtain | Tiyatro perdesi | Kurt ayini | tiyatro perdesinde sergiedi. | Köitin |
| Curve | Kavis | Kur ve döviz bilgileri bana kavisli bir yoldan ulasiyordu. | Köiv |
| Cushion | Minder | Kus iyon maddesine maruz kalinca minderi parçaladi. | Kusn |
| Cuss | Küfretmek | Kus üzerime ama sakin bana küfretme. | Kas |
| Custody | Gözalti | Kustu odaya ve gözaltina alindi. | Kastidi |
| Custom | Töre | görenek | Kostum asla töremize aykiri olmamali. | Kastim |
| Customer | Müsteri | Kostum er geç müsteriye ulasacaktir. | Kastimi |
| Customs | Gümrük | Kostumse asla gümrükten geçemez. | Kastmz |
| Cut | Kesmek | Kutu kat kat kesildikten sonra açilir. | Kat |
| Cut across | Kestirmeden gitmek | Kati kros yapmana gerek yok kestirmeden git. | Kat ikros |
| Cut in | Söze karismak | Kutu indir dedim söze karisarak. | Kat in |
| Cut up | Parçalamak | Kutu | up uzun olmadigi için kolay parçalandi. | Kat ap |
| Cutback | Azaltmak | Kutu bak yükümüzü azaltacak büyüklükte. | Katbek |
| Cute | Sevimli | Küte yakin kestirmistim saçimi | gerçekten çok sevimli oldu. | Kyuit |
| Cutlery | Çatal biçak takimi | Kutla eri | yeni çatal biçak takimi kazanmis. | Katlari |
| Cutlet | Pirzola | Kütlet ateste kizaran pirzolalari disinle. | Katlit |
| Cutprice | Indirimli | Kutu pirece çok indirimli bulundu. | Katprays |
| Cutter | Kesici | Kutu er geç kesici bir alet ile açilacaktir. | Katir |
| Cylinder | Silindir | Silindir | yolumuzu düzeltmek için gelmisti. | Silindi. |
| Dab | Hafifçe vurmak | Dabbe filmini izlerken ayaklarimi hafifçe yere vuruyordum. | Dab |
| Dabble | Amatörce ugrasmak | Dabbe ile biraz amatörce ugrasiyordum. | Dabl |
| Dady | Baba | Dadi tutacakmis babam bana öyle dedi. | Dadi |
| Dagger | Hançer | Dagi | er kendi hançeriyle isaretlemisti. | Dagi |
| Daily | Günlük | Degil'i bence günlük konusmalarinda kullanma. | Deyli |
| Dainty | Çiti piti | Dayin tiye aldi beni; çiti piti bir kizim diye. | Deynti |
| Daisy | Papatya | Dayisi güzel papatya almis yegenine. | Deyzi |
| Dale | Vadi | dere | Dale don dale sarkisini dere kenarinda dinliyordum. | Deyl |
| Dam | Baraj | Dam üzerinden baraji seyretmek çok keyifli. | Dam |
| Damn | Kahretsin | Damin kenarindan asagi düstüm | kahretsin. | Dam |
| Damage | Zarar | Demeç vermek insana bazen zarar getirir. | Damic |
| Damp | Nemli | Dam penceresi nadiren nemli olur. | Damp |
| Dance | Dans | Dans etmek istiyorum kizlarla doyasiya. | Dains |
| Dandruff | Kepek | Tandir uff ne güzel pisirir kepekli ekmekleri. | Dandraf |
| Danger | Tehlike | Tanker üzerimize geliyor deyince tehlike çanlari çaldi. | Deyinci |
| Dangerous | Tehlikeli | Tanker Oguz için tehlikeli deyince Rus karisi çiglik atti. | Deyinciris |
| Dangle | Sallanmak | Dangalak | agaçta tersten sallaniyordu. | Danggl |
| Dapple | Benekli | Dablet bilgisayar benekli desenleriyle ilgi topluyordu. | Daplid (DappledYablet ile iliskilendi.) |
| Dare | Cesaret etmek | Dara düsmeyen buna cesaret edemez. | Dai |
| Daredevil | Gözü pek | Derede villa yapmak | gözü pek insanlarin isidir. | Daidivil |
| Dark | Karanlik | Dark çikolata siyahtir | siyahtan karanlik kelimesi aklimiza gelsin. | Daik |
| Darken | Kararmak | Darken tisört daha hos duruyor | güneste kararmanda cabasi.. | Daikin |
| Darling | Sevgili | Dar link üzeirne basmak sevgilimi kizdiriyordu. | Dailing |
| Darn | Örerek onarmak | Darin bozulduysa onu örerek onarabilirim. | Dain |
| Darts | Dart oyunu | Dart oyununu telefonuma yükledim. | Dats |
| Dash | Saldiri | Das ve sopalarla saldirida bulunmayiniz | Das (Dastas kelimesine benzetildi) |
| Data | Bilgi | Data veri bilgisini bilgisayara yükledim. | Deyti |
| Date | Tarih | Telefonda Date:13 Ekim yaziyorsa bu size tarihi belirtiyor demektir. | Deyti |
| Daub | Sürüp bulastirmak | Dogub büyüdügün sehre leke sürüp bulasma. | Doib |
| Daughter | Kiz evlat | Dogu tiri genç kiz evlatlarini tasiyordu. | Doiti |
| Daunt | Yildirmak | Daunt efendiyi yildirmak için elimden geleni yaptim. | Doint |
| Dawdle | Tembellik etmek | Dava dile geldi konusuyor | tembellik etme de dinle. | Doidl |
| Dawn | safak | Davn sendromunu konusu ancak safak vakti okuyabilirim. | Doin |
| Day | Gün | Dey omuzuna gün içinde dedigimi hafizanizda canlandiriniz. | Dey |
| Day by day | Günden güne | Deyin bayim deyin | günden güne daha da yakinlasin. | Dey bay dey |
| Day off | Izinli gün | Dayi of… izinli gününde bile benlesin | harika.. | Dey of |
| Daylaborer | Gündelikçi | Dayla Borer | parayi gündelikçilik yaparak kazaniyordu. | Deylabori |
| Daylight | Gün isigi | Dayi layt kola içti gün isiginda. | Deylayt |
| Daytime | Gündüz | Dayi time katildi gündüz vakti. | Deytaym |
| Daze | Serseme çevirmek | Taze içki beni serseme çevirdi. | Deyz |
| Dazzle | Gözünü kamastirmak | Dazil dazlak kafam | sevgilimin gözlerini kamastirdi. | Dazil |
| Dead | Ölü | Dedeyi odasinda ölü buldular | alerjiden öldügü saniliyor. | Ded |
| Deadly | Öldürücü | De | adliyeye getirildi öldürücü ilaçlar. | Dedli |
| Deaf | Sagir | Def et gelenleri alo… sagir misin sana söylüyorum. | Def |
| Deal | Miktar | Dil bilmeden ürün miktarini nasil okuyacagiz. | Diil |
| Dealer | Tüccar | Diler Allah'tan zeki bir tüccar olmayi. | Diili |
| Dean | Dekan | Din görevlisiyken dekan oldugunuzu hafizanizda canlandiriniz. | Diin |
| Dear | Sevgili | Diger sarisin sevgilim sehir disindaydi. | Diir |
| Death | Ölüm | Diyet ilaçlari bazen ölüm getirebiliyordu. | Deth |
| Debar | Menetmek | De | ''Bar kaldirmani artik menettim.'' | Dibai |
| Debase | Sayginligini azaltmak | De | basabasa gerçekleri ki sayginligini azaltma. | Dibeys |
| Debate | Tartismak | De | bateri hakkinda tartisamam. | Dibeyt |
| Debilitate | Zayif düsmek | De Bili'ye | teyet geçen kriz sizi de zayif düsürdü. | Dibiliteyt |
| Debit | Borç | Debit kart siz özel çikarilan borç kartidir. | Debit |
| Debris | Enkaz | Tebriz depreminde enkaz altinda kaldik. | Debriis |
| Debt | Borçlu | Debit kartini borçlu bir insana verme. | Debt |
| Debunk | Gerçegi göstermek | De | ''Bunk felsefesi size gerçegi gösterecek.'' | Diibank |
| Decade | On yil | De | kedi sadece on yil daha yasar. | Dekeyd |
| Decadence | Çöküs | De ki dansta ben çöküs dönemine girdim. | Dekidins |
| Decapitate | Boynunu vurmak | De | kapi teyet geçerse boynunu vur. | Dikapiteyt |
| Decay | Çürümek | Dikey olarak uzamayan meyveler erken çürür. | Dikey |
| Decease | Vefat etmek | De | siz de bir gün vefat edeceksiniz. | Disiiz |
| Deceit | Hile | De sit alaninda hile olmaz | tüm arsalar saglamdir. | Disiit |
| Deceive | Kandirmak | De | sivri zekamla kizlari kandirdim. | Disiiv |
| Decelerate | Yavaslamak | Deklare et yolculara yavasladigimizi. | Diselireyt |
| December | Aralik ayi | De '' çember sorulari'' kitaplarini Aralik ayinda çikaracagiz. | Disembi |
| Decent | Terbiyeli | De ''cent'' kazanmak isteyenler terbiyeli olsun. | Disint |
| Deceptive | Yaniltici | De | Cep Tv 'yi okula getirmen yaniltici olmus. | Diseptiv |
| Decide | Karar vermek | De | Said'e sunu:''evlilik için biran önce karar ver.'' | Disayd |
| Dechiper | in sifresini çözmek | Desifre edecegim seni su telefonun sifresini çözünce. | Disayfi |
| Decision | Karar | Disisin diye tüm kararlari kendin veremezsin. | Disijin |
| Deck | Güverte | De ki:''Güverteden çikana dek kimse kigirdamasin.'' | Dek |
| Declaration | Bildiri | deklarasyon | Deklarasyon ve bildiriler kimseyi tatmin etmedi. | Deklireysin |
| Declare | Bildirmek | Deklare et ve herkese bildir bu haberi. | Diklai |
| Decline | Azalma | Dikleyin su fideleri ürünlerde azalma olmasin. | Diklayn |
| Decode | in sifresini çözmek | Dekoder aldim ki kanallarin sifresini çözsün. | Dikoud |
| Decorate | Dekore etmek | Dekore ettim evimin her kösesin. | Dekireyt |
| Decorous | Terbiyeli | Dekoruz asla yerinden düsmeyen terbiyeli ve sabit. | Dekiris |
| Decoy | Kandirip tuzaga düsürmek | Deco'yu kandirip tuzaga düsürmüsler. | Diikoy |
| Decrease | Azalma | De | kriz yavas yavas azalacak. | Diikriis |
| Dedicate | Adamak | Dedi ''kediye adiyorum bu sarkimi.'' | Dedikeyt |
| Deduce | Sonucuna varmak | De | ''Duce''isleminin sonucuna vardim. | Didyuis |
| Deduct | Hesaptan düsmek | De dudaktan öpüsümü hesaptan düs. | Didakt |
| Deep | Derin | Dibe dalmak derin sularda tehlikelidir. | Diip |
| Deepen | Derinlesmek | Dibin kurusun okadar derinlesen yerde ne isin var. | Diipin |
| Deepfreeze | Dipfriz | dondurmak | Dipfrizdeki eti dondurdum. | Diipfriz |
| Deepness | Derinlik | Dipiniz bence derinlik bakimindan yeterli degildi. | Diipnis |
| Deer | Geyik | Der geyikler bazen''gel''diye bize. | Dii |
| Deface | Biçimini bozmak | De | Facebook'ta biçimini bozmus. | Difeys |
| Default | Isini yapmamak | De fauldü diye eger dinlemezse-isini yapmiyor demektir. | Difoult |
| Deem | Zannetmek | Dem koydugumu zannettin çaya dimi? | Diim |
| Defeat | Yenmek | Def et | yendigin rakiplerini sahandan. | Difiit |
| Defence | Defans | müdafaa etmek | Defans futbolcusu sadece savunmada oynar. | Difens |
| Defensive | Defansif | savunma | Defansif ve savunmaci takimlar basarilidir. | Difensiv |
| Defer | Ertelemek | De | feri söznüms gözlerin bakimini erteleme. | Diföi |
| Deference | Saygi | De | firinsa firin ona da saygi gster. | Defirins |
| Defiance | Meydan okumak | Defans yaparak rakibe meydan okunmaz. | Difayins |
| Deficient | Noksan | De | fisinde noksansiz ürünler vardi. | Difisnt |
| Defile | Geçit | Defile geçidinde mankenler üzerime dogru yürüyordu. | Diifayl |
| Define | Tarif etmek | Define bölgemizi lütfen tarif et. | Difayn |
| Definitely | Kesinlikle | Define telini kesinlikle kesmemelisin. | Definitli |
| Deflation | Deflasyon | para darligi | Deflasyon | ülkemizde ekonomik bir sorundur. | Difleysn |
| Deflect | Saptirmak | çevirmek | Defile ekti diyerek konuyu saptirdi. | Diflekt |
| Deform | Biçimde bozulma | Deforme olan elbisemin biçiminin bozuldu. | Difoim |
| Defraud | Dolandirmak | De.''Fraund artik milleti dolandirmasin.'' | Difroid |
| Deft | Becerikli | Deftere becerikli oldugun isleri yaz. | Deft |
| Defy | Karsi koymak | De fay hattina kimse karsi koyamaz. | Difay |
| Degeneration | Yozlasma | Dejenerasyon kelimesini bile yozlastirdilar. | Dicenireysn |
| Degenerate | Dejenere olmak | yozlasmak | Dejenere edip toplumu yozlastirmayin. | Dicenireyt |
| Degrade | Rezil etmek | Digeri de onu rezil etmisti. | Digreyd |
| Degree | Derece | De | ''Gri sobanin derecesi 45 santigrat olmustu.'' | Digrii |
| Deign | Tenezzül etmek | Deyin onlara | sizi kameraya çekmeye tenezzül etmiyorum. | Deyn |
| Deity | Tanri | De | iti ya koru ya da Tanri'ya havale et. | Diiti |
| Dejected | Kederli | Dicekti de kederli olur diye diyemedi. | Dicektid |
| Delay | Gecikme | Dilay ile bulusmam da gecikme yasandi. | Diley |
| Delete | Silmek | Delete tusu bilgisayarda yazdigimiz yazilari siler. | Diliit |
| Deliberate | Iyice düsünmek | Deli Berat | iyice düsünmeden konusur. | Dilibireyt |
| Delicious | Lezzetli | Deli sahis çok lezzetli yemekler yapar. | Dilisis |
| Delicate | Nazik | Deli kedi | kizi görünce ona nazik davrandi. | Delikit |
| Delight | Zevk almak | Dilay'da zev aldigim çok özellik var. | Dilayt |
| Deliquent | Kabahatli | Deli Güven'de-bu olayda çok kabahatliydi. | Dilingkvint |
| Delirium | Sayiklama | Deliriyorum yatakta sayiklamana. | Diliriim |
| Deliver | Teslim etmek | Deli ver kargosunu hizli teslim et çabuk. | Dilivi |
| Delude | Kandirmak | Dili ud çaliyor diye milleti kandirmissin. | Diluid |
| Deluge | Su basmak | Del ucun su basan yerleri onunla çek. | Delyuic |
| Delusion | Düs | De | losyonumu anca düslerinde görürsün. | Diluijin |
| Demand | Talep | De | manda talep ediyorum ama ucuzundan istemiyorum. | Dimaind |
| Demean | Davranis | Demin davranislarini kontrol edemedin. | Dimiin |
| Demented | Çilgin | Demin Ted | çilgin bakislarini üzerime atti. | Dimentid |
| Demi | Yarim | Demin''Yarim ekmek tost yer misin?'' diye sordum. | Demi |
| Demise | Ölüm | Temiz bir ölüm oldu onun için | dedim. | Dimayz |
| Demobilize | Terhis etmek | De | mobiliz artik çünkü terhis olduk. | Dimobilayz |
| Democracy | Demokrasi | Demokrasi | halkin kendi kendisini yönetmesidir. | Dimokrisi |
| Demolish | Yikmak | Dimi o lesleri yikilan binadan çikarmak çok zor. | Dimolis |
| Demon | seytan | Demin seytan on kisiye musallat oldu. | Diimin |
| Demonstrate | Kanitlamak | Demin strateji uyguladigimi kanitladin. | Deminstreyt |
| Demoralize | Demoralize olmak | Bu olay sonrasi demoralize olmustum. | Dimorilayz |
| Demur | Itiraz etmek | Temur | açiklanan karara itiraz etti. | Dimöi |
| Demure | Agirbasli | Dumura ugrayan genç agirbasli takilmaya basladi. | Dimyui |
| Den | Magara | Den eki dilimize magara dilinden geçmistir. | Den |
| Denial | Inkar | Den'i al(den ekini) inkar kelimesinin sonuna ekle. | Dinayil |
| Denomination | Adlandirma | Dinamona isin adlandirmasi yapman lazim. | Dinomineysn |
| Denote | Göstermek | De | notunu göstersin bende ona hediyesini gösterecegim. | Dinout |
| Denounce | Ihbar etmek | Dene önce mali hataliysa sonra ihbar edersin. | Dinauns |
| Dense | Yogun | Dansta | yogun olarak kilo verilir ama ben pek dans etmem. | Dens |
| Density | Yogunluk | Dans iti | yogunluktan piste çikamamisti. | Density |
| Dental | Kabahatli | Dantelimi çaldigin için çok kabahatlisin. | Dentl |
| Dentist | Disçi | Haramidere'den | ta Istanbul içindeki disçiye gittim. | Dentist |
| Deny | Inkar etmek | Deney yaptiginizi inkar etmeyin. | Dinayil |
| Deodorant | Deodorant | Deodoranti | sevgilimle bulusurken kullaniirm. | Diodirint |
| Depart | Hareket etmek | Bizim departmana dogru hareket ettim. | Dipait |
| Department | Dipfriz | dondurmak | Isyerinde hangi departmanda çalisiyorsun? | Dipaitmint |
| Departure | Kalkis | De pogaça uçak kalkisi esnasinda yenmez. | Dipaiçi |
| Depend on | Bagli olmak | Tepen dona | bagli olmak istiyorum. | Dipend on |
| Depict | Dile getirmek | De | pekte dile getirmek istemiyorum bu konuyu. | Dipikt |
| Deplorable | Acinacak | Dublör abla | acinacak hale düsmüstü. | Diploiribl |
| Deportation | Sinirdisi etmek | Depar da atiyon bakiyorum sinirdisi edilince. | Dipoiteysn |
| Depose | Görevine son vermek | De | pozlarini begenmedim bu yüzden görevine son veriyorum. | Dipouz |
| Deposit | Depozit | siseleri geri verince depozit parasi aldim. | Dipozit |
| Depot | Depo | Depo tamamen kahve stoku için kiralanmisti. | Depou |
| Deprave | Ahlakini bozmak | De | pravo bunun da ahlakini bozdu. | Dipreyv |
| Depreciate | Degeri düsmek | Tepresen de anca kendi degerini düsürür. | Dipriiseyt |
| Depression | Depresyon | Kaç gündür depresyondan kurtulamadim. | Dipressn |
| Deprive | Yoksun birakmak | De pire ve bitten yalnizca bu sampuan yoksun birakir. | Diprayv |
| Depth | Derinlik | Tepti bu derinlikteki su beni | resmen afalladim. | Depth |
| Deputy | Milletvekili | De | Putu miletvekili adayi gösteremezsin. | Depyuti |
| Derail | Raydan çikmak | De | rayli sistemde raydan çikmak zor. | Direyl |
| Derange | Deli etmek | Direnç gösterdiysem de yinede deli etti beni. | Direync |
| Deride | Alay etmek | Deride olan kizariklarimla alay ettiler. | Dirayd |
| Derision | Alay | Derisi on yildir alay konusu olmustu. | Dirijn |
| Derive | Türemek | Deri ve benzeri ürünler mikrop türetirler. | Dirayv |
| Derogatory | Küçük düsürücü | Dere katari sana küçük düsürücü hareketler yapiyordu. | Dirogitiri |
| Derrick | Vinç | Dericik su vinçle kaldirilip direk çöpe atildi. | Derik |
| Descent | Inis | Desende inise geçmis uçak resmi var. | Disent |
| Describe | Tanimlamak | Disk | rahip girisini bilgisayara tanimliyordu. | Diskrayb |
| Desegregate | Irkçiligi kaldirmak | Diz egri git ama irkçiligi kaldirmak için dogrul. | Disegrigeyt |
| Desert | Çöl | De zit tarafimizda sert bir çöl daha var. | Dezit |
| Deserter | Asker kaçagi | Diz örtüsünü ört ve de | sert er asla asker kaçagi olmaz. | Dizöiti |
| Deserve | Hak etmek | Dizi öv | çünkü o övgüyü hakketti. | Dizöiv |
| Design | Dizayn | Dizayn konusunda ben galiba bir numarayim. | Dizayn |
| Desire | Arzu | Diz ayi | günesi ve yildizlari hepsini çok arzuluyorum. | Dizayi |
| Desk | Okul sirasi | DESK'e ait okul siralari elimize ulasti. | Desk |
| Desolate | Perisan | De | salata yerken acidan perisan oldum. | Desilit |
| Despair | Umutsuzluk | Etegimdeki diz payi sevgilimi umutsuzluk içine atti. | Dispai |
| Desperate | Umutsuz | De süper at bile ara sira umutsuz olur. | Despirit |
| Despicable | Rezil | Tespih kabul | kendini rezil etmeyeceksen. | Despikibl |
| Despise | Hor görmek | Tespihse sallasin onu hor görme. | Dispays |
| Despite of | ege ragmen | Tespiti of demene ragmen kabul ettin. | Dispayt iv |
| Despot | Despot | Despot insanlardan her zaman nefret etmisimdir. | Despot |
| Dessert | Tatli | De sert olmus su tatli | çekinme söyle. | Dizöiti |
| Destination | Gidilecek yer | Testine isin bile göndersem gidecegin yerden vazgeçiremezsin. | Destineysn |
| Destine | Nasip etmek | Testin | Allah nasip ederse benim olacak. | Destin |
| Destiny | Kader | Testini | kader bana çözdürmedi ama tekrardan deneyecegim. | Destini |
| Destitute | Muhtaç | Testi tut basinda muhtaç olana su dök. | Destityuit |
| Destroy | Yok etmek | Distir | oy içiniçürükleri yok et. | Distroy |
| Destruction | Imha | Teste reaksiyon gösterip imha ettin. | Distraksin |
| Detached | Tarafsiz | De | Tacid | çok tarafsiz bir insandir. | Ditaç |
| Detail | Detay | Detay | ildeki karmasada gizliydi ama çözebilene. | Diiteyl |
| Detain | Alikoymak | De | tayin sonrasi seni burada alikoyacagim. | Diteyn |
| Detective | Dedektif | Dedektifler her zaman gizli çalisirlar. | Didektiv |
| Deter | Vazgeçirmek | De | terli kiyafetleri giymekten vazgeçirsinler. | Ditöi |
| Detergent | Deterjan | Deterjan çocuklar için tehlike olusturur. | Ditöicint |
| Deteriorate | Fenalasmak | De terör | ati bile fenalastirir. | Ditirireyt |
| Determine | Belirlemek | Deterjanin-Mine'de alerji yaptigi belirlendi. | Ditöimin |
| Detest | den nefret etmek | De | testlerden nefret ediyorum. | Ditest |
| Dethrone | Tahttan indirmek | De | torunumu tahttan indiremezsin. | Dithroun |
| Detonate | Infilak etmek | Detone olan ses | stüdyoyu infilak ettirecekti. | Detineyt |
| Detriment | Hasar | De tiri mintikadan hasarsiz bir sekilde uzaklastirsin. | Detrimint |
| Devaluation | Devalüasyon | Ülke parasinin deger kaybetmesine devalüasyon denir. | Divalyueysn |
| Devastate | Harap etmek | Devesi teyit etti | ve kosarak standi harap etti. | Devisteyt |
| Develop | Gelismek | Deve | lop lop su içtigi için bu kadar gelisti. | Divelip |
| Deviate | Sapmak | Devi | ateist ile tanistirdiktan sonra yolundan sapti. | Diivieyt |
| Device | Aygit | Devi | cenaze aygitina koyarak mezara götürdük. | Divays |
| Devil | seytan | Dev | il genelinde seytanlari uzaklastirmakla görevliydi. | Devl |
| Devios | Dolambaçli | Deveyiz ve dolambaçli yollari severiz. | Divyis |
| Devise | Tasarlamak | De ki yeni vizeleri ben tasarliyacagim. | Divayz |
| Devoid of | den mahrum | Döv o iti | sonra da kendinden mahrum birak. | Divoyd iv |
| Devotion | Baglilik | Deve | ota baglilik yemini etmistir. | Divoisn |
| Devour | Oburca yemek | Deve orda oburca yemegini yiyordu. | Divaui |
| Devout | Samimi | Deve ot yerken samimi bir poz verdi. | Divaut |
| Dew | Çiy | Dev duyu organim çiy kaplanmis diye üzülüyordum. | Dyui |
| Dexterity | Beceri | De | ister iti eger onda bir beceri görürse. | Dekstiriti |
| Diabetes | Diyabet | Diyabetiz ama kisilerin bize sefkatle yaklasmasi gerekir. | Dayibiitiiz |
| Diagnose | Teshis etmek | Dayi kinanin az kaldigini teshis etti. | Dayignouz |
| Diagram | Diyagram | Diyagramdaki sayilari hafizada tutmaya çalis. | Dayigram |
| Dial | Telefon numarasi çevirmek | Dayilanma da su telefonu numarasini çevir. | Dayil |
| Dialect | Diyalekt | lehçe | Diyalekt felsefesinde lehçe çok önemli bir unsur degildir. | Dayilekt |
| Dialogue | Diyalog | Diyalog kurmayi sevmeyen biri olsa da o çok güzel konusur. | Dayilog |
| Diameter | Çap | Ölç diye diye | metre kullanarak sahanin çapini ölçtüm. | Dayimeti |
| Diamond | Elmas | Dayi | mintinkasindan elmas çikartiyordu. | Dayimind |
| Diaper | Çocuk bezi | Depar atip hizlica çocuk bezi aldim. | Dayipi |
| Diaphragm | Diyafram | Diyaframdan alinan nefesin önemi çoktur. | Dayifram |
| Diarrhea | Ishal | Diger aga da ishal oldu | artik basimizda kim duracak? | Dayirli |
| Diary | Günlük | De ARiYa ''hergün mutlaka günlük yaz.'' | Dayiri |
| Dice | Zar atmak | Dicem o ki dayisi zar atmakta çok ustadir. | Days |
| Dictate | Dikte etmek | Dikte edilerek yönetilmek halka huzur vermez. | Dikteyt |
| Dictator | Diktatör | Diktatör yönetimlere tarihte çok rastlanir. | Dikteyti |
| Diction | Diksiyon | Diksiyon kursunda güzel bir kizla tanistim. | Diksin |
| Dictionary | Sözlük | Diksiyon | ari gibi sözlüge çalismakla düzelir. | Diksiniri |
| Die | Ölmek | Dayi | ölürüm senin o bakisina ne güzel gözlerin var. | Day |
| Diet | Diyet | Diyetin ve sporun önemi çok büyüktür. | Dayit |
| Differ | Farkli olmak | De firin içinde çok farkli oluyorsun. | Difi |
| Different | Farkli | De firinda çok farkli ekmekler çikar. | Difrint |
| Differential | Diferansiyel | Diferansiyeli bozuk araba almisim. | Difidint |
| Diffident | Utangaç | Defedin de biraz utangaçligi kalksin. | Difyuiz |
| Diffuse | Yaymak | DI fuzesi etrafa radyasyon yayiyordu. | Difyuiz |
| Dig | Kazmak | Dik yamaçlarda toprak kazardim ben. | Dig |
| Digest | Hazmetmek | Dik esti rüzgar bunu hazmedemem. | Dicest |
| Digital | Dijital | Dijital fotograf makineleri net görüntü yakalama uzmandir. | Dicitil |
| Dignity | Agirbaslilik | Dik neti ve agirbaslilik ile bekle yaninda. | Digniti |
| Digress | den ayrilmak | Dayi | gres yagina basinca | kolumdan ayrilip yere düstü. | Daygres |
| Dike | Set | Dik egimli araziye asla set kurulmamalidir. | Dayk |
| Dilate | Genislemek | Dil at genislet | balonumu iyice sissin. | Dayleyt |
| Dilemma | Güç durum | Dilenme karsimda güç durum yasatma bana. | Dilemi |
| Diligence | Gayret | Dili cinsti | gayret ederek onu düzeltebilirdi. | Dilicins |
| Dili | Dereotu | Dil üzerinde dereotu bekletmek çok faydalidir. | Dil |
| Dilute | Sulandirmak | Dilini yuttu bu olayi sulandirinca. | Daylyuit |
| Dim | Bulanik | Dim dik tepeye bulanik sulardan geçerek varacagiz. | Dim |
| Dimension | Boyut | Dümene isin çarpinca boyut degistirdi. | Dimensin |
| Diminish | Azalmak | Demin isinin azaldigini söylüyordun. | Diminis |
| Dimple | Gamze | Dimi pile su gamzeli kiz da sahip olamaz. | Dimpil |
| Din | Gürültü | Din | bu gürültü patirtiyi asla kaldiramaz. | Din |
| Dine | Aksam yemegi | Dayina | aksam yemeginden sonra hizmet et. | Dayn |
| Dingy | Soluk | Dinci | soluk bir takim elbise giymisti. | Dinci |
| Dip | Banmak | Tabagin dibine ekmekle bandim ve hiçbir sey birakmadim. | Dip |
| Diplomacy | Elmas | Diplomasi trafiginin ardindan ortam sakinlesti. | Diploumisi |
| Diplomatic | Diplomatik | Diplomatik çabalarimiz basarili oldu. | Diplimatik |
| Dire | Dehsetli | Dayi | direnince dehsetli bir tepkiyle karsilandi. | Dayi |
| Direct | Dogrdudan dogruya | Söyleyeceklerini dogrudan dogruya direk yüzüme söyle. | Direkt |
| Directive | Talimat | Direktiflerimize ve talimatlarimiza uymalisiniz. | Direktiv |
| Director | Yönetmen | Yönetmen ve teknik direktör ilk kez ayni masada yemek yediler. | Direkti |
| Directory | Adres defteri | Direktör | adres defterinden beni buldu. | Direktiri |
| Dirigible | Yönetilebilir | Derici bul kolay yönetilebilir olsun. | Diricibl |
| Dirty | Kirli | Dördü de kirliydi bu eski çamasirlarin | Döiti |
| Disable | Sakatlamak | Sakatlanmak kelimesinin geçtigi dizeyi bul. | Diseybil |
| Disadvantage | Dezavantaj | Dezavantajli durumlari | lehimize çevirme zamani gelmistir. | Dizidvantic |
| Disagree | Uymamak | Diz agrisi bu kez bana hiç uymadi. | Disigri |
| Disappear | Gözden kaybolmak | Diz ipimi çalan adam gözden kayboldu. | Disipii |
| Disappoint | Hayal kirikligina ugramak | Dizi puan tablosunda bizi hayal kirikligina ugratti. | Disipoynt |
| Disarm | Silahsizlanmak | Diz agrim orduyu silahsizlandiracaktir. | Disaim |
| Disarrange | Düzenini bozmak | Diz igrenç agriyor | saglik düzeni bozulunca. | Disireync |
| Disarray | Karisiklik | Dizi sarayda çikan karisikliklari anlatiyordu. | Disireync |
| Disaster | Felaket | Diz astarimi baglamamam felakete yol açti. | Dizaisti |
| Disband | Dagitmak | Diz bandi bulup millete dagitacagim. | Distres |
| Disbelief | Inançsizlik | Dizi blöf yapiyordu | inançsizlik doluydu. | Disbilif |
| Disc | Disk | Disk çalarim ariza yaptigi için bugün sen bana konser vereceksin. | Disk |
| Discharge | Bosalmak | Dize sarji aleti takip agrisini bosaltti. | Disçaic |
| Discard | Atmak | Disk atmak çok güzel | hele ki kumsalda. | Diskaid |
| Disciple | Havari | Disk iple baglaninca havariler isyan etti. | Disaypil |
| Discipline | Disiplin | Disipline önem vermek ögretmenin görevidir. | Disiplin |
| Disc jokey | Diskjokey | Diskjokey ile at yarisi jokeyligi arasinda daglar kadar fark var. | Dis coki |
| Disclaim | Inkar etmek | Inkar edemem diskliyim ve yürüyemiyorum. | Diskleym |
| Disclose | Açiga vurmak | Diz klavuzunu kim açiga vurdu? | Disklouz |
| Disco | Disko | Diskoda kivira kivira dans ederken yakalandim. | Diskou |
| Discomfort | Rahatsizlik | Diz konforum çok çnemli kimse rahatsizlik vermesin. | Diskamfit |
| Discompose | sasirtmak | Diskom pozu çok cüretkardi | milleti sasirtti. | Diskimpouz |
| Disconcert | Altüst etmek | Diskon | sert müzigiyle beynimi altüst etti. | Diskinsöit |
| Disconnect | Baglantisi kesilmek | Diskon ektigini biçti ve baglantisiin kesti herkesle. | Diskinekt |
| Discord | Anlasmazlik | Disko ordusu arasinda anlasmazlik yasandi. | Diskoid |
| Discourage | Cesaretini kirmak | Dizi | kari için cesaret kiriciydi. | Diskaric |
| Discourse | Nutuk | Dizi kursunda nutuk okuma çalismasi yaptik. | Diskois |
| Discourteous | Saygisiz | Dizi kurduyuz ama saygisiz da degiliz. | Disköityis |
| Discover | Kesfetmek | Disko var burada haydi kesfedelim. | Diskavi |
| Discreet | Agzi siki | Diski erittigimi kimseye söyleme | agzi siki ol. | Diskriit |
| Discuss | Tartismak | Diz kasilari hakkinda tartismak istemiyorum. | Disskas |
| Disengage | Serbest birakmak | Dizi en geç yarin yayindan kalkar ve serbest birakilir oyuncular. | Disingeyc |
| Disfigure | Biçimini bozmak | Diz figürümün biçimini bozdum. | Disfigi |
| Disgusting | Igrenç | Dizi kastin Ingilizce'yi igrenç konusuyordu. | Disgasting |
| Dish | Bulasik | Disi kuslar bulasik yikamaya daha yatkinlardir. | Dis |
| Disheveled | Darmadaginik | Disi | velet aslinda darmadaginik bir odada sakliyordu. | Diselvd |
| Dislike | Hoslanmamak | Dizi layik oldugu yerde degil galiba hoslanilmadi. | Dislayk |
| Disloyal | Vefasiz | Dizil oy almaya çalis vefasiz insanlardan. | Disloyil |
| Dismal | Kederli | Diz mallari siraya | simdi kederli olmanin sirasi degil. | Dismil |
| Dismay | Korku | Dizim | ay isiginda çekilmis bir korku dizisidir. | Dismey |
| Dismember | Parçalamak | Diz | memba sularini ist kata | düsüp parçalanirsa canin sagolsun. | Dismembi |
| Dismiss | Kovmak | Dizimiz | kovdugu oyunculari geri çagirdi. | Dismis |
| Disobey | Itaat etmemek | Diso Bey'e asla itaat etmem. | Disibey |
| Disorder | Düzensiz | Diz orda | düzensizlik içinde duruyordu. | Disoidi |
| Disown | Inkar etmek | Diz avunur yokluguma bunu inkar edemem. | Disoun |
| Disparage | Kötülemek | Diz para için kötülenmez. | Disparic |
| Dispassionate | Tarafsiz | Dizi pesinati | tarafsiz gençler esliginde ödenecek. | Dispasnit |
| Dispatch | Göndermek | Diz paçasini tutup çogu eve gönderdi. | Dispaç |
| Dispensary | Dispanser | Dispansere giderken yolda kaza geçirdi. | Dispensiri |
| Dispense | Dagitmak | Diz | pense ile agrisini dagitacak. | Dispens |
| Disperse | Yaymak | Dizi | Pers kanallarinda yayilmis. | Dispöis |
| Displace | Yerini almak | Dizi | polis dizisinin yerini aldi. | Displeys |
| Display | Göstermek | Display tusu kanallari göstermek için bulunur. | Displey |
| Displease | Gücendirmek | Gücendirmene gerek yok biz çok disiplinliyiz. | Displiiz |
| Dispose | Düzenlemek | Dizi pozlari düzenlenip yayina sürülecek. | Dispouz |
| Disproportionate | Oransiz | Dizi operasyonda orantisiz güç kullanildi. | Dispripoisnit |
| Disprove | Aksini kanitlamak | Dizi provalarinda elestirilerin aksini kanitlayamadim. | Dispruiv |
| Dispute | Münakasa | Dizi | put münakasalarini anlatiyordu. | Dispyuit |
| Disqualify | Diskalifiye etmek | Rakibe yumruk atan oyuncu sahadan diskalifiye edildi. | Diskvolifay |
| Disregard | Aldirmazlik | Dirsek atti ve aldirmazliktan geldi. | Disrigaid |
| Disrepute | Kötü söhret | Düsürüp yuttu üzümü kötü söhreti olan bu kadin. | Disripyuit |
| Dissatisfy | Memnun etmemek | Dis satisi | faydalari memnun etmedi. | Dissatisfay |
| Dissect | Parçalara ayirmak | Dizime ektigim yapragi parçalarina ayirdim. | Disekt |
| Dissent | Ayni fikirde olmak | Diz sende deidm ve ilk defa ayni fikirde olduk. | Disent |
| Dissipate | Saçip savurmak | Dizi pat diye bitince izleyiciler baska kanallara saçip savruldu. | Disipeyt |
| Dissuade | Caydirmak | Dizi | süet çorap giymekten caydi. | Disveyd |
| Distance | Mesafe | Destansi bir mesafe vardi aramizda. | Distins |
| Distaste | Tiksinme | Dis testinden tiksindim artik. | Disteyst |
| Distil | Damitmak | Dis teli suda damitilan özel bir maddeden yapilmaktadir. | Distil |
| Distinguish | Ayirt etmek | Destan | gevis getiren hayvanlari ayirt etmisti. | Distingvis |
| Distort | Bükmek | Diz tortusunu elimle büküp çikardim. | Distoit |
| Distracted | Deliye dönmüs | Diz | tarak tutunca el deliye döndü. | Distraktid |
| Distress | Üzüntü | Diz stresi ve agrisi üzüntü yaratiyor. | Distres |
| Distribute | Dagitmak | Distribitörlerle anlastim dagitimi ben yapacagim. | Distribyuit |
| District | Ilçe | Dizi | trik trak seslerle ilçemizde çekiliyordu. | Distrikt |
| Disturb | Rahatsiz etmek | Dizi | turbo hizla onu rahatsiz ediyordu. | Distöibid |
| Disused | Artik kullanilmayan | Dizi yüzdü | artik kullanilmayan hale soktu. | Disyuiz |
| Ditch | Hendek | Hiç hendek kazarken | hazine bulan gördünüz mü? | Diç |
| Dive | Dalmak | Diva | suya dalmak için hazirlik yapiyordu. | Dayv |
| Divergent | Çesitli | Dev Ercan | çesitli sporlarla ugrasiyordu. | Dayvöicint |
| Diverse | Farkli | Dayi ve öz amca birbirinden farklidir. | Dayvöis |
| Divert | Oyalamak | Döverdi karisini oyalamadan direk dalardi. | Dayvöit |
| Divide | Dogrudan dogruya | DVD'i de ikiye böldüm | birisi sana digeri de bana. | Divayd |
| Divident | Kar hissesi | DVD'den kazandigin kar hisselerini sana ödedik. | Dividint |
| Dividers | Pergel | DVD dersi için pergel getirmistik. | Divaydiz |
| Divine | Ilahi | Divan edebiyatinda ilahi müzik önemli yer tutar. | Divayn |
| Division | Bölüm | Division ligi | bölümlere ayrilmis takimlarin oynadigi bir lig demektir. | Divijin |
| Divorce | Bosanmak | Karimi döversem eger | bosansin benden. | Divois |
| Dizzy | Bas döndürücü | Dizi bas döndürücü bir hizla ilerliyordu. | Dizi |
| Do | Yapmak | Do re mi notalarini resim olarak yaparsan sana bir hediyem olacak. | Dui |
| Docile | Uysal | Dogu sahilinde uysal bir köpek yasarmis. | Dousayl |
| Dock | Havuz | Tok köpek havuza atladi çünkü sirilsiklam asik olmustu. | Dok |
| Doctor | Doktor | Doktor olmk isteyen birini taniyorum. | Dokti |
| Doctrine | Doktrin | Doktrini olup da vermeyen varsa burayi terk etsin. | Doktrin |
| Document | Doküman | Sinava dökümanlara çalisarak hazirlandim. | Dokyumint |
| Dodge | Hizla yana kaçilmak | Tod | gelirken bana çarpacagini anlayinca hizla yana kaçildim. | Doc |
| Dog | Köpek | Tok köpegi tirmalayan kedi ne demis? Hiçbir sey…Kediler konusamaz ki. | Dog |
| Dogma | Dogma | Hiçbir zaman degistirmeyecegim dogmalarim var. | Dogmi |
| Dole | Sadaka | Dol ey sadakalar cebime | paraya ihtiyacim var. | Doul |
| Dolefull | Üzüntülü | Üzüntülü insanlarla dolu | ful cenaze. | Dolufl |
| Doll | Oyuncak bebek | Dol oyuncak bebeklerle odam. | Dolufl |
| Dollar | Dolar | Dolar görünce gözlerim doluyor | nerede eski zenginligim. | Doli |
| Dolorous | Kederli | Dolariz ask acisiyla kederli insanlarin kalplerine. | Doliris |
| Dolphin | Yunus baligi | Dolu fincandan yunus baligi figürü çikti. | Dolfin |
| Domain | Alan | Internette domain almak | alan adi almak demektir. | Doumeyn |
| Dome | Kubbe | Kubbenin üzerinden dom dom kursunu geldi. | Doumeyn |
| Domestic | Evcil | Domatesleri yiyen evcil hayvanlar | bir anda dinozor gibi oldular. | Dimestik |
| Domesticate | Evcillestirmek | Domatesi yiyen kedi evcillesti. | Dimestikeyt |
| Domicile | Konut | Do misal olarak konutlardan en çok çikan notadir. | Domisayl |
| Dominant | Dominant | baskin | Dominant ve baskin kadinlara bayilirim. | Dominint |
| Domineer | Zorbalik etmek | Dominant erkekler eslerine zorbalik eder. | Dominii |
| Dominion | Egemenlik | Yeni dogan minyon bir ülke | egemenligini tüm dünyaya ilan edemez. | Diminyin |
| Donate | Bagis vermek | Bagis verdigin kisilerin evlerini resimlerle donat. | Douneyt |
| Done | Yapilmis | Don erkekler için yapilmistir sadece. | Dan |
| Donkey | Esek | Esekler asla kirmizi don giymezler. | Danki |
| Donor | Veren kisi | Donör bir organini baskasina veren kisdir. | Douni |
| Doomsday | Kiyamet günü | Domuz dayima kiyamet gününü yasatti. | Duimsdey |
| Door | Kapi | Dur kapinin önünde | tek ayagini havaya kaldir ve bekle. | Doi |
| Dope | Uyusturucu madde | Depo | uyusturucu maddelerle doluydu. | Doup |
| Dormant | Uyusuk | Uyusuk uyusuk durmanda bir sakinca yok. | Doimint |
| Dormitory | Yatakhane | kogus | Dur monitörü bu kogusa sokamazsin. | Doimitri |
| Dose | Doz | Yaptigimiz seylerin dozunu iyi ayarlamamiz lazim. | Dous |
| Dote | Üzerine titremek | Do | Te harfinin üzerine titriyordu. | Dout |
| Double | Duble | çift | Birkaç duble içkiden ne zarar gelir deme. | Dabl |
| Double chin | Gerdan | Iki duble Çin içkisi gerdanima döküldü. | Dabl çin |
| Doubt | süphe etmek | Tabuttaki | Davut'tan süphe ediyordu. | Daut |
| Douche | Dus | Dus alirken tavanda aniden beliren seyden çok korktum. | Duis |
| Dough | Hamur | Dogu | hamuru firinda muhtesem piser. | Dou |
| Dove | Kumru | Döve döve kumrunun agzindan aldi yemegini. | Dav |
| Down | Asagida | Döven asagida o hergeleyi | bir daha buralarda dolasmasin. | Daun |
| Downcast | Keyfi kaçik | Dövün kasten yapan kisiyi de onun da keyfi kaçsin. | Daunkest |
| Downfall | Saganak | Dövün fal bakan kisiyi eger saganak yagmur olmazsa. | Daunfoil |
| Downhill | Yokus asagi | Dövün hile yapan kisiyi yokus asagi inerken. | Daunhiil |
| Downright | Büsbütün | Dövün raylarda | sonrada büsbütün baglayin. | Daunrayt |
| Downstairs | Alt katta | Dövün | star olmak kolay mi alt katta su an o. | Daunsteyirs |
| Downwards | Asagi dogru | Asagi dogru eve gidiyordu dövün vardiysa. | Daunvaidz |
| Dowry | Çeyiz | Çeyizi vermezse o davari kaçiririz. | Dauiri |
| Doze | Uyuklamak | Yüksek dozda ilaç alinca uyuklamaya basladim. | Douz |
| Dozen | Düzine | Düzinelerce esya gelince hanimin düzeni bozuldu. | Dazn |
| Drab | Gri | Izdirap çektigimde gri kiyafetler giyerim. | Drab |
| Draft | Taslak | Dur affet bu projemi-yeni bir taslak yaparim sana. | Draft |
| Drag | Sürüklemek | Araba duraktakilere çarpip sürükledi. | Drag |
| Dragon | Ejderha | Dragon savasçisinin kolunda ejderha dövmesi vardi. | Dragin |
| Drainage | Drenaj | kanalizasyon | Kanalizasyona drenaj kapagi tak. | Dreynic |
| Drake | Erkek ördek | Direk erkek ördeklerini hedef aldi. | Dreyk |
| Drama | Tiyatro | Tiyatroda | drama oyunu sergileniyordu. | Draimi |
| Dramatic | Dramatik | Dramatik filmler | beni her zaman aglatir. | Drimitik |
| Drape | Kumasla kaplamak | Dürüp durma bu nevresimleri | daha onu kumasla kaplayacagim. | Dreyp |
| Drastic | siddetli | Dur astik ceketini | siddetli yagmura yakalanmissin. | Drastik |
| Draw | Çizmek | berabere | Çizme yarismasinda | rakibiyle berabere kalinca travma geçirdi. | Droi |
| Drawing | Çekilis | Travma sonucunda Ingiliz hakemler çekilis yapmaya karar verdiler. | Droiing |
| Dream | Rüya | Rüyalarimda çok diriyim | kalkinca ölü. | Driim |
| Dreary | Can sikici | Diri ari | can sikici bir halde saldiriya geçti. | Driiri |
| Drench | Sirilsiklam etmek | Direnç göstersemde havuz önünde beni sirilsiklam ettiler. | Drenç |
| Dress | Elbise | Diri es rüzgar su elbiseleri havalandir. | Dres |
| Dribble | Damlamak | Diri bul yapraklari üzerinden su damlatsin. | Dribl |
| Drift | Akinti | Diri | fit bir vücut sürekli akintiya karsi yüzerek elde edilir. | Drift |
| Drill | Delmek | Diril aniden kulagini deldigimde. | Dril |
| Drink | Içmek | Derin kötü renge dönüstü | içki içtigin için. | Dringk |
| Drip | Damla | Trip yapinca göz damlamin tümünü onun gözüne döktüm. | Drip |
| Drive | Sürmek | Dur ayva yiyemem araba sürerken. | Drayv |
| Drive on | Gitmeye devam etmek | Dur | ayvani ye sonra gitmeye devam et. | Drayv on |
| Drizzle | Çiselemek | Dur rezil olma çiseleyen yagmur altinda. | Drizl |
| Drone | Erkek ari | Duran bu erkek ariyi ayagimla ezdim. | Droun |
| Drop | Düsmek | Durup | su düsen yagmuru izleyecegim. | Droup |
| Drought | Kuraklik | Kurakliktan çevrede duru ot kalmamisti. | Draut |
| Drown | Suda bogulmak | Dur avun kendinle suda bogulan birini kurtaramadim. | Draun |
| Drowsy | Uykulu | Duru suya bakarken | uykulu gözüküyordum. | Drauzi |
| Drudge | Agir is yapmak | Dur aç kapiyi | agir is yapanlar yemege gelsin. | Drac |
| Drug | Ilaç | Durak ölümüne ilaç bekleyen hastalarla doluydu. | Drag |
| Drum | Davul | Dram filminde davul çaldim gün boyu. | Dram |
| Drunk | Sarhos | Dur | Ankara sarhoslarini izleyeyim. | Drank |
| Dry up | Kupkuru yapmak | Dur ayip böyle | kupkuru yapmam lazim saçimi. | Dray ap |
| Dry | Kuru | 'Dur ayol kurusun biraz saçlarim'' deidm. | Dray |
| Dual | Çift | Dualarimiz bu çift için | umarim hemen bosanmazlar. | Dyuil |
| Dub | Dublaj yapmak | Dublajli film izleyecegime hiç izlemem daha iyi. | Dab |
| Dubious | süpheli | Dobiyiz biz diyenin | insanligi süphelidir. | Dyuibyis |
| Duchess | Düses | Düses masallah pasakli bir kiz gibi giyinmis. | Daçis |
| Duck | Ördek | Ördek dakikada bin kez vakvakliyordu. | Dak |
| Dudgeon | Öfke | Tacini öfkeyle yere atti ver sevgilisini kucagina aldi. | Dacin |
| Due | Vadesi gelmis | Dua edin vadesi gelmis merhuma. | Dyui |
| Duel | Düello | Bu düellodan ben galip gelecegim | buna emin olabilirsiniz. | Dyuil |
| Dull | Kalin kafali | Dul ve kalin kafali bir kizdi bizim Nuriye. | Dal |
| Duke | Dük | Fransa dükü ile yemek yedigimi hiç hatirlamiyorum. | Dyuik |
| Duly | Tam zamaninda | Dali tam zamaninda kesmisim. | Dyuili |
| Dummy | Taklit | Dami taklit ederek | aynisini kendi evine yapti. | Dami |
| Dump | Bosaltmak | Damdaki pisligi bosalttim ama tekrar pislenmis. | Damp |
| Dumping | Ucuzluk | Damping günlerinde ucuzluk baslar. | Damping |
| Dun | Borçluyu sikistirmak | Dün borçlu adami sikistirdim. | Dan |
| Dune | Kum tepesi | Düne geri dönersem | kum tepesi yaptigimi hatirlarim. | Dyuin |
| Dung | Gübrelemek | Topragi gübrelerken dang diye kafama tahta düstü. | Dang |
| Dungeon | Zindan | Tan | çinlayan kulagini zindandakilere gösterdi. | Dancin |
| Dupe | Aldatmak | Düpe düz aldatmaktir bunun yaptigi. | Dyuip |
| Duplex | Dubleks | Dubleks ev yaptirmak istiyorum. | Dyuipleks |
| Duplicate | Kopya | Duble kat projesinin kopyasini bugün çikardim. | Dyuiblikit |
| Durable | Saglam | sürekli | Duyuru bulmak için karsisinda sürekli saglam dur abla. | Dyuiribl |
| Duress | Tehdit | Dur esen rüzgar | kimseyi tehdit etme. | Dyuires |
| During | Esnasinda | Dur Ingiliz | diye bagirdigim esnada polis geldi. | Dyuiring |
| Dusk | Alacakakranlik | Daha sik giyinmelisin alacakaranlik çöktügünde. | Dask |
| Dust | Çöp | Dost | çöp atmaya da gider ara sira | öyle degil mi? | Dast |
| Dutiful | Görevini bilen | Dutu ful toplar görevini bilen kisiler. | Dyuitifl |
| Duty | Görev | Dutu toplamak en önemli görevimdi | su siralar. | Dyuiti |
| Dutyfree | Gümrüksüz | Dutu | free aldim ve gümrüksüz ülkeye soktum. | Dyuitifri |
| Dwarf | Cüce | Duvar faresi | cüce boyuyla herkesi korkutuyordu. | Dvoif |
| Dwell | Oturmak | Döv elin adamini | oturt evinde biraz erkek kadin ol. | Devl |
| Dye | Boya | Dayi | boya mi yapiyorsun o kocaman kafana? | Day |
| Dying | Ölen | O ölen dayi Ingiliz miydi | daha dün onunla konusmustuk. | Daying |
| Dynamic | Dinamik | Dinamik ve enerjik insanlarla takiliyorum. | Daynamik |
| Dynamite | Dinamit | Dinamit eski çaglardan beri kullanilan bir patlayicidir. | Daynimayt |
| Dynamo | Dinamo | Bisikletimin dinamosu bozuldu | farim yanmiyor. | Daynimo |
| Dynasty | Hanedan | Din istiyor onun hanedan olmasini. | Dinisti |
| Dysentery | Dizanteri | Dizanteri hastaligina günümüzde pek rastlanmiyor. | Disntri |
| Each | Her bir | Iç suyun her bir damlasini kana kana. | Iiç |
| Each other | Herbiri | Iç o ter kokulu içkilerin herbirini. | Iiç aidi |
| Eagle | Kartal | Egale etti rakibini yine kara kartal. | Iigil |
| Ear | Kulak | Eger iyi bir kulak varsa sende bu sarkiyi seversin. | Ii |
| Eardrum | Kulak zari | Eger dram müzigi kisik sesle çalarsa kulak zarim bayram eder. | Iidram |
| Earlobe | Kulak memesi | Egilip | kulak memesine dokundum. | Iiloub |
| Early | Erken | Eyerli at erken kalkamadi | o ölü gibi yatiyordu. | Öili |
| Earn | Kazanmak | Eyerin saglamsa bu yarisida kazanir senin at. | Öin |
| Earnest | Ciddi | Eyerin Istanbul'da ciddi manada ilgi gördü. | Öinist |
| Earnings | Kazanç | Eyerin Ingilizlere satisi size çok kazanç saglayacak. | Öiningz |
| Earphone | Kulaklik | Eger fon müzigi çalacaksan kulaklik tak. | Iifoun |
| Earring | Küpe | Eger ingilizce ögrenirsen sana küpe alacagim. | Iiring |
| Earth | Yeryüzü | Örtüyle kaplanmisti adeta yeryüzü. | Öith |
| Earthen | Topraktan yapilmis | Örtün | topraktan yapilmis | çok güzel. | Öithin |
| Ease | Rahat | Iz birakmadim hiç | rahatça bulamazlar bizi. | Iiz |
| East | Dogu | Istanbul | ülkenin dogusunda degildir o galiba batidadir. | Iist |
| Easy | Kolay | Izi kolayca bulundu ama harekete geçmek için henüz çok erken. | Iizi |
| Eat | Yemek | It | yemegini bitirince mayisti hemen yerde. | Iit |
| Eat up | Yiyip bitirmek | It | apartmandaki tüm yemegi yiyip bitirdi. | Iit ap |
| Eccentric | Eksantrik | Eksantrik hareketler yapma konusunda uzmanim. | Iksentrik |
| Eclipse | Tutulma | Ee klipse içinde ay tutulmasi mutlaka olmali. | Iklips |
| Echo | Eko | Dagda bagirirken | sesiniz eko yapmazsa dayak yersiniz. | Ekou |
| Ecology | Ekoloji | Ekoloji | çevre bilimidir ve lisedeki en sevdigim derstir. | Eikolici |
| Economic | Ekonomik | Ekonomik kriz | tüm dünyada etkili olacak. | Iikonomik |
| Economist | Ekonomist | Ekonomistler | bizi yaklasan tehlikeye karsi koruyamadilar. | Iikonomist |
| Eddy | Girdap | Edi'yi | girdaba düserken zor kurtardim. | Edi |
| Edge | Kenar | Et getir bize cam kenarindaki ecnebiden. | Ec |
| Edible | Yenir | Edip'le yabani meyve yedik | zehirlendik | yenir sanmistik. | Edibl |
| Edifice | Büyük bina | Hedefiz bu büyük binanin içinde. | Edifis |
| Edit | Yayina hazirlamak | Editörlerimiz kitabi yayina hazirliyorlar. | Edit |
| Editör | Editör | Editörlügünü neredeyse ben yaptim bu kitabin. | Editi |
| Educate | Egitmek | Öcü Keyt | bir ögretmen tarafindan egitildi. | Ecukeyt |
| Education | Egitim | Öcü Kesan'da egitimini tamamlamis. | Ecukeysin |
| Educator | Egitimci | Öcü Keyt'i ormansa egitimcisi yakalamis. | Ecukeyti |
| Eel | Yilanbaligi | El degerse yilanbaligina hemen yikayin. | Iil |
| Effective | Etkili | Efe ekti bizi | etkili bir bahane bularak. | Ifektiv |
| Effeminate | Kadinsi | Efe | Mine gibi kadinsi olmaya çalisiyordu. | Ifeminit |
| Effervescent | Köpüren | Efe ve sen | tam bir köpüren selalesiniz. | Efivesnt |
| Efficient | Yeterli | Efe | sen de bu is için yeterli degilsin maalesef. | Ifisint |
| Effort | Efor | çaba | Efor testinden saglam çikinca hemen top oynamaya çabaladim. | Efit |
| Effusive | Görevine son vermek | Efe | Yusuf'un görevine son verdi. | Ifyuisiv |
| Egg | Yumurta | Ek gelir elde etmek için yumurta satiyordum. | Eg |
| Egghead | Entel | Ek hedefim | entellik üzerine kuruludur. | Egghead |
| Egoism | Egoizm | Egoizm | hiç sevilmeyen bir kuramdir. | Egouzim |
| Egress | Çikis | Ek resim tablolarinin yaninda | gizli bir çikis tüneli vardi. | Iigris |
| Eight | Sekiz | Egit her sekiz yasina basan çocugu. | Eyt |
| Eighteen | On sekiz | Egitin her on sekiz yasina basan kizlari. | Eytiin |
| Eighty | Seksen | Egdi boynunu | seksen yasindaki adama. | Eytiin |
| Either | Yaya da | Ya Ay'dir o ya da Mars | aslinda o Jüpiter'de olabilir. | Aydhi |
| Ejaculation | Ünlem | Uçaklasan ünlem isareti ülkeyi terk etti. | Icakyuleysn |
| Eject | Kovmak | Ece | ekti çocugu ve sonra yanindan kovdu. | Icekt |
| Eleborate | Özenle hazirlanmis | Ele barut özenle hazirlanmisti. | Ilabirint |
| Elapse | Geçip gitmis | Eli apse olmustu simdi ise geçip gitmis sanirim. | Ilaps |
| Elastic | Elastik | esnek | Elastik ve esnek iplerle kendimi sardim. | Ilastik |
| Elbow | Dirsek | El bu | güven olmaz hiçbirine dirsegini bile kirarlar vallahi. | Elbou |
| Elder | Daha yasli | El der ki bundan daha yaslisini alma. | Eldi |
| Elderly | Yasini basini almis | El derli yoplu yasini basini almis bir damat ister. | Eldili |
| Elect | Seçmek | Elekten geçirilmis pirinçlerin | en güzellerini ben seçtim. | Ilekt |
| Election | Seçim | Elek isinlarin | seçimini güzel yapar. | Ileksn |
| Elector | Seçmen | Elekti bu seçmenlerin yaptigi alet. | Ilekti |
| Electric | Elektrik | Elektrik çarpmasina karsi kendinizi koruyun. | Ilektrik |
| Electrician | Elektrikçi | Elektrigi anarsan hemen elektrikçi gelir. | Ilektrisin |
| Electrify | Elektriklenmek | Elektrik fayindan çikan enerjiden elektriklenme oldu. | Ilektrifay |
| Electrocute | Elektrikli sandalyede infaz | Bu Elektrocuda | elektrikli sandalyede infaz edildi. | Ilektrikyuit |
| Electron | Elektron | Elektronlari incelemek için yeni bir deney yaptik. | Ilektron |
| Electronic | Elektronik | Elektronik magazasinda çalismaya basladim. | Ilektronik |
| Elegance | siklik | Eli kanasa bile sikligindan taviz vermez. | Eligins |
| Element | Element | eleman | Elementlerin hepsini ezberledim. | Elimint |
| Elementary | Ilk | Eli | matara ilk kez dokunmustu. | Elimentiri |
| Elephant | Fil | Eli findik tutan fili ilk kez görmüstüm. | Elifint |
| Elevate | Yükseltmek | Ele evet de kendini yükseltmek istiyorsun. | Eliveyt |
| Eleven | On bir | Ele vin gelmis artik yabancilarda internet on bir kat daha güçlü. | Ilevin |
| Elf | Cin | Elif aksam cin gördügünü söyledi ama ben inanmadim. | Elf |
| Eligible | Uygun | Eli cibildak kizin omuzunda hiç uygun durmuyordu. | Elicibil |
| Eleminate | Elemek | Elemine et rakibini yani onu ele. | Ilimineyt |
| Elemination | Eleminasyon | eleme | Eleminasyon sistemi uygulanacak bu maçlarda. | Ilimineysn |
| Ellips | Elips | Elips seklinde yeni bir gezegen bulundu. | Ilips |
| Elm | Karaagaç | Elim | karaagaçtan topladigim elmalar ile doluydu. | Elm |
| Elongate | Uzatmak | El | on kati uzatsa da boyunu | yine sana yetisemezler. | Ilongeyti |
| Else | Baska | El | sevip hayran olsa da sana baska erkege bakamazsin. | Els |
| Elsewhere | Baska yerde | El sever baska yerde gezmeyi. | Elsveir |
| Elude | den kurtulmak | Elide uzun ondan kurtulmak imkansiz. | Iluid |
| Elusive | Ele geçmez | Eli sev ama o da ele geçmez bunu bilesin. | Iliusiv |
| Emaciated | Çok siska | Em aciyi tat | çorbani bitir zaten çok siskasin. | Imeyseytid |
| Emanate | den yayilmak | Emanete ihanet eden adamdan yayildi bu virüs. | Emineyt |
| Emancipate | Serbest birakmak | Emanet sepetini çalanlar | serbest birakildilar. | Imanspeyt |
| Embalm | Mumyalamak | Em balmumunu | mumyalanmadan önce. | Imbalm |
| Embargo | Ambargo | Ambargo uyguluyordu sevgilim bana . | Embaigou |
| Embark | Binmek | Em bark içindeki suyu | sonra da arabana bin ve git. | Imbaik |
| Embarrass | Utandirmak | Em biraz memeyi bebek | anneyi utandir. | Imbaris |
| Embassy | Elçilik | 'Em basi'' dedi hoparlör kolonu elçilik ederek. | Embasi |
| Embed | Yerlestirmek | Embed kodlarini siteye yerlestir. | Imbed |
| Embellish | Süslemek | Em | beles süsledgin pastanin ucunu. | Imbelis |
| Embers | Köz | Em be reis | su közde pisen kuzu etinin suyunu. | Embiz |
| Embezzle | Zimmetine geçirmek | Em bezle suyu | kapagi aç ve altinlari zimmetine geçir. | Imbezil |
| Embitter | Acilastirmak | Em bitir | acilastirilmis çorbayi. | Imbitii |
| Emblem | Amblem | Amblem tasarimcilari iyi para kazaniyorlar. | Emblim |
| Embody | Somutlastirmak | Em badi üzerindeki çikolatayi ve bu ani somutlastir. | Imbodi |
| Embolism | Damar tikanikligi | En bol isim | tipta damar tikanikligi ilaçlarinda vardir. | Embilizim |
| Embrace | Kucaklamak | Em birak anneyi | sonra kucakla onu iyice-bebesi… | Imbreys |
| Embryo | Embriyon | Embriyo asamasi dogusun ilk asamasidir. | Embriou |
| Embroider | Nakis islemek | Em birader suyu nakis islerken bile. | Imbroydi |
| Emerald | Zümrüt | Emir aldi suan zümrütleri tasimak için. | Emirild |
| Emerge | Ortaya çikmak | Emer gerekirse ortaya çikarir. | Imöic |
| Emergency | Tehlike | Emer genci bu tehlikeli maddeler. | Imöicins |
| Emery | Zimpara | Emer yapismis kiri zimparali süpürge. | Emiri |
| Emigrate | Göç etmek | Emmi | Girit'e hemen göç edin. | Emigreyt |
| Eminent | Seçkin | Emine'n tabii ki senin en seçkin sevgilindir. | Eminint |
| Emission | Yayma | E tabiki misyonu | fikirlerini yaymakti zaten. | Imisin |
| Emit | Çikarmak | Em | it dedim köpege dipteki çikolatayi çikar. | Imit |
| Emotion | Duygu | Emosun adeta duygusuz bir canavara dönüstü. | Imousn |
| Emperor | Imparator | En | pirildayan bebek imparatorun kiziydi. | Empiri |
| Emphasize | Vurgulamak | En pahali sayzi giydigimi tekrar vurguladim. | Emfisayz |
| Empire | Imparatorluk | En pire devletler bile zamanla imparatorluk kurmus. | Empayi |
| Employ | Çalistirmak | Ampulü oyup içindeki teli | pil ile çalistirdim. | Imploy |
| Employee | Isçi | Ampulü Oya | isçinin suratina firlatti. | Employii |
| Empower | Yetki vermek | Em Power Fm sinyalini radyom | çünkü vericisi yetki veriyor. | Impaui |
| Empress | Imparatoriçe | En prestijli kadin bizim imparatoriçemizdir. | Empris |
| Empty | Bos | Emdi bos memesini inegin iyice bu kiz. | Emti |
| Enable | Olanak vermek | Inegi bulmama olanak vermediler. | Ineybl |
| Enact | Yasa çikarmak | En akitan musluk hakkinda yasa çikardim. | Inakt |
| Enamel | Minelemek | En iyi amel | mineledigin seccade de namaz kilandi. | Inamil |
| Encase | Örtmek | Enkaz altindan çikarilanlarin üzeri örtüldü. | Inkeys |
| Enchant | Büyülemek | En candan hediyen karsisinda büyülendim. | Inçaint |
| Encircle | Etrafini çevirmek | En circirladigim anda tuvaletimin etrafini çeviririm. | Insöikil |
| Encompass | Kusatmak | En kumpas kurulan yerleri kusatacagiz. | Inkampis |
| Encounter | Karsilasmak | En kar ter içinde kaldigim an | seninle karsilastigimiz o ilk andi. | Inkaunti |
| Encourage | Cesaret vermek | In karicigina cesaret ver. | Inkaric |
| Encroach | Tecavüz etmek | En kiraç yerde tecavüze ugramisti. | Inkrouç |
| Encumber | Tika basa doldurmak | En kambur anim | çantami tika basa doldurdugum andi. | Inkambi |
| Encyclopedia | Ansiklopedi | Ansiklopediden bir konu arastirdim. | Ensayklipiidyi |
| End | Son | En dip kuyunun sonu bile | ask acidan iyidir. | End |
| Endander | Tehlikeye atmak | In deyince onu ve arabasini tehlikeye attim. | Ideynci |
| Endear | Sevdirmek | Enderi arabadan in diye zorlayamam | kendimi sevdirmem lazim. | Indii |
| Endeavour | Çabalamak | En davar olan bile inip devi yakalamaya çabalar. | Indevi |
| Endless | Sonsuz | En dilsiz insan da bile sonsuz bir sevgi vardir. | Endlis |
| Endorse | Ciro | destek | En dogrusu iflasi açiklamak çünkü ciromuz hiç yok. | Indois |
| Endow | Bahsetmek | In dogu günesini izle bunu Tanri'nin bahsetti. | Indau |
| Endurance | Tahammül | In durunca otobüsten kalabaliga tahammül edemiyorum. | Indyuirins |
| Enemy | Düsman | Enimi | boyumu sadece düsman olan arastirir. | Enimi |
| Energy | Enerji | Enerji doluyum bugün | disari çikip eglenelim. | Enici |
| Enfold | Katlamak | En folda duran yumurtayi katlayarak kirdim. | Infould |
| Enforce | Uygulamak | En forslu adama siddet uyguladim. | Infois |
| Enfranchise | Oy hakki vermek | En firinciniz kim ise ona oy hakki verelim. | Infrançaynz |
| Engage | Nisanlanmak | En geç haziran ayinda nisanlaniriz. | Ingeyc |
| Engine | Makine | Engin'e yurt disindan yeni bir makine aldim. | Encin |
| Engineer | Mühendis | Enginar mühendisligini kazandim. | Encin |
| Engraver | Oymaci | En griyi ver | oymaci da giyinsin. | Ingreyvi |
| Engrossed | Dalip gitmis | En kro set uzaklara bakarak dalip gitmis settir. | Ingroust |
| Enhance | Yükseltmek | En has müsterim | açik arttirmada teklifi yükselten müsterimdir. | Inhains |
| Enigma | Muamma | Enik | maalesef muammali bir sekilde kayboldu. | Inigmi |
| Enjoy | Eglenmek | Enjoy Fm dinle ve biraz eglen. | Incoy |
| Enjoyable | Eglenceli | Enjoy'u bul radyoda çünkü bu radyo çok eglencelidir. | Incoyibil |
| Enlarge | Genisletmek | En larç bedeni bile genislettim. | Inlaic |
| Enlighten | Aydinlatmak | En laytin bile gelse | bizi aydinlatamaz. | Inlaytin |
| Enliven | Canlandirmak | En live'n bile gelse bu kanali canlandramaz. | Inlayvin |
| Enormous | Muazzam | En ormaniz desen de su yer | bence daha muazzam. | Inoimis |
| Enough | Yeterli | En laf diledigim vakitte ona yeterli gelmiyordum. | Inaf |
| Enrage | Kizdirmak | En rica ettigim anda adami kizdirdin. | Inreyc |
| Enrapture | Kendinden geçmek | En rapçi ses seni kendinden geçiren sestir. | Inrapçi |
| Enroll | Kaydetmek | En rolcu arkadasimi telefonuma kaydettim. | Iroil |
| Enslave | Köle yapmak | En slav kizi bile kendime köle kaydettim. | Insleyv |
| Ensue | Ardindan gelmek | Ense trasimi gören ardimdan gelsin. | Insyui |
| Ensure | Saglamak | En suresi kisa dua | en çok faydayi saglayabilir. | Insui |
| Enter | ege girmek | Enter tusuna basip siteye girdim. | Enti |
| Enterprise | Tesebbüs | Ender | prize elini sokmaya tesebbüs etti. | Entiprayz |
| Entertaintment | Eglence | Ender | tayin de mentolü eglencesine kokladi. | Entiteytmint |
| Enthral | Büyülemek | En daraldigim anda bir tek sen büyülüyorsun beni. | Inthroil |
| Enthusiasm | Heves | En hususi azim | iste bu heveste gizlidir. | Intyuiziazm |
| Entice | Bastan çikarmak | En tis kadin sesi bile beni bastan çikarirdi. | Intayz |
| Entire | Tam | Entir'e hizli ve tam olarak basmalisin. | Intayi(enter tusu) |
| Entirely | Tamamen | Entir | eli hizli ve tamamen bilgili insana kolaylik saglar. | Intayili |
| Entitle | Yetki vermek | En taytli kisi bile sana yetki verebilir. | Intaytil |
| Entity | Varlik | En titisi bile gelse bir varlik gösteremez. | Entiti |
| Entrails | Bagirsak | Entir ailesi olarak bagirsak kanseri yapmakla ünlüyüz. | Entreliyis |
| Entrance | Giris | Enteresan bir giris yaptiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Entirins |
| Entreat | ege yalvarmak | Enteri at diye karima yalvardim. | Entrit |
| Entrust | Emanet etmek | En dürüst insana esyanizi emanet edebilirsiniz. | Intrast |
| Entry | Giris | Enteri programa giris tusu olarak kabul ediniz. | Entrit |
| Envelop | Kaplamak | Envel'i öp | kalbini sevgiyle kapla. | Invelip |
| Enviable | Imrenilecek | Envia abi ile | imrenilecek yemekler programina hosgeldiniz. | Enviibl |
| Environment | Çevre | Enver'in montu kesinlikle çevreye zarar veriyordu. | Envayirintmint |
| Environs | Civar | Enver'in ons fiyatlari | bu civarin en pahalisiydi. | Invirins |
| Envisage | Zihninde canlandirmak | En vizeci kisi oldugunuzu zihninizde canlandiriniz. | Invizic |
| Envoy | Elçi | En voyvoda elçi | sizi görmeye gelmis. | Envoy |
| Envy | Kiskançlik | En viyi çok diyebilen kiz kiskançlikta bir numaradir. | Envi |
| Epic | Destan | E pik hareketiyle bilardo maçini bitir de destan yaz. | Epik |
| Epidermis | Üstderi | Epidermis | vücudumuzu kaplayan üstderi tabakasidir. | Epidöimis |
| Epilepsy | Sara | Epilepsi hastaligi | halk dilinde bilinen sara hastaligidir. | Epilepsi |
| Epilog | Sonus bölümü | Epilog bölümü mezunu oldugumu sonuç bölümüne yazdim. | Epilog |
| Episode | Bölüm | olay | E pi soda ismarlarsin bu bölümdeki olaylari izledikten sonra. | Episoud |
| Epitaph | Mezar yaziti | E bitap düstüm mezar yaziti insa ettikten sonra. | Epitaif |
| Epoch | Çag | E poça yemezen çag atlayamazsin dediginizi hayal ediniz. | Iipok |
| Equal | Esit | E kugu al esit bir sekilde dediginizi hayal ediniz. | Iikvil |
| Equality | Esitlik | E kaliteyi esitlik ilkesine göre arttir dediginizi hayal ediniz. | Ikvolity |
| Equanimity | Sogukkanlilik | Ekonomi iti bize sogukkanliklik dersi verdi. | Ikvinimiti |
| Equation | Denklem | E kugu atiyon üzerime denklemi nasil çözücem? | Ikveyjin |
| Equator | Ekvator | Ekvatora gittiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Ikveyti |
| Equilibrium | Denge | Ekilebilirim kiz tarafindan dengeyi saglam kurmazsam. | Iikvilibriim |
| Equip | Donatmak | Ekip pahali araçlarla donatti fuarimizi. | Ikvip |
| Equipment | Teçhizat | Ekip | menteseleri teçhizat çantasina koydu. | Ikvipmint |
| Era | Çag | Er | aga olursa çag atlar dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Iiri |
| Eradicate | Kökünü kurutmak | Er | adi kedinin kökünü kuruttu. | Iradikeyt |
| Erase | Silmek | Er | asetik asiti pamukla sildi dediginizi hayal ediniz. | Ireyz |
| Ere | den önce | Ere askerden önce ne is yaptigini sordum. | Enti |
| Erection | Sertlesme | Ereksiyon sorunu erkeklerdeki sertlesme sorunudur. | Ireksin |
| Erect | Dimdik | Er | ektigi agacin dimdik oldugunu görünce sevindi. | Irekt |
| Erosion | Erozyon | Erozyon | toprak kaymasina verilen isimdir. | Entitrytmint |
| Err | Yanilmak | Er asla yanilmaz dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Eir |
| Errand | Ayak isleri | Er and içerek ayak islerini birakti. | Erind |
| Erratic | Düzensiz | Er | atik ama düzensiz oldugu için orduya alinmadi. | Iratik |
| Error | Hata | Error 404 hatasi veren sayfayi hafizanizda canlandiriniz. | Erir |
| Erudition | Alimlik | Er | adi isin ile alimlik gösterisi yapiyordu. | Erudisn |
| Erupt | Püskürmek | Er | ''aptal volkan demin püskürdü'' dedi. | Irapt |
| Escalate | Kizistirmak | Eski alete yeni vida takinca ortami kizistirdin. | Eskileyt |
| Escape | Kaçmak | Eski apartmana dogru kaçan hirsizi hafizanizda canlandiriniz. | Eskeyp |
| Eslik etmek | Eskortumuza lüks arabalar eslik etti dediginizi hayal ediniz. | Eskoit |
| Especially | Özellikle | Es peki Ali'ye dogru özellikle yüzüne dogru dediginizi hayal ediniz. | Ispesili |
| Espionage | Casusluk | Ispanak yiyen ve casusluk yapan adami yakaladim. | Espionaj |
| Essay | Deneme yazisi | Es say rüzgart deneme yazilarimin üzerine. | Essey |
| Essence | Esans | Esansi güçlü bir parfümdür efendim | almalisiniz. | Esins |
| Establish | Kurmak | E stabil is kurmak her zaman zordur. | Istablis |
| Estate | Emlak | Estide kafama emlak almak dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Isteyt |
| Esteem | Itibar | Estim tabiki itibar görebilmek için toplanti salonun üzerine. | Istiim |
| Estimate | Deger biçmek | Esti matematik hocasina deger biçemem. | Isitmeyt |
| Estuary | Nehir agzi | Esti ari | su nehir agzinda bulunan çiçeklere dogru. | Estyuiri |
| Eternal | Sonsuz | E ter | nal için sonsuz derecede kötü bir durumdur tabiki. | Itöinil |
| Ethical | Ahlaki | Eti kil dolu olmasi için ahlaki bir durum degildir. | Ithikl |
| Ethnography | Etnografya | Etnografya bölümü mezunuyum. | Etnigrifi |
| Eucalyptus | Okaliptus | Okaliptus yetistirdiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Yuikliptis |
| Europe | Avrupa | Avrupa Birligi'ne girmek istediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Yuirip |
| Evacuate | Bosaltmak | Eve küvet suyunu bosaltmaya gelmistim dediginizi hayal ediniz. | Ivakyuveyt |
| Evade | den sakinmak | E vade dolarsa paragözlerden sakinin paranizi. | Iveyd |
| Evaluade | Degerlendirmek | Evlada degerlendirmesi için biraz para birak. | Ivalyueyt |
| Evaporate | Buharlastirmak | E vapura at su bak vapur onu nasil buharlastiracak. | Ivapireyt |
| Evasive | Kaçamakli | Eve Siverek'ten gelen kiz kaçamakli cevaplar veriyordu. | Ivesiv |
| Eve | Arife | Eve arife günü geldiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Iiv |
| Even | Hatta | düz | Evin çok düz hatta dümdüz dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Ivin |
| Even if | se bile | Evin iffetli kizi olsan bile seni kandiran bir erkek çikabilir. | Ivin if |
| Evening | Aksam | Evin Ingiliz dolacak bu aksam dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Iivning |
| Eventually | En sonunda | Evin tualini en sonunda yaptim. | Ivençuli |
| Event | Olay | Ev | entrikali olaylar yüzünden terk edilmisti. | Ivent |
| Ever | Hiç | Ever hiç evlenmemis gençleri dediginizi hayal ediniz. | Evi |
| Ever and again | Ara sira | E varanda kahin ile ara sira çarpisiyordu. | Evi en igeyn |
| Ever since | O zamandan beri | Ever sinsice beni lafini o zamandan beri söylüyordum. | Evi sins |
| Every | Her | Ev eri yatarak her gün nöbet tutuyordu. | Evri |
| Every other day | Iki günde bir | Ev eri otur deyince iki günde bir oturmaya basladim. | Evribadi |
| Everybody | Herkes | Ev eri badi çalisirken camdan herkes onu izliyordu. | Evribadi |
| Everything | Hersey | Ev eri tink dong sesleri duyunca korkudan herseyi birakip kaçti. | Evritink |
| Everywhere | Her yerde | Everiver kizimi her yerde dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Evrivöi |
| Evidence | Kanit | Evi dans salonuna çevirmesinin kaniti | bu fotografti. | Evidins |
| Evil | Kötü | Ev | il genelindeki en kötü ev seçilmistir. | Iivil |
| Evolotion | Evrim | Eve losyon getirerek evrimlestiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Evilusin |
| Ex | Eski | Eksi on derecede eski kiyafetlerimi yikadim. | Eks |
| Exact | Tam | dakik | Eksi akti hocanin agzindan tam olarak. | Igzakt |
| Exaggerate | Abartmak | Eski cigeri egit demekle çok abarttin olayi. | Igzacireyt |
| Exalt | Göklere çikarmak | Eksi alti derecede yasamami gazete göklere çikardi. | Igzoilt |
| Exam | Sinav | Ek zam bize bir sinavdi dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Igzam |
| Examination | Imtihan | Ek zamina isin atip kaçanlar imtihani geçtiler. | Igzamineysin |
| Examine | Incelemek | Ek zamini detayli inceleyecegim dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Igzamin |
| Example | Örnek | Eksi ampule yani negatif ampule bu resmi örnek verebilirim. | Igzaimpl |
| Exasperate | Çileden çikarmak | Eski aspretör beni çileden çikardi. | Igzaspireyt |
| Excavate | Kazip çikarmak | Eski civata ile hazineyi kazip çikardim. | Ekskiveyt |
| Exceed | Asmak | geçmek | Eski ced | yeni nesli kültür bakimindan geçti. | Iksiit |
| Exceedingly | Son derece | Ek saydingli bina son derece güzel görünüyordu. | Iksiidingli |
| Excel | Gölgede birakmak | Excel çalismam digerlerini gölgede birakti. | Iksel |
| Excellence | Üstünlük | Ekselans | krallara üstünlük tasliyordu. | Iksilins |
| Except | Hariç tutma | Eksi | hepte HARIÇ TUTUYOR artiyi dediginizi hayal ediniz. | Iksept |
| Exception | Istisna | Eksi hep isin gönderir artiya istisnalar disinda. | Iksepsin |
| Excess | Asirilik | Eksi ses kulakta asirilik yaratir dediginizi hafizanizda canladiriniz. | Ikses |
| Excessive | Asiri | Eski sesi ve AsIRI güzelligi kalmamis | bu sanatçinin. | Iksesiv |
| Exchange | Degis tokus etmek | Exchange döviz bürosunda para degis tokusu yaptim. | Iksçeynç |
| Exchequer | Devlet hazinesi | Eski ciger giderleri devlet hazinesinden karsilanacak. | Iksçeki |
| Excite | Heyecanlandirmak | Eski cite dokunmak beni heyecanlandirdi. | Iksayt |
| Exciting | Heyecanli | Ek saydinli binada oturmak çok heyecanli. | Iksayting |
| Exclaim | Bagirmak | Eksi kilayim notu bu sefer ama bagirma sakin. | Ikskleym |
| Exclude | Hariç tutmak | Eski kilodu hariç tutarsak mükemmel giyinmisti. | Iks kluid |
| Exclusive | Özel | Eski kulu Sivrilmek için özel ibadetlere basladi. | Iksklusiv |
| Excrement | Diski | Ekskrimin tepesinde diski oldugunu hafizanizda canlandiriniz. | Ekskrimint |
| Excursion | Gezinti | Eski kursu on günde tamamlayip gezintiye çikmistim. | Iksköisin |
| Excuse | Affetmek | Eski yüz dolar borcunu affettim. | Ikskyuiz |
| Excuse me | Afedersiniz | Eski yüz dolar borç mu dediniz bana afedersiniz!!! | Ikskyuz mi |
| Execute | Idam etmek | Eksik yut ilaçlari idam edildigin anda dediginizi hayal ediniz. | Eksikyuit |
| Exemplary | Örnek verici | Eski ampülleri bizlere örnek verici olsunlar diye gösterdim. | Igzampliri |
| Exempt | Muaf tutmak | Eksi empatimden muaf tuttum seni. | Igzempt |
| Exercise | Alistirma | egzersiz | Egzersiz ve alistirma çözerek sinava hazirlandim. | Eksisayz |
| Exhale | Çikarmak | Eski hale gelmek için paralari çikarmak lazim. | Eksheyl |
| Exhaust | Tüketmek | Egzostan çikan duman parami tüketmeye devam ediyor. | Igzoust |
| Exhaustive | Ayrintili | Egzostu ve tamponu eve getirip ayrintili bir tamir yaptim. | Igzoistiv |
| Exhibit | Sergilemek | Eski bitin sergilenmesi için kafamda sergi açtim. | Igzibit |
| Exhibition | Sergi | Eski bi isin atan silahimi sergiye açtim. | Igzibisin |
| Exhumation | Merzardan çikarmak | Eski huyuma isin atiyosun mezardan çikararak beni. | Eksyuimeysin |
| Exile | Sürgüne göndermek | Eksi ile ögrenciyi sürgüne gönderdiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Eksayl |
| Exist | Var olmak | Eksi istagram'in var ise bana söyler misin. | Igzist |
| Exit | Çikis | Eksi it çünkü çikis kapisini bulamadi | bu yüzden ite eksi verdim. | Eksit |
| Exorbitant | Fahis | Eski orbitant maymunlar fahis fiyatlara satiliyordu. | Igzoibitint |
| Exotic | Egzotik | Egzotik yerlere gittiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Igzotik |
| Expand | Genislemek | Eski panda dondurmaya göre simdikinin boyutu giderek genisliyordu. | Ikspand |
| Expect | Ummak | Eski | pekte umdugum kadar koaly unutulmadi. | Ikspekt |
| Expel | Kovmak | Eski peltek karinizi kovdugunuzu hafizanizda canlandiriniz. | Ikspel |
| Expend | Harcamak | Eski PEND isareti para harcandigini belirtiyordu. | Ixpend |
| Expensive | Pahali | Eski pense ve çekicin fiyati çok pahali. | Ikspensiv |
| Experience | Deneyim | Eski peri anca geçmisteki deneyimlerle övünür.. | Iksperiyins |
| Experiment | Tecrübe etmek | Eski peri mintikasinda korkusuzluügumu tecrübe edecegim. | Iksperimint |
| Expert | Uzman | Yanimda çalisan experler alaninda uzman kisilerdi. | Ekspöit |
| Expire | Süresi dolmak | Eski pirenin süresi dolunca yerine yeni pire geldi. | Ikspayi |
| Expiration | Sona erme | Eski pireye | isin atma görevin sona erdi-dedim. | Ikspreysin |
| Explain | Açiklamak | Eski plani simdi açikladiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Ikspleyn |
| Explicit | Apaçik | Eski pilici it yedi diye apaçik konustugunuzu hayal ediniz. | Iksplisit |
| Explode | Patlamak | 'Eski pil o '' de ve ekle her an patlayabilir. | Iksploud |
| Exploit | Isletmek | Eski pilot | yeni bir kafe isletmeye basladi. | Iksploit |
| Exploration | Arastirma | Eski pil o radyasyon yayabilir | arastirma yapmaliyiz. | Iksplireylin |
| Explore | Arastirmak | Explore | arastirdigim en güvenli tarayicidir. | Iksploi |
| Explorer | Arastirmaci | Explorer internetin en arastirmaci tarayicisidir. | Iksplorir |
| Explosion | Patlama | Eski bi losyon sebep olmus bu patlamaya dediginizi hayal ediniz. | losiv |
| Explosive | Patlayici madde | Eski pil o Siverek'ten gelmis patlayici madde olabilir. | Iksplosiv |
| Export | Ihraç | Eski port yeni usbleri tanimiyor yeni port ihraç etmeliyiz. | Expoiti |
| Exporter | Ihracatçi | Ek spor teri arttirdi bu ihracatçinin vücudunda. | Expoiti |
| Expose | Poz vermek | Eksi poz puani verdim bu verdigin pozu. | Ikspouz |
| Express | Dile getirmek | hizli | Ekspres trenle daha hizli gidecegini dile getirdi. | Ikspres |
| Expropriate | Kamulastirmak | Eski pireye operasyon isi kamulastirilmalidir. | Ekspropireyt |
| Exquisite | Seçkin | Eksik vizite ücretini bu seçkin bey ödedi. | Eksikvizit |
| Extant | Hala mevcut | Ek stand fuarimizda hala mevcut dediginizi hayal ediniz. | Ekstand |
| Extent | Ara sira | Eksi | tende ara sira alerji yaratir dediginizi hayal ediniz. | Ekstent |
| Exterior | Dis | Eski terör örgütü de treslim olsun dis cepheden. | Exteriir |
| Exterminate | Kökünü kazimak | Eski terminatör | düsmanin kökünü kaziyordu. | Extöimineyt |
| External | Distan gelen | Ek ister nal herzaman distan gelen atlarda. | Ekstöinil |
| Extinct | Soyu tükenmis | Eskidin tencere be soyu tükenmis hale geldin. | Ikstingt |
| Extinguish | Söndürmek | Eskiden gevis getiren hayvanin atesini söndürebiliyordun. | Ikstinvis |
| Extirpate | Yok etmek | Eksi trip at ve onlari yok et dediginizi hayal ediniz. | Ekstöipeyt |
| Extortion | Gasp | Eski tortu | on kat daha fazla çamasir suyunu gasp etti. | Ixtoisin |
| Extra | Ekstra | Ekstra bir gol bizi rahatlatir dediginiZi hafizanizda canlandiriniz. | Ekstri |
| Extract | Sökmek | Ekstra akitarak suyu ipin üzerine gevsetip sök. | Ekstrakt |
| Extraordinary | kstrivigins | Ekstra ordan ari bence olaganüstü soktu. | Ikstriordiniri |
| Extravagance | Savurganlik | Ekstra-ve gence para kazandirip ona savurganligi ögretti. | Ikstrivigins |
| Extravagant | Tutumsuz | Ekstra gavat ve tutumsuz bir adamdi. | Ikstrivigint |
| Extreme | En uçtaki | Ekstrim sporlar en uçtaki uçuk sporlardir. | Ikstriim |
| Extricate | Kurtarmak | Ekstra iyi kedi oldugu için onu köpekten kurtardim. | Ekstrikeyt |
| Extrovert | Disa dönük kimse | Ekstra o verdi para o gerçektende disa dönük bir insandi. | Ekstrivöit |
| Exuberance | Coskunluk | Eksi Beren'ce coskunluk veren bir nottu. | Igzyuibirint |
| Exult | Sevinçten uçmak | Eski ultra aslan taraftari sevinçten havaya uçtu. | Igzalt |
| Eye | Göz | E'ye ''Senin gözlerin çok güzel | beni benden aliyor.''dedim. | Ay |
| Eyebrow | Kas | E'ye bir ov dedim kas ve kas bölgemi… | Aybrou |
| Eyes in work | Dünya kadar isi olmak | Ee yesin ve ork çalsin | benim dünya kadar isim var. | Ayz in vöik |
| Eyecatching | Göze çarpan | E'ye ''keçin ingilizce konusursa göze çarpan hayvan olur.''dedim. | Aykeçing |
| Eyeglasses | Gözlük | E'ye klasiz biz gözlükle dediginizi hayal ediniz. | Ayglasis |
| Eyelash | Kirpik | E'ye lesi ve hatta kirpiklerini de yiyen aslani gösterdim. | Aylas |
| Eyelid | Göz kapagi | E'ye liderin göz kapagina kurban olun dedim. | Aylid |
| Eyeliner | Göz kalemi | Eyilin | er bana göz kalemi hediye edecek. | Aylini |
| Eyewitness | Görgü tanigi | E'ye ''fitnise git olayin görgü tanigini ol'' dedim. | Ayvitnis |
| Fable | Masal | Fa bile-la notasina masal gibi bir dügün yapmisti. | Fabl |
| Fabric | Kumas | Fabrika bir kumas fabrikasiydi dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Fabrik |
| Fabricate | Üretmek | Fabrikada kedi üretiliyordu dediginizi hayal ediniz. | Fabrikeyt |
| Fabulous | Inanilmaz | Fa buluyoz da sol notasini niye bulamiyoruz inanilmaz birsey . | Fabyulis |
| Face | Yüz | Facebook yüz kitabi olarak 2004 yilinda kurulmustur. | Feys |
| Face to face | Yüz yüze | Face di face bilgisayarda yüz yüze geldigim site. | Feys tu feys |
| Facelifting | Estetik ameliyat | Face lifting sayfasinda estetik ameliyat olmus ayiyi paylasti. | Feyslifting |
| Favorite | Favori | Favori televizyon kanalimi izliyordum. | Feyvirit |
| Fawn | Kuyruk | Fa notasi | avin kuyrugundan yakalayan bir notadir. | Foin |
| Fear | Hala mevcut | Fear Factor yarismasinda korku dolu anlar yasarsiniz. | Fii |
| Fearful | Korkunç | Fear Factor ful bence müthis korkunç bir yarismadir. | Fiifil |
| Fearless | Korkusuz | Fear Factor'da Lessi köpek | korkusuzca yaristi. | Fiilis |
| Feasible | Yapilabilir | Fiziilite raporunda insaatin yapilabilir onayi aldigini gördüm. | Fiizibl |
| Feast | Ziyafet | Fe | ast subaya ziyafet vermis bir harftir. | Fiist |
| Feat | Basari | Fiyatbasari oranini incelemem lazim bu kursun. | Fiit |
| Feather | Tüy | Fiyat her ne olursa olsun tüy dökücü kremi alacagim. | Fedhi |
| Feather bed | Kus tüyü yatak | Fiyati her bedene göre yoktu bu kus tüyü yatagin. | Fedhi bed |
| Feathery | Tüylü | Fiyat her yönüyle pahaliydi bu tüylü kazagin. | Fitheri |
| Feature | Özellik | Fatura özelliklerini söyle ona göre basalim. | Fiiçi |
| Features | Basrolde oynamak | Faturasinda basrolde oynayan oyuncunun ismi vardi. | Fiiçis |
| February | subat | Ferdi | büru ariyor subat ayinda is yeri açmak için. | Februiri |
| Fee | Ücret | Fe harfi | artik alfabeden aylik ücret alacagim-dedi. | Fii |
| Feeble | Güçsüz | Fe bile bazen güçsüz olabilen bir harfti. | Fiibil |
| Feed | Yiyecek | FED açlik çeken ülkelere yiyecek yardimi yapacagini açikladi. | Fiid |
| Feeder | Mama önlügü | Fe der ki'' Bana mama önlügü verin'' | Fiidi |
| Feeding bottle | Biberon | Fide Ingiltere'den botla getirilip biberonlara doldurulmustu. | Fiiding bodil |
| Feel | Hissetmek | Fe el kol hareketimi hisseden bir harfti dediginizi hayal ediniz. | Fiil |
| Feeling | His | Filin getirdgi hislere aldandi hayvan. | Fiiling |
| Feing | Yalandan yapmak | Fe | ingilizce de yalandan yapilmis | uydurulmus bir harftir. | Feyin |
| Feint | Aldatmaca | Fe | internette aldatmaca yapan bir harftir. | Feynt |
| Felicitate | Tebrik etmek | Fileci | teyit edip tebrik etti. | Filisiteyt |
| Fell | Vurup devirmek | Fel felaket olmustu agaçlari vurup deviren rüzgar | Fel |
| Fellow | Arkadas | F | el ovdu arkadasi G harfiyle tokalasirken. | Felou |
| Felon | Suçlu | Suçlu felan olmadiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Felin |
| Female | Kadina özgü | F | meyilli idi kadina özgü kiyafetler giymeye. | Fimeyl |
| Femalesm | Feminizm | Feminizm'e karsi olan tanidiklarinizin oldugunu düsününüz. | Fimeylism |
| Fen | Bataklik | Fen dersinde bataklikta yasayan hayvanlari islediginizi hayal ediniz. | Fen |
| Fence | Çit | Çitten atlamanin fence degil ama biyolojik sakincalari olabilir. | Fens |
| Fencer | Eskrimci | Fenci er | ESKRIMCI olmaya karar verdi. | Fensi |
| Fencing | Parmaklik | Fenci ingilizceciyi parmakliklara tikti. | Fensing |
| Fend for | Geçindirmek | 'Fen''di forma satarak evi geçindiren çocukla tanistigim ders<. | Fend foi |
| Fend off | Def etmek | 'Fen'' di | of onui siniftan def ettigim ders. | Fend of |
| Fender | Çamurluk | 'Fen''der baska bir sey demez çamurluk takmis bisikletli çocuk. | Fendi |
| Fermantation | Mayalanma | Fermantasyon olayina mayalanma denir. | Föimenteysin |
| Ferocious | Yirtici | Feros | Oguz ile yirtici kus avalamaya çikti. | Firoisiz |
| Ferocity | Yirticilik | Feros | iti YIRTICILIK ile suçladi | lütfen hayal ediniz. | Firositi |
| Ferret | Dag gelincigi | Ferit et olarak dag gelinciginin etini sevmezmis | Ferit |
| Ferryboat | Feribot | Feribot ile gezdiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Feribout |
| Fertile | Verimli | Ferit ile gerçekten verimli çalismak istiyorum. | Föitayl |
| Fertility | Verimlilik | Ferit ile iti oraya verimlilik artsin diye getirmisti patron. | Fiitiliti |
| Fertilize | Verimini arttirmak | Feriti lise egitimine göndermesi onun verimini arttiracaktir. | Föitilayz |
| Fervent | Atesli | Fevri entrika yapan kizlar | genelde atesli olurlar. | Föivint |
| Fervour | Hararet | Fevri ur insanin içinde hararet yapar. | Föivi |
| Fester | Iltihaplanmak | Fes | ter içinde kalinca kafam iltihaplandi. | Festi |
| Festival | Festival | Festivale onur konugu olarak katilacagim. | Festivil |
| Festive | Neseli | Festi veya sapkaydi neseli adamin kafasindaki. | Festiv |
| Festivity | senlik | Fes tiviti attim senlik esnasinda. | Festiviti |
| Fetch | Gidip getirmek | Feci halde onu gidip geri getirmek istiyorum. | Feç |
| Fetid | Pis kokulu | Feti de kendine pis kokulu bir kiz bulmustu. | Fetid |
| Fetter | Pranga | Fe | ter kokusu pranga gibi üzerine almis bir harftir. | Feti |
| Feudalism | Derebeylik | Feodalizmin anlami derebeyliktir. | Fyiudilizm |
| Fever | Ates | Fe | ver dediyse atesini mutlaka vermelisin sayin A harfi. | Fiivi |
| Feverish | Atesli | Fevri is zaten atesli insanlardan beklenir. | Fiiviris |
| Few | Az | F | ev almak istiyordu az parasiyla dediginizi hayal ediniz. | Fyui |
| Fez | Fes | Fes takip sokaktelimi kolumu sallayarak dolasiyordum. | Fez |
| Fiance | Nisanli | Fayans almak isteyen nisanlinizi hafizanizda canlandiriniz. | Fiansey |
| Fiasco | Fiyasko | Fiyasko bu yasananlarin hepsi dediginizi hayal ediniz. | Fiaskou |
| Fib | Yalan söylemek | Fb taraftari asla yalan söylemez. | Fib |
| Fiber | Tel | Fiber optik teller ile internet baglantinizi hafizanizda canlandiriniz. | Faybi |
| Fickle | Kararsiz | Ficikla (vicikla) omzumu kararsiz kaldigin zamanlarda. | Fikil |
| Fiction | Hayal | roman | F.içti on adet içki ve basladi hayali roman yazmaya. | Fideliti |
| Fiddle | Keman çalmak | Fide ile çok güzel keman çaldiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Fidl |
| Fidelity | Sadakat | Fideli iti-yanima alarak onu sadakat ile yetistirdim dediginizi hayal ediniz. | Fideliti |
| Fidget | Yerinde duramamak | Fide getir ekeyim çünkü yerimde duramiyorum. | Ficit |
| Field | Tarla | Fil eldiven takip tarlada çalisiyordu dediginizi hayal ediniz. | Fiild |
| Fieldglasses | Dürbün | Filde klasiz diyordu uzaktan dürbünle bakarken evlerine. | Fiildglasiz |
| Fiend | Kötü ruh | Kadinin fiendi kötü ruhu yendi dediginizi hayal ediniz. | Fiind |
| Fiendish | seytan gibi | Fi tarihinin en disi hayvani seytan gibiydi. | Fiindis |
| Fierce | Vahsi | Fi | erce yani asker gibi davranirsa vahsi olmaktan çikar. | Fiis |
| Fiery | Atesli | Fiery marka çamasir suyu atesli kadinlarin isini kolaylastirir. | Fayiri |
| Fifteen | On bes | Fifi | ten rengi sütyeni on bes liraya almisti. | Fiftiin |
| Fifty | Elli | Fifti fifti anlastik %50 ama sonra adam sözünden caydi. | Fifti |
| Fiftyfifty | Yari yariya | Fifti fifti yani yari yariya kazanacaktik.. | Fiftififti |
| Fig | Incir | Figo | bahçedeki incir agacini kesti dediginizi hayal ediniz. | Fig |
| Fight | Kavga | Fayt sesini duyunca oyuncular kavgaya basliyorlar. | Fayt |
| Fighter | Savasçi | dövüsçü | Fay | tiri içine alinca dövüsçüler derhal tirdan atladilar. | Faytir |
| Figurative | Mecazi | Figüratif desenler genelde mecazi anlamlar tasir. | Figurativ |
| Facial | Yüzle ilgili | Facia alnina | yüzle ilgili bir krem sür. | Feysil |
| Facility | Kolaylik | Face'li iti resminden kolaylikla tanidiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Fisiliti |
| Fact | Olay | 'Fakat olayin asil sebebi sudur.'' karari aldi. | Fakt |
| Faction | Ayrilik | Fa kisin si notasiyla ayrilik karari aldi. | Faksin |
| Factor | Faktör | Basariya götüren faktörlerin basinda disiplin gelir. | Fakti |
| Factory | Fabrika | Fabrika faktörü | en son düsündügünüz sebeplerdendi. | Faktiri |
| Faculty | Fakülte | Fakülteyi birincilikle bitirdiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Fakilti |
| Fade | Soldurmak | 'Fa'' de güzelce soldurma o güzel sesini.. | Feyd |
| Fag | Yorucu is | Fag fag diye bagiran esek yorucu bir is yapmaktadir. | Fag |
| Fail | Basaramamak | Fail bulunacaktir | basaramam diye bisi yok. | Feyl |
| Failure | Basarasizlik | Fail | üre testini basarisizlikla sonlandirdi. | Feylyi |
| Fainthearted | Korkak | Fa | indi hart etti o korkak re notasini. | Feynthaitid |
| Fair | Dürüst | fuar | Fair Play dürüst oyun adli kitap fuar da sergilendi dediginizi hayal ediniz. | Fai |
| Fairly | Dürüstçe | Fa | irili ufakli notalari dürüstçe kullanan bas notadir. | Faili |
| Fairness | Dürüstlük | Fa | iri Nez için dürüstlük dersi veren bir notadir. | Fainis |
| Fair play | Temiz oyun | Fair play'in anlami temiz oyun demektir. | Fai pley |
| Fairy | Peri | Fa | iri PERI için güzel melodiler uyduran bir notadir. | Fairi |
| Fairytale | Peri masali | Fa | iri tele elimdeki peri masali kagitlarini asan bir notadir. | Fairiteyl |
| Faith | Güven | Fatih | ''Benim için en önemli sey güvendir''dedi. | Feyt |
| Faithful | Güvenilir | Fatih ful güvenilir bir insandir dediginizi hayal ediniz. | Feytful |
| Faithless | Güvenilmez | Fatih | lessi köpegi için '' Onu güvenilmez bir arkadasa vermistim''dedi. | Feyrhlis |
| Fake | Sahte | uydurma | Fake profil açmis kisi demek sahte profil açmis kisi demektir. | Feyk |
| Falcon | sahin | Fal con con sahinler için güzel bir eglencedir dediginizi hayal ediniz. | Foilkin |
| Fall | Düsmek | Fal bakarken sandalyesinden düsen kadini hafizanizda canlandiriniz. | Foil |
| Fall asleep | Uykuya dalmak | Fali silip birazdan uykuya dalacak falciyi hayal ediniz. | Foil islip |
| Fall back | Geri çekilmek | Fal bak deyip sonra da geri çekildim. | Foil bek |
| Fall in love | Asik olmak | Falin lav etkisi yaratarak adama asik olmami sagladi. | Foil in lav |
| Fall short | Ulasamamak | Fal sortumu giymeden gelecege ulasamam. | Foil soit |
| Fall guy | Enayi | Fal geyi enayi yerine koymaktan baska bir sey degildir. | Foil gay |
| Falling star | Akan yildiz | Fal ingiliz star kanalina akan yildiz sembolü kullanin dedi. | Foiling stai |
| False | FALSE | Fal SE ni yanlis tarafa yönlendirdi bu olay da. | Foils |
| Falsify | Bozmak | Fal | Sefayi fena halde bozdu dediginizi hayal ediniz. | Foilsifay |
| Falter | Kekelemek | Fal | terletip kekeletir bazi insanlari. | Foiltir |
| Fame | söhret | Feym oldum diyorsa biri | söhret oluyor demektir. | Feym |
| Family | Aile | Familyasi en kalabalik kisiler | ailesine düskün kisilerden olusur. | Famili |
| Family name | Soyadi | Familya ''Nem'' soyadini kullanmak istiyordu. | Famili neym |
| Famine | Kitlik | Fa | Mine için kitlik kampanyasi düzenleyen notadir. | Famin |
| Famous | Ünlü | Fa'm Oguz için '' O çok ünlü bir müzisyen olacak'' dedi. | Feymis |
| Fan | Vantilatör | hayran | Fan hayran sayfama kim vantilatör resmi koydu | Fan |
| Fanatic | Fanatik | Fanatik bir taraftar oldugunuzu hafizanizda canlandiriniz. | Finatik |
| Fanciful | Hayalperest | Fanci | ful hayalperest bir insandi. | Fansiful |
| Fancy | Fantezi | Fanciya özel fatezilerimi anlattim. | Fansi |
| Fancy ball | Maskeli balo | Fanciya bal verip onu maskeli baloya yolladim. | Fansi boil |
| Fang | Azi disi | Fang sui yaparken azi disinizi kirdiginizi hayal ediniz. | Fang |
| Fantastic | Hayali | Fantastik filmlerde hayali kahramanlar yaratir. | Fentaastik |
| Fantasy | Fantezi | Fantezi kurmaktan hoslandiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Fantisi |
| Far | Uzak | Far | uzak mesafede gözleri alan bir araba parçasidir. | Fair |
| Faraway | Uzakta | Fare | ''Vay zavalli uzakta yasiyormus megerse''dedi. | Fairivey |
| Fare | Yol parasi | basarili olmak | Fare | yol parasi bulmak için bu iste basarili oldu. | Fai |
| Farewell | Elveda | Fare ve el resmi ile elveda dediginizi hayal ediniz. | Faivel |
| Farfetched | Yapmacik | Far feciydi derken çok yapmacik görünüyordun. | Faifeçt |
| Farm | Çiftlik | Farim koca çiftligi aydinlatti dediginizi hayal ediniz. | Faim |
| Farmer | Çiftçi | Farim | er ve çiftçiyi memnun etti dediginizi hayal ediniz. | Faimi |
| Farm house | Çiftlik evi | Farim | havuz ve çiftlik evimi aydinlatti. | Faim haus |
| Farreaching | Genis kapsamli | Fare için genis kapsamli bir operasyon düzenlendi. | Fai riçin |
| Farther | Daha uzak | Far | ter için olumsuzdu onu daha uzak tutunuz kendinizden. | Faidhi |
| Farthest | En uzak | Far testi sonuçlarina göre en uzak mesafeyi sizin far aydinlatti. | Faitest |
| Fascinate | Büyülemek | Fas cinayeti | herkesi büyüledi dediginizi hayal ediniz. | Fasineyt |
| Fascinating | Büyüleyici | Fas cinayeti | ingiliz basininda büyüleyici olarak nitelendirildi. | Fasineyting |
| Fascism | Fasizm | Fasizm konulu bir makale okudugunuzu hafizanizda canlandiriniz. | Fasizm |
| Fashion | Moda | Fashion Tv'de-genelde moda programlari yayinlanir. | Fasin |
| Fast | Hizli | oruç | Fasta çok hizli oruç tutulur dediginizi hayal ediniz. | Faist |
| Fast food | Hazir yiyecek | Fast food gibi hazir yemekler yemediginizi hayal ediniz. | Faist fuud |
| Fasten | Baglamak | Fas | ten bakimindan kisiyi aska baglama adetini arttiriyor.. | Fastin |
| Fastener | Fermuar | Fastan er pantolonlari için fermuar getirdim. | Fastini |
| Fastidious | Zor begenen | Fas dedi Oguz'a o zor begenen adam. | Fistidiis |
| Fat | sisman | Fuat çok sisman bir insandi dediginizi hayal ediniz. | Fat |
| Fatal | Öldürücü | Fuat al bir öldürücü ilaç sik fareye dediginizi hayal ediniz. | Feytil |
| Fate | Kader | F | ''egit beni'' dedi e harfine kaderde var ise. | Feyt |
| Father | Baba | Fuat | er geç baba olacak dediginizi hayal ediniz. | Faidhi |
| Father in love | Kayinpeder | 'Fuat in lo'' dedi kayinpederim. | Fasidhi inlou |
| Fatique | Yormak | Fitigim beni çok yoruyor dediginizi hayal ediniz. | Fitiik |
| Fatten | sismanlatmak | Fuatin beslenme sekli insani sismanlatiyor. | Fatin |
| Fatty | Yagli | Fuati ye diye yagli yemege zorlama dediginizi hayal ediniz. | Fati |
| Fatous | Budala | Fatos'a''sen bir budalasin dedim''. | Foisit |
| Faucet | Musluk | Fos etti sular musluktan akarken. | Foisit |
| Fault | Hata | Faul tabi hakem hata yapti dediginizi hayal ediniz. | Foilt |
| Faultless | Hatasiz | kusursuz | Hatasiz kul olmaz ama fauldü Lessi'ye yapilan hareket. | Foiltlis |
| Faulty | Hatali | Fauldü hareket hakem bence çok hatali bu kararinda. | Foilti |
| Favour | Iltifat | Favori iltifatlarin vardi dediginizi hayal ediniz. | Feyvi |
| Flagstaff | Bayrak diregi | FIL aksidi af edilmedi bayrak direginin altinda. | Flagstaf |
| Flagstone | Fayans | Fil agzi | ton baliklarinin fayans üzerinden yemesine müsaade etmiyordu. | Flagstouin |
| Flake | Lapa lapa yagmak | Felek bizi lapa lapa yagan karin latinda mahsir birakti. | Fleyk |
| Flayk | Lapa lapa | Fil | akiyo su dedi lapa lapa yagan kara ragmen | dedi. | Fleyki |
| Flame | Alev | Flama aniden alev aldi dediginizi hayal ediniz. | Fleym |
| Flammable | Yanabilir | Flama bile bazen yanabilir dediginizi hayal ediniz. | Fleymbil |
| Flank | in yan tarafinda olmak | Fil | Ankara muhtarliginin yan tarafinda oluyordu her zaman. | Flank |
| Flannel | Fanilya | Fil | Anil'a fanilyasini giydirdi dediginizi hayal ediniz. | Flanil |
| Flap | Kanat çirpmak | Fil apartman üzerinde kanat çirparak uçacagini saniyordu. | Flap |
| Flare | Titrek titrek yanmak | Fil are ekinin anlaminin titrek titrek yanmak oldugunu saniyordu. | Flai |
| Flash | Parilti | kisa süre | Flas lamba kisa süre sonra pariltili sekilde odamizi aydinlatacak. | Flas |
| Flask | Küçük sise | Fil asik suratli arkadasina küçük sise içinde meyvasuyu hediye etti. | Flask |
| Flat | Düz | Fil | at ile düz duvara tirmanmaya çalisiyordu. | Flat |
| Flatfooted | Düz taban | Fil | at huduta yaklasinca düz taban numarasi yap dedi. | Flatfuitid |
| Flatten | Düzlestirmek | Fil | at tenini düzlestirilebilecegine inaniyordu. | Flatin |
| Flatter | Pohpohlamak | Fil | at ter içinde kalinca | yarisi tamamlamasi için onu pohpohladi. | Flatin |
| Flattery | Yagcilik | Fil | ateri oynayan sahibine yagcilik yapiyordu. | Flatiri |
| Flavor | Tat | lezzet | Fil Avar yemeklerinin lezzetini alamadigini açikladi. | Fleyvi |
| Flavoless | Tatsiz | Fil | Avar Lessi köpeginin yaptigi yemekleri tatsiz buldu. | Fleyvilis |
| Flaw | Kusur | Fil | av konusunda kusur bulmadi bana dediginizi hayal ediniz. | Floui |
| Flax | Keten | Fil | aksesuarlarini ketenden tercih ediyordu. | Flaks |
| Flea | Pire | File Aglari pire doluydu dediginizi hayal ediniz. | Flii |
| Fleck | Benek | Fil ekti ama benekli inek biçti dediginizi hayal ediniz. | Flek |
| Fledgeling | Acemi çaylak | Filede gelin karsima sizi acemi çaylaklar. | Flecting |
| Flee | Kaçmak | File üzerinden balkona kaçan topu almaya gittim. | Flii |
| Fleece | Kaziklamak | Fil | Ece hanimi ayak üstü kazikliyordu. | Filiiz |
| Fleet | Donanim | hizli | Fil et yeme konusunda donanmasinin en hizli hayvaniydi. | Fliit |
| Flesh | Ten | vücut | Fil es seçerken ten vücut uyumuna bakar. | Fles |
| Fleshy | Tombul | Fil esi olmak tombul olmayi gereltiriyor. | Flesi |
| Flex | Esnetmek | Fil eksi sicaklikta vücudunu esnetiyordu. | Fleks |
| Flexible | Esnek | Fil | eksi bile alsa esnek olusu onu farkli kiliyordu. | Fleksibil |
| Flick | Fiske atmak | Filika içinde bir kadina fiske bile atmam. | Flik |
| Flicker | Titrek isik | Filika erin titrek isikli mum getirmesiyle aydinlandi. | Fliki |
| Flight | Uçus | Fil layt kola içerek uçusunu tamamladi. | Flayt |
| Flighty | Maymun istahli | Fil layti sadece maymun istahli kisiye götürür. | Flayti |
| Flightless | Uçamayan | Fil | laytsiz kolayi uçamayan kuslara götürdü. | Flaytlis |
| Flimsy | Dayaniksiz | Flimsi ve dayaniksiz bir seritti bu bant. | Flimsi |
| Flinch | Ürkmek | Fil linç edilmekten çok ürkttü dediginizi hayal ediniz. | Flinç |
| Fling | Firlatmak | Fil ingilizce sözlügü havaya firlatti. | Fling |
| Flint | Çakmaktasi | Fil | internetten çakmaktasi aldi. | Flint |
| Flip | Fiske vurmak | Fil | ip ile bana hafifçe fiske vuruyordu. | Flip |
| Flippant | Küstah | Fil ipe ant içti küstah bir sekilde dediginizi hayal ediniz. | Flipnt |
| Flipper | Palet | Fil ipe erismek için paletleri kullandi dediginizi hayal ediniz. | Flipi |
| Flirt | Flört etmek | Flört ettigim ilk kiz sendin hayatim dediginizi hayal ediniz. | Flöit |
| Flit | Uçusmak | Fil it ile havada uçusan kelebekleri avliyordu. | Flit |
| Float | Suyun yüzeyinde | Fil o at ile suyun yüzeyinde batmadan kaliyordu. | Flout |
| Flock | Küme | toplanmak | Fil ocak ayinda küme seklinde toplanmayi teklif etti. | Flok |
| Floe | Yüzen buz kütlesi | Filo engel olamayinca yüzen buz kütlesine çarptik. | Fou |
| Flog | Dayak atmak | Fil | ogluna dayak atarken yakalandigini hayal ediniz. | Flog |
| Flood | Sel | Fil odunlari dizerek sele engel olmak istedi dediginizi hayal ediniz. | Flad |
| Floor | Kat | Florya'da tek katli villa satin almak istiyordum. | Floi |
| Flop | Basarisizliga ugramak | Fil lop diye basarisizliga ugrar mi? | Flop |
| Florist | Çiçekçi | Filo R | Istanbul çiçekleri arasinda bulunuyor. | Florist |
| Flounce off | Firlamak | Filo | önce of der sonra havaya firlar. | Flauns of |
| Flour | Un | Filo | ur sorununun un çuvallariyla çözdü. | Flaui |
| Flourish | Büyümek | Filo | ur isini gözünde fazla büyüttü. | Flaris |
| Flout | Hor görmek | Filo | ut çalanlari hor görmeyecek artik. | Flaut |
| Flow | Akinit | akmak | Fil | ov dedi sirtimi akintidan kurtardigi disi file. | Flou |
| Flower | Çiçek | Fil | o verdigin çiçegi kabul etmedi dediginizi hayal ediniz. | Flaui |
| Flowerspot | Saksi | Filo | verdigi potaya top yerine saksi atti. | Flaui pot |
| Flowery | Çiçekli | Filo veriyo çiçekli etekleri | yakalayiniz. | Flauiri |
| Flu | Grip | FLU adli grip ilaci suan ülkemizde yok satiyor. | Flui |
| Fluctuate | Dalgalanmak | Flu | ukte etti bayraga dalgalanmadigi için. | Flakçueyt |
| Fluency | Akicilik | Flu ensesine renk vererek | resme akicilik kattim. | Fluinsi |
| Fluent | Akici | Flu entrikalarinin daha akici hale getirdi bu konusmasi. | Fluint |
| Fluff | Tüylerini kopartmak | Flu uf dedi tüylerini kopartamiyorum tavugun. | Flaf |
| Flunk | Sinifta kalmak | Flu un kalemiyle sinifta kalan çocugu resmetti. | Flank |
| Fluorescent | Floresan | Floresan lamba kullandiginizi hafizasinda canlandiriniz. | Flouresnt |
| Flurry | Telas | Flu ray resmi-insanlarda telas yaratti. | Flari |
| Flush | Bol suyla temizlemek | Flu sali | suyla temizledi. | Flas |
| Fluster | Telasa düsmek | Flu ister boyayi yoksa telasa düser. | Flasti |
| Flute | Flüt | Flüt çalmayi ögrendiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Fluit |
| Flutter | Kanat çirpmak | Flüt | ter içinde kalmis kanat çarpan hayvanlari oldukça dinlendirir. | Flati |
| Flux | Degisim | Fil | lüx araba alinca degisim sürecine girdi dediginizi hayal ediniz. | Flaks |
| Fly | Uçmak | Fil | ay görününce kuslar gibi uçar dediginizi hayal ediniz. | Flay |
| Fly at | e saldirmak | Fil | ay atina binip günese saldirdi. | Flay et |
| Flyer | Pilot | Fil yer pilot bakar dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Flayil |
| Flying | Uçma | Fil yiyin gelin dedi uçmadan önce dediginizi hayal ediniz. | Flaying |
| Fly over | Üst geçit | Fili o verdi bana üstgeçit üzerinden dediginizi hayal ediniz. | Flay ovi |
| Foal | Tay | sipa | Faul yapti tay | sipaya dediginizi hayal ediniz. | Foul |
| Figure | Biçim | Figüre biraz biçim verdiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Figi |
| Figure out | Anlamak | Figür | auta çikan topu anlatiyordu | anladiniz mi? | Figi aut |
| Figure up | Hesaplamak | Figürü öp diyecegini çoktan hesaplamistim. | Figi ap |
| Figi skating | Artistik patinaj | Figur | sakatin nasil artistik patinaj yaptigini anlatiyordu. | Figi sikeyting |
| Filament | Tel | File | mentollü tel ile daha saglam hale gelmisti. | Filimint |
| Filbert | Findik agaci | Fil | Bertan ile findik agacina çikmayi deniyordu. | Fiilbirt |
| File | Dosya | File | dosya tasima görevi verdiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Fayl |
| Fill | Doldurmak | Fil | hortumuyla havuzun suyunu doldurdu. | Fil |
| Fill in | Form doldurmak | Fil in içinde form dolduruyordu. | Fil in |
| Fill up | Agzina kadar doldurmak | Fil apartmanin deposunu agzina kadar suyla doldurdu. | Fil ap |
| Fill her up | Depoyu doldur! | Fil her apartmandaki depoyu doldurur. | Fil höir ap |
| Fillet | kanat çirpmak | Fil etleri dilim dilim dograyarak pisirdi. | Filit |
| Filling | Dolgu | Fil INGilterede dolgu yaptirdi dediginizi hayal ediniz. | Filing |
| Filly | Kisrak | Fili ya ata ya kisraga emanet edeceksin dediginizi hayal ediniz. | Fili |
| Film | Film | Fim izlemeyi çok sevdiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Film |
| Filter | Filitre | Filitrenizin bozuldugunu hafizanizda canlandiriniz. | Filtir |
| Filthy | Kirli | Fil | THY uçagina kirli çamasirlarini da getirmisti. | Filth |
| Fin | Yüzgeç | Fin vatandaslari denize yüzgeçsiz girmezler. | Fin |
| Final | Son | final | Bu yarismanin son bölümünde finali ben oynayacagim. | Faynil |
| Finalist | Finalist | Yarismanin finalisti ben oldum dediginizi hayal ediniz. | Faynilist |
| Finally | Sonunda | Finali sarkici sonunda benimle yapti. | Faynilist |
| Finance | Finans | maliye | Finans sektöründe düzenlemeye giden Maliye bakanini kutluyoruz. | Faynans |
| Financial | Finansal | mali | Finansal ve mali tablolari incelediginizi hayal ediniz. | Faynansil |
| Financier | Sermayedar | Finans | cigerci sermayedarlarla dolmus dediginizi hayal ediniz. | Faynansii |
| Find | Bulmak | Finde altin bulmanin zor oldugunu hafizanizda canlandiriniz. | Faynd |
| Find out | Kesfetmek | Finde auta giden toplari kesfetmek için dürbün gerekir. | Faynd aut |
| Fine | Güzel | iyi | Fine kesinlikle iyi | güzel ülke diyebiliriz. | Fayn |
| Finery | siklik | Feneri ben siklik olsun diye yanimda tasiyorum. | Fayniri |
| Finger | Parmak | Bunlar parmaklariyla fingirdiyorlardi. | Fingir |
| Fingernail | Tirnak | Fingirdeyen Nail için tirnak makasi sart dediginizi hayal ediniz. | Fingirneyl |
| Fingerprint | Parmak izi | Fingirderken printerim alev alinca parmak izimi aldilar. | Fingiprint |
| Fingertip | Parmak ucu | Fingirdeyen tip genelde parmak ucundan yürür. | Fingitip |
| Finicky | Titiz | Fenike halki çok titiz bir halkti dediginizi hayal ediniz. | Finiki |
| Finish | Bitmek | Finis noktaasina nihayet basariyla ulastim. | Finis |
| Fire | Ates | Fire | ates açildiginda genelde verilir bence. | Fayi |
| Firebug | Kundakçi | Fireburg sehri kundakçilar tarafindan yakilmisti. | Fayibag |
| Fire department | Itfaiye | Fire departmanina bir itfaiye görevlisi atandi. | Fayi dipaitmint |
| Fireman | Itfaiyeci | Firemin asil sebebi o itfaiyeciydi dediginizi hayal ediniz. | Fayimin |
| Fireplace | sömine | Fire pil az diye verilmisti pilli söminede. | Fayipleys |
| Fire proof | Yanmaz | Fire prof doktor tarafindan önlendi yanmaz deri ürettigi için. | Fayi pruif |
| Firewood | Odun | Fire verdik ve odunlar sele kapildi. | Fayivud |
| Fireworks | Havai fisek | Fire.. Ve o kiz dün patlayan havai fisek sebebiyle öldü. | Fayivoiks |
| Firm | Firma | Firma sahibi oldugunuzu hafizanizda canlandiriniz. | Föim |
| First | Birinci | Firsat indirimi birinci siradaki ürünlerimiz için geçerlidir. | Föist |
| First of all | Öncelikle | Firsat of al tabiki öncelikle en pahalisindan basla. | Föist iv ol |
| First aid | Ilk yardim | Firsat aidati ilk yardim malzemelerinin alimi için kullanilacaktir. | Föist eyd |
| Firstborn | Ilk dogan | Firsat | burun yaptiranlardan ilk dogan kisiye uygulanacak. | Föist böin |
| Firstclass | Birinci sinif | Firsat | klas ürüne yani birinci sinif ürüne geldi. | Föistklas |
| Firsthand | Aracisiz | Firsat Hande'ye gelmisken aracisiz alimi halletsin. | Föisthend |
| Firstly | Önce | Firsatli fiyattan önce ürün çok daha pahaliydi. | Föistli |
| Fiscal | Mali | Fis çal diyen kisiyi mali denetçiler yakaladi. | Fiskil |
| Fish | Balik | Fis almayi unutma balik alirken dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Fis |
| Fishbone | Kilçik | Fis buna kilçik etkisi yaratti dediginizi hayal ediniz. | Fisboun |
| Fisherman | Balikçi | Fis Erman'a balikçi tarafindan verildi dediginizi hayal ediniz. | Fisimin |
| Fishing | Balikçilik | Fisin gene balikçilik sektöründen mi? | Fising |
| Fishingline | Olta | Fisin geline yarar olta aldik sonuçta. | Fisinglayn |
| Fishmonger | Balik saticisi | Fis | mangir tüm balik saticisinin vermek zorunda oldugu seydir. | Fismangi |
| Fission | Bölünme | Fizyon yani bölünme konusunu derste gördük. | Fijin |
| Fist | Yumruk | Fist diye söndü yumruk attigim adamin havasi. | Fist |
| Fit | Formunda | fit | Fit ve formda bir vücut istiyorum dediginizi hayal ediniz. | Fit |
| Fit in | Içine sigmak | Fit insanlarin içi içine sigmiyordu. | Fit in |
| Fit on | Prova etmek | Fit vücut on günlük prova ettigin programla saglanabilir. | Fit on |
| Fit out | Donatmak | Fit auta çikan toplarla donatilan bir ortamda olunur. | Fit aut |
| Fit up | Hazirlamak | Fit | up uzun süre alabilir o yüzden vücudunu buna hazirla. | Fit ap |
| Fitful | Düzensiz | Fit | ful çalismakla olur düzensiz bir yasamla olmaz. | Fitful |
| Fitness | Formda olma | Fitness'a hergün formda olmak için gidiyorum. | Fitnis |
| Fitted | Döseli | Fit et beni de salon dayali döseli olmasada olur. | Fitid |
| Fitter | Tesisatçi | Fit er | eskiden tesisatçiymis dediginizi hayal ediniz. | Fitii |
| Five | Bes | Fay Van sehrimizi bes dakikada harabaye çevirmisti. | Fayv |
| Fivefold | Bes misli | Fay | folda kalmis yumurtayi bes misli kaynatti. | Fayvfould |
| Fix | Onarmak | Fiks tarifemizi kabul ederseniz aranbanizi onaririm. | Fiks |
| Fix on | Karar vermek | Fiks on lira bütün ürünlerimiz karar verin seçin alin. | Fiks on |
| Fix up | Düzeltmek | Fiks abla bu masa | düzeltmeye gerek yok. | Fiks up |
| Fixed | Sabit | Fiks et bence sabitle fiyatlari dediginizi hayal ediniz. | Fiksid |
| Fixture | Fikstür | Fikstür avantaji sebebiyle Besiktas bu sene de sampiyon olur. | Fiksçi |
| Fizz | Hisirti | Fizandan bile duyulur bu hisirti sesi dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Fiz |
| Flabbergast | sasirmak | Fil abi eger gazete okursa sakin sasirma. | Flabigaist |
| Flabby | Gevsek | Fil abi bazen gevsek çalisiyordu dediginizi hayal eidiniz. | Flabi |
| Flag | Bayrak | Fil ag kontrolü yaptiktan sonra bayragi göndere çekti. | Flag |
| Flagrant | Rezil | Fil agir ant içti ama yeminini tutamayinca rezil oldu. | Fileygirint |
| Foam | Köpük | FOAM marka köpüklü sampuan ile banyo yapiyordum. | Foum |
| Foamy | Köpüklü | FOAM'i sadece köpüklü banyo yaparken kullanirim. | Foumi |
| Foam rubber | Sünger | Foam rabbimin hediyesi | süngerle kullandigimda saçlarim rahatliyor. | Foum rabi |
| Focus | Odaklanmak | Fokuslandim sana dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Fouikis |
| Fodder | Yem | Fo der ama ben yem tuzaga düstü dediginizi hayal ediniz. | Fodi |
| Foe | Düsman | Fo esasen düsman demektir dediginizi hayal ediniz. | Fou |
| Fog | Sis | Fog baliginin siste kayboldugunun hafizanizda canlandiriniz. | Fog |
| Fogy | Sisli | Fogu artik sisli havalarda denize salmadiginizi hayal ediniz. | Fogi |
| Foil | Ince yaprak | Fail üzerindeki ince yaraprakli tisört yüzünden yakayi ele verdi.. | Foyl |
| Fold | Kat | Folda artik 5 kat daha fazla yumurta vardi. | Fould |
| Fold up | Iflas etmek | Folda up uzun yumurtalar varken kolay kolay o iflas etmez. | Fould ap |
| Folder | Klasör | Fol der geçer ama klasöre islemez. | Fouldi |
| Folding | Katlanir | Folda ingiliz yumurtalari katlanir vaziyette duruyordu. | Folding |
| Foliage | Agaç yapraklari | Fol için bütün agaç yapraklarini biraraya getirdim. | Fouliç |
| Folk | Halk | Folklör bizde halk oyunlarina verilen isimdir. | Foulk |
| Folklore | Halkbilim | folklör | Folklöre kayit olacaginizi hafizanizda canlandiriniz. | Foulklöi |
| Folksong | Halk türküsü | Folklör de son gün halk türküsü söylenecektir. | Foulksong |
| Follow | Izlemek | Folu ov ve yumurtanin gelisimini izle. | Folou |
| Follow up | Pesini birakmamak | Folu ov | up uzun sirse bile pesini birakma. | Folou ap |
| Follower | Taraftar | Folu ov er geç taraftar bulacaksiniz bu konuda. | Folouvi |
| Following | Asagidakiler | Flou ov Ingiltere'ye götür içindekini dedi asagidakiler. | Folouing |
| Folly | Aptallik | Folu ye ama aptallik etme dediginizi hayal ediniz. | Foli |
| Fond | Seven | Fonda sevenler için harika bir ask sarkisi çaliyordu dediginizi hayal ediniz. | Fond |
| Fondle | Oksamak | Funda'la kedi oksadiginizi hayal ediniz. | Fondil |
| Fondness | Düskünlük | Funda Nez'e çok düskündü dediginizi hayal ediniz. | Fondnis |
| Food | Yemek | Fast food yemek beni sismanlatti dediginizi hayal ediniz. | Fuid |
| Foodstuffs | Gida maddeleri | Fast foodsada affet beni | içindeki gida maddelerini bilmiyorum. | Fuidstafs |
| Fool | Aptal | Fol yumurta yemek aptalca bir hareket degildir. | Fuil |
| Foolish | Sersem | Fol isi sersemlere göre bir is degildir. | Fuilis |
| Foolhardly | Delice cesur | Ful hardali bosaltmak delice cesur bir istir. | Fuilhaidli |
| Foolproof | Saglam | Folu prof.doktor saglam bir sekilde önerdi. | Fuilpruif |
| Foot | Ayak | Futbol ayak topu demektir dediginizi yakal ediniz. | Fut |
| Foot it | Yayan gitmek | Futbol | itleri yayan gitmeye zorladi. | Foot it |
| Football | Futbol | Futbolun dünyanin en yaygin sporu oldugunu hafizanizda canlandiriniz. | Futboul |
| Footbridge | Yaya geçidi | Futbol briçi biliyor musun yaya geçidi kenarininda oynaniyor. | Futbriç |
| Foothold | Ayak basacak yer | Futbol Holdingleri tribünde ayak basacak yer kalsin istemiyor. | Foothoud |
| Footloose | Basibos | Futbol o ise tamam basibos futbola hos geldin. | Futluiz |
| Footnote | Dipnot | Futbol notlarimi dipnot olarak kaydediyorum. | Futnot |
| Footprint | Ayak izi | Futbolcu printerden çikardi ayak izini. | Futprint |
| Fool away | Zamani bosa geçirmek. | Fola | vay sen zamanimi bosa geçirdin diyemezsin. | Ful ivey |
| Footstep | Adim | Futbol step ile birlesirse adimlarimiz kuvvetlenir. | Futstep |
| For | Için | For için for for kelimesini ürettigimi hayal ediniz. | Foi |
| For example | Örnegin | Foreks | ampül ticaretine bir örnektir. | Foieksempil |
| For two months | Iki aydir | den dolayi | Fort mantosu benden dolayi iki aydir sende. | Foi tu monts |
| Foray | Akin | Foray | kardesi Koray ile birlikte akinlara çikmaya basladi. | Forey |
| Forbade | Yasaklamak | FosFor -Bade için yasaklanmis bir renktir. | Fibad |
| Forbear | Dede | FosFor bir yasli dede kiyafeti rengidir. | Foibai |
| Forbid | Yasaklamak | FosFor bitti ve yasaklandi dediginizi hayal ediniz. | Fibid |
| Force | Güç | kuvvet | Fors yapma bana kuvvetli adamsin diye. | Fors |
| Forced landing | Zorunlu inis | Forslandin hergün zorunlu inis yapa yapa. | Foisid landing |
| Ford | Nehir geçidi | Ford arabamla | nehir geçidi üzerinden geçtim. | Foid |
| Fore | Ön taraf | Fare | ön taraftan hizlica kaçti dediginizi hayal ediniz. | Foi |
| Foreboding | Içe dogma | Fare badini giyince içime dogmustu dediginizi hayal ediniz. | Foibouding |
| Forecast | Hava tahmini | Fare | kast etti hava tahminlerine. | Foikest |
| Forefinger | Isaret parmagi | Fare fingirdiyordu isaret parmagimla. | Foifingi |
| Forehead | Alin | Fare | hadi alnimiza dokunalim dedi. | Foihed |
| Foreign | Yabanci | Fare | egin basinizi yabancilar saldiriyor | dedi. | Foreiyn |
| Foreign affairs | Disisleri | Fare | gene affa hayir dedi disisleri bakanina . | Foreyin ifeyirs |
| Foreign currency | Döviz | Fare | egin kuru en sig fiyata anca böyle alabilirim döviz dedi. | Foreyin krensi |
| Foreknowledge | Önceden bilmis | Fare | nolur iç suyu derken yalvaracagini önceden biliyordum. | Foi noliç |
| Foreman | Juri | Fare man kafaliysa ben ne yapayim | karari jüri versin. | Foimin |
| Forename | Ön ad | Fare nagmeli olarak söylüyordu ön adini. | Foineym |
| Forerunner | Müjdeci | Fare ranir bu müjdeciyi | derken tanir demek istedi. | Foirani |
| Forest | Orman | Fare esti bu ormanda ve istila basladi dediginizi hayal ediniz. | Forist |
| Forestall | Önceden davranmak | Fare süt al dedi karisina ama önce davranip ben aldim. | Foistoil |
| Foretell | Önceden söylemek | Fare teli kopracak bunu önceden söylüyorum. | Foitel |
| Forester | Ormanci | Fare ister ki ormancinin evinde yasasin. | Foristi |
| Forever | Daima | Fare ver dedi kalbini bana | seni daima sevecegim. | Firevi |
| Foreword | Önsöz | Fare vurdu kapiya diye bir önsözle basladim romana. | Foivöid |
| Forfeid | Bedel | kaybetmek | Forvet golü atamayinca bedeli maçi kaybetmek oldu. | Foifit |
| Forger | Sahtekar | FORGER marka saat takan sahtekar yakalandi. | Foici |
| Forget | Unutmak | Fari getir demistinama unutmus olmalisin. | Figet |
| Forgetfull | Unutkan | Fari getir ful bunu diyorum ama unutkan olmussun. | Figetful |
| Forgive | Bagislamak | Forgi ve Anna'yi bagisladiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Figiv |
| Forgo | den vazgeçmek | F orgundan vaçgeçmeyen bir müzisyenim. | Foigoi |
| Fork | Çatal | F | orku çatal ile çalan bir harftir dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Foik |
| Forlorn | Kimsesiz | Forlan | kimsesiz bir çocukluk dönemi geçiren bir futbolcudur. | Floin |
| Form | Biçim | Form tutup vücudumu eski biçimine getirecegim. | Foim |
| Formal | Resmi | Form al içine resmi evraklari doldur. | Formid |
| Formality | Formalite | Formaliteden is yaptiginizi hayal ediniz. | Foimaliti |
| Formation | Olusum | Formasyon derslerine girersem olusumumu tamamlarim. | Foimeysin |
| Formative | Biçim veren | Forma Tv'ye nesnelere biçim veren grafikerler alinacaktir. | Foimativ |
| Formerly | Eskiden | Fermuarli ceketleri eskiden giyerdik. | Foimili |
| Formidable | Ürkütücü | Formda bile kalirsin bu ürkütücü hayvanla yasamaya devam edersen. | Foimidbl |
| Formula | Formül | Formula 1'in formülünü çözel ilk pilot benim. | Foimyuli |
| Formulate | Açikça belirtmek | Formülü egittigim ögrencilerime açikça belirtecegim. | Foimyuleyt |
| Forsake | Terketmek | Fiss…egik bu bina hemen burayi terk edin. | Fiseyk |
| Forswear | Tövbe etmek | Fosfor giymeye tövbe ettiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Foisvai |
| Fort | Hisar | kale | Fort mantonuzu hisar üzerindeki bayrak diregine koydunuz. | Foit |
| Forth | Ileri | disari | Fort hizalli dursun diye biraz ileri ittirdim. | Foith |
| Forthright | Açik olmak | Fortu rahat ettirmem gerekiyor açikça söylemek gerekirse. | Foitrayt |
| Forthwith | Derhal | Fort twit atti derhal park alanimi bosaltin diye. | Foitvit |
| Fortification | Saglamlastirma | Fortifikasyon belgesi saglamlastirma belgesidir. | Foitifikeysin |
| Fortify | Kuvvetlendirmek | Fortu fay hatlari üzerinde kulanirsan onu daha da kuvvetlendirirsin. | Foitifay |
| Fortitude | Dayaniklilik | Fortu tut elinle dayanikliligini görelim. | Foityuid |
| Forthnight | Ikihafta | Fortu Nahit galiba iki hafta önce almisti. | Foitinayt |
| Fortress | Kale | Fort resmi çiz kalenin yaninda dediginizi hayal ediniz. | Foitris |
| Fortunate | sansli | Fortunu at yenisini al dediler ama sansli olmadigim için yapamadim. | Foiçint |
| Fortunetly | Çok sükür | Fortuna teli sabitledim çok sükür dediginizi hayal ediniz. | Foiçintli |
| Fortune | sans | Fortuna sans kusu kondu pahaliya satabilirsin. | Foiçin |
| Fortuneteller | Falci | 'Fortuna teller degecek | çizecek arabani'' dedi falci kadin. | Foiçinteli |
| Forty | Kirk | Fortu kirk yil kullandim dediginizi hayal ediniz. | Foiti |
| Fortywinks | Kisa uyku | Fortu | Vinks ile kisa uyku halinde görmüstüm. | Foitivinks |
| Forward | Ilerde | Forvet futbolcusu daima ilerde oynayan bir futbolcudur. | Foivid |
| Foster | Beslemek | Fos der bu besledigim köpek için ama bence güzel. | Fosti |
| Fosterchild | Evlatlik | Fos der cildime evlatligim dediginizi hayal ediniz. | Fostiçayld |
| Fostermother | Analik | Fos der mo der herseyi diyebilir bana analik yapmis kadin. | Fostimadhi |
| Foul | Faul yapmak | ayip | Faul yaptigi maç sayisi çok azdi. | Faul |
| Found | Kurmak | Fonda kurmak istedigim yeni yatirim projelerim için nakitim var. | Faund |
| Foundation | Tesis | Fonda tiyon ile tesis ettigim çok yatrim aracim var. | Faunddeysin |
| Founder | Kurucu | Funda | er denetleme baskanliginin kurucu üyesidir. | Faundi |
| Foundling | Sokakta bulunmus çocuk | Sokakta bulunmus çocugun adresi fonda link olarak var. | Faundling |
| Fountain | Çesme | Fon tayin sorunu yasayan çesme tamircilerine büyük büyük bütçre ayirdi. | Fauntin |
| Four | Dört | Van tu tri for diye sayan çocugun dört yasinda oldugunu hayal ediniz. | Foi |
| Fourteen | On dört | Fortiin yani ondört yasindayim diyen genci hafizanizda canlandiriniz. | Foitiin |
| Fowl | Kümes hayvani | F ovulunca kendini kümes hayvani olan bir harf zannetti. | Faul |
| Fox | Tilki | Fox Tv izleyen tilki beni görünce ayaga kalkti. | Foks |
| Foxy | Tilki gibi | Fox'u adeta tilki gibi dikkatli izliyordum. | Foksi |
| Fraction | Kesir | Frakçi on kesri birbiriyle hafizasinda çarpar. | Fraksin |
| Fracture | Kirmak | Frakçi kalbimi kirdi bu gösteride. | Frakçi |
| Fragile | Kolay kirilir | Feraye gile | kolay kirilir bir esya aldim. | Fracayl |
| Fragment | Kisim | parça | Fragmanlar | parçalar izliyorsunuz suan filmden. | Fragmint |
| Fragrance | Güzel koku | Fransa'da gün agirinca etrafa güzel koku yayilir. | Freygrins |
| Fragrant | Güzel kokulu | FR.Agir ant içti güzel kokulu bahçeler yapacagina dair. | Freygrint |
| Frail | Kirilgan | Fri aile her zaman daha kirilgan olur. | Freyl |
| Frame | Çerçeve | Frambogaz yedigim görülüyor bu çerçevede. | Freym |
| Franchise | Halk | Franchise sistemiyle zenginler listesine girmeyi hak ettim. | Françayz |
| Frank | Dobra | Dobra oldugum için adam bana 100 Frank verdi. | Frank |
| Frankfurter | Sosis | Frankfurt'a er geç gidecegim sosis yemege. | Frankföiti |
| Frankness | Dobralik | Frankiniz sizin olsun dedim dobralik yaparak. | Franknis |
| Frantic | Çilgina dönmüs | Fransali | Tik cinayetin çözemeyince çilgina döndü. | Frantik |
| Fraternal | Kardesçe | Firat er | nal tasimaz ona kardesçe yaklas artik. | Fritöinil |
| Fraternity | Kardeslik | Firat eterneti takip kardesilk türküsünü açti. | Fritöiniti |
| Fraud | Hile | Firat udu biraz hile ile çaliyordu dediginizi hayal ediniz. | Froid |
| Fraudulent | Sahtekar | Firat dolandi biraz ama sonunda sahtekari yakaladi. | Fridyulint |
| Fray | Yipranmak | Fir ay firladi hemen gökyüzüne yipranmisti belki de beklemekten. | Fray |
| Freak | Çilginca heves | Frik halki bazi seylere çilginca heves ediyordu. | Frik |
| Freckled | Çilli | Fri ciklet yerdi her zaman su çilli çocuk. | Frekilid |
| Free | Serbesti özgür | Artik fri yani serbest takiliyorum dediginizi hayal ediniz. | Frii |
| Freedom | Özgürlük | Feridem bana özgürlük yemini içti. | Friidim |
| Freelance | Serbest çalismak | Freelance olarak bir is yeri kurup serbest çalisacagim. | Friilins |
| Freeway | Çevreyolu | Fri vay be bedava demek bu çevreyolunu kullanmak. | Frivey |
| Freeze | Dondurmak | Dolap | antifreeze koyulan her eti dondurur. | Friiz |
| Freezer | Buzdolabi | Freezer'a koyacagim sütü yoksa bozulur buzdolabina koymazsam. | Friizi |
| Freight | Yük | Fri egit bu yük tasiyan ögrencileri dediginizi hayal ediniz. | Freyt |
| Frenzy | Çilginlik | Frensi bir aygit var ama çilginlik yapip durmayacagim. | Frenzi |
| Frequency | Frekans | siklik | Frekansi siklikla degistirip yeni müzikler çalarim radyoda. | Frikvinsi |
| Frequent | Sik sik | Fri kugu | entrikalara sik sik basvururdu. | Friküuint |
| Fresh | Taze | Fresh yani taze bir hava var bugün gökyüzünde. | Fres |
| Freshen | Tazelesmek | Fresh cildi en çok tazelestiren cilt kremidir. | Fresen |
| Freshman | Üniversite 1 ögrencisi | Fresh MAN kamyonu üniversite 1 ögrencisini ezdi. | Fresmin |
| Freshness | Tazelik | Fresh Nez | ameliyat ile bu tazeligi yakaladi. | Fresnis |
| Fret | Dert etmek | Fret'e dert ettigin seye bak dediginizi hayal ediniz. | Fret |
| Fretfull | Aksi | Fret | ful aksi bir insandi dediginizi hayal ediniz. | Fretful |
| Friar | Rahip | Firar eden rahibi yakaladiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Frayi |
| Friction | Sürtünme | Friksiyon olayina fizikte sürtünme denir. | Friksin |
| Friday | Cuma | Fri dayi o kiz | Cuma günü yanina gelebilir. | Fraydi |
| Fridge | Buzdolabi | Fredi getir sana yeni bir buzdolabi alsin. | Fric |
| Fried | Kizartilmis | Fri et için sagiklidir diyemem çünkü kötü yagla kizartilmis. | Frayd |
| Friend | Arkadas | Fri Endi | sokakta kendine arkadas ariyordu. | Frend |
| Friendly | Arkadasça | Fri Endi ile çok arkadasça takiliyorduk. | Frendli |
| Friendship | Arkadaslik | Fri Endi | sip sak arkadaslik teklifi gönderdi. | Frendsip |
| Fright | Korku | Fri Ayten kendi basina korku filmi izliyordu. | Frayt |
| Frighten | Korkutmak | Fri Ayten'in sizi korkuttugunu hafizanizda canlandiriniz. | Fraytin |
| Frightful | Korkunç | Fri Ayten ful korkunç bir kizdi dediginizi hayal ediniz. | Fraytful |
| Frigid | Buz gibi | Fri gidenlerin kafasi buz gibi oldu dagda. | Fricid |
| Frill | Firfir | Firil firil dönen firfiri durdurdugunuzu hafizanizda canlandiriniz. | Fril |
| Fringe | Saçak | Firin getir saçak altina kuralim dediginizi hayal ediniz. | Frinç |
| Frisk | Kosusturmak | F riskli bir not bakimindan karnede bolca kosusturuyordu. | Frisk |
| Frisky | Neseli | F alma riski genellikle neseli ve oynak ögrencinin moralini bozar.. | Friski |
| Frivolous | Uçari | Fri(bedava) valiz | çok uçari görünüyordu. | Frivilis |
| Frizzle | Yemek cizirtisi | Fir(bedava)zil | yemek cizirtisi gibi bir ses çikartiyordu. | Frizil |
| Fro | Ileri geri | Fro vitesini ileri geri yapmalisin deidginizi hayal ediniz. | Frou |
| Frog | Kurbaga | Frog frak vak diye sesler çikaran kurbagayi hafizanizda canlandiriniz. | Frog |
| Frogman | Kurbagaadam | Fragmanda bizi kurbagaadam selamladi. | Frogmin |
| Frolick | Gülüp oynamak | Frolig | sahada gülüp oynayan ponpon kizlarin ligidir. | Frolik |
| Frolicksome | Neseli | Frolig | Soma için neseli bir gösteri düzenleyecek. | Froliksim |
| From | den | dan | Formdan düsen sporcuyu hafizanizda canlandiriniz. | From |
| Front | Ön | Fir on tane ön koltuk havaya firladi fir diye. | Frant |
| Frontier | Sinir | Fir ot diger koltukta sinirda havaya firladi. | Frantii |
| Frost | Buz tutmak | Nofrost buzdolabi asla buz tutmaz. | Frost |
| Froth | Köpük | Firat otu hemen köpüge çevirdi dediginizi hayal ediniz. | Froth |
| Frothy | Köpüklü | Firat otu hemen köpüklü suya soktu. | Frothl |
| Frown | Kaslarini çatmak | Firavun | kaslarini çatmis bana bakiyordu. | Fraun |
| Frozenfood | Dondurulmus yemek | Farzin | futbol ve dondurulmus yemeklerdi. | Frouzinfud |
| Frugal | Tuulmus | Fruko al eger çok tutumluysan dediginizi hayal ediniz. | Frugil |
| Fruit | Meyve | Fur o it bahçemden meyve çaldi dediginizi hayal ediniz. | Frugil |
| Fruitful | Verimli | Fur o it ful meyve çaldi hemde verimli agaçlarimdan. | Fruitful |
| Friutless | Verimsiz | Fruit | Lessi köpekler için verimsiz hayvanlar demisti. | Fruitlis |
| Frustrate | Engel olmak | F.Rustur at dediginize hiç kimse engel olamaz. | Frastreyt |
| Fry | Kizarmak | Fry | golü kaçirdigi için yüzünün kizardigini söyledi. | Fray |
| Fudge | Uydurmak | F.Ud getirdigini uydurmus dediginizi hayal ediniz. | Fac |
| Fugitive | Mülteci | Fugi TV | bu programinda mültecilere yer verdi. | Fyucitiv |
| Fulfil | Yerine getirmek | Ful fil doygunluktan görevini yerine getiremiyordu. | Fulfil |
| Full | Dolu | Full dolu sinifi susturmaya çalistiginizi hayal ediniz. | Ful |
| Fullmoon | Dolunay | Ful mu un torban dolunay gecesi bir baksana. | Fulmuin |
| Fullness | Doluluk | Fulunuz hazir doluluk oraniz %100 oldu. | Fulnis |
| Fully | Tamamen | Fulu ya benim arabama doldur yada tamamen bos birak. | Fuli |
| Fuel | Yakit | Ful doldur yakitimi dediginizi hayal ediniz. | Fyuil |
| Fumble | Yoklamak | Fume bile bazen sahtemi diye yoklanir oldu. | Fambil |
| Fume | Tütme | Füme atkim bazen kendi kendine tütme eylemi gerçeklestiriliyordu. | Fyuim |
| Fun | Eglence | Fun X eglence müzikleri yayini yapan bir radyodur. | Fan |
| For Fun | saka olsun diye | Farfan | saka olsun diye golü kendi kalesine atti. | Foi Fan |
| Function | Görev | Fonksiyon ve görevlerini yerine getiremeyen organi hayal ediniz. | Fangsin |
| Fund | Fon | para | Fonda çok param var benim dediginizi hayal ediniz. | Fand |
| Fundamental | Temel | Funda | mental dersleri de görerek temelini saglamlastirdi. | Fandimentil |
| Funeral | Cenaz töreni | Fener ALayi için cenaze töreni düzenlendi. | Fyuniril |
| Funfair | Lunapark | Fan | fuar ve lunaparklar için olmazsa olmaz bir alettir. | Fanfayi |
| Funicular | Kablolu demiryolu | Fani kullar kablolu demiryolundan yürüdüler. | Fyunikyuli |
| Funnel | Huni | boru | Fani el yordamiyla düzeltip bir boru bir de huni ekle. | Fanil |
| Funnies | Çizgi öykü dizisi | Faniyiz tipki çizgi öykü dizisindeki kahramanlar gibi. | Faniz |
| Funny | Eglenceli | Fani olupta eglenceli hayata kendini kaptiranlara aciyordu. | Fani |
| Fur | Kürk | Fur dedik öldürdün hayvani kürkü için dediginizi hayal ediniz. | Far |
| Furious | Öfkeli | Furuyoruz hayvani öfekli biçimde diyen köy halkini hayal ediniz. | Fyuiriis |
| Furl | Sarilmak | Furul ve düs…ben sana sarilacagim sinem setinde. | Föil |
| Furnace | Firin | Fur Naci'yi firinin önünde diyen sinema yönetmenini hayal ediniz. | Föinis |
| Furnish | Donatmak | Fön isi için her yeri saç kurutma makinesiyle donatti. | Föinis |
| Furniture | Mobilya | Fön içi hizmetlerimiz mobilya üzerinde yapilir. | Föiniçi |
| Furrier | Kürkçü | Fari eger o kürkçü yakmissa onu mahvedecegim. | Farii |
| Furrow | Tekerlek izi | FURROW lastikleri garajinizda tekerlek izi birakmaz. | Farau |
| Further | Ilerletmek | Sütü furt diye her dikiste beni ilerlettigini düsünürüm. | Föithi |
| Furthermore | Ayrica | Firt kelimesi her mor renk için ayri bir dönem ifade eder. | Föithimoi |
| Furthermost | En uzaktaki | Firt sesi her Mustafa için ''en uzaktakini çagirmak'' anlamindadir. | Föithimoist |
| Furtive | Gizli | sinsi | FUR TV için yapilan karalamalar sinsiler tarafindan gizli yapildi. | Föitiv |
| Furrious | Öfke | Fri Oguz herzaman hizli ve öfkeli bir hayat sürdü. | Föiriis |
| Fuse | Fitil | Füze kullanacagim fitili atesler misin diyen komutani hayal ediniz. | Fyuiz |
| Fuselage | Uçak gövdesi | Füzeleyici takildi uçak gövdesine. | Fyuizlaij |
| Fusion | Erime | Hoca füzyon konusunu sorunca terden eridim. | Fyuijin |
| Futile | Faydasiz | Fitili alsan bile faydasiz artik dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Fyutayl |
| Future | Gelecek | Fatura ödeme isini gelecekte fiçi sahipleri yapmayacaktir. | Fyuiçi |
| Gab | Gevezelik | Gap projesine gab diyen adam aslinda gevezelik yapiyordu. | Gab |
| Gabardine | Gabardin | Gabardin demek için resmen geberdim. | Gaibidin |
| Gable | Üçgen duvar | Gey bile su üçgen duvara tirmanabilir. | Geybil |
| Gadfly | At sinegi | Gat | ful ay manzarali olmasina ragmen odalarda atsinegi çoktu. | Gadflay |
| Gadget | Küçük makine | Gat getir yerine küçük makine vereyim.Gat | kat a dönüssün. | Gacit |
| Gag | Susturmak | Gag guk edenleri susturdugunuzu hafizanizda canlandiriniz. | Gag |
| Gaiety | Keyif | Gayet iyi ve keyif aldigim bir piknikti. | Geyiti |
| Gaily | Keyifle | Geyli mekanlarda keyifle çalisan insanlar gördüm. | Geyli |
| Gain | Kazanç | Geyin elde ettigi kazançlar hesaplanamaz. | Geyn |
| Gainsay | Inkar etmek | Geyin sayilan paralari inkar edilemez düzeyde. | Geynsey |
| Gait | Yürüyüs | G | ait oldugu alfabeyi yürüyüs esnasinda buldu. | Geyt |
| Galaxy | Galaksi | Galaksi üzerine yapilmis bir belgesel izliyorum. | Galiksi |
| Gale | Firtina | Galerindeki GALE yazisi | firtinadan dolayi kopmustu. | Geyli |
| Gall | Safra | küstahlik | Kal yerinde diyerek safra kesesini küstahlik yaparak gösterdi. | Goil |
| Gallantry | Cesaret | Kalan tiri | cesaretle ülkeye sokan adami hafizanizda canlandiriniz. | Galintri |
| Gallery | Galeri | Galeri açmak istediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Galiri |
| Galley | Gemi mutfagi | Galleyi koruyamayanlari gemi mutfagina gönderecegiz. | Gali |
| Gallon | Galon | 100 Galon agirliginda bidon aldiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Galin |
| Gallop | Galop | dört nala kosmak | Galop bilgilerine göre | sabah dört nala kosmus. | Galip |
| Gallows | Daragaci | Kilavuz içinde daragaci resminin oldugunu hafizanizda canlandiriniz. | Galouz |
| Gamble | Kumar oynamak | Gam bile koymaz | kumar oynayan kisiye. | Gambil |
| Gambler | Kumarbaz | Gam bile erken gelmis su kumarbaza dediginizi hayal ediniz. | Gambli |
| Gambol | Hoplamak ziplamak | Gam bol | keder bol ama yinede hoplamak ziplamak lazim. | Gambl |
| Game | Oyun | Game over yazan ateride oyun bitmistir. | Geym |
| Gander | Erkek kaz | Gönder bana erkek kazlari dediginizi hayal ediniz. | Gandi |
| Gang | Ekip | Gang'lar ekip kurmuslar dediginizi hayal ediniz. | Gang |
| Gangster | Gangister | Gangister oldugunuzu hafizanizda canlandiriniz. | Gangisti |
| Gangway | Geçit | Gang | ''vay be geçide yaklastik'' dedi. | Gangvey |
| Gaol | Hapse atmak | Gol kelimesini yanlis yazan kisiyi hapse attiginizi düsününüz. | Ceyl |
| Gap | Bosluk | GAP sulamadaki boslugu büyük ölçüde kapatti. | Gap |
| Gape | Yarilmak | Gap enerjiyi duvarin yarilmasi sonucu kaybetti. | Geyp |
| Garage | Garaj | Garaja girdiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Garaij |
| Garbage | Göç | Gari biç sonra çöpleri atarsin dediginizi hayal ediniz. | Gaibic |
| Garbage can | Çöp kutusu | Gari biçerken yanlisikla çöp kutusunu devirdim. | Gaibic ken |
| Garbage man | Çöpçü | Gari biçmen bizim oldugu kadar çöpçü içinde güzel oldu. | Gaibic min |
| Garbage truck | Çöp kamyonu | Gari biç traktörle pislikleri çöp kamyonuna at. | Gaibic trak |
| Garden | Bahçe | Gardini al bahçede boks yapacagiz. | Gaidin |
| Gargle | Gargara yapmak | Gargarala agzini iyice gargara yap. | Gaigil |
| Garland | Çelenk | Garlandi sehrimiz artik çelenk yollayacagiz terminalimize. | Gailind |
| Garlic | Sarimsak | Garlik alani sarimsak ekinlerinin bulundugu yerde bulduk. | Gailik |
| Garment | Elbise | Gar Mentese sokaktaki elbise fabrikasinin yerine kurulacak. | Gaimint |
| Garnish | Süslenmek | Garin isi çok önce süslenelim sonra temizleriz. | Gainis |
| Garret | Tavan arasi | Gar | et yiginlarini tavan arasinda saklayacagini duyurdu. | Garit |
| Garrulous | Geveze | Gar | Ulus meydanina yapilmayacak gevezelik etmeyiniz. | Garilis |
| Garter | Jartiyer | Gar ter içinde kosan jartiyerli bir kadina taniklik etti. | Gaiti |
| Gas | Gaz | Gaz kaçagi riskini önleyemediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Gas |
| Gaseour | Gazli | Gazoz bence gazli içeceklerin en güzelidir. | Gasyis |
| Gash | Kesik | Gas kesik saçlar dik diyen köylüyü hayal ediniz. | Gas |
| Gasket | Conta | Gasket içinde conta bulunduran diger köylüyü hayal ediniz. | Gaskit |
| Gasoline | Benzin | Gaz o eline aldigin benzin bidonunun içindeki. | Gasilin |
| Gasp | Solumak | Gasp etme soludugum havayi diyen kadini hayal ediniz. | Gaisp |
| Gasp for breath | Nefes nefese kalmak | Gasp var biri de nefes nefese kalmis | kaçiyor. | Gasip foi brith |
| Gas station | Benzin istasyonu | Gaz istasyonunun diger adina benzin istasyonu denir. | Gas steysin |
| Gate | Kapi | Gata | kapilarini basin mensuplarina kapadi. | Geyt |
| Gatecrash | Davetiyesiz girmek | Gata | karis karis aradi davetiyesiz girmek isteyenlerin üzerini. | Geyt krasi |
| Gather | Çiçek toplamak | Gatiri bende çiçek toplarken gördüm. | Gadhi |
| Gather speed | Hizlanmak | Gatir sepeti takmis koluna hizlaniyordu. | Gadhi spiid |
| Gaudy | Asiri süslü | GAudi modelini asiri süslü buldum. | Goidi |
| Gauge | Ölçmek | Gau ge gibi sesler çikaran adamin tansiyonunu ölçmek gerekir. | Geyc |
| Gaunt | Zayif | Gavun torbasini zayif kisi kaldiramaz diyen köylüyü hafizanizda canlandiriniz. | Goint |
| Gauze | Gazli bez | Gazi bence gazli bezin üzerine dökme. | Goiz |
| Gay | Gey | homoseksüel | Gey haklarini anlatan bir haberi izlediginizi hayal ediniz. | Gey |
| Gaze | Gözünü dikip bakmak | Gazze'de kiza gözünü dikip bakmak yasaktir. | Geyz |
| Gazelle | Ceylan | Gazel dinleyen ceylani hafizanizda canlandiriniz. | Gizel |
| Gazette | Gazete | Gazete okudugunuzu hafizanizda canlandiriniz | Gizet |
| Gear | Vites | Gir içine arabanin ve vitesi bosa al dediginizi hayal ediniz. | Gii |
| Gem | Degerli tas | Gem vurma sende elbet alirsin ilerde bir degerli tas. | Cem |
| Gender | Ismin vinsi | Gen der buna ama DNA ismini cinsini açiklamaz. | Cendi |
| General | General | genel | General bence genel olarak iyi bir savas yönetti. | Ceniril |
| General election | Genel seçim | General ele kisin gider ve genel seçim gündemine bakar. | Ceniril eleksin |
| Generalize | Genellestirmek | General ize bakar ve olayi genellestirir. | Cenirilayz |
| Generally | Genellikle | General Ali | genellikle güzel savas yönetir. | Cenirili |
| Generate | Meydana getirmek | Gene rahat bir sekilde kitap meydana getirdi. | Cenireyt |
| Generation | Soy | jenerasyon | Bu jenerasyondan güzel futbolcular çikmaliydi. | Cenireysin |
| Generosity | Cömertlik | Gene rozeti takmis cömertlik göstererek. | Cenirositi |
| Genial | Güler yüzlü | Geni al bu güler yüzlü kiza enjekte et. | Ciinyil |
| Genetive | Tamlayan i hali | Gene Tv'de tamlayanin in halini anlatan ders var. | Cenitiv |
| Genius | Dahi | üstün yetenek | Geni uslu olanin dahi olacgai kesindir. | Cinyiis |
| Gent | Beyefendi | Gen tedavisi uygulayacagiz bu beyfendiye. | Cent |
| Genteel | Nazik | Centilmen olmak istiyorsan önce nazik olmayi ögren. | Centiil |
| Genteelman | Centilmen | Centilmen adam maçta küfür etmez. | Centilmin |
| Genteelmanlike | Centilmence | Centilmenlik bence maçin centilmence bitmesidir. | Centiilminlayk |
| Gentry | Yüksek tabaka | Gen tiri kesinlikle yüksek tabakalarda yol alir. | Centri |
| Genuine | Samimi | gerçek | Genine samimi olarak gerçek bir test yapacagim. | Cenyuin |
| Geography | Cografya | Cografya ögretmeni oldugunuzu hayal ediniz. | Ciografi |
| Geology | Jeoloji | Jeoloji okudunuzu hafizanizda canlandiriniz. | Ciolici |
| Geometry | Geometri | Geometri sinavindan kaldiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Ciomitri |
| Germ | Mikrop | 'Germe beni mikrop germe''diyen bogaya bakin. | Cöim |
| Germinate | Filizlenmek | Germeni at üzerinden rahatlik filizlendir. | Cöimineyt |
| Gerund | Bag fiil | Ger unu dedigimizde cümlede bag fiil kullanmamiz gerekirdi. | Cerind |
| Gesture | Jest | Jesttur usagim saçini kestur demesi | diyen Karadenizliyi düsününüz. | Cesçi |
| Get | Elde etmek | Get su kizi elde et dediginizi hayal ediniz.Get:git anlaminda kullanacagiz. | Get |
| Get ahead of | i geçmek | Get hadi of su kosucuyu geç dediginizi hayal ediniz. | Get ihed iv |
| Get along | Ilerlemek | Get al on kilo benzin de arabamiz ilerlesin. | Get ilon |
| Get at | Ulasmak | Get ata yem verecek araca ulas dediginizi hayal ediniz. | Get et |
| Get away | Kaçmak | kurtulmak | Get eve ya hemen kaçip kurtul. | Get ivey |
| Get in | Basa geçmek | Get in arabamdan tirin basina geç. | Get in |
| Get off | Inmek | Git of basimdan yoksa hemen inerim otobüsten | Get of |
| Get on | Binmek | Get on liraya bilet al otobüse binecegiz simdi. | Get on |
| Get over | Atlatmak | Get o verir cezasini | korkma atlatirsin. | Get oivi |
| Get to | Varmak | Get tig al bana | markete vardiginda beni ara. | Get tu |
| Get together | Bulusmak | Get tig getir kazagimi dikeyim çünkü kizla bulusacagim. | Get tugedhi |
| Get up | Yataktan kalkmak | Get apartmana bak yataktan kalkip. | Get ap |
| Geyser | Gayzer | Gayzer kullandiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Gayzi |
| Ghastly | Dehsetli | korkunç | Gasitli yapilan fauller korkunç sonuçlar dogurabilir. | Gaistli |
| Ghost | Hayalet | G.host dedi gördügü hayalete | lütfen hafizanizda canlandiriniz. | Goust |
| Giant | Dev | G.iyi ant için bir devdi dediginizi hayal ediniz. | Cayint |
| Gibberish | Çetrefilli konusma | Geber isi biraktiysan eger.Çetrefilli konusma lütfen. | Cibiris |
| Gibbet | Daragaci | Gibbet yapanlarin sonu daragacinda belli olur. | Cibit |
| Gibe | Alay etmek | Alay etmek Gibi en kötü seylerden uzagim. | Cayb |
| Giblets | Tavuk sakatati | Cibiliyetsiz bütün tavuk sakatatini çöpe atmis. | Ciblits |
| Giddy | Bas döndürücü | Gidiyo su basdöndürücü kiz ona üzülüyorum. | Gidi |
| Gift | Hediye | Güfte hediye edecegim sarkici arkadasima. | Gift |
| Gifted | Hünerli | Güftedi bu hünerli bestekardan çikan eser. | Giftid |
| Gigantic | Dev gibi | GIGA antik heykeli dev gibi bir heykeldir. | Caygantik |
| Giggle | Kikirdamak | GIG'le kikirdadiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Gigl |
| Gild | Yaldizlamak | Gildi ve gitti yaldizladigim beyaz masa. | Gild |
| Gill | Solungaç | TeyzemGIL baligin solungaçlarini temizliyordu. | Gil |
| Gimmick | Hile | dolap | Gemicik içinde ne çok hileler | dolaplar dönmüstü. | Gimik |
| Gin | Cin | Cin filmi izlediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Cin |
| Ginger | Zencefil | Cin gerdiyse sicak bir zencefilli çay iç. | Cinci |
| Gingerly | Dikkatli | Cin geriliyo ve dikkatli bir sekilde kadina saldiriyor. | Cincili |
| Gipsy | Çingene | Cipsi bu çingene yedi dediginizi hayal ediniz. | Cipsi |
| Giraffe | Zürafa | Gir affedildin zürafacim dediginizi hayal ediniz. | Ciraif |
| Gird | Kusatmak | Girdi nihayet kusatilan kaleye dediginizi hayal ediniz. | Göid |
| Girder | Kiris | direk | Gir der ama kirisin bulundugu direk dibine giremez. | Göidi |
| Girdle | Kemer | kusak | Bu girdi ile bisey alinmaz sadece birkaç kemer ve kusak. | Göidil |
| Girl | Kiz | Giril temizligini en iyi kizlar yapar dediginizi hayal ediniz. | Göil |
| Girlfriend | Kiz arkadas | sevgili | Görlfrendim yani sevgilim bu kiz diyen genci hayal ediniz. | Göifrend |
| Girlhood | Kizlik çagi | Giril odunlarini kizlik çagimda çok toplardim. | Göilhuid |
| Girlish | Kiz gibi | Giril isi erkek isidir kiz gibi yapilmaz. | Göilis |
| Girl scout | Kiz izci | Giril skut füzesi ile kiz izci tarafindan vuruldu. | Göi skaut |
| Give | Vermek | Güve size ne verebilir ki dediginizi hayal ediniz. | Giv |
| Give away | Açiga vurmak | Güve evi yonttugunu açiga vurmak istemiyordu. | Giv ivey |
| Give back | Geri vermek | Güve | bacaklarimi geri ver | dedi. | Giv bek |
| Give in | Teslim olmak | Güve in ve teslim ol bana dediginizi hayal ediniz. | Giv in |
| Give off | Koku çikarmak | Güve of ne biçim koku çikardin sen. | Giv of |
| Give out | Duyurmak | Güve | auta çikan topu almayacagini duyurdu. | Giv aut |
| Give rise to | ege yol açmak | Güve | Rize Topraklarinda panige yol açti. | Giv rays tu |
| Give up | Pes etmek | Güve | upuzun mücadelelerden asla pes etmedi. | Giv ap |
| Give way | Çekilmek | Güve | vay hayvan vay geri çekildiniz demek | dedi pirelere. | Giv vey |
| Glacier | Buzul | Güle ciger pisirtecegine buzulda yasa daha iyi. | Glaysi |
| Glad | Memnun | Gel ad önemli degil memnun olmak önemli. | Glad |
| Gladden | Memnun etmek | Gel adin neyse seni memnun ederim. | Gladdin |
| Gladness | Memnunluk | Gel | adinizi memnunlukla ögrenmis bulunmaktayim. | Gladnis |
| Glamorous | Göz alici | Gülemiyoruz kiza çünkü çok göz alici. | Glamiris |
| Glance | Bakis | Gül ance bana bakis atardi dediginizi hayal ediniz. | Glains |
| Gland | Beze | Gel and iç doktora | sirtimda beze olmadigina dair. | Gland |
| Glare | Parildamak | Gel aradan bak parildayan yildiza. | Glai |
| Glass | Bardak | Glas(klas)bir bardak satin aldim dediginizi hayal ediniz. | Glas |
| Glasses | Gözlük | Glasiz(klasiz) diye en pahali gözlügü satin aldim. | Glaisis |
| Glassful | Bir bardak dolusu | Glasi(klasi)fuldu ama bir bardak dolusu içkiden sonra söndü. | Glaisful |
| Glasshouse | Limonluk | Glas(klas)havuz yaptirdim içinde limonluk bile var. | Glaishous |
| Glassware | Cam esya | Glas(klas) var burda cam esya ürünlerini iyi seçerim. | Glaisvai |
| Glassy | Cam gibi | Glasi(klas)i ya tas gibi sert ya da cam gibi kirilgandir. | Glaisi |
| Glazier | Camci | Gülazer bos zamanlarinda camcilik yapiyordu. | Gleyzi |
| Gleam | Parilti | Geleyim senin pariltini göreyim dediginizi hayal ediniz. | Gliim |
| Glee | Nese | Güle güle nese kaynagim dediginizi hayal ediniz. | Glii |
| Gleeful | Neseli | Güle ful neseli olmak yakisiyordu dediginizi hayal ediniz. | Gliiful |
| Glen | Vadi | Gelen gitmez oldu vadiyi gördükten sonra. | Glen |
| Glib | Akici konusan | Gelibte akici konusan hiç görmedim. | Glib |
| Glide | Havada süzülme | Gülide bir kere havada süzülürken yakalasam keske | Glayd |
| Glimmer | Parildamak | Gelim mi er gibi parildayayim mi karsinizda. | Glimi |
| Glimpse | Kisa bakis | Gülümse ona kisa bakis atarak dediginizi hayal ediniz. | Glimps |
| Glint | Parilti | Gel Inter'de pariltili bir hayat geçir futbol oynayarak. | Glint |
| Glisten | Parlamak | Gülistan bahçem disardan bakildiginda adeta parliyordu. | Glisin |
| Glitter | Parildamak | Gel it terleyen yildizi da parildamaya devam etsin. | Gliti |
| Globe | Küre | Global dünyada hersey küresellesmisti. | Gloubi |
| Gloom | Hüzün | Gülüm sana hüzün hiç yakismiyor dediginizi hayal ediniz. | Gkuim |
| Gloomy | Hüzünlü | Gülüm aylari hüzünlü sekilde bitti. | Gluimi |
| Glorify | Yüceltmek | Gül o ariya faydaliydi onu her zaman yüceltirdi. | Gloirifay |
| Glory | san | söhret | Gül o ariya san söhret kazandirdi. | Gloiri |
| Gloss | Cilalamak | Gülosu cilalama isini çok iyi yapar. | Glos |
| Glossary | Açiklamali sözlük | Gülo sariya yakin renkte bir açiklamali sözlük aldi. | Glosiri |
| Glossy | Cilali | Gülosu yatmadan önce cilali ayakkabilarini içeriye alir. | Glosi |
| Glove | Eldiven | Gülo ve eldivenini asla unutmayacagim. | Gilav |
| Glow | Kizillik | Gülü ov biraz kizillik ver dediginizi hayal ediniz. | Glou |
| Glowworm | Atesböcegi | Gel ovarim omzunu sevgili atesböcegim. | Glouvoim |
| Glucose | Üzüm sekeri | Glukoz maddesine üzüm sekeri denir. | Gluikois |
| Glue | Tutkal | Gülü eg biraz ve tutkal ile sabitle dediginizi hayal ediniz | Glui |
| Glum | Asik suratli | Gülüm sen bari asik suratli olma dediginizi hayal ediniz. | Glam |
| Glutinous | Yapis yapis | Gülü taniyoz o yapis yapis olmus saçlariyla hergün burdan geçer. | Glutinis |
| Glutton | Obur | Glutten maddesi insani obur hale getiriyor dediginizi hayal ediniz. | Glatin |
| Gnarled | Bogumlu | Gnarled çalgilar bogumlu çalgilar kategorisindedir. | Naild |
| Gnash | Gicirdatmak | Gina sahilden geldi bana dislerini gicirdatinca. | Nas |
| Gnat | Sivrisinek | Gina tabiki önce sivrisinekle gelir. | Nat |
| Gnaw | Kemirmek | Gina ve kemirmek arasinda güçlü bir bag var. | Noi |
| Go | Git | Go | 'Git'demek bunu herkes bilir dediginizi hayal ediniz. | Gou |
| Go ahead | Ilerlemek | Go(git) hadi yanimdan ilerle diyen sürücüyü hayal ediniz. | Gou ihed |
| Go at | Saldirmak | Go(git) ata saldir diyen adami hayal ediniz. | Go et |
| Go by | Geçmek | Go(git)bay sonra geçerken ugrarim sana. | Gou bay |
| Go for | i almaya gitmek | Go(git) fuara kardesimi almaya git. | Goi foi |
| Go in for | Ilgi duymak | Go(git)in fuara hemde ilgi duydugun seylere de bak. | Go in foi |
| Go mad | Çildirmak | Go mad sistemiyle zengin olunca çildirdim. | Gou med |
| Go of | Patlamak | Go(git) of sinirden patlayacagim simdi. | Gou iv |
| Go on | Devam etmek | Go(git) on saat daha devam et ise. | Gou on |
| Go out | Gezip dolasmak | Go(git)aut a çikan topu getir biraz gezip dolasmis olursun. | Gou aut |
| Go through | Geçmek | Götürün on uburdan zorluktan geçmesin. | Go trüi |
| Go to bed | Yatmak | Go(git)tövbe et sonra yat dediginizi hayal ediniz. | Gou tu bed |
| Go up | Yükselmek | Go(git)upuzun uçaklarla havada yüksel. | Gou ap |
| Goad | Dürtmek | GO(git)ad bulunan yere tikla ve dürt beni. | Goud |
| Goal | Amaç | yol | Gol atmaktir maçtaki amaç dediginizi hayal ediniz. | Goul |
| Goalkeeper | Kaleci | Gol | kibar kaleciler için bir hakarettir. | Goulkipi |
| Goat | Keçi | Go(git)attan sonra keçiyi de kap getir dediginizi hayal ediniz. | Gout |
| Gobble | Glu glu etmek | Go(git)bile bile glu glu eden tavugu kes dediginizi hayal ediniz. | Gobil |
| Gobetween | Arabulucu | Go(git)Bettowen'i arabulucu olarak getir buraya. | Goubitviin |
| Goblet | Kadeh | Go(git)bilet ve bir kadeh sampanya al gel. | Goblit |
| Goblin | Gül yabani | Goblin teledkobuyla gül yabaniyi izliyordum. | Goblin |
| God | Tanri | O my God cümlesi aman Tanrim demektir. | Gad |
| Godles | Allahsiz | God(Tanri)dilese bütün Allahsizlari yola getirir dediginizi hayal ediniz. | Gadlis |
| Godly | Dindar | God'li yahudi dindarlar bazen bizleri elestiriyor. | Gadli |
| Godsend | Hizir gibi gelen yardim | God(Tanri) sende ne büyüksün hizir gibi yetistin. | Godsend |
| Google | Gözlerini devirerek bakmak | Google sayfasina gözlerini devirerek bakiyordum. | Gogil |
| Going | Hareket eden | Going 303'ün motoruna hareket eden bir kus girince uçak düstü. | Going |
| Gold | Altin | Gold Yatirim | altin ticareti yapan bir sirkettir. | Gould |
| Gold digger | Altin arayicisi | Gold | diger markalarin altin arayicilarini ise alacak. | Gould digi |
| Goldsmith | Kuyumcu | Gold | simit satanlari kuyumcu sirketinde çalistiracak. | Gould simit |
| Golf | Golf oynamak | Golf oynadiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Golf |
| Golf course | Golf alani | Golf kursuna katildiginizi hayal ediniz. | Golf kois |
| Gondola | Gondol | Gondola bindiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Gondili |
| Gone | Mahvolmus | Gone milli takimi mahvolmus durumda | Gon |
| Good | Iyi | Good gerçekten iyi very good diyen Türkü hafizanizda canlandiriniz. | Gud |
| Good at | Becerikli | Good(iyi) at gördüm gerçekten çok becerikliydi. | Gud et |
| Goods | Esya | mal | Goodslari (iyileri) her esya için kullanma hersey iyi degil. | Guds |
| Good aftrenoon | Iyi ögleden sonralari | Iyi ögleden sonralari için gud aftir Nun deyiniz. | Gud aftirnuin |
| Goodbye | Güle güle | Goodbye kelimesinin güle güle oldugunu söyleyen hocayi hayal ediniz. | Gudbay |
| Good evening | Iyi aksamlar | Gut(hastalik) evinin sakinlerine iyi aksamlar dedim. | Gud ivnin |
| Good humored | Neseli | Gut ve hemoroit hastaliklari neseli insani üzgün eder. | Gud hyuimid |
| Good for nothing | Ise yaramaz | Gut var not tutamam ingilizce için ise yaramaz. | Gud foi natin |
| Good looking | Yakisikli | Gutlu King(Kral) hasta olmasina ragmen çok yakisikliydi. | Good luking |
| Good morning | Günaydin | Good morning kelimesini herkes bilir.Günaydin… | Gud moining |
| Goodness | Iyilik | Gutunuz asla iyilik yaparak geçmez. | Gudnis |
| Goodnight | Iyi geceler | Gut | Nahit'e asla iyi geceler geçirtmez. | Gudnayt |
| Goodwill | Iyi niyet | Gut | villa alsanda evsize | iyi niyet gösterse de geçmez | çünkü o inatçidir. | Gudvil |
| Goose | Kaz | Göze gelen kaz 2 haftadir hasta yatiyor dediginizi hayal ediniz. | Guis |
| Gooseberry | Üzüm | Göze | beri gelde üzüm çarpmasin | dedim. | Gusberi |
| Gore | Boynuzlamak | Gore kizlari erkegini boynuzlar. | Goi |
| Gorge | Geçit | George | geçitten geçemeyecegini anlayinca geri döndü. | Goic |
| Gorgeous | Göz kamastirici | Gorge | Oguz'a dönerek göz kamastirici bir yakisikliligin var | dedi. | Goucis |
| Gorilla | Goril | Goril illa onu yapmak zorundamiydi. | Girili |
| Gory | Kanli | Gory | etini kanli yemeyi seven bir hayvandir. | Goiri |
| Goslow | Isi yavaslatma grevi | Go(git) slow müzik dinle ve sende is | i yavaslatma grevine katil. | Goislou |
| Gospel | Incil | Gaspe el sürmeecegine dair Incil'e yemin etti. | Gospil |
| Gossip | Dedikodu | Gasp ettikten sonra dedikoduya basladilar. | Gossip |
| Gouge | Marangoz kalemi | Göç dalgasina katilacaklar yanlarinda marangoz kalemi getirsinler. | Gauc |
| Gourd | Su kabagi | Gördü camda su kabagimi dediginizi hayal ediniz. | Goud |
| Gout | Gut hastaligi | Gut hastaligina yakalandiginizi hayal ediniz. | Gaut |
| Govern | Yönetmek | Gavurun yönettigi filmi izlemeyenleri hayal ediniz. | Gavirn |
| Govertment | Hükümet | Gavurda mentol üretimini hükümetine soruyor. | Gavirmint |
| Governmental | Hükümetle ilgili | Gavurun mental sorunlari vardi hükümetle ilgili. | Gavirnmentil |
| Governor | Vali | Gavurun ordusunu Vali Bey yönetiyordu. | Gavnir |
| Gown | Cüppe | Go(git) vin diye cübbemi getir gel dediginizi hayal ediniz. | Gaun |
| Grab | Yakalamak | Grab tusu | video indirme linklerini yakalayan tustu. | Grab |
| Grace | Zarafet | Gir ace sitesini de zarfete bak dediginizi hayal ediniz. | Greys |
| Graceful | Zarif | Gir ace ful zarif fotograflar yüklüyor. | Greysful |
| Gracious | Kibar | Gir aciyoz | su kibarligina sende internete gir. | Greysis |
| Grade | Derece | Grad ile santigrad derecesi arasindaki farki inceledim. | Grey |
| Gradient | Egim | Gradient tusu photoshopta resmin renk egimini gerçeklestirir. | Greydyint |
| Gradually | Derece derece | Gir a dualiya bak derece derece dizilmisler. | Gracuili |
| Graduate | Mezun olmak | Gir A dua et b'ye de bir an önce mezun olsun. | Gracueyt |
| Graduation | Mezuniyet | Gir A dua atiyon demek mezuniyeti için B'ye. | Gradyueysin |
| Graft | Asilamak | S.Graft bana küçükken tenisi asilayan sporcudur. | Graift |
| Grain | Agaç tohumu | Gir ayin yapiliyor agaç tohumlariyla. | Greyn |
| Gram | Gram | Gram altin aldiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Gram |
| Grammer | Dilbilgisi | gramer | Gramerdilbilgisi kitaplari ariyorum. | Foiçint |
| Gramophone | Gramafon | Gramafon dinliyorum dediginizi hayal ediniz. | Foiçintli |
| Granary | Tahil ambari | Giren ariyi sunla tahil ambarindan kov. | Graniri |
| Grand | Büyük | Grand Hotel | ilçemizin en büyük otelidir. | Grand |
| Grandchild | Torun | Grand | cild hastaligina yakalanan torunu için otelde yeni kaplica açti. | Grandçayld |
| Grandeur | Görkem | Grand | e ur varsa kafanda görkemli bir törenle aldiralim | diyen bir hoteldir. | Granci |
| Grandfather | Büyükbaba | Grand fa der arasira büyükbabasi orda olunca. | Grandfadhi |
| Grandmother | Büyükanne | Grand | moda her zaman büyükannesiyle giren bir hoteldir. | Grandmodhi |
| Grandson | Erkek torun | Grand son kez erkek torunu için sünnet söleni düzenleyecek. | Grandsan |
| Grandstand | Tribün | Grand | stand açarak tribün destegi saglayan bir hoteldir. | Grandstand |
| Granite | Granit | Granit dösediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Granit |
| Granny | Nine | Gör aney benim ninem ne hale gelmis. | Grani |
| Grant | Bagis | Gir ant iç ve bagis yap dediginizi hayal ediniz. | Graint |
| Granular | Taneli | Gir bahçeye anilar tazelensin taneli agaçlar altinda. | Granyuli |
| Grape | Üzüm | Girip bahçeden üzüm aldim dediginizi hayal ediniz. | Greyp |
| Grapefruit | Greyfurt | Greyfurt yemeyi sevdiginizi hayal ediniz. | Greypfruit |
| Grapevine | Asma | Girip evine oradan asma yapragi çalacagim diyen hirsizi hayal ediniz. | Greyvayn |
| Graphic | Grafik | Grafik konusunda uzman kisiler ariyorum. | Grafik |
| Grasp | Tutmak | yakalamak | Gir | asip kuruttugun elbiseler uçarsa hemen yakala | tut. | Graisp |
| Grass | Çimen | Gir ass kiyafetlerini çimenler üzerindeki askiliga. | Gras |
| Grate | Rendelemek | Gir egit kendini rendelemek konusunda. | Greyt |
| Grateful | Minnettar | Gir egit ful beni eger egitirsen sanan minnettar kalacagim. | Greytful |
| Grater | Rende | Grater salatayi rende ile rendeliyorken Hansel yanina geldi. | Greyti |
| Gratify | Memnun etmek | Gir Atif'a yeni hediye alacaksan su siteye | memnun edersin. | Graitfay |
| Grating | Demir parmaklik | Gir at ingiliz ati degilse onu demir parmakliklara at. | Greyting |
| Gratitude | sükran | Gir ati tut ahirda bunu yaparsan sana sükran duyarim. | Gratityuit |
| Grave | Mezar | Greve bugün mezarlarin oldugu yerden baslayacagiz. | Greyv |
| Gravedigger | Mezarci | Greve diger mezarci aileleri de katilacaklar. | Greydigi |
| Gravel | Çakil | Greve el sürme ama çakil sürebilirsin diyen adami hayal ediniz. | Gravil |
| Gravestone | Mezartasi | Greve es tonlarca mezartasi | greve es. | Greyviston |
| Graveyard | Mezarlik | Greve yardimci olacak mezarlik görevlileri araniyor. | Greyvyaid |
| Gravitation | Yerçekimi | Grevi tasiyon ortamda yerçekimi olmadan. | Graiteysin |
| Gravity | Agirbaslilik | Gravi tiyo alan agirbasli adam bitirdi. | Graviti |
| Gravy | Et suyu | Gir avi yakala ve ondan et suyu çorbasi yap. | Greyvi |
| Gray | Gri | Gri rengi sevdiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Grey |
| Graze | Siyirip geçmek | Garaze yer yok | kursun alt tarafi siyirip geçti. | Greyz |
| Grease | Makine yagi | Gres yagi döktüm makine yagi yerine. | Griis |
| Greasy | Yagli | Gresi daha da yagli bir gres yagi kullan. | Greysi |
| Great | Büyük | Gri at gerçektende çok büyük bir yaris atiymis. | Greyt |
| Greatly | Çokça | Gri atliya benden çokça selam söyleyin. | Greytli |
| Greatcoat | Palto | Gri at koku ve güzel bir palto atiniza çok yakisirdi. | Greytkot |
| Greatness | Büyüklük | Gri atiniz bizim ata büyüklük göstermis | sagolsun. | Greytnis |
| Greed | Açgözlülük | Girit topraklarina açgözlülükle bakmamalisin. | Greyd |
| Greek | Yunanca | Greek yani yunanca savas filmlerini severim. | Griik |
| Greedy | Açgözlü | Gir ediye al bana aç gözlü olma ben dediginizi hayal ediniz. | Griidi |
| Green | Yesil | Gir | en yesil site hangisiyse dediginizi hayal ediniz. | Griin |
| Greengrocer | Manav | Giren girio Serkan Manav'a borçlular sayesinde. | Griingrousi |
| Greenhorn | Acemi | Girin horon tepin bu acemi halayda. | Griinhoin |
| Greenish | Yesilimsi | Girin isi bitirin yesilimsi olursa is bitmistir demektir. | Griinis |
| Greet | Selamlamak | Gir et parçalarini selamlayanlari fotografla. | Giriit |
| Greeting | Selam | Gir et Ingiltere'den mi geliyor bak sonra da selam çak abine. | Griiting |
| Grenade | El bombasi | Giren adi herif el bombasiyla havaya uçurdu herkesi. | Grineyd |
| Grey | Gri | Gri tisörtlü adamin saçalri agarmisti dediginizi hayal ediniz. | Grey |
| Grid | Izgara | Girit adasinda izgara yakmak en keyifli seylerden biridir. | Grid |
| Grief | Üzüntü | Gri ef(ev) halki üzüntü içinde dediginizi hayal ediniz. | Griif |
| Grieve | Üzülmek | Gri eve haciz gelmis çok üzüldüm. | Griiv |
| Grill | Izgara pisirmek | Grill de bizde izgara pisirdik dedipinizi hayal ediniz. | Gril |
| Grim | Amansiz | Grim en amansiz renktir benim için. | Grim |
| Grimace | Yüzünü eksitmek | Gri maç entarisi için çok iyi deyince hemen yüzünü eksitti. | Grimeys |
| Grimiest | En kirli | Grimi esti hava gene bu en kirli hava. | Graymist |
| Grime | Pislik | Gerime dogru bulasan pisligi temizledim. | Graym |
| Grimy | Pis | Girmiyo bu pis ilaç bogazimdan içeriye. | Grimi |
| Grin | Siritmak | Girin içeri siritan çocuga bakin dediginizi hayal ediniz. | Grin |
| Grind | Ögütmek | Gir | inde ögütülecek çok bugday var. | Graynd |
| Grip | Simsiki tutmak | Grip salgini oldugu için bu sefer ipleri simsiki tuttum. | Grip |
| Gripes | Karin agrisi | Gripi es geçtim su karin agrisi beni mahvetti. | Graypis |
| Gripsack | Yolcu çantasi | Grip saçak etrafa yaziyordu yolcu çantasinin üzerinde. | Gripsak |
| Gristle | Kikirdak | Gerisi telle yapilacak olan kikirdak ameliyatina bagliydi. | Grisil |
| Grit | Çakil | Grit adasi çakil taslariyla meshur bir adadir. | Grit |
| Groan | Inlemek | Gir o an yüksek sesle inlemekte olan ineklerin ahirina. | Groun |
| Grocer | Bakkal | Gir o cerrahi operasyona diyen bakkali hayalinizde canlandiriniz. | Grousi |
| Groin | Kasik | Gir o ine ve yasak kasik ameliyati yapan doktoru yakala. | Groyn |
| Groom | Seyis | timar etmek | Gri omuzlu seyis atini iyi timar etmisti. | Gruim |
| Groove | Oluk | Göreve tayin edildigimde bacagimdan oluk gibikan akiyordu. | Gruiv |
| Grope | El yordamiyla aramak | Grupu ben el yordamiyla arayacagim. | Group |
| Gross | Brüt | Gorss markette brüt 850 kiraydi dediginizi hayal ediniz. | Grois |
| Groteque | Garip | Gör o Tesko çalisanini | çok garip sekilde çalisiyor. | Garoutesk |
| Ground | Yer | Gör o un deryasi olmus yeri dediginizi hayal ediniz. | Graund |
| Group | Grup | Grup olarak ders çalistiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Gruip |
| Grove | Agaçlik | koru | Göreve agaçlik korusunda nöbet tutarak devam ettim. | Grou |
| Grovel | Yerde sürünmek | Görev;el degmeden yerde sürünmektir. | Grovil |
| Grow | Büyümek | Görev daha da büyümek olmali dediginizi hayal ediniz. | Grou |
| Grow out of | Dar gelmek | Görev aut oldu of | bu is ruhuma dar geldi. | Grou aut iv |
| Grower | Yetistirici | Görev er yetistiriciligi ise su komutan bunu çok iyi yapar. | Grouir |
| Growl | Hirlamak | Görevle sorumlu bir köpek hirlayabilir. | Graul |
| Grown | Büyümüs | Görevine büyümüs bir çocuga bakmayi da ekliyorum. | Grovn |
| Grub | Eselemek | Grub kurup topragi eseleyecegim dediginizi hayal ediniz. | Grab |
| Grudge | Vermek istememek | Gör ud getirisimi her ne kadar vermek istemeseler de aldim. | Grac |
| Gruel | Pisirilmis yulaf ezmesi | Göro el nasil pisirilmis yulaf ezmesi yedigini. | Gruil |
| Gruesome | Korkunç | Görüosam eger korkunç bir basaridir bu. | Gruisim |
| Gruff | Hirçin | Gör uff su hirçin kizi dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Graf |
| Grumble | Homurdanmak | Göriyim bile yeter diye homurdandiginizi hayal ediniz. | Grambil |
| Grunt | Hirilti | Görüntü çok hiriltili geliyordu dediginizi hayal ediniz. | Grant |
| Guarantee | Kefil | teminat | Garanti veriyorum kefilim. | Garintii |
| Guaranty | Garanti | Garantiye al isini diyen arkadasinizi hayal ediniz. | Garinti |
| Guard | Koruma | Gardiyan suçlularin korumaligini da yapar. | Gaid |
| Guarded | Tedbirli | Gardiyan edip bulma dünyasindir tedbirli olmak lazim dedi. | Gaidid |
| Guerrilla | Gerilla | Gerilla savasina katilan askerleri televizyonda gördünüz. | Girili |
| Gues | Tahmin etmek | Gez ama gezdigin yerleri tahmin edebiliyorum. | Ges |
| Guest | Misafir | Gezdi oralari misafirler dediginizi hayal ediniz. | Gest |
| Guestroom | Misafir yatak odasi | Gezdi rum benim misafir yatak odasini. | Gestruim |
| Guffaw | Kahkahayi basmak | Gaf | affedilir deyince kahkahayi bastim. | Gifou |
| Guidance | Rehberlik | Guyudan su çekmene rehberlik edebilirim. | Gaydins |
| Guide | Rehberlik | Gayda çalmayi rehberlik hocamizdan ögrenmistim. | Gayd |
| Guidebook | Yolculuk rehberi | Gayda bu kitaptan ögrenilmez bu yolculuk rehberi kitabi. | Gaydbuuk |
| Guideline | Ana hatlar | Gayda | online olarak ana hatlariyla ögrenilebilir. | Gaydlayn |
| Guild | Dernek | Guldi bana dernek yöneticisi diyen adami hayal ediniz. | Gild |
| Guile | Kurnazlik | hile | Güle oynaya geldi kurnazlik yapan tilki. | Gild |
| Guileless | Temiz kalpli | Gül ile Lessi köpek | çok temiz kapliydiler. | Gaylis |
| Guilt | Suç | Gulit | maç sonrasi suçunu kameralar önünde itiraf etti. | Gilt |
| Guiltless | Suçsuz | Gulit | Lessi köpegini bu olayda suçsuz buldu. | Giltlis |
| Guilty | Suçlu | Gültiye | suçlu oldugunu kabel etti dediginizi hayal ediniz. | Gilti |
| Guise | Elbise | Guiza gol atiktan sonra her zaman elbisesini çikarir ve sari kart göründü. | Gayz |
| Guitar | Gitar | Gitar dersi aldiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Gitai |
| Gulf | Uçurum | Golf oynarken uçurumdan düstügünüzü hayal ediniz. | Galf |
| Gull | Marti | Gül kokusuyla martilari cezbediyordu dediginizi hayal ediniz. | Gal |
| Gullet | Bogaz | girtlak | Gül.eti yerse bogazi agrir dediginizi hayal ediniz. | Gal |
| Gulp | Yudum | Gülüp davana çayimi yudumladim dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Galp |
| Gulp down | Mideye indirmek | Gülüp davana kivranirken | sen yemekleri mideye indirdin. | Glp davn |
| Gum | Sakiz | diseti | Gum gum sesleri esliginde sakizinizi çignediginizi hayal ediniz. | Gan |
| Gun | Silah | Gün | silah sesleriyle basladi dediginizi hayal ediniz. | Gan |
| Gunfire | Top atesi | Gün fire vererek basladi | top atesleri sonucunda on asker sehit. | Ganfayi |
| Gunman | Silahli soyguncu | Gün | man kamyonunun silahli soyguncu tarafindan soyulmasiyla basladi. | Ganmin |
| Gush | Fiskirmak | Gus | agzindan su fiskirtiyordu. | Gas Gus kelimesi'Kus' anlaminda kullanilmistir. |
| Gust | Bora | Gustavo'nun Türkiye'deki adi Bora'ydi dediginizi hayal ediniz. | Gast |
| Gut | Bagirsak | Gut hastaligi bagirsak hastaligidir dediginizi hayal ediniz. | Gat |
| Guttural | Girtlaktan çikarilan ses | Götür al o girtlaktan çikan sesin cd'sini. | Gatiril |
| Guy | Adam | Hey gays diyen kisi ortamdaki adamlara sesleniyordu. | Gay |
| Guzzle | Oburca yemek | Güzele bence oburca yemek yakismaz. | Gazil |
| Gym | Spor salonu | Giyim kusam spor salonunda da önemli. | Cim |
| Gynecology | Jinekoloji | Jinekoloji okumayi düslediginizi hayal ediniz. | Gaynilkolici |
| Gymnastic | Jimnastik | Jimnastik yapmayi istediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Jimnastik |
| Gyrate | Dönmek | Gayret gisterirsen okulumuza geri dönebilirsin. | Cayireyt |
| Haberdasher | Tuhafiyeci | Haber tasir bu adam tuhafiyeciye… | Habidasi |
| Habit | Aliskanlik | Ha bit zaten aliskanligini asla birakamaz. | Habit |
| Habitual | Çilli | Ha Biti al yasa ha çilli grz farketmez. | Habityuil |
| Hack | Kesmek | dogramak | Hak ettigimi vermezsen seni keserim diyen kabadayiyi hayal ediniz. | Hek |
| Hacksaw | Demir testeresi | Haksav dernegi sembol olarak demir testeresini kullanacak. | Hakso |
| Hackneyed | Basma kalip | Hak | niyet artik basma kalip laflar oldu. | Haknid |
| Haddock | Mezgit | Hadi de ok ile mezgit avlaya gidelim. | Hadik |
| Haemorrhoids | Basur | Hemoroid yani basurum var dediginizi hayal ediniz. | Hemiroydz |
| Hag | Cadi | kocakari | Hag adalet yerini buldu diyen kocakariyi hayal ediniz. | Hag |
| Haggard | Bitkin | Hagarda bitkin olmus artik o ateri oynanmiyor. | Haggid |
| Haggle | Siki pazarlik etmek | Ha gile ha gile diyerek siki pazarlik edeni il kdefa gördüm. | Hagil |
| Hail | Dolu yagmak | Ha il olmus ha ilçe farketmez çünkü dolu her yere yagar. | Heyl |
| Hailstone | Dolu tanesi | Halis tonlarca dolu tanesi topladi. | Heyilston |
| Hair | Saç | Hayir saç kremi asla kullanmam dediginizi hayal ediniz. | Hai |
| Hairbrush | Saç firçasi | Hayir burus burus olmus saç asla saç firçasiyla düzeltilmez. | Hai bras |
| Haircut | Saç kesimi | Hayir kat istemiyorum saç kesimimde. | Haikat |
| Hairdo | Saç biçimi | Hayir dua edemezsin bu saç biçiminle. | Haidu |
| Hairdresser | Kuaför | Hayir dere sersen bile ayaklarima yinede kuaför olacagim. | Hayidresi |
| Hairdryer | Saç kurutma makinesi | Hayir der yer yoksa saç kurutma makinasina. | Haidrayi |
| Hairless | Kel | Hayirlisi o ise kel bir erkekle de evlenebilirim dediginizi hayal ediniz. | Hailis |
| Hairpin | Saç tokasi | Hayir pin kodunu saç tokamda saklamiyorum. | Haipin |
| Hairraising | Tüyler ürpertici | Hayira izin gelirse tüyler ürpertici bir iyilik yapacagim. | Hairayzin |
| Hairy | Killi | Hayir ya killi adam olur yada kimse olmaz hayatinda. | Hairi |
| Half | Yarim | Halife yarim yüzyil yasamistir dediginizi hayal ediniz. | Half |
| Half an hour | Yarim saat | Halife en agir görevi yarim saatte yapardi. | Half en aui |
| Half past nine | Dokuz buçuk | Halife | pastanene saat dokuz buçukta ayak basacak. | Half past nayn |
| Halfbreed | Melez | Halife | bir et bulun su meleze yedirin dedi. | Halfbiid |
| Halfbrother | Üvey kardes | Halife bir otu her üvey kardese tavsiye etti. | Half brodhi |
| Halfhearted | Isteksiz | Halife hart etti elmayi isteksizce. | Halfhaitid |
| Halfmoon | Yarimay | Halifem on adet yarimay görüldügünde gelecektir. | Halfmuin |
| Halfterm | Yariyil tatili | Halife terimini bu yariyil tatilinde ögrenecegim. | Halftöim |
| Halftime | Devre arasi | Halftime | futbolda devre arasidir | maçlardan biliyoruz. | Halftaym |
| Halfway | Yariyolda | Halife | vay basimiza gelenler yari olda kalacagiz bu gidisle | dedi. | Halfvey |
| Halfwitted | Aptal | Halife;twit diye öten kusa aptal degilsin sen dedi. | Halfvitid |
| Hall | Salon | Hal hatir salonda ayak üstü sorulmaz dediginizi hayal edeniz. | Hoil |
| Hallo | Alo | Hala o orda mi? Alo sana söylüyorum dediginizi hayal ediniz. | Hilou |
| Hallow | Kutsamak | Hala ovdugun için omzumu Isa seni kutsasin. | Halou |
| Hallucination | Halisülasyon | Halisülasyon gördügünüzü hafizanizda canlandiriniz. | Hilusineysin |
| Halt | Durmak | mola vermek | Halt ettin durdun | mola verdin | oysaki biz mola istemiyorduk. | Hoilt |
| Halter | Idam ipi | Halter agirliginin acisi idam ipinin acisindan daha fazlaydi. | Hoilti |
| Halve | Yariyariya azalmak | Hal ve hatri iyi olunca kaygin yari yariya azaldi. | Halv |
| Ham | Janbon | Ham petrolden janbon sakizi yapiyorlar dediginizi hayal ediniz. | Ham |
| Hamburger | Hamburger | Hamburger yediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Hamböigi |
| Hamlet | Küçük köy | Hamlet eserde küçük köyün en güzel kizina asik olmustu. | Hamlit |
| Hammer | Çekiç | Ham er spor yaparsa kisa sürede çekiç gibi sert bir vücuda sahip olur. | Hami |
| Hammock | Hamak | Hamak üzerinde sallandiginizi hayal ediniz. | Hamik |
| Hamper | Kapakli sepet | HAmper isareti aracin kapakli sepete koyulmasini belirtiyordu. | Hampi |
| Hand | El | Hande el kadar bebekken bile güzel sarki söylüyordu. | Hend |
| Hand around | Elden ele dolasmak | Hande arandi tabi elden ele dolastirdiginiz için bebegi. | Hend iraund |
| Hand back | Geri vermek | Hande bak sana geri verecegim borcumu. | Hend bek |
| Hand down | Kusaktan kusaga devretmek | Hande down sendromunu kusaktan kusaga devretti. | Hend davn |
| Hand out | Dagitmak | Hande auta topu atan takimi dagitti. | Hend aut |
| Hand over | Teslim etmek | Hande o verdigim emaneti bugün teslim et. | Hend ovi |
| Handbag | El çantasi | Hande bagaja el çantasini koydu. | Hend beg |
| Handbill | El ilani | Hande bil bunu | el ilani buraya yapistirilmaz. | Hend bil |
| Handbrake | El freni | Hande birak ben el frenini çekerim dedi. | Hend breyk |
| Handcuffs | Kelepçe | Hande kufkuflasa da kelepçeyi takacakti. | Hendkafs |
| Handicap | Engel | handikap | Evlenmem en büyük handikap oldu is hayatimda. | Handikap |
| Handicraft | El sanati | Handeyi kir affetmeden önce el sanati ödevini sana yaptirmamais için. | Handikraft |
| Hamdkercfief | Eldiven | Hande kesif aracina eldivensiz girdigi için dondu. | Hankiçif |
| Handle | Kulp | Handele kulp tokusturmaca oynadiginizi hayal ediniz. | Hendil |
| Hand luggage | El bagaji | Hande | laga luga etme el bagajini hazirla | dedi. | Hend lagic |
| Handmade | El yapimi | Hande | madem sel el yapimi yapamiyorsun o zaman hazir alalim dedi. | Hendmeyd |
| Handshake | El sikisma | Hande sak suk sesiyle birlikte el sikisti benle dediginizi hayal ediniz. | Hendseyk |
| Hanssome | Yakisikli | Hande Soma'da yakisikli bir genç ayarlamis. | Hensim |
| Handwork | El isi | Hande ve org ikilisi el isinin en güzel örenegidir. | Hend voik |
| Handy | El altinda | yakin | Handeye | bu kiz el altimda bulunsun demisssn. | Handi |
| Hang | Asmak | idam etmek | Hangi adam asilacak bugün dediginizi hayal ediniz. | Hang |
| Hang about | Oyalanmak | Hangi ebatlara bakarak biraz daha oyalanabiliriz burada? | Hang ibaut |
| Hang on | Simsiki sarilmak | Hangi on kiz bana simsiki sariliyordu? | Hang on |
| Hang out | Sarkitmak | Hangi aut sana sarkittigim topa vurmanla çikan aut gibi olabiir ki. | Hang aut |
| Hang up | Telefonu kapatmak | Hangi aptal suratima telefonu kapadi. | Hang ap |
| Hangar | Hangar | Hangar içinde çalistiginizi hayal ediniz. | Hangi |
| Hanger | Aski | Hangi er yanina aski almadan askere gider ki. | Hangi |
| Hangeron | Belesçi | Hangi er on belesçi erle dost olur ki. | Hangi on |
| Hangman | Cellat | Hangi manda cellat tarafindan öldürülmek ister. | Hangmin |
| Haphazard | Gelisi güzel | rastgele | Hap Hazar'dan gelisi güzel getirilmis cenazelere. | Hap hazid |
| Happen | Meydana gelmek | olmak | Hap | pencere kenarindan meydana gelmisti. | Hapin |
| Happen to | Tesadüfen olmak | Hapin tu kaka demen tesadüf olmaktan çok öteydi. | Hapin tu |
| Happen on | sans eseri bulmak | Hapin on tanesini sans eseri buldum. | Hapin on |
| Happly | Mutlu olarak | Hapliya | asla mutlu olarak yasayamazsin | dedi. | Hapili |
| Happiness | Mutluluk | Hepiniz zenginlik ve mutluluk içinde yasayiniz. | Hapiinis |
| Happening | Olay | Hapin ingilizcesini bilemem sinifta olay yaratti. | Hapining |
| Happy | Mutlu | Hapi yasamayi bilen | mutlu insanlar kullanmaz. | Hepi |
| Happy go lucky | Vurdum duymaz | Hapi kulak arkasina saklamis vurdum duymaz. | Hepi go lak |
| Harangue | Nutuk çekmek | Herhangi birine nutuk çekemem kusura bakma. | Hirang |
| Harass | Rahat vermemek | Ha rasgele karsilastigim bu aadam bana rahat vermedi. | Haris |
| Harbour | Liman | Harb o ordunun limanda teslim olmasiyla bitti. | Haibi |
| Hard | Sert | kati | zor | Hard diye isirdim o sert ekmegi. | Haid |
| Hardboild | Görmüs geçirmis | Hard bu ilde kaba bir sestir | görmüs geçirmis biri söylüyor bunu. | Haidboyild |
| Hard cash | Nakit para | Hard diye isirinca kas adeta nakit para gibi düz durur. | Haid kes |
| Hardcore | Çetinceviz | Hardcore filmleri çetinceviz erkeller izleyebilir sadece. | Haidkoi |
| Hardcover | Kalin ciltli kitap | Hard diye isirdim kavurdugum kalin ciltli kitabi. | Haid kavi |
| Harden | Sertlestirmek | Hard en güzel sesini sertlestirdiginde çikar. | Haidin |
| Hardenheaded | Isini bilir | Hard en çok he dediginde çikar | isini bilirsen. | Haidinhedid |
| Hardly | Güçlükle | Hardali tabaginiza güçlükle döktügünüzü hafizinizda canlandiriniz. | Haidli |
| Hardness | Sertlik | zorluk | Hard sesi Nez'in ruhunda sertlik bir zorluk yaratmis. | Haidnis |
| Hardship | Sikinti | Hard diye ye sip sak sikintin geçecektir. | Handsip |
| Hardware | Donanim | Hardi var hurdu var bu ses donanim sistemimizin dediginizi hayal ediniz. | Haidvei |
| Hardy | Dayanikli | Hard diye isirdi dayanikli gidalari. | Haidi |
| Hare | Tavsan | Hare hare diyen adamin tavsani oynatmasini hafizanizda canlandiriniz. | Hai |
| Harebrained | Aptal | Harbidende çok aptalsin dediginizi hayal ediniz. | Haibreynid |
| Harelip | Yarik dudak | Hareleyip dönersen yarik dudakli olman normal olur. | Hailip |
| Harem | Harem | Haremde careiyelerim var dediginizi hayal ediniz. | Hairim |
| Hark | Kulak vermek | Hareke isaretlerine arapça dersinde kulak veriniz. | Haik |
| Harm | Zarar | Haram yemek insana zarar verir dediginizi hayal ediniz. | Haim |
| Harmfull | Zararli | Haram ful zararli bir olgudur dediginizi hayal ediniz. | Haimful |
| Harmless | Zararsiz | Haram Lessi köpek için o et | vücuduna zararsiz olsa da. | Haimlis |
| Harmony | Uyum | harmoni | Harmoniye kulak ver ne kadarda uyum göstermis sarkiciya. | Haimoni |
| Harmonious | Uyumlu | Harmoniyiz biz sarkilara uyumluyuz dediginizi hayal ediniz. | Haimounyis |
| Harness | Kosum takimi | Her nese bu konuyu kapatalim da kosu takimini getirip kosalim. | Hainis |
| Harp | Harp çalmak | Harp akademisinde harp çalmakla görevliydim. | Haip |
| Harp on | Üzerinde çok durmak | Harp on saatte bitrecek | o kadar üzerinde çok durmayiniz. | Haip on |
| Harpoon | Zipkinlamak | Harp o on kisinin zipkinlanmasiyla sona erdi. | Haipuin |
| Harrow | Tirmiklamak | H | ara ova içinde oturan kizi derken bahçeyi tirmikliyordu. | Harou |
| Harrowing | Yürek parçalayici | HarroWing tavuk kanatlari yürek parçalayici görünüyordu. | Harouing |
| Harsh | Sert | hasin | H | ars üzerine sert ve hasince yerlesen bir harftir. | Hais |
| Harshness | Sertlik | H | arsiniz üzerinde sertlik gösterebilen tek harftir. | Haaisnis |
| Harvest | Ürün toplamak | Harv estiginde topraktan ürün toplamaniz gerekli. | Haivest |
| Hash | Dogramak | Hashas dogramak için özel makineler gereklidir. | Has |
| Hashish | Hasjas | Hashas ekimi devlet kontrolünde yapilir. | Hasiis |
| Haste | Acele | Haste olmus acele ambulans lazim diyen kadini hayal ediniz. | Heyst |
| Hasten | Acele ettirmek | Hastan için doktoru acele ettiriniz. | Heysin |
| Hasty | Aceleci | Hastayi aceleci bir sekilde hastaneye kaldirdiginizi hayal ediniz. | Heysti |
| Hat | sapka | Hat sanatinda güzel sapka örnekleri var. | Hat |
| Hatch out | Yumurtadan çikmak | Hatçe | auta giden topun yumurtadan çiktigini saniyordu. | Haç aut |
| Hatchet | Küçük balta | Hatiçe et dogramis küçük baltayla dediginizi hayal ediniz. | Haçit |
| Hate | Nefret etmek | Heyt benden nefret eden varsa çiksin karsima dediginizi hayal ediniz. | Half brodhi |
| Hatefull | Nefret dolu | Heyt ful nefret doluyum suan dediginizi hayal ediniz. | Heytful |
| Hatered | Kin | Heyt eridi karsimdaki kininden dolayi. | Heytrid |
| Haughty | Kibirli | Ha uhteye gelen kibirli insan pisman oldu. | Hoiti |
| Haul | Çekmek | Ha ula ha diye horon çeken insanlari hafizanizda canlandiriniz. | Hoil |
| Haunch | Kalça | but | Ha un çuvali ha kalça eti dediginizi hayal ediniz. | Hoinç |
| Haunt | Sik gidilen yer | Ha unut dedi bana sik gidilen yerleri | tamam. | Hoint |
| Haunting | Hiç akildan çikmayan | Ha unut ingilizceyi hiç aklimdan çikmadi. | Hointing |
| Have | Sahip olmak | I have got a book. Benim bir kitabim var. She has got three apples: Onun üç elmasi var. | Hev |
| Haven | Siginak | Hava | en soguk durumdayken bizler siginak içinde yasardik. | Heyvin |
| Hawk | Atmaca | Hava karanlik olunca atmaca avlariz. | Hoik |
| Hay | Kuru ot | Hay! Senin gibi kuru ota dediginizi hayal ediniz. | Hey |
| Hay fever | Saman nezlesi | Hay! Feveran haldeyim saman nezlesi olmusum. | Heyfevi |
| Haystack | Ot yigini | Hay istaka gibi senin deyip istakayi ot yiginlarinin arasina attiniz. | Heystaki |
| Hazard | sansa birakmak | Hazar Denizi'nde is sansa birakilmaz. | Hazid |
| Hazardous | Tehlikeli | Hazar'da Oguz çok tehlikeli bir dalis yapacak. | Hazidis |
| Haze | Hafif sis | Haz duydugum hafif sis yok oldu dediginizi hayal edniz. | Heyz |
| Hazel | Ela | findik agaci | Haz el evinde yasanmaz | ela gözlü helalimin yaninda yasanir. | Heyzil |
| Hazelnut | Findik | Haz el not tutarken senin findik yemenle yasanir. | Heyzilnat |
| Hazy | Puslu | Hande down sendromunu kusaktan kusaga devretti. | Heyzi |
| He | O | He ben o kisiyi taniyorum dediginizi hayal ediniz. | HI |
| Head | Bas | He | adi basimin üzerine yemin ederim ki Büsra'di. | Hed |
| Headache | Bas agrisi | Hadi egik kafanin bas agrisi yaptigini kanitlayalim. | Hed eyk |
| Headband | Saç bandi | Hadi | bandi bana saç bandi diye yuttur. | Hedband |
| Headgear | sapka | Hadi gir içeri sapkami al da gel. | Hedgii |
| Heading | Baslik | Hadi ingiliz mansetlerine baslik olalim. | Heding |
| Headlight | Far | Hadi layt far taktiralim arabamiza. | Hedlayt |
| Headline | BAslik | He | adiligine dair gazetede bir baslik çikmis. | Hedlayn |
| Headlong | Düsüncesizce | Hadi longur lungur düsüncesizce araba sürelim. | Hedlong |
| Headmaster | Okul müdürü | Hadi master ögrencisine okul müdürünü tanitalim. | Hedmasti |
| Headmistress | Okul müdiresi | Hadi mis gibi stresli okul müdiresini zitaret edelim. | Hed mistriis |
| Headphone | Kulaklik | Hadi fon öüzigini kulakliklariyla dinleyelim. | Hedfoun |
| Headquarters | Karargah | Hadi guatr hastalarina karargahta bakalim. | Hedkuatris |
| Headstrong | Bildigini okuyan | Hadi Strong filmini izleyelim sonra sen bildigini okursun. | Hedstrong |
| Headway | Ilerleme | Hadi Veysel'in ilerleme raporuna bakalim. | Hedvey |
| Headword | Madde basi sözlük | Hadi word'ta madde basi sözlük olusturalim. | Hedvöid |
| Heady | Dikbasli | Hadi ya demek gerçekten dikbaslisin. | Heding |
| Heal | Iyilestirmek | He | al bizi iyilestirecek ilaçlari. | Hiil |
| Health | Saglik | He | alti adet saglik personeli aldik. | Helth |
| Healthful | Sagliga yararli | He | alti ful sise olanlar sagliga daha yararlidir. | Helthful |
| Healthy | Saglikli | He | altiya kadar sayan saglikli olur. | Helti |
| Heap | Yigin | küme | Hep yigin ve kümeleri sayardim. | Hiip |
| Hear | Isitmek | duymak | Hiyar yedigini isittim gene bugün. | Hiyir |
| Hearsay | Dedikodu | Hiyar sayarken dedikodu yaptim. | Hiirsey |
| Hearse | Cenaze arabasi | He arsa alamadan cenaze arabasina bindi. | Höis |
| Heart | Kalp | He art damarlari kalbe bagli dediginizi hayal ediniz. | Hait |
| Heart attack | Kalp krizi | He art atak yaparsa kalp krizine yol açar. | Hait itak |
| Heartbeat | Kalp atisi | He arta bit yerlesirse kalp atisini durdurabilir. | Hait bit |
| Heartbreaking | Keder verici | He arti birakin böyle keder verici sarkilar dinlemeyi. | Hapin on |
| Heartburn | Mide eksimesi | He | arti burun damlasi mide eksimesi yapabilir. | Haitböin |
| Hearten | Yüreklendirmek | He arti en önemli husus | çevrenidekilerin sizi yüreklendirmesidir. | Haitin |
| Heartfelth | Candan | He arti feltek peltek konusma biraz candan ol. | Haitfelt |
| Hearth | Aile ocagi | He arti hangi aile ocaginin yikilmasini isterim ki. | Haith |
| Heartless | Kalpsiz | He arti | Lessi köpek kalpsiz bir köpek degildir. | Haitlis |
| Hearty | Içten | He artiya geçtiyse yatirimin içten söylüyorum hemen sat. | Haiti |
| Heat | Sicaklik | He at sicaklik yüksekse kosamaz dediginizi hayal ediniz. | Hiit |
| Heathen | Dinsiz | He atin dinsiz oldugunun iddia ediyordu. | Hiidhin |
| Heating | Isitma | He at Ingiltere'den özel isitma sistemli kamyonla geldi. | Hiiting |
| Heat wave | Sicak dalgasi | He at wav derse bilgi yüksek bir sicaklik dalgasi geliyordur. | Hiitveyv |
| Heave | Kaldirmak | He avi en kuvvetli kolumla kaldirdim. | Hiiv |
| Heaven | Cennet | He avin bence cennete gidecek dediginizi hayal ediniz. | Hevin |
| Heavenly | Tanrisal | He avinla yolculiuk edip tanrisal bir sohbet yapicam diyen papazi düsünün. | Hevinli |
| Heavy | Agir | He avi ya agirdir ya degildir dediginizi hayal ediniz. | Hevi |
| Heaviness | Agirlik | He aviniz neredeyuse 200 kilodan fazla bir agirliga sahip. | Hevinis |
| Hebrew | Ibranice | Habire ev aldi demenin Ibranice versiyonunu ariyorum. | Hibrui |
| Heckle | Sözünü kesip soru sormak | Hekle beni ama sözünü kesip soru soracagim. | Hekil |
| Hectic | Telasli | He ektik telasli telasli dediginizi hayal ediniz. | Hektik |
| Hedge | Çit | engel | He de getir bize çiti bahçeye koyalim. | Hec |
| Heed | Önemsemek | He dedi ama kimse önemsemedi dediginizi hayal ediniz. | Hiid |
| Heedless | Önem vermeyen | He dilese alirdim herseyi ama önem vermedi bana. | Hiidlis |
| Heel | Topuk | He el gibi topuk giyemem diyen kizi hafizanizda canlandiriniz. | Hiil |
| Hegoat | Erkek keçi | He kot giyen bir erkek keçi gördüm | ne olmus. | Higout |
| Heifer | Dogurmamis inek | He Ayfer hiç dogurmamis inek görmemisti. | Hefi |
| Height | Boy | Heyt be boyum ne kadarda uzun dediginizi hayal ediniz. | Hayt |
| Heighten | Uzamak | He Ayten'in boyu uzamis dediginizi hayal ediniz. | Haytin |
| Heinous | Berbat | Hayin Ogus çok berbat bir insandir dediginizi hayal ediniz. | Heynis |
| Heir | Mirasçi | He irdeleme kime mirasçi olacagimi dediginizi hayal ediniz. | Hai |
| Helicopter | Helikopter | Helikopter kullandiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Helikopti |
| Hell | Cehennem | He | el gibiyken bile düsünürdüm cehennem azabini dediginizi hayal ediniz. | Hel |
| Hello | Merhaba | Hello hocam merhaba diyen ögrencilerinizi hafizanizda canlandiriniz. | Hilou |
| Helm | Dümen | He | elim maalesef dümeni çevirmeye ulasamadi. | Helm |
| Helmet | Migfer | He el Metin'in migferine gitti dediginizi hayal ediniz. | Helmit |
| Help | Yardim | Help me diye bagiriyordu filmde adam yardim istiyordu. | Help |
| Help yourself | Yemege buyrun | Halep | yogur selfi çekilenler | yemege buyrun dedi. | Help yor self |
| Helper | Yardimci | Help | erken uyariya yardimci bir sözcüktür. | Helpi |
| Helpfull | Yararli | Help | ful yararli bir kelimedir dediginizi hayal ediniz. | Helpful |
| Helping | Yardim | porsiyon | Help ingilizlerin yardim sözcügüdür. | Helping |
| Helpless | Aciz | Help | Lessi köpeginin aciz kaldigi durumda kullandigi bir kelimedir. | Helplis |
| Helterskelter | Apartopar | Halteriskeletor tarafindan apar topar kaldirdi. | Heltiskelti |
| Hem | Elbise kenari | Hem elbise giy diyor hem de elbise kenarini uzat diyor. | Hem |
| Hemisphere | Yariküre | Hem pis fare bu yarikürede barinamaz. | Hemisfli |
| Hemline | Etek ucu | Hem online kamerada etek ucuna bakarim dediginizi hayal ediniz. | Hemlayn |
| Hemp | Kenevir | Hem pirasa hem kenevir yenmez dediginizi hayal ediniz. | Hemp |
| Hem | Tavuk | He N harfiyle güzel bir tavuk çizebilirim. | Hen |
| Hence | Bundan dolayi | He… önce bana bundan dolayi mi diye sor. | Hensim |
| Henceforth | Bundan böyle | He önce fort aranani park et | bundan böyle. | Hens fourth |
| Henhouse | Kümes | He en havuz olmayan yerde ev almissin kümes gibi. | Henhaus |
| Henna | Kina | Henna | kina yakmaktan nefret ederdi dediginizi hayal ediniz. | Heni |
| Henpecked | Kilibik | He ne pakedi diye sordu bir kilibik adam bugün bana. | Henpekt |
| Her | Onun | Her dinledigim sarkida onun gözleri aklima geliyor. | Höi |
| Herald | Haberci | Heralde yani haberci sana müjdeyi getirir. | Herild |
| Heraldry | Armacilik | Healde ray figürünü armacilik yapan arkadasim çizebilir. | Herildri |
| Herb | Ot | Her bi ot faydalidir vücuda dediginizi hayal ediniz. | Höib |
| Herbivorous | otçul | Her bi varis etçil hayvanda vardir ama otçullarda yoktur. | Höibiviris |
| Herd | Sürü | Her defasinda bir sürü gördügünüzü hafizanizda canlandiriniz. | Höid |
| Herdmen | Çoban | Her dümen görüsümde çobanin gemiyi kullanmasi aklima gelir. | Höidmin |
| Here | Burada | Her burada olusun bana zarar dediginizi hayal ediniz. | Hii |
| Here you are | Buyrun | iste | Her yogurdugun hamur iste burada | buyrun bakin. | Hi yu sr |
| Here's to you | serefinize | Her istiyo degisinde serefinize diyen bir ses duyuyorum. | Hiis tu yu |
| Hereboat | Buralarda | Her bot görüsümde buralardaki sevgilim aklima gelir. | Hiiribaut |
| Hereafter | Bundan sonra | Her iftar sonrasi bundan sonra sohbet yapacagiz. | Hiiafti |
| Hereby | Bu nedenle | Her bay deyisinize bu nedenle karsiyim. | Hiibay |
| Heredity | Katilim | Her editöre yeni bankamiza katilim formunu veriniz. | Hirediti |
| Heresy | Sapkin düsünce | Hersey sapkin düsünceyle basladi. | Herisi |
| Here upon | Hamak | Her up uzun ipi hamak sanmayiniz. | Hiiri pon |
| Herewith | Beraberce | Her vitamini beraberce tüketmeyiniz. | Hiirivit |
| Heritage | Miras | Her itici kisinin büyük mirasi vardir. | Heritic |
| Hermit | Yalniz kisi | Her mitolojide yalniz kisi figürü mutlaka vardir. | Höimit |
| Hero | Kahraman | Her o büyük kahramani gördügümde gözlerim yasarir. | Hiirou |
| Heroic | Destansi | Her o içtigim suyun destansi bir hikayesine sahit olurum. | Hiroik |
| Heroine | Kadin kahraman | Her on in içine girdigimde bir kadin kahraman görürüm. | Herouin |
| Heron | Balikçi | Her on balikçidan dokuzu Karadenizlidir. | Herin |
| Hers | Onunki | Her sevda onunki gibi olsa dediginizi hayal ediniz. | Höiz |
| Herself | Kendisi | Her selfi çekisimizi kendisi istiyordu. | Höiself |
| Hesitant | Tereddütlü | Hissi tanit içindeki açikça | tereddütlü olma. | Hezitint |
| Hesitate | Tereddüt etmek | Hissi teyit ettim seviyorsam tereddüt etmemem gerekir. | Heziteyt |
| Hesitation | Tereddüt | Hissi tatiyon ama gene de tereddüt yasiyon. | Heziteysin |
| Heterogeneous | Heterojen | Heterojen kapli bir madde gördügünüzü hafizanizda canlandiriniz. | Hetiroucinyis |
| Hew | Kesmek | He ev içinde ekmek kesmeye bile biçak yoktu. | Hyu |
| Hey | Baksana | Hey bir baksana bana dediginizi hayal ediniz. | Hey |
| Heyday | En parlak dönem | Hey dayim burada en parlak dönemini yasamis biliyormusun | Heydey |
| Hi | Merhaba | Hi kelimesinin merhaba oldugunu biliyoruz. | Hay |
| Hibernate | Kis uykusuna yatmak | Hiber Nete bence kus uykusuna yatanlar bile hayran olur. | Haybineyt |
| Hiccup | Hiçkirik | Hicap duydum bu hiçkiriklarindan deidginizi hayal ediniz. | Hikap |
| Hide | Saklamak | Haydi kafamizi saklayayim dediginizi hayal ediniz. | Hayd |
| Hideaway | Saklanacak yer | Hediye'ye vay demek saklanacak yer bulmussun dedim. | Haydivey |
| Hideous | Igrenç çirkin | Hediyeyiz ama igrenç bir hediye dediginizi hayal ediniz. | Hidiis |
| Hiding | Dayak | Hiddink | asla dayak atan bir antrenör degildir. | Hayding |
| High | Yüksek | Hay bu yüksekten atlayanlara dediginizi hayal ediniz. | Hay |
| Highbrow | Fikir adami | Hay bravo sana fikir adami böyle yetistirilir iste. | Haybrau |
| Highclass | Birinci sinif | Hay klasina tüküreyim | kaliteli olacak bide. | Hayklas |
| Highfidelity | Sesi dogal veren | Hay fideli itine gene sesi dogal versin. | Hayfidiliti |
| High jump | Yüksek atlama | Hay cam patladi aksilik | yüksekten atlarken. | Haycamp |
| Highland | Daglik arazi | Haylandi huylandi issiz daglik arazide. | Hayland |
| Highly | Hayli | çok | son derece | Hayli iyi yüksek bir puan almisti. | Hayli |
| Highness | Yükseklik | Hayiniz bu ufak yükseklikten atlayamadigimiz için. | Haynis |
| High pressure | Yüksek basinçli | Hay presinize sizin daha yüksek bir basinç uygulanmali. | Hay presçi |
| Highroad | Anayol | Hayro adi neydi bu anayolun diye sordu. | Hay roud |
| High school | Lise | Hay sikildim bu liseden dediginizi hayal ediniz. | Hyskuil |
| High spirits | Keyif | Hay sipiriydi evi ne güzel birakmasi keyfimi kaçirdi. | Hay spirits |
| High street | Ana cadde | Hay street ana caddeyi yan yoldan çikalim. | Haystirit |
| High time | Tam zaman | Haytam insallah tam zamanli bir iste çalisir. | Hay taym |
| Highway | Karayolu | Hay vay senin gibi karayolu soförüne dediginizi hayal ediniz. | Hayvey |
| Highwayman | Soyguncu | Hay vay man kafali soyguncu dediginizi hayal ediniz. | Hayveymin |
| Hijack | Uçak kaçirmak | Hi Jack sen hiç uçak kaçiran gördün mü? | Haycak |
| Hijacker | Uçak korsani | Hi Jack | er megerse uçak korsaniymis. Hi merhaba anlaminda kullanilmistir. | Haycaki |
| Hike | Yürüyüse çikmak | Hikaye anlatma bana bu yürüyüse çikacagim. | Hayk |
| Hilarity | samata | Hilary iti sAMATA yapmakla suçladi. | Hiairiti |
| Hilarious | sen sakrak | Hilary'i Oguz'u sEN sAKRAK hale getirdi. | Hilairis |
| Hill | Tepe | Hill tepesi bizim ask tepemizdi dediginizi hayal ediniz. | Hil |
| Hilltop | Doruk | Hill'in doruklarinda top oynadiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Hiltop |
| Hillside | Yamaç | Hill Side'nin yamaçlarinda olan bir tepedir. | Hilsayd |
| Hilly | Tepelik | Hill'i andiran bir tepecik daha kesfettim. | Hili |
| Hilt | Kabza | Hilton sokaginda silah kabzasi bulundu. | Hiltop |
| Him | Ona | Himmet abi ona asik olmustu dediginizi hayal ediniz. | Him |
| Himself | Kendisi | Himmet | selfiyi kendim çekerim dedi. | Himself |
| Hind | Arka | Hindi hiç arkasinda bakamadan kaçiyordu. | Haynd |
| Hind leg | Arka bacak | Hindi leke yapmisti arka bacagini. | Haynd lek |
| Hinder | Engellemek | Hindi er geçisini engelledi dediginizi hayal ediniz. | Hindi |
| Hindmost | En arkadaki | Hindi Mustafa'yi en arkadaki kesimhaneye davet etti. | Hayndmoust |
| Hindrance | Engel | Hindi indirince baltayi ona engel olamadim. | Hindrins |
| Hinge | Mentese | Hincini menteseleri kirarak aldi dediginizi hayal ediniz. | Hinc |
| Hinge upon | ege bagli olmak | Hinci apansizin geldi belli bir sebebe bagli olarak degil. | Hinc ipon |
| Hinny | Katir | Hani yeni katirim nerde dediginizi hayal ediniz. | Hini |
| Hint | Üstü kapali | Hint markalarini üstü kapali elestirdiniz. | Hint |
| Hip | Kalça | Hiphop kalça sallayarak daha güzel söylenir. | Hip |
| Hippy | Hippi | Hippilerle doluydu sokaklar dediginizi hayal ediniz. | Hipi |
| Hippodrome | Hipodrom | Hipodroma at yarisi izlemeye gidilir. | Hipidroum |
| Hippopatamus | Su aygiri | Hipopotam at yarisi izlemeye gidilir. | Hipipotimis |
| Hire | Kira | Hira Dagina kiralik evler insa edilemez dediginizi hayal ediniz. | Hayi |
| Hire car | Kiralik araba | Hira | kar yagisina mahsur kaldigi için kiralik araba bulamadi. | Hayi ka |
| Hire purchase | Taksit | Hira | porse aliminda taksit uygulamasi yapan tek kisiydi. | Hayi pöiçeyz |
| His | Onun(ki) | His onun sevgi onun kendi bilir dediginizi hayal ediniz. | Hiz |
| Hiss | Isliklamak | Isliklanacagini hisseden uyuncu sakatlanma numarasi yapip oyundan çikti. | His |
| Historian | Tarihçi | Histeri yan apartmandaki tarihçi kizdan bulasmisti. | Histoiriin |
| Historical | Tarihsel | Hesteri kil bir hastaliktir | tarihsel süreçlerde incelenmelidir. | Histoirikil |
| History | Tarih | Histeriye güncel tarih kitaplarinda rastlayamazsin. | Historiri |
| Hit | Vurmak | Hit müzik yapmak hedefi 12'den vurmaktir. | Hit |
| Hit on | Rastgele bulmak | Hiti on gündür ariyordum | rastgele buldum. | Hit on |
| Hit and run | Çarpip kaçan soför | Hiti andiran müzik çarpip kaçan soförden geliyordu. | Hit en ran |
| Hitch | Aksilik | Hiç aksilik eksik olmadi basindan dediginizi hayal ediniz. | Hiç |
| Hitchhikker | Otostopçu | Hiç hekir bir otostopçu ile arkadas olur mu? | Hiç hayki |
| Hither | Buraya | Hit her müzik kanali için buraya yazilacak kadar önemlidir. | Hidhi |
| Hither to | simsiye dek | Hit her tuvalette simdiye dek on kez çalinmistir. | Hidhi tu |
| Hive | Ari kovani | HIVE markali ari kovanimi satacagim. | Hayv |
| Hoard | Biriktirmek | Hovarda gizliden çok para biriktirmisti. | Hoid |
| Hoarding | Ilan tahtasi | Hovarda ingilizce ilan tahtasini kirdi. | Hoiding |
| Hoarfrost | Kiragi | He o ari firsati degerlendirirse kiragidan önce kovana ulasabilir. | Hoifrost |
| Hoarse | Boguk ses | He o arsa benim boguk sesli atim için. | Hois |
| Hoary | Ak düsmüs | kir | He o ariya dedim kafana ak düsmüs. | Hoiri |
| Hoax | Muziplik | Hoaks diye aksiran sevgilisine muziplik yapan kizi hayal ediniz. | Houks |
| Hobble | Topallamak | Hobble teleskobundan göre göre topallayan esegin görüntüsünü gördüm. | Hobil |
| Hobby | Hobi | merak | Hobi sahibi olmali her insan dediginizi hayal ediniz. | Hobi |
| Hobgoblin | Gülyabani | Hobi gülbin için Gülyabani filmini izlemekti. | Hobgoblin |
| Hobo | Aylak | Hobo | AYLAK gezinen bir maymun türüdür. | Houbou |
| Hockey | Hokey | Hokey oynadiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Hoki |
| Hoe | Çapalamak | Ho ho ho diye sevindiniz çapaladiginiz tarla isi bittigi için. | Hou |
| Hog | Domuz | He ok yaydan çikip domuza saplansi diyen avciyi hayal ediniz. | Hog |
| Hoist | Kaldiraç | He o istedigin kaldiraci satin alacagim. | Hoyst |
| Hold | Tutmak | Holde sikica tuttugum bardak elimden kaydi. | Hould |
| Hold the line | Telefonda beklemek | Holde dilegin oldu | sevgilin telefonda bekliyordu. | Houl di layn |
| Hold off | Uzak tutmak | Holde of su adam onu benden uzak tutun. | Hould of |
| Hold on | ege devam etmek | Holde on tane isçi çalismaya devam ediyordu. | Hould on |
| Hold over | Ertelemek | Holde o verdigim kiyafeti giy sakin erteleme. | Hould ovi |
| Hold up | Geciktirmek | Holde up uzun bir hali vardi onu getirelim | geciktirmeyelim. | Hould ap |
| Holder | Kulp | sahip | Holde er bardagin kulbundan tutmus kizi bekliyordu. | HAmpi |
| Holding | Holding | Holding kurdugunuzu hafizanizda canlandiriniz. | Houlding |
| Hole | Delik | Hole büyük bir delik açacagim dediginizi hayal ediniz. | Hend iraund |
| Holiday | Tatil günü | Holü dayi tatil gününde temizleyecek. | Holidey |
| Holiness | Kutsallik | Holünüz bence kutsallikla bir numara. | Houlinis |
| Hollow | Oymak | Holü ov yika temizle ama oyma dediginizi hayal ediniz. | Holou |
| Holocaust | Büyük yikim | Hole kastim var orada büyük yikim yapacagim. | Holikoist |
| Holy | Kutsal | Hol yakinda kutsal bir mekan olabilir dediginizi hayal ediniz. | Holi |
| Homage | Saygi | Homo için saygi durusu yapan kisiyi hayal ediniz. | Homic |
| Home | Ev | Homo | yakinda lüks bir ev alacagim | dedi. | Homic |
| Homeless | Evsiz | Homo | Lessi köpegi evsiz kaldi diye | ona kulübe yaptirdi. | Homlis |
| Homely | Sade | Homoluya sade bir soru soracaginizi hayal ediniz. | Homli |
| Homemade | Evde yapilmis | Homo madem disarda yemiyor | evde yapilmis yemegi yesin. | Hom meyd |
| Homesick | Sila hasreti çeken | Homesick | Almanya'da sila hasrteti çeken bir futbolcudur. | Homsik |
| Hom team | Ev sahibi takim | Homo timi her hafta ev sahibi takimin maçlarina gidiyordu. | Hom tim |
| Homeward | Eve dogru | Homo vardi bir tane ve eve dogru yürüyordu. | Hom vöid |
| Homework | Ev ödevi | Homo vorglayan kurbagiyi besledikten sonra ev ödevini yapti. | Homvöik |
| Homicide | Cinayet | Homo | asit ile islenen cinayetin sorumlusu degildi. | Homisayd |
| Homosexual | Escinsel | Homoseksüel kelimesinin anlaminin escinsel oldugunu biliriz. | Hoouseksyuil |
| Honest | Dürüst | Huni esti kafamdan bende aldim dürüst olmam gerekirse. | Honist |
| Honesty | Dürüstlük | Huni istiyo ve dürüstlük gösteriyor. | Honisti |
| Honey | Bal | Huniye on kilo bal dök dediginizi hayal ediniz. | Hani |
| Hope | Umut | Hop orda dur | umutlarini kirma kizin dediginizi hayal ediniz. | Houp |
| Horrible | Dehsetli | korkunç | Horu bile çok korkunçtu bence kimseyi hor görme. | Horibil |
| Horrid | Korkunç | Horu idmanda korkunç bir kazaya sebep oldu. | Horrid |
| Horrify | Korkutmak | Horu fay hatlarini bile korkutur | kimseyi hor görmeyiniz. | Horifay |
| Horror | Korku | Hor ror diye uyuyan birinin korku ile uyanmasini hafizanizda canlandiriniz. | Horii |
| Horse | At | He o arsa benim atlarim için aldigim arsadir. | Hors |
| Horseman | Süvari | He o arsamin düsman süvarilerce isgalini kiniyorum. | Hangi on |
| Horse opera | Kovboy filmi | He o arsa opera için degil de kovboy filmi çekimi için idealdir. | Hois opiri |
| Horsepower | Beygir gücü | He o arsa Power Fm'de 100 beygir gücüyle diye tanitildi. | Hois pauvi |
| Horse race | At yarisi | He o arsa rica üzerine at yarisi alanina dönüstürüldü. | Hois reys |
| Horseshoe | Nal | He o arsa su güzel nallarin yapildigi arsa mi? | Hois sui |
| Horsewoman | Kadin binici | He o arsa womanlar için yani kadin biniciler için tahsis edildi. | Hois vomin |
| Horticulture | Bahçivanlik | He orta kültüre iyi meslektir bahçivanlik. | Hoiti kalçi |
| Hose | Hortum | Hose Antonio | hortumu çesmeye soktu. | Houz |
| Hosiery | Çorap ve iç çamasiri | Hose eri yeni çorap ve iç çamasirlariyla ödüllendirildi. | Houzyiri |
| Hospitable | Misafirperver | Hasip | ite bile çok misafirperver davraniyordu. | Hospitibil |
| Hospital | Hastane | Hasip it al ve asisi için onu hastaneye getir. | Hospitil |
| Host | Barindirmak | Host | web sitemi sanal dünyada barindiran yapidir. | Houst |
| Hospitality | Misafirperverlik | Hos bi tatili bence misafirperverligimizle hakettik. | Hospitiliti |
| Hospitalize | Hastaneye yatirmak | Hos bi tatil ise hastaneye yatirdiklarimiz geri dönerse yasanir. | Hospitilayz |
| Hostage | Rehine | Hos Tic.çalisanlari rehine alindi. | Hostic |
| Hostel | Ögrenci yurdu | Hos tel ile ögrenci yurduna girmeyin. | Hostil |
| Hostess | Hostes | Hostes | lütfen kemerlerinizi baglayiniz | dedi. | Houstis |
| Hostile | Düsmanca | Host ile bence düsmanca yayin yapan siteler tespit edilebilir. | Hostayl |
| Hostelity | Düsmanlik | Hos teli itiyo yardim ettgini saniyor ama aslinda yaptigi düsmanlik. | Hostiliti |
| Hot | Sicak | H | ot yemekleri sicaklarda vücuda çok iyi geliyor | dedi. | Hot |
| Hot dog | Sosisli | H | ot dokusu var bu sosisli de dedi. | Hot dog |
| Hotel | Otel | Hotelde güzel bir oda tuttugunuzu hafizanizda canlandiriniz. | Hoitil |
| Hot head | Aceleci | H.ota he dedi yanlisklikla ve aceleci davrandim diye ekledi. | Hot hed |
| Hothouse | Limonluk | H | ot havuz içinden limonluk sayesinde temizlendi | dedi. | hot haus |
| Hotline | Direk telefon hatti | H | otluguna direk telefon hatti çekti. | Hotlayn |
| Hot spot | Kargasalik bölgesi | Hot | spot buzdolabi kargasalik bölgesine gönderildi. | Hot spot |
| Hound | Av Köpegi | Honda içinde sirin bir av köpeginin durdugunu hafizanizda canlandiriniz. | Haund |
| Hour | Saat | Hor hor horluyordu her saat karsimda dediginizi hayal ediniz. | Auir |
| Hourly | Saat basi | Horluyo bu adam her saat basi dediginizi hayal ediniz. | Auili |
| House | Ev | Havuz bence ev bahçesinde mutlaka bulunmali dediginizi hayal ediniz. | Haus |
| House agent | Ev komisyoncusu | Havuz acentasi içinde ev komisyonculugu da yapiliyordu. | Haus ecint |
| Household | Ev halki | Havuz holden görünüyor dedi ev halki. | Haus hould |
| Housekeeper | Evi yöneten kadin | Havuz kepi er geç evi yöneten kadina geri verecekti. | Haus kiipi |
| Housemaid | Hizmetçi | Havuz Maide hanim için hizmetçisini rahatlatma yeriydi. | Haus meyd |
| Houseman | Stajer doktor | Havuz | man kamyonu kullanan stajer doktor tarafindan dolduruldu. | Haus men |
| Housewarming | Parti | Havuz varmi ingiltere'de parti için? | Hausevoiming |
| Housewife | Ev hanimi | Havuz vifi alanini kapsamiyordu bunu ev hanimina ilet. | Haus vayf |
| Housework | Ev isi | Havuz | vorg diye viraklayan kurbaganin ev isine yardim etmesine sahitlik etti. | Haus vöik |
| Hover | Havada durmak | Hovarda için havada durmak kolaydi dediginizi hayal ediniz. | Hovi |
| How | Nasil | Hav idye nasil havladin sen dediginizi hayal ediniz. | Hau |
| How are you | Nasilsin? | Hav agriyo dediyse de köpek ban | ben gene nasilsin diye sordum. | Hau ar yu |
| How much | Ne kadar? | Hava maçin oynanmasini ne kadar etkiler? | Hav maç |
| Haw many | Kaç tane | Hava meni üretiminini azaltir diyen kaç tane insan var aramizda? | Hav meni |
| However | Bunula birlikte | Hava ver bana bununla birlikte su da ver. | Havevi |
| Howl | Ulumak | Havlayip uluyan köpeginizi uyardiginizi dedidiginizi hayal ediniz. | Haul |
| Hub | Tekerlek göbegi | Hab bence tekerlek göbegine saklanmisti. | Hab |
| Hubbub | Gürültü | Hababam sinifi çok gürültülü bir sinifti. | Habab |
| Hubby | Koca | es | Hobiye koca veya es bulma da ekleyelim. | Heyst |
| Hubcap | Jant kapagi | Hastan için doktoru acele ettiriniz. | Habkap |
| Huddle | Sikistirmak | Huu dile gelen kiz adami köseye sikistirdi. | Hadil |
| Hue | Renk tonu | Hu… eger renk tonunu tutturamazsan gözüme gözükme. | Hyui |
| Huff | Suratini asma | küsme | H | uff diyerek suratini asan bir harftir. | Haf |
| Hug | Kucaklamak | Hugo yu kucakladiginizi hafizanizda canlaniriniz. | Hag |
| Huge | Kocaman | Huyu için kocaman bir tesekkür ettim Tanri'ya. | Hyuic |
| Hull | Kabugunu soymak | Hull Icty formasini giyen futbolcu yarasinin kabugunu soyuyordu. | Hal |
| Hullabaloo | Velvele | Hull balo esnasinda ortaligi velveleye verdi. | Halibilui |
| Hum | Vizildamak | Hmm su vizildayan sinegi öldürsem mi acaba? | Ham |
| Human | Insan | Huyumun aynisi hiçbir insanda yok dediginizi hayal ediniz. | Hyuimin |
| Human beign | Insanoglu | Huyumun beynini nasil etkiledigini hiçbir insanoglu bilmez. | Hyuimin beyng |
| Human right | Insan haklari | Huyumun rahat olmasi insan haklarina aykiri degil. | Hyuimin rayt |
| Humane | Insancil | Huyumun en insancil yönü hayvansever olusumdu. | Hyuimeyn |
| Humanity | Insanlik | Huyumun ile insanlik ögretmesini beklemeyiniz. | Hyuiminiti |
| Humble | Alçak gönüllü | Ham bali kovanindan yanlizca alçak gönüllü biri çikarir. | Hambil |
| Humbug | Yalan | Hamburg sehrinde oturdugun koca bir yalandi. | Hambag |
| Humdrum | Can sikici | Ham dürüm yemek çok can sikiciydi. | Hamdram |
| Humid | Nemli | Huyum it dalasi degildi bu nemli havada. | Hyuimid |
| Humidity | Nem | Huyum iti ite nem kaptirmak degildi. | Hyuimidity |
| Humiliate | Burnunu sürtmek | Huyum illa ateistlerin burnunu sürtmek degildi. | Hyuimileyt |
| Humiliation | Burnunu sürtme | Huyum ile Isin'inin burnunu sürttüm. | Hyuimileysin |
| Hummingbird | Sinek kusu | Huyumun birde sinek kusu avlamisini severim. | Hhaminböid |
| Humorous | Gülünç | Hamuruz abi diyen gülünç ekmege bakin. | Hyuimriis |
| Humor | Güldürücü | Homur homur homurdanman çok güldürücüydü. | Hyuimi |
| Hump | Kamburlastirmak | Ham petrol ayrica kisiyi kamburlastiriyordu. | Hamp |
| Hunch | Kambur | Hançeri tam kamburuna saplamisti dediginizi hayal ediniz. | Hanç |
| Hundred | Yüz | Hun diredti ve yüz kasaba daha ele geçirdi. | Handrid |
| Hunger | Açlik | Hunger GamesAçlik oyunlari filmini çok begendim. | Hangir |
| Hungry | Aç | Hun gri bir bayrak kullandigiunda açligi temsil ediyordu. | Hangri |
| Hunt | Av | Hun topraklarinda av kesinlikle yasakti dediginizi hayal ediniz. | Hant |
| Hunter | Avci | Hun | ter atinca çok daha iyi bir avci oluyordu. | Hanti |
| Hunting | Avcilik | Hun tink tonk sesleriyle avcilik görevlerini yerine getirirdi. | Hanting |
| Hurdle | Engel | Hurda ile yeni araba yapmama kimse engel olamaz. | Höidil |
| Hurdle race | Engelli kosu | Hurda ile rica etsem engelli kosuya katilir misin? | Höidil reys |
| Hurl | Firlatmak | Hurul hurul huruldayan esime yastik firlattim. | Höil |
| Hurrah | Yasa! | Hurra diye sinifa giren çocuklarim var | yasasin. | Hurai |
| Hurricane | Kasirga | Hurican bir kasirga sonucu hayatini kaybetti. | Harikin |
| Hurried | Telasli | Huriye de çok telasli bir hatundu. | Harid |
| Hurry | Acele | Huriye çabuk acele et dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Hari |
| Hurry up | Acele etmek | Huriye up uzun bir kumas vererek acele etmesini söylediniz. | Hari ap |
| Hurt | Incitmek | Çikardigi hart hurt sesleri sevgilisini incitmisti. | Hört |
| Hurtful | Zararli | Hart hurt diye ses çikararak yemek zararli bir davranistir. | Hörtful |
| Husband | Koca | Haz bandini bence kocanla dinle. | Hazbint |
| Husbandry | Çiftçilik | Haz bandi ray üstüne düsünce çiftçilik yapan geç raya atladi. | Hazbindiri |
| Hush | Susmak | Has diye haslarim seni eger susmazsan dediginizi hayal ediniz. | Has |
| Hush up | Örtbas etmek | Hop orda dur | umutlarini kirma kizin dediginizi hayal ediniz. | Has up |
| Husk | Kabuk | Has kabuk hiç görmedim dediginizi hayal ediniz. | Hask |
| Husky | Kabuklu | Has ki o kadar temiz ki bu adam | kabuklu çerez bile asla yemez. | Haski |
| Hustle | Itip kakmak | Hasil kelam itip kakmak kötü bir davranistir. | Hasil |
| Hut | Kulübe | Hat çekmezse su kulübeden tekrar dene. | Hat |
| Hutch | Tavsan kafesi | Haç asla bir tavsan kafesinde bulunmaz. | Haç |
| Hyacinth | Sümbül | Huya cin tesiri sümbül kadar olabilir anca. | Hayasinth |
| Hybrid | Melez | Hay biride su melezin fotografini çeksin. | Haybrid |
| Hydrant | Yangin muslugu | Haydar ant içti yangin musluguna dokunmadigina dair. | Haydrint |
| Hydraulic | Hidrolik | Hidrolik fren kullandiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Haydrolik |
| Hydro | Hidro | su | Hidro elektrik su terminali faaliyete basladi. | Haydrolik |
| Hydrocarbon | Hidrokarbon | Hidro karbon testlerinden geçemeyen fabrika kapatildi. | Haydroukaibin |
| Hydrogen | Hidrojen | Hidrojen suyun temel elementidir. | Haydroucin |
| Hydrogen bomb | Hidrojen bombasi | Hidrojen bombasi çok tehlikelidir. | Haydrocin bomb |
| Hydrophobia | Kuduz | Hidro fobisi olan elektrik firmasi tüm kuduz köpekleri topladi. | Haydrofobia |
| Hydroplane | Deniz uçagi | Hidro planimiza göre suya deniz uçagi indirecegiz. | Haydropleyn |
| Hyena | Sirtlan | Hayini asla sirtlanlara yem vermeyecegiz. | Hayini |
| Hygiene | Hijen | Hijene önem vererek çamasir suyu aldim. | Haycin |
| Hygientic | Hijenik | Hijenik insanlari sevdiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Haycanik |
| Hymn | Ilahi | Huyumun ilahi müzikle sakinlestigini biliyormuydunuz. | Him |
| Hyphen | Kisa çizgi | tire | Hay pencere yazina senin ortada kisa çizgi var. | Hayfin |
| Hypnosis | Hipnoz | Hipnoz uzmani oldugunuzu hafizanizda canlandiriniz. | Hipnousis |
| Hypnotic | Uyutucu | Hipnotik ilaçlarin uyutucu etkisi var. | Hipnotik |
| Hypocrisy | Ikiyüzlülük | Hipokraside ikiyüzlülüge yer yoktur. | Hipikrisi |
| Hypocrite | Ikiyüzlü | Hipokrata kaba bir biçimde ikiyüzlüsün dedi. | Hipikrit |
| Hypothesis | Hipotez | Hipotezim dogruysa bu bulus devrim yapacak. | Haypothisis |
| Hysteria | Histeri hastaligi | Histeri hastaligina yakalandiginizi hayal ediniz. | Histril |
| I | Ben | Ay | ben senin makarna yiyisine kurban olurum. | Ay |
| Ice | Buz | Aysu | buz kütleli kola içe içe yakinda hasta olacak. | Ays |
| Ice up | Buz tutmak | Aysu abla | ''içe up uzun bir örtü koyacaz buz tutmasin'' dedi. | Ays ap |
| Ice age | Buzul çagi | Aysu içerse aga | dünya buzul çagina girer. | Ays eyc |
| Iceberg | Buzdagi | Aysu | Berk'i uyardi;''gemimiz buz dagina çarpabilir'' | Aysböig |
| Icebox | Buzluk | Aysu | ''boks yapmak istiyorum buzluga karsi.'' dedi. | Aysbax |
| Icebreaker | Buz kiran | Aysu birakir ise isi-buz kiran makine artik ise yaramaz. | Aysbrekir |
| Ice cream | Dondurma | Aysu | krema koyulmus bir dondurma yedi. | Ayskriin |
| Ice rink | Buz pateni alani | Aysu | ring ile buz pateni alanini ayirt edemiyordu. | Ays rink |
| Icicle | Saçak buzu | Iç içile karsimis saçak buzu görmekten ay sikildim artik. | Ayskiil |
| Icing | sekerli krema | Aysu | ingilizce ''için gider bu sekerli kremayi görünce'' dedi. | Aysing |
| Icy | Buzlu | Aysu yine içi yüzlerce buzlu su ile dolu havuza girdi. | Aysi |
| Idea | Fikir | Idea ile hayallerim çerçevesinde fikrimi söyleyecegim. | Aydli |
| Ideal | Ideal | Ideal bir vücut ölçüsüne sahip oldugunuzu hayal ediniz. | Aydii |
| Idealism | Idealizm | Idealizm konusunu isledik bugünkü derste. | Aydiilizm |
| Idealist | Idealist | Idealist bir kocanizin oldugunu hafizanizda canlandiriniz. | Aydiilist |
| Identical | Benzer | Aydan'di kila benzer sekil yapan harf.. | Aydentikil |
| Identification | Kimlik | Aydan'di feyk isin atip kimligini göstermeyen kiz… | Aydentifikeysin |
| Identify | Kimligini saptamak | Aydan'di fay hattina kimlik düsüren kiz. | Aydentifay |
| Identity | Kimlik | Aydan | Titi hanima kimlik gösterecekti. | Aydentiti |
| Identitiy card | Kimlik karti | Aydan | Titi'ye kart alacak hemde kimlik karti. | Aydenti kaid |
| Ideology | Ideoloji | Ideolojilere bazen ihtiyaç duyariz. | Aydiolici |
| Idiom | Deyim | Ideam | etkili deyimler sözlügü çikarmaktir. | Idiim |
| Idiomatic | Deyimsel | Ideamatik ile çok güzel deyimsel ifadeler bulabilirsiniz. | Idimatik |
| Idiot | Aptal | 3 idiot filminin anlami 3 aptaldir dediginizi hayal ediniz. | Idiit |
| Idiotic | Ahmak | 3 Idiot ticareti yapmak koca bir ahmakliktir. | Idiiotik |
| Idle | Tembel | Idil'le beraber tembel tembel geziyorduk. | Aydil |
| Idle away | Zamani bosa geçirmek | Idil'le eve yatmaya gitmek-zamani bosa geçirmektir. | Aydil ivey |
| Idleness | Aylaklik | Idil'le Nez | birlikte süper aylaklik yapiyordu. | Aydilnis |
| Idol | Tapilan kimse | idol | put | Idol olmak isityordu tüm Türkiye'de. | Aydili |
| If | Eger | If Ingilizcede eger demektir deyince üf bunu biliyoruz dediler. | If Ignoble: Küçültücü |
| Idyllic | Saf ve sevimli | Ay delik sortu bu saf ve sevimli çocugun. | Aydilik Idolize: Putlastirmak |
| Idolatry | Putperestlik | Idol | ateriyi putperestlige tercih etti. | Aydolitiri Idolater: Putperest |
| Ignorance | Cahillik | Iknur anca bana karsi cahilligini gösterirsin. | Ignirins Ignite: Tutusturmak |
| Ignore | Aldirmamak | önemsemek | Iknur'a onu önemsemedigimi söyleyecegim. | Ignoi |
| Ill | Hasta | Il genelinde hasta ziyaretleri yasaklandi. | Il |
| Ill at case | Huzursuzluk | Il | at kesiminde huzursuzluk yaratanlari arastiriyordu. | Il et keys |
| Ill adviced | Tedbirsiz | Il | adi VC'de bulunanlari tedbirsiz ilan etti. | Il idvaysid |
| Ill bred | Terbiyesiz | Il | bir et parçasina bile terbiyesiz laf edilmez görüsünü kabul etti. | Il bired |
| Illegal | Yasa disi | Illegal suçlarin azaldigini hafizanizda canlandiriniz. | Illigil |
| Illegible | Okunaksiz | Ille cibildak yazisini okunaksiz mi yazman gerekiyor. | Ilecibil |
| Illegitimate | Yasa disi | evlilik disi | Ille egitim ateri salonunda verilecekse bu is yasadisidir. | Ilicitimint |
| Illfated | Talihsiz | Iltifat et su talihsiz gence dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | IL feytid |
| Illicit | Haram | Elli cilt kitapta okusan | bu evlilik haramdir. | Illisit |
| Illogical | Mantiksiz | Ilaci kil dolmus ise bu çok mantiksiz olur. | Ilocikil |
| Illeterate | Kör cahil | Ille ter at dedi bana bu gördügünüz kör cahil. | Ilitirit |
| Illjudged | Düsüncesiz | Ilacida getir bana düsüncesiz olma. | Ilcart |
| Illness | Hastalik | Iliniz salgin hastaliktan kolayca kurtuldu. | Ilnis |
| Illtempered | Huysuz | Il | temprada ve opel satislarinda huysuzluk yapan bir ildi. | iltempid |
| Illtreat | ege kötü davranmak | Ilter'e at çok kötü davraniyordu. | Iltrid |
| Illimunate | Aydinlatmak | Illimunate felsefesini aydinlatan hocayi hayal ediniz. | Ilyuimineyt |
| Illimunation | Aydinlatma | Illimunate on odaya aydinlatma saglayacak inanisi dogru mudur? | Ilyuimineysin |
| Ill use | Hor kullanmak | Il | yüz sabunlarini hor kullanan kisileri tespit edecek. | Il yuz |
| Illusion | Ilizyon | Ilizyon yaptiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Ilujin |
| Illusive | Yaniltici | Il | yusif enisteyi yaniltici buluyordu. | Iliusiv |
| Illiustreat | Resimlerle süslemek | Illustrator programi sayesinde dosyami resimlerle süsledim. | Ilistreyt |
| Illustrious | Ünlü | Illustrator Oguz için ünlü olmak programiydi. | Ilastriis |
| Image | Resim | Imajimi bu resimle sizlere gösterecegim dediginizi hayal ediniz. | Imic |
| Imaginable | Hayal edilebilir | Imajini bile hayal edilebilir düzeyde tutmuyordu. | Imacinibil |
| Imaginary | Hayal ürünü | Imajini ariya bir hayal ürünü olarak gösterdim. | Imaciniri |
| Imagination | Hayal gücü | Imajina isin mi ation hayal gücünle? | Imacineysin |
| Imaginative | Yaratici hayal gücü | Imajina tv | on puan verdi yaratici hayal gücün var diye. | Imicinativ |
| Imagine | Hayal | Imajina biraz hayal kat dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Imacin |
| Imbecile | Budala | embesil | Embesil bir adamla tartistiginizi hayal ediniz. | Imbisil |
| Imbue | Zihnini doldurmak | In | bu enerjimle zihnimi doldurur. | Imbyu |
| Imitate | Taklit etmek | Imita et diyen biri aslinda ürünü taklit et demek Ister. | Imiteyt |
| Imitation | Taklit | Imitasyon ürünler taklit oldugu için ucuzdur. | Imiteysin |
| Immaculate | Tertemiz | Im | acili ata tertemiz bir jokey bulan siteyi isaret ediyordu. | Imakyulit |
| Immature | Ham | olmamis | Im | mature bebeklerin olmamis görüntülerini yayinladi. | Imityui |
| Immediately | Derhal | Im | medya telini derhal siteye baglayin | diyen bir yer imidir. | Imidyitli |
| Immense | Koskocaman | Im | ense boyutunu koskocaman bulan bir internet midir. | Imens |
| Immerse | Suya batirmak | Im | megerse internet sayfasini suya batirmak istiyordu. | Imöis |
| Immigrant | Göçmen | Im | migren tedavisinden sonra göçmen olacagini açikladi. | Imiigrint |
| Immigrate | Göç etmek | Im migren tedavisi için göç etmis insanlarin oldugu sitreyi isaret ediyordu. | Imigreyt |
| Immigration | Göç | Im | migren tedavisi olan on göçmeni gösteriyordu. | Imigreysin |
| Implicit | Üstü kapali | Im | pilici it diye emir verdi üstü kapali. | Implisit |
| Implore | Yalvarmak | Im | pil orada kalsin diye bana yalvardi. | Imploi |
| Imply | Dolayli anlatmak | Im | pili ya bana dolayli anlatan bir site açarsa? | Implay |
| Impolite | Kaba | Im | politikayi kaba bulan bir siteyi tikladi. | Implayt |
| Import | Ithalat | Im portali ülkemiz ithalatla gelen bir uygulamadir. | Impoit |
| Importance | Önem | Im portu anca siz önem verirseniz çalisir. | Impitins |
| Important | Önemli | Im | porta ant içti seni önemli görecegim diye. | Impoitint |
| Importune | Sik bogaz etmek | Im | portunu asla sik bogaz etmedi. | Impoityuin |
| Impose | Vergi koymak | Im | pozu için vergi koyan mankeni tikladi. | Impouz |
| Imposing | Heybetli | Im pozu Ingiltere'nin en heybetli sitesine koyuldu. | Imposin |
| Impossible | Imkansiz | Mission Impossible filmi | imkansiz görevleri anlatiyordu. | Impasibil |
| Impostor | Dolandirici | Imparator Ostor | tam bir dolandirici çikti. | Imposti |
| Impotence | Iktidarsizlik | Imparator o tencereyi iktidarsizlik sembolü olarak kabul etti. | Impitins |
| Impotent | Iktidarsiz | Impotent adli ilaç iktidarsizliga iyi geliyor. | Impitint |
| Impoverish | Fakirlestirmek | Imparatorun o verdigi is | beni fakirlestirdi. | Impoviris |
| Impracticable | Uygulanamaz | Im | pratik ele bile verilse artik uygulanamaz. | Imprektikbil |
| Impregnant | Hamile birakmak | Im-pire gene ant içip hamile birakacagim | dedi. | Impregnint |
| Impress | Etkilemek | basmak | Im | pres yapip etkilemeye basaldi siteleri. | Impres |
| Impression | Izlenim | etki | Im pressi on dakika sürdügü için iyi bir etki ve izlenim birakti. | Impresin |
| Impressive | Etkileyici | Im presi ve ben etkileyici sayfalar açiyoruz. | Impressiv |
| Imprint | Damga basmak | Im | print isaret iyerine damga basar oldu. | Im print |
| Imprison | Hapsetmek | Im | pire son kez hapis edilecek | dedi. | Imprizin |
| Improbable | Olmayacak | Im | puro baba ile içilmesi olmayacak bir hayal dedi. | Improbibil |
| Improper | Uygunsuz | Im | puro per perisan etti beni uygunsuz yakalanmama neden oldu. | Impropi |
| Improve | Düzelmek | Im | prova yapip hatalarini düzeltti. | Impruv |
| Improvise | Aninda uydurmak | Im puro vize almasi gerektigi yalanini aninda uydurdu. | Improviz |
| Imprudent | Düsüncesiz | Im | puradan bahsederken düsüncesiz davrandi. | Impruidins |
| Impudence | Yüzsüzlük | Im bu dansa koca bir yüzsüzlük yapip beni çagirmadi. | Impyuidins |
| Impulse | Dürtü | Impals parfümü insanin dürtülerini harekete geçiriyordu. | Impals |
| Impulsive | Itici güç | Im | pul sever çünkü pul onda itici güç yaratir. | Impalsiv |
| Impunity | Cezasiz kalma | Im | bunu it yerine cezasiz kalmasin diye kediye yedirdi. | Impyuiniti |
| Impure | Pis | kirli | Im püre yemegi pis olsa bile sever. | Impyui |
| Impute | Suçu üstüne almak | Im | puta senin suçunu üstüne alirim | dedi. | Impyuit |
| In | Içinde | In içinde kocaman bir ayi gördügünüzü hafizanizda canlandiriniz. | In |
| Ilnability | Yetersizlik | In abili iti kavalayin yetersizlik göstermeyin. | Inibiliti |
| Inaccessible | Erisilmez | Inek sesi bile son günlerde bana erisilmez geliyor. | Inaksisibil |
| Inaccurate | FALSE | In aç cüret ederse kapiyi ama bu çok yanlis bir davranis olur. | Inakyurit |
| Inactive | Durgun | In aktif et durgun sayfayi diyen çocugu hafizanizda canlandiriniz. | Inaktiv |
| Inadequate | Yetersiz | In aduket çek diyen yetersiz bir ateri oyuncusuyum. | Inadikvit |
| Inalienable | Yaniltici | In Aleyna bile seni yaniltici bulmadan hemen asagi in. | Ineylyinibil |
| Inalterable | Degismez | In halteri ablaya ver degismez denen kas bak o zaman nasil degisir | Inoiltribil |
| Inanimate | Cansiz.ölü | Inananmadi arkadasinin cansiz bedenini yerde görünce. | Inanimit |
| Inappropriate | Uygunsuz | In o puroyu ve pireyi at çünkü ikiside bize uygunsuz. | Inproupiit |
| Inapt | Yeteneksiz | In aptalin yeteneksiz kafasina ey pire dediginizi hayal ediniz. | Inapt |
| Inarticulate | Anlasilmaz | In artik kul egit dememin nesi anlasilmaz geldi? | Inaitikyulit |
| Inas much as | den dolayi | In az maçi as bugün sinavdan dolayi siki çalismaliyiz. | Iniz maç iz |
| Inattentive | Dikkatsiz | In attan tv izle çünkü sen biraz dikkatsizsin. | Initentiv |
| Inaudible | Isitilmezse | In audi bile daha güzel demem isitilmezse yuh. | Inoidibil |
| Inaugural | Açilis konusmasi | In Ugur'u al yanina o sana açilis konusmasini yapar. | Inogyuril |
| Inaugurate | Törenle açmak | In Ugur'u at kürsüden ve söleni törenle aç. | Inoigyuireyt |
| inborn | Dogustan | In burnunu göreyim dogustan mi böyle diye. | Inboin |
| Inbuilt | Gömme | In | bu ilde gömme merkezi var mi arastir. | In built |
| Incalculable | Tertemiz | In çal çul abla için çünkü o sana hesaplanamaz iyilik yapti. | Inkalkyulibil |
| Incapable | Yeteneksiz | In kapi bile kafanda tasiyamazsin o kadar yeteneksizsin. | Incakeypil |
| Incarnation | Kisilesme | Inkarnasyon bir kisilesme ifadesidir. | Inkaineysin |
| Incautious | Tedbirsiz | In kosusunu tedbirsiz bir ayi kazanamaz. | Inkoisiz |
| Incendary | Kundakçi | Ince dariyi karsindaki kundakçi koparmisti. | Insendyiri |
| Incense | Öfkelendirmek | Incen ise soförü öfkelendirmeden in. | Insens |
| Incentive | Dürtü | Incen tv önünde dürtülerim bunu söylüyor. | Insentiv |
| Incessant | Araliksiz | Ince sandigim insanlar araliksiz beni üzdü. | Insesint |
| Inch | Inç | 117 inç ekran televizyon aldiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Inç |
| Incest | Akrabala zina | Ensest iliski demek akrabala zina demektir ve günahtir. | Insest |
| Incident | Olay | Inci'den tabiki olayi anlatmasini bekliyoruz. | Insidint |
| Incinerate | Yakip kül etmek | Inci nerede ise o bölge yakip kül edilir. | Insinireyt |
| Incise | Oymak | Incise onun gerçek oldugunu içini oyarak anlarim. | Insayz |
| Incisive | Keskin | Incisi ve o keskin kokusu beni mahvetti. | Insaysiv |
| Incisor | Kesici dis | Inci sor ve kesici disinle onu kontrol et | sahtemi degilmi. | Insayzi |
| Incision | Üstderi | Incisi on para etmedigi gibi üst deriyi de hasta etti. | Insijin |
| Incite | Kiskirtmak | Incite incite beni kiskirttin dediginizi hayal ediniz. | Insayt |
| Incitement | Kiskirtma | Incitemen nasilsa o yüzden artik beni kiskirtma. | Insaytmint |
| Incline | Egilmek | Inceligine saygimdan egiliyorum dediginizi hayal ediniz. | Inklayn |
| Include | Dahil etmek | In kilodu da dahil et satacagimiz malzemelere. | Inklud |
| Inclusive | Dahil etme | In kulu sev ve sevdikleriniçine onu da dahil et. | Impait |
| Incognito | Kimligini gizleyerek | In çok notu kim aldiysa bak ve kimligini gizleyerek gel. | Inkognito |
| Incoherence | Tutarsizlik | Ince örünce kalipla bire tutarsizlik olustu. | Inkouhirins |
| Incoherent | Tutarsiz | Ince örende kabahat zaten demen çok tutarsiz bir davranisti. | Inkouhirint |
| Income | Gelir | In kam getir | onlarin satislariyla iyi gelir elde ederiz. | Inkam |
| Income tax | Gelir vergisi | In kami taksiye koy-önce gelir vergimi ödeyecegim. | Inkam taks |
| Incomparable | Essiz | benzersiz | In kumbarayi bul onun essiz oldugunu unutma. | Inkompiribil |
| Incompatible | Uyusmaz | In kampa tablet bilgisayar götür | uyusmazsa geri getir. | Inkimpatibil |
| Incompetence | Beceriksizlik | In .com'un potansiyeli beceriksizlik seviyesindeydi. | Inkompitins |
| Incompetent | Beceriksiz | In.com patenti al kesfin için beceriksiz degilsin sen. | Inkompitint |
| Incomplete | Eksik | In komple temizle eksik olan yerleri. | Inkimpliit |
| Incomprehensible | Akil almaz | In | kompresi bile akil almaz derecede kendine sigdirdi. | Inkomprihensibl |
| Inconceivable | Anlasilmaz | In son sivili bile kap getir demeniz anlasilmaz bir durum yaratti. | Inkinsivibil |
| Inconclusive | Sonuçsuz | In son kulu sev sende sonuçsuz kalirsa kalsin. | Inkinkluisiv |
| Inconsequent | Mantiksiz | In son seken topun dibine demen çok mantiksizdi. | Inkosikvint |
| Inconsiderable | Önemsiz | In son side erine abla helikopterle | hiçbir er önemsiz degildir. | Inkinsidiribil |
| Inconsistent | Kararsiz | In son sisten kurtulduysan yanima gel kararsiz kalma. | Inkinsistint |
| Inconspicuous | Göze çarpmaz | In son sipaci Oguz'a git göze çarpmazsa eger. | Inkinspikyuis |
| Inconstant | Degisken | In kon stand üzerine degisken biri olsanda. | Inkonsint |
| Inconvenient | Zahmetli | Insan ve niyeti kanimca anlamasi zahmetli bir istir. | Inkinviint |
| Incorporate | Birlestirmek | In kor boruyu at demen yerine onlari birlesitir demen lazimdi. | Inkoupreyt |
| Incorrect | FALSE | In kor ek kalbime demen çok yanlisti. | Inkirekt |
| Incorrigible | Adam olmaz | In koruyucu bile senden iyi durur nöbette | senden adam olmaz. | Inkoricibil |
| Increase | Artmak | In keriz ordan asagi burda artan fiyatlara bak. | Inkriis |
| Increasingly | Giderek artan | In kerizinle ingilizce çalis giderek artan bilgilerin çogalsin. | Inkrisinli |
| Incredible | Inanilmaz | Inanilmaz derecede in kredi bul bana. | Inkredibil |
| Incredulous | Kuskulu | In kredili Oguz'a kuskulu gözlerle bak. | Incredyulis |
| Incriminate | Suçlamak | In kremini at deyince hemen beni suçladi. | Inkrimineyt |
| Incubator | Kuluçka makinasi | Inci Batur son derece modern bir kuluçka makinasi aldi. | Inkyubeyti |
| Incur | Tutulmak | Incir toplayan güzele tutuldugunuzu hafizanizda canlandiriniz. | Inköi |
| Incurable | Tedavi edilemez | In kur abla tedavi edilemez hastanin yatagini. | Inkyuribil |
| Indebted | Borçlu | In deb tep diye davul çal borçlunun kapisinda. | Indeptid |
| Indecency | AhlaksiZlik | Inde sinsi kisiler ahlaksizlik yapiyorlardi. | Indisinsi |
| Indecent | Ahlaksiz | Inde sent bulup biraz ahlaksiz seyler yaptin. | Indisint |
| Indecision | Kararsizlik | In disisin sen arabadan in kararsizlik yaratma bende. | Indisijin |
| Indecisive | Kararsiz | In disisi ve erkegi ne kadar kararsiz varsa insin. | Indisaysiv |
| Indeed | Gerçekten | In dedi mi gerçekten bana arabadan? | Impouz |
| Indefatigable | Yorulmaz | In de Fatih | ablaya çünkü o sporcudur yorulmaz. | Indifatgibl |
| Inde finable | Tanimlanamaz | In defineyi bul | harita tanimlanamaz olsa da | Indifaynibil |
| Indefinite | Belirsiz | In define it biraz her nekadar belirsiz olsada o sandik define olabilir. | Indefinit |
| Indelible | Silinmez | In deli bile hiç silinmez bir kalem icat etmis asagi inde icat bul. | Indelibl |
| Indelicate | Terbiyesiz | In deli kedi asagiya seni terbiyesiz. | Indelikeyt |
| Indemnify | in zararini ödemek | In | demin fayi kirdin | zararini öde. | Indemnifay |
| Indent | Satirbasi | Inden tek bir satirbasi haber çikaramayiz. | Indint |
| Indenture | Sözlesme | Inden tura sadece sözlesme ile gidebilirim. | Indençi |
| Independence | Bagimsizlik | In-tepende dans edenlerin bagimsizlik seslerini dinle. | Indipendins |
| Independent | Bagimsiz | In tepen Ted'in ulastigi bagimsiz topraklarin haritalariyla doluydu. | Indipendint |
| Indescribable | Tarifsiz | Inde scrible oynamak kadar tarifsiz bir zevk olamaz. | Indiskraybibl |
| Index | Dizin | Index sayfasi dizinlerin yerini bizlere belirtir. | Indeks |
| Index finger | Isaret parmagi | Index | fingirdeyen kisileri isaret parmagiyla gösteriyordu. | Indeks fingi |
| Indian | Hintli | Indi an hemen Hintliyi de hoca bize tarih anlatsin. | Indiyin |
| Indian summer | Pastirma yazi | Indigi an Sümer'de pastirma yazi yasaniyordu. | Indiyin sami |
| Indicate | Göstermek | Indi kediyi gösterdi bana dediginizi hayal ediniz. | Indikeyt |
| Indicator | Gösterge | Indi katir kilo artis göstergesini bana inceletti. | Indikeyti |
| Indict | Suçlamak | Indikte ne oldu anca beni suçladin. | Indikt |
| Indictment | Suçlama | Indik mentesene oturduk diye suçlamaya ugradik. | Indiktmint |
| Indifference | Aldirmazlik | Indi firinci asagiya ama ona aldirmazlik sergiledim. | Indifirins |
| Indigestible | Sindirimi güç | Indi kesti bile bu sindirimi güç hayvanlari. | Indicestibil |
| Indigestion | Hazimsizlik | Indi kesti onu kasap | çünkü hayvan hazimsizlik geçiriyordu. | Indicessin |
| Indignant | Öfkeli | Indigine ant bile içerim dedi öfkeli kisi. | Indigmint |
| Indignation | Öfke | Indigine ant içen on kisi de öfke saçiyordu etrafa. | Indikneysin |
| Indirect | Dolayli | In direk üzerinde ne yaziyorsa dolayli olmadan bana anlat. | Indirekt |
| Indiscreet | Bosbogaz | In diz kirit biraz demen bosbogaz oldugunu kanitladi. | Indiskrit |
| Indiscreation | Bosbogazlik | In diz kirit on kez demen bosbogazlik yapmaktir. | Indiskriisin |
| Indiscriminate | Gelisi güzel | In diz kremini at disari gelisi güzel. | Indiskriminint |
| Indispensable | Vazgeçilmez | Indi sapan sapla dedi vazgeçilmez topunun üzerine. | Indispensibil |
| Indisposed | Keyifsiz | In diz pozu at ben keyifsiz olsam bile bu ise yarar. | Indispouzd |
| Indisposition | Keyifsizlik | Indise pozisyonunu alsin | bizlere keyifsizlik rolü yapacak. | indispouzisin |
| Indisputable | Tartisilmaz | In despot abla tartisilmayacagini gör. | Indispyuitibil |
| Indistinct | Iyice görülmeyen | In | diz tink tonk sesi çikariyorsa iyice görülmeyen birsi vardir. | Indistink |
| Individual | Bireysel | Indi video aldi ve hiç bireysel danismanina videoyu izletti. | Individyuil |
| Individualism | Bireycilik | In dvd al isim ver ve bireyselcilik imkanlarimizdan faydalan. | Individyuilizm |
| Individualist | Bireyci | In DVD al istersen deyisinizi bireyci bir bakis açisiyla elestirdim. | Individyuilist |
| Individually | Teker teker | Indi video aliyo deyisini teker teker izletti millete. | Individyuili |
| Indivisible | Bölünemez | Indi ve Sibel'e bu pasta bölünemez çünkü o bir oyuncak pasta dedi. | Indivizibil |
| Indolent | Tembel | In dolandi agzima tembel ayi hala orda yatiyor. | Indilint |
| Indoor | Ev içinde | In dur yillarca evin içinde dediginizi hayal ediniz. | Indoi |
| Induce | Ikna etmek | In dusa girmeyi ikna et dediginizi hayal ediniz. | Indyuis |
| Induct | Göreve getirmek | In doktoru yeni görevine getir. | Indakt |
| Indulge | Anlayis göstermek | In dalgiç tarafindan bulundu anlayis gösterirseniz ilk biz inceleyecegiz. | Indalc |
| Industrial | Endüstriyel | Endüstriyel alanda ürünler vermekteyim. | Indastriil |
| Industrialize | Sanayilesmek | Endüstri Alize rüzgarlarini bile sanayilestirdi. | Indastriiliz |
| Industrious | Çaliskan | Endüstri Oguz'u daha da çaliskan hale soktu. | Indastriis |
| Inedible | Yenmez | In Edible konus yenmez demesine bakma yenecek takimimiz | Inedibil |
| Ineffective | Etkisiz | In efektif döviz kurunu etkisiz hale getir. | Inifektiv |
| Inept | Uygunsuz | Inipte sizi uygunsuz yakalayacagim dediginizi hayal ediniz. | Inept |
| Inequality | Esitsizlik | Inek kalitesi her çiftlikte ayni olmamasi esitsizlik yaratiyordu. | Inikvoliti |
| Inert | Hareketsiz | In ertele maçi | herkes hareketsiz kalsin. | Ineöit |
| Inessential | Gereksiz | In | esen sali getir o orda gereksiz duruyor. | Inisensil |
| Inestimable | Paha biçilmez | In''estim abla''de ki paha biçilmez bir söz olsun. | Inestimibil |
| Inevitable | Kaçinilmaz | In evi tablo ile donat | bu kaçinilmaz bir sey çünkü. | Inevitibl |
| Inexpensive | Ucuz | Inekse pense ve ucuz ot almak istiyorudu. | Inikspensiv |
| Infant | Küçük çocuk | In fanta al ve onu küçük çocuga ver. | Infint |
| Infantile | Çocukça | In fanta ile bana çocukça sarkilar söyle. | Infantayl |
| Infantry | Piyade | In fan tiri birkaç piyadeyide tasiyordu | bak. | Infintri |
| Infatuate | Aklini çelmek | In fotoyu at ve sevgilinin aklini çel. | Infatyueyt |
| Infect | Bulasmak | Enfekte olan virüs | herkese bulasacakti. | Infekt |
| Infection | Bulasma | Enfeksiyon yani bulasma ihtimali çok yüksek bir virüstü bu. | Infeksin |
| Infinitive | Mastar | Infiniti Tv'de mastar konusunu anlatiyordum. | Infinitiv |
| Infinity | Sonsuzluk | Infinity Tv'nin logosunda sonsuzluk isareti vardi. | Infiniti |
| Infirm | Zayif | halsiz | In firmaya o halsiz adam yukari çikar. | Inföim |
| Infirmary | Revir | In firma ari logosunu sök dedigimden beri adam revirde yatiyor. | Inföimiri |
| Infirmity | Zayiflik | In | firma itini besle biraz zayifliktan ölecek. | Inföimiti |
| Inflame | Tutusturmak | In flamayi sen tutustur dediginizi hayal ediniz. | Infleym |
| Inflammable | Çabuk tutusur | In flama bile çabuk tutusur çabuk kurtar yangindan. | Inflamibil |
| Inflammation | Iltihap | In flamami at o elde iltihap yaratiyor. | Inflamimeysin |
| Inflate | sisirmek | In fil at önüme o filli balonu ben sisiririm. | Infleyt |
| Inflation | Para siskinligi | Enflasyonun anlami para siskinligidir. | Implikeyt |
| Infringe | Tecavüz etmek | In firinciya tecavüz eden adami yakala. | Infrinc |
| Infuse | Demlemek | In asagi füze yolla çay demleyenlerin üzerine. | Infyuiz |
| Inhabitable | Oturmaya elverisli | In habitata bul oturmaya elverisli bir yer. | Inhabittibil |
| Inhale | Içine çekmek | In Hale oradan yoksa bu girdap seni içine çekecek. | Inheyl |
| Inherent | Dogustan | In | her entrika yapani dogustan ölümüne kadar saklardi. | Inhirint |
| Inherit | Miras almak | In asagi her it için bir miras al gel. | Inherit |
| Inhibit | Alikoymak | In | HB itini ali koyan bir indir. | Inhibit |
| Inhuman | Insanlik disi | In | huyumun içindeki insanlik disi düsüncelerimi ortaya çikardi. | Inhyuimin |
| Initial | Birinci | In iti al gel köpek yarisina sokalim birinci olursa zengin oluruz. | Inisil |
| Initiate | Baslatmak | in iti at asagiya ve temizlige baslat. | Inisieyt |
| Initiative | Insiyatif | Insiyatif alip bu kavgayi sonlandiracagim. | Inisitiv |
| Inject | Igne yapmak | Incekti ama igne yapilinca gene sisti kol. | Incekt |
| Injection | Igne | Enjeksiyon kabina igne doldurdugunu hayal ediniz. | Inceksin |
| Injudicious | Düsüncesiz | In judocu Oguz çok düsüncesiz davrandi. | In |
| Injure | Yaralanmak | In juri yaralanmis ise onlari tedavi et. | Inci |
| Injury | Zararli | In juriyi etraftaki zararli maddelerden arindir. | Inciri |
| Ink | Mürekkep | Ink marka mürekkep kalem satin aldim. | Ink |
| Inkling | Isaret | Ink linkinin isaretini bulursam hemen kalemi siparis edecegim. | Inkiling |
| Inky | Mürekkepli | Ink'i sadece mürekkepli oldugu için aldim. | Inki |
| Inlaid | Islemeli | Inledi onun islemeli gelinligi yaninca. | Ineylyinibil |
| Inland | Ülkenin iç kismi | In lan durakta-ülkenin iç kismi için haritaya bak… | Inlind |
| Inlay | Dis dolgusu | In lay lay lom diye sevin | dis dolgun bittigi için. | Inlay |
| Inlet | Geçit | Inlet bu geçidin her kösesini yeni aldigin ses sesiteminle. | Inlet |
| Inmate | Oturan | sakin | In matematik çalisan sakin çocugun yanina otur. | Inmeyt |
| Inn | Otel | In mi burasi otel mi belli degil kardesim. | In |
| Innate | Yaradilistan | Inati bence yaradilistan böyleydi. | Innneyt |
| Inner | Iç | Iner yakinlarinin yanina ve onlarin içini rahatlatir. | Ini |
| Inkeeper | Hanci | 'In-kepi er geç bul'' dedi hanci bey. | Inkiipi |
| Innocence | Suçsuzluk | In | o sinsiyi suçsuzluk duygusuna kavustur. | Inosins |
| Innocent | Suçsuz | In o senti yerine birak suçsuz oldugunu kanitla. | Inosint |
| Innovation | Yenilik | Inovasyon kartlarinizi kampanya yeniliklerinde kullanacagiz. | Innouveysin |
| Innuendo | Üstü kapali söz | In | o en dogal hakkindemenin üstü kapali bir izahini ariyordum. | Inyuendo |
| Innumerable | Sayisiz | In numara bul defterden sayisiz kisiler kadar olsun. | Innuimiribl |
| Inoculate | Asilamak | In okula da ve ögrencilere güzle bilgiler asila. | Inokuleyt |
| Inoffensive | Zararsiz | In ofensif saldirgan takimi zararsiz bir takima çevir. | Inifensiv |
| Inopportune | Zamansiz | In o portuna internet bagla demen çok zamansizdi. | Inopityuin |
| Inorganic | Cansiz | Inorganik besinler beni cansiz bir insan yapiyor. | Inoiganik |
| Inpatient | Hastanede yatan kisi | In patent al hastanede yatan kisiden. | In patiint |
| Input | Girdi | In put kir ve girdilerini arttir dediginizi hayal ediniz. | Input |
| Inquest | Resmi sorusturma | In kestigi adami sakladigi yerdi bu resmi sorusturmada çikti. | Inkvest |
| Inquetude | Endise | In küveti tut derken biraz endiseliydim. | Inkwayityud |
| Inquire | Sorusturmak | inkar ettigi için olayi tekrar sorusturacagiz. | Inkwayi |
| Inquiring | Merakli | Inkarinin galibi sonu gelmeyecek | ama bende merakliyim. | Invaying |
| Inquiry | Sorgu | Inkari çoklu sorgumun sebebiydi dediginizi hayal ediniz. | Insinireyt |
| Inquisitive | Merakli | Incise onun gerçek oldugunu içini oyarak anlarim. | Inkvizitv |
| Insane | Deli | Insan eger delice asik olmasa hayat çekilmez olur dediginizi hayal ediniz. | Inseyn |
| Insanitary | Sagliga zararli | Insan | ateriyi sagliga zararliysa oynamamali. | Insiniteri |
| Insanity | Delilik | Insan iti yasatmali | delilik yapip ölüdrmemeli. | Insijin |
| Insatiable | Doymak bilmez | In Sati Abla | senin o doymak bilmez karnini doyuracagim. | Inseysyibil |
| Inscribe | Kaydetmek | Insani kirib sonrada onu telefona kaydetmen çok kötü. | Inskrayb |
| Inscription | Kayit | Ins kirip isini geçersin ve Guiness rekorlarina kayit hakki kazanirsin. | Inskripsin |
| Insect | Böcek | Insekte biraz böcek avlasak dediginizi hayal ediniz. | Insekt |
| Insecticide | Böcek ilaci | Insek deseydi gider böcek ilaci alirdim. | Insektisayd |
| Insecure | Emniyetsiz | Inek üre testine ama orasida çok emniyetsiz-hasta olabiliriz. | Insikyu |
| Insensible | Duygusuz | Insansi bile degil bu duygusuz adam. | Insensibil |
| Insensitive | Duyarsiz | Insansi TV bizlere duyarsiz olmamayi ögretecek. | Insensitiv |
| Insert | Sokmak | In | sert bir sekilde sok kablonu antenine. | Insört |
| Insertion | Sokma | In sert isin tedavisi yaptir | korkma acisi sinek sokmasi gibi bir sey | Insöisin |
| Inside | IÇ taraf | In Side sahilinin iç tarafina sinsi bir sekilde. | Insidis |
| Insidious | Sinsi | In Side'ye Oguz'un yanina sinsi bir sekilde. | Insidis |
| Insight | Anlayis | In Sait Bey'in yanina o çok anlayisli biridir. | Insayt |
| Insignificant | Önemsiz | In sinifça ant iç hergün bu önemsiz degil. | Insignifikint |
| Insincere | Samimiyetsiz | Isin ceremesini çeksin samimiyetsiz herif. | Insinsii |
| Insinuate | Çitlatmak | Insin o ateistin kulaklarina birseyler çitlatsin. | Insinyueyt |
| Insipid | Sikici | In sepeti al demen çok sikici geldi bana dedidginizi hayal ediniz. | Inspid |
| Insist | Israr etmek | In siste yürü deme bana lütfen israr etme. | Insist |
| Insistence | Israr | In sisten önce dememi israr olarak algiladin. | Insistins |
| Insolent | Küstah | In sola en temiz dönüsünü yap dedim adama küstahça. | Insilint |
| Insoluble | Erimez | In solu bile bilemez bu adam yürü yolda bence ayakkabilarin erimez. | Insolyubl |
| Insolvent | Iflas etmis | In sol ve sagda duran iflas etmis adama bak. | Insolvint |
| Insomnia | Uykusuzluk | Insomnia hastaliginin anlami uykusuzluktur. | Insomni |
| Insomuch | O kadar ki | Inse o maçi izlese keske okadar ki isterdim. | Insoumaç |
| Inspect | Denetlemek | Inse pekte denetleyecek bir sey bulamaz burada. | Inspekt |
| Inspection | Denetleme | Inse pekte isin denetleme isini yapamaz bu karanlikta. | Inspeksin |
| Inspire | Esinlemek | Inse pireden esinlense dediginizi hayal ediniz. | Inspayi |
| Inspiretion | Ilham | Inse pire isin gösterisi yapsa kesinlikle ondan ilham alirim. | Inspreysin |
| Install | Kurmak | Install tusu programi kurmak için kullaniriz ve bu tusu bilgisayarda sikça görürüz. | Instoil |
| Installation | Kurma | Install atiyon bana ama ben kurma olayini beceremiyorum. | Instoileysin |
| Instalment | Taksit | In süt al mentol koksun parasini taksit taksit öderiz. | Instoilmint |
| Instance | Defa | kez | In süt anca on kez kaynatirsan piser | in de bir defa daha kaynat. | Instins |
| Instant | Hemen olan | In stanttan deyip hemen asik olan adama bakin. | Instint |
| Instantly | Derhal | In stantli yerlerden derhal dediginizi hayal ediniz. | Instintli |
| Instead | Yerine | In istedi ama onun yerine ona ahir verildi. | Instid |
| Instep | Ayak üstü | In step üzerinden hareketlerini ayak üstü yap. | Instep |
| Instigate | Kiskirtmak | In iste git | ahir iste istersen ama onu sakin kiskirtma. | Insitigeyt |
| Instract | Egitmek | ögretmek | Inse traktör kullanmasini ögretse bize. | Instrakt |
| Instraction | Egitim | Inse direksiyon egitimi alsa ne güzel olurdu. | Instrksin |
| Instractor | Egitmen | Inse traktör kullansa bizimö egitmen dediginizi hayal ediniz. | Instrakti |
| Instractive | Egitici | Interaktif derslerimizin çok egitici oldugunu hafizanizda canlandiriniz. | Instraktiv |
| Instrument | Enstrüman | Enstrüman çaldiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Instrumint |
| Insubordinate | Itaatsiz | In su borusu donat her yere dedigimde bana itaatsiz davraniyordu. | Insibodinit |
| Insufferable | Dayanilmaz | In su ver ablaya çünkü o bu dayanilmaz sicakta çalisiyor. | Insafireybil |
| Insufficient | Eksik | In sufici enistenin yanina eksik bir seyin var mi diye sor. | Insifisint |
| Insular | Ada ile ilgili | In sular basti alt kati | ada ile ilgili bir sorun var. | Insyuli |
| Insulate | Izole etmek | In | sula temizle bahçeyi otlardan izole et. | Insulueyt |
| Insult | Hakaret etmek | In sultanim ordan bu kisiler size hakaret ediyorlar. | Insalt |
| Insure | Sigorta ettirmek | In | sure oku hergün bu sureler diger yasamini sigorta ettirir. | Insui |
| Insurence | Sigorta | Ine sürünce arabami acaba sigortasi var mi diye düsündüm. | Insuirins |
| Insurgent | Baskaldiran | In sür kent size baskaldirirsa bile in asagi arabayi sür. | Insöcint |
| Insurmountable | Basa çikilmaz | In sor montu bul yoksa bu görevli basa çikamaz bunla. | Insimountibil |
| Insurrection | Isyan | In sür eksiyen dilime buzu | yoksa isyan ederim acidan | Insireksin |
| Intact | Dokunulmamis | In tak yapay kolu ama o kol dokunulmamis olsun daha önceden. | Intakt |
| Integral | Bütün | tam | Integral sorularinin bütününü çözebilirim. | Intigril |
| Integrate | Tamamlamak | Integre et beni takima | takim tamamlansin. | Indtigreyt |
| Integration | Bütünlestirmek | Integrasyon tamamlaninca tüm takim bütünlesecek. | Integreysin |
| Integrity | Bütünlük-Inde gridi bu alet | demekki bütünlük bozulmus. | Integridi |
| Intellect | Akil | Intel ekti bir bilgisayar | simdi akli ile para biçiyor. | Intilekt |
| Intellectual | Çok akilli | Entelektüel insanlarin çok akilli oldukarini düsününüz. | Intilekçuil |
| Intelligent | Zeki | In teli cint diye kopar zekice dediginizi hayal ediniz. | Intelicint |
| Intelligible | Anlasilir | In teli cibildak elle tut ama anlasilir | en iyisi tutma. | Intelicibil |
| Intemperate | Asiri | In tempra gibi attan | asiri yoruyorsun onu.q | Intempirint |
| Intend | Niyet etmek | In tende su kalmasa bile oruç tutmaya niyet et. | Intend |
| Intense | siddetli | Indense tek odali bir yeri daha siddetli istiyordu. | Intens |
| Intensify | siddetlenmek | In direk üzerinde ne yaziyorsa dolayli olmadan bana anlat. | Intensifay |
| Intensity | siddet | Inden siteye çok siddetli saldirilar geliyordu. | Intensiti |
| Intent | Istekli | In ten tesirli ilaci istekli olarak iste dediginizi hayal ediniz. | Intent |
| Intent on | Ile meskul olmak | Inden don almakla meskul oluyordum. | Intent on |
| Intentional | Kasitli | Indendi senol abi-yoksa kasitli olarak sakalasmazdim. | Intentsinil |
| Inter | Gömmek | Inter | eski ünlü futbolcusunu topraga gömdü. | Intöi |
| Intercede | Aracilik etmek | Intercidi benim aracilik etmek istedigim futbolcu. | Intisid |
| Intercept | Durdurmak | Inter | cepten futbolcu transferini durdurdu. | Intisept |
| Intercession | Aracilik | Intercesi on tane futbolcuya aracilik etmis demektir. | Intisesin |
| Interchange | Degis tokus etmek | Inter cihangir stadini kendi stadiyla degis tokus etmek istedi. | Intiçeync |
| Intercourse | Iliski | Inter kursa aldigi futbolcularla ciddi iliskiler kurdu. | Intikous |
| Interdict | Yasaklamak | Inter diktigi formayi yasakladi. | Intidikt |
| Interest | Ilgilenmek | Inter esti geçti bu sene hep Inter maçlariyla ilgilendim. | Intrist |
| Interested | Ilgili | Enterese edmez seni çünkü konu seninle ilgili degil. | Intristid |
| Interesting | Ilginç | Inter estin geçtin bu yil çok ilginç enteresan bir takim kurmussun. | Intristing |
| Interface | Arayüz | Inter | Face sayfasinin ara yüzünü stadyuma asmisti. | Indoi |
| Interfere | Karismak | Inter fareye bile karistirirdi dediginizi hayal ediniz. | Intifli |
| Interference | Karisma | engel | InterFransa maçinin oynanmasina engel oldum. | Intifiins |
| Interior | Içerdeki | Inter'i oracikta içerdeki taraftarlar kutladi. | Intiirii |
| Interject | Araya sokmak | Inter ceketini arayan taraftarini araya adam sokarak sakinlestirdi. | Inticekt |
| Interlock | Kenetlenmek | Inter lokmasini paylasan futbolculariyla sampiyonluga kenetlendi. | Intilok |
| Interlude | Perde arasi | ara | Inter Lud kavmi videosunu perde arasindan izliyordu. | Intiluid |
| Intermediary | Ara bulucu | Inter medya ariyo diger ülkelere arabulucu olmasi için. | Intimidyiri |
| Intermitted | Aralikli | Inter mit idi aralikli olarak eski mitleri okurlardi. | Intimitint |
| Intern | Göz altina almak | Inter'in gözaltina alinan ilk futbolcusu bendim. | Intöin |
| Internal | Iç | Interi'n aldigi iç tranfer paralari baya yüksekti. | Intöinil |
| International | Uluslararasi | International kulubü ile uluslararasi maça çikacagiz. | Intineysinil |
| Interpellation | Gensoru | Inter | Peleyi isin ile degil gensoruyla geri çagiracak. | Initöpeleysin |
| Interpose | Araya girmek | Inter poz verirken maç öncesi araya girip takimi dagittim. | Intipouz |
| Interpret | Yorumlamak | Inter pire torbasini harika futbolcu olarak yorumladi. | Intöprit |
| Interpretation | Yorum | Inter | pire atiyon diye yorum yapti futbolcusuna. | Intipreteysin |
| Interpreter | Tercüman | Interli pire | ter kokunca hemen tercümanini çagirtti. | Intiöpriti |
| Interrogate | Sorguya çekmek | Inter ok atan topçuyu sorguya çekecegini açikladi. | Innterigeyt |
| Interrogation | Sorgu | Inter | ok atiyon diye seni sorguya alamaz. | Interigeysin |
| Interrupt | Yarida kesmek | Inter raptiye alimini yarida kesti. | Intirapt |
| Intersect | Kesismek | Inter seçti beni ve yollarimiz kesisti. | Intisekt |
| Intersection | Kesisme | Inter seçti onu ve yollarinda kesisme meydana geldi. | Intiseksin |
| Interstate | Eyaletler arasi | Inter stadi yenilecek ve eyaletler arasi oynanmaya elverisli olacak. | Intisteyt |
| Interval | Ara | Inter vali ile ara yapmaya çalisiyordu. | Intivil |
| Intervene | Araya girmek | Inter Van'a gidip maç yapacak diyerek araya girdim. | Intivin |
| Interview | Röportaj | Inter ve ev konularinda röportaj yapacaginizi hayal ediniz. | Intivyui |
| Intestine | Bagirsak | In testine devam et basarirsan bagirsak doktoru olacaksin. | Intiestin |
| Intimacy | Samimiyet | çitlatmak | In temasi çitlat kulagina samimi olarak. | Intimisi |
| Intimidate | Göz dagi vermek | In demedi de gene ufakta olsa bir göz dagi verdi. | Intimideyt |
| Into | in içinde | In tonlarca metre derinligin içindeki madene dediginizi hayal ediniz. | Intu |
| Intolerance | Hosgörüsüzlük | In tolerans gösterme biraz hosgörüsüzlük iyi gelebilir ona. | Intolirins |
| Intonation | Tonlama | In ton atiyon diye yeniden düzenlendi | inde tonlamani gelistir. | Intoneysin |
| Intoxicate | Sarhos etmek | In | toksik atarak sarhos ettigin vücudunu ayilt. | Intoksikeyt |
| Intrepit | Korkusuz | In ver kitabi bana çünkü onun sonucunu çikaracagim. | Intrepit |
| Intricate | Karmasik | Interi kedi bence karmasik duruma soktu. | Intrikit |
| Intrigue | Entrika | Entrika çevirme isinde bir numarasin. | Intriig |
| Introduce | Tanitmak | Intro | dus içinde tanitilmaz banyonu yap çok ve tanit. | Intrudyus |
| Introduction | Tanistirma | Intro | dustan on dakika sonra sizinle tanistirilacak. | Intridaksn |
| Introvert | Içine kapanik kimse | Intro verdi biraz mesaj içine kapanik kimselere. | Introvöit |
| Intrude | Davetsiz girmek | Intro ud sesiyle baslayinca davetsiz girdim sarkiya. | Intruid |
| Intrudesion | Davetsiz girme | Introdasin lütfen davetsiz girme sarkiya. | Intruidjn |
| Intution | Sezgi | In tutuyon kendine ama ayi geleblir sezgin sifir. | Intyuiisn |
| Inundate | Sel basmak | In | unu tat hadi sel basmadan dediginizi hayal ediniz. | Inandeyt |
| Invade | Istila etmek | In vade ile alinmaz ise istila etmek lazim dediginizi hayal ediniz. | Inveyd |
| Invalid | Geçersiz | In validem ordan bu kart geçersiz çalismaz. | Invilid |
| Invalidate | GeÇersiz kilmak | In valide at gitsin karti da geçersiz kil onu. | Invalideyt |
| Invaluable | Paha biçilmez | In | Vali'yi bul ve paha biçilmez degere sattigi mülkü al. | Invalyuibil |
| Invariable | Degismez | In varya abla burda benimle degismez misin? | Invairibil |
| Invasion | Istila | In | vazon ile adeta istila edilmisti dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Inveyjin |
| Invent | Icat etmek | In ve en teknik icadini bana göster. | Inflamimeysin |
| Invention | Icat | In ve en net on icatini göster bizlere dediginizi hayal ediniz. | Invensin |
| Inventor | Mucit | In ventör aletinin mucidi olarak bizlere asagida göster. | Iventi |
| Inverse | Ters | In verse bile besinleri tersine ayi gelip geri alir. | Invöis |
| Inversion | Tersine çevirme | In versiyonunu tersine çevirip izle. | Invöisin |
| Invert | Tersine çevirmek | In verdi ayiyi bana bende onu tersine çevirdim. | Invit |
| Invest | Para yatirmak | In ve es tam üzerime para yatirirken. | Invest |
| Investigate | Arastirmak | In ve esti gitti arastirdigim dosyalar diye bagir. | Investigeyt |
| Investment | Yatirim | In ve esti montuma rüzgar ve tüm yatirimimi aldi götürdü de. | Investmint |
| Invigorate | Canlandirmak | In ve gör atin nasil canlandirildigini. | Inviygreyt |
| Invincible | Yenilmez | In vinci bile içine alir yeterki sen yenilmez bir savasçi ol. | Infoimiliti |
| Inviolable | Dokunulmaz | In ve ayi bul sen dokunulmazsin bir sey yapamazlar. | Invayibil |
| Invisible | Görülmez | In vize bile adeta görülmez olmus | in ve onu bul. | Invizibil |
| Invite | Davet etmek | In | vitamine ihtiyaç duyanlari eve davet et. | Invayt |
| Invoice | Fatura | In ve oy say asagida eger saymazsan faturasi agir olur senin için. | Invoys |
| Inwoke | ege yalvarmak | In ve okey oynamak için bana yalvar. | Invouk |
| Involuntary | Istemsiz | In volen tiri parçaladi istemsizce | bunu izlemeye in asagiya. | Involintri |
| Involve | Karistirmak | In volvo al ama araçlari karistirma dediginizi hayal ediniz. | Involv |
| Inwards | Içe dogru | In vardiysa içe dogru girip baksaydin | Invidz |
| Iodine | Iyot | Iyotuna asla dokunmam dediginizi hayal ediniz. | Ayidin |
| Iranian | Iranli | Irani an çünkü Iranli çok arkadasim var dediginizi hayal ediniz. | Ireynyin |
| Iraqi | Irakli | Irak'i en iyi Irakli biri bilir dediginizi hayal ediniz. | Iraiki |
| Irascible | Çabuk öfkelenir | Iraz cibildak kalinca çabuk öfkelenirdi. | Inhabit |
| Iris | Iris | Iris gözde bulunan narin yapinin adidir | diyordu doktor. | Ayiris |
| Irish | Irlandali | Iri adam ''is için sana Irlandali lazim'' dedi. | Ayris |
| Irksome | Sikici | Irksem aniden bu sana sikici gelir mi? | Öiksim |
| Iron | Ütü | demir | Ironi yaptim ütü ve demir ayni anlama gelmez. | Ayrin |
| Ironical | Alay eden | Ironikal yaklasimlarda asiri alay eden tutum sergilenir. | Ayrinikil |
| Ironing | Ütü isi | Ironin gene hedefini bulmadi-sen ütü isine geri dön. | Ayining |
| Ironmonger | Hirdavatçi | Iran | mangir kazanma isini genelde hirdavatçiliktan saglar. | Ayrinmangi |
| Ironworks | Demirhane | Ironi var kisa ama demirhane ironisi güzeldi. | Ayrinvoiks |
| Irony | Alay | Ironi yapan aslinda kisiyle alay etmektedir. | Ayirini |
| Irradiate | Aydinlatmak | Iradeyi at ve özgürce aydinlat. | Ireydieyt |
| Irrational | Mantiksiz | Irrasyonel sayilari çok mantiksiz buluyorum. | Irasinil |
| Irreconcilable | Uzlasmaz | Iri konsil bile senin uzlasmaz oldugunu kabul etti. | Irekinsaylinil |
| Irredeemable | Çaresiz | Irademe bile çok çaresiz kaldi bu sevgi. | Inceksin |
| Irregular | Düzensiz | Iri güller bile bahçede düzensiz duruyordu. | Iregyuli |
| Irrelevant | Konu disi | Iri Levent bizimle konu disi sohbetler etmek istiyordu. | Irelivint |
| Irreparable | Onarilamaz | iri para bile bulsan kalpte onarilmaz yaran varsa o bunu telafi etmez. | Irepiribl |
| Irreplaceable | Yeri doldurulamaz | Iri plaka abla o | onun yeri doldurulamaz. | Iripleysibil |
| Irreproachable | Dört dörtlük | Iri puro aç abla onun tadi dört dörtlük dediginizi hayal ediniz. | Inkiling |
| Irresistible | Dayanilmaz | Iri siste bile bazen dayanilmaz bir keyif duyarim. | Iriztibil |
| Irrespective | ege bakmaksizin | Iri perspektif cama bakmaksizin virüsü gördüm. | Irispektiv |
| Irresponsible | Sorumsuz | Iri sipan Sibel'e saldirmis sorumsuzca. | Irisponsbil |
| Irretrievable | Ele geçmez | Iri tiri eve bile soksam o tir ele geçmez. | Iretrivibil |
| Irreverent | Saygisiz | Inlet hertarafi sesinle bu geçit töreninde. | Irevirint |
| Irrevocable | Geri alinamaz | Iri vokal bile eger geri alinamaz bir hata yaparsa kovulur. | Irevikibl |
| Irrigate | Sulamaz | Iri git dedi su topragi sula dedi bana. | Irigeyt |
| Irrigation | Sulama | Irgati on kez sulamaya gönderdiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Irigeysin |
| Irritable | Çabuk kizan | Iri tablo çok çabuk kizan biri tarafindan parçalandi. | Inritibil |
| Irritate | Sinirlendirmek | Iri tat ketçaplar beni çok sinirlendirir. | Iriteyt |
| Irritating | Sinir bozucu | Iri tat Ingiltere'de çok sinir bozucu bulunur. | Irititing |
| Is | dir | dir | Is duvardadir dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Iz |
| Islam | Islam | Islam dinini benimsediginizi düsününüz. | Izlam |
| Islamic | Islamla ilgili | Islamik resimler çizmek genelde yasaktir. | Izlamik |
| Island | Ada | Islandi bu yagmur adasinda dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Aylind |
| Isle | Ada | Isle dolmus adanin her yeri dediginizi hayal ediniz. | Ayl |
| Isolate | Izole etmek | Izole et lütfen bunlari dedigimizi hayal ediniz. | Izoleyt |
| Isolation | Yalitim | Izolasyon sirketi bu evin yalitilimindan sorumludur. | Izoleysin |
| Issue | Ortaya çikmak | Is suya degerse isin marifeti ortaya çikar. | Isu |
| It | O | onu | ona | It asla onu ona kiskirtmaz | o sadece objektif bakar olaylara. | Int |
| Italics | Italik | Italik yazi karakterini seçtim dediginizi hayal ediniz. | Itaalik |
| Itch | Kasinmak | It iç bir kasik kasintin aninda geçsin dedi bana. | Iç |
| Item | Madde | It emmesi sonucu çikan hastalik ikinci maddede belirtilmisti. | Aytim |
| Itinerary | Yol | gezi programi | Itine ari verecek gezi programini. | Atininiri |
| Its | Onun | onunki | Itiz biz onun gibi degiliz diyen bir köleyi hayal ediniz. | Its |
| Itself | Kendisi | It selfi çekmeyi kendisinin ögrendigini açikladi. | Itself |
| Ivory | Fildisi | Ivi oraya tasimayalim | orasi hep fildisi dolu. | Ayviri |
| Ivy | Sarmasik | Ivi sarmasik sarmisti | hemen onu temizlemeliyim. | Ayvi |
| Jackdaw | Küçük karga | Jack | dava salonuna küçük kargasi ile geldi. | Cakdyui |
| Jacket | Ceket | Ceket giydiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Cakit |
| Jack pot | Ortada biriken para | Jack | pot kirinca ortada biriken parayi kaybetti. | Cakpot |
| Jade | Yesim tasi | Jade yerde çok güzel bir yesim tasi bulmustu. | Ceyd |
| Jag | Sivri uç | Jag | jaguarin ogluydu ve babasi gibi sivri uçlu disleri vardi. | Cag |
| Jaguar | Jaguar | Jaguar avini tek hamlede yakaladi. | Cagyui |
| Jail | Hapishane | Cahil adam sonunda hapishaneyi boyladi. | Ceyl |
| Jam | Reçel | Cam içindeki reçel her zaman daha sagliklidir. | Cam |
| Jockey | Jokey | Jokey olmak istediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Coki |
| Jog | Hafifçe sarsmak | Joking yaparken hafifçe sarsildim. | cog |
| jogging | yavas yavas kosmak | joking yapmak yavas yavas kosmaktir. | coging |
| join | ege girmek | join insert uyarisi aterilerde olurdu | jeton atarak oyuna girerdik. | coyn |
| join hands | elele vermek | join | Hande ise eger onu ele verecegim. | coin hends |
| join up | kiskançlik | join | up ise uzun bir kiskançlik dönemine girmisti. | coyn ap |
| joiner | marangoz | joyner markasi marangozlukta lider markadir. | coyni |
| joint | ek | eklem | jant ek olarak arabaya monte edilecek. | coynt |
| joke | saka | joke oldum bu saka programindan dediginizi hayal ediniz. | couk |
| jolly | neseli | jöleyi hizlica sürüyordu kafasina çünkü o bugün çok neseliydi. | coli |
| jolt | sarsmak | j olta atarken denize onu korkutup sarstim. | coult |
| jostle | itip kakmak | j üstüle tartisiyordu | k harfini itip kakiyordu. | cosil |
| jot | zerre | j ot toplamayi zerre kadar sevmezdi dediginizi hayal ediniz. | cot |
| jot down | not etmek | j ot davani deftere not ettim dedi bana. | cot davn |
| journal | gazete | j ugurunu al boynuna tak gazeteye öyle git. | cöinil |
| journalist | gazeteci | j ugurunu al istersen gazetecilik biraz sans ister. | cöinilist |
| journey | seyahat | j uguru ney diye seyahat esnasinda düsündüm durdum. | cöini |
| jovial | güler yüzlü | java al ki bilgisayarinizin yüzü güler yüzlü olsun. | coivyil |
| joy | nese | keyif | joy fm dinlemekten keyif aliyorum. | coy |
| joyfull | neseli | joy ful neseli bir radyo kanalidirdediginizi hayal ediniz. | coyful |
| joyous | sevinçli | joy'uz biz sevinçli bir radyoyuz dediginizi hayal ediniz. | coyis |
| jubilant | sevinçten uçan | jübilende ben sevinçten uçuyordum. | cuibilant |
| jubilee | jübile | jubile yapmak isterim tabiki futbol yasantimin sonunda. | cuibilit |
| judge | yargiç | judo gelmez ayagina dedi yargiç bizlere. | cac |
| judgement | yargilama | judo | kement ile asla yargilanamaz-yargilama yapilamaz. | cacmint |
| judicial | hukuksal | judocu al kocani dersem ilerde hukuksal sorunlar yasarsin. | cuidisil |
| judicious | akli basinda | judocu Oguz insallah akli basinda bir kizla evlenir. | cuidisis |
| jug | sürahi | jug diye oturdu zerine sürahi nine kelimesi sana. | cag |
| juggle | hokkabazlik yapmak | cakil ile biraz hokkabazlik yaptik. | cagil |
| juice | meyva suyu | ju içe içe meyva suyu içemez oldum derken kelimesini kullanamadiniz. | cuis |
| juicy | sulu | juicy adli kiz durmadan sulu sakalar yapardi. | cuisi |
| jukebox | parali müzik kutusu | juke | boks yaparken parali müzik kutusunu kirdi. | cuikboks |
| july | temmuz | jöleyi en fazla temmuz ayinda sürerdim. | cuilay |
| jump | ziplamak | cam panel üzerinde çok ziplamayiniz. | camp |
| jumpy | sinirli | cam pi sayisinin cama degmesiyle kirildi ve sinirli ev sahibi ortaligi yikti. | campi |
| junction | kavsak | can kisin asla kavsaktan dönemez arabasiyla. | canksin |
| june | haziran | jön olmak isteyen haziranda sinemamiza basvursun. | cuin |
| Jungle | Orman | Can gil ile orman gezisi yaptik dediginizi hayal ediniz. | Cangil |
| Junior | küçük | genç | Cünyir hakan henüz 15 yasinda bir gençti. | cünyir |
| junk | hurda | junk posta kutumun hurda alanidir dediginizi hayal ediniz. | cank |
| juridical | yasal | jüri dik aldi kararlari ama bunlar yasal kararlardi. | cuiridikil |
| jurisdiction | yargi hakki | jüri dik isin gösterisini yargi hakki olarak kullanacak. | cursdiksin |
| jurisprudence | hukuk | jürisi puro dansini hukuk disi buldu. | curisprudins |
| juror | jüri üyesi | jüri orda duruyorsa o jüri üyesidir. | cuiri |
| jury | jüri | jüri karsisina bu kiyafetle çikma dediginizi hayal ediniz. | cuiri |
| juryman | jüri üyesi | jürimin ve jüri üyelerimin dikkatini çekmek istiyorum. | cuiriimin |
| just | sadece | just do it cümlesi sadece yap anlamini tasir. | cast |
| justice | adalet | jazz | tize uymazsa adalet saglanmaz müzikte. | castis |
| justify | hakli göstermek | jazdi fay hatti üzerinde çalinan müzik sözümü hakli gösterdiniz. | castifay |
| justly | hakli olarak | jaz teli kopmustu hakli olarak kiziyordu. | castli |
| kangaroo | kanguru | kanguru yavrusunu kesesine koymus | gidiyordu. | kangrui |
| keel | gemi omurgasi | kel kafali gemi omurgasini kirmis. | kiil |
| keen | keskin | ken | dövüs öncesi keskin bir bakis atti blanca'ya. | kiin |
| keep | korumak | kep asla kaybolmasin onu siki koruyun askerliginiz boyunca. | kiip |
| keep away | uzak tutmak | kepi eve götürme çocuklardan uzak tut. | kiip ivey |
| Keep on | e devam etmek | Kep on lira ise almaya devam et. | Kiip on |
| Keep up | Sürdürmek | kep on uzun olsada takmayi sürdür kafanda. | kiip ap |
| keep off | uzak dur | kep of artik uzak dur benden dediginizi hayal ediniz. | kiip of |
| keep to | ege bagli olmak | kep tugaya bagli olmak üzere dagitilacak. | kiip tu |
| keep up with | ege yetistirmek | kebab vitamin konusunda meyvalara yetisti. | kiip ap vit |
| keeper | bekçi | kep er ve bekçilere yakisir dediginizi hayal ediniz. | kiipi |
| keeping | koruma | kep Ingiltere'den özel olarak koruma görevlilerimiz için getirilmistir. | kiiping |
| keg | varil | kek kaliplarini varillere doldurmuslar dediginizi hayal ediniz. | keg |
| kennel | köpek kulübesi | kene el degmemis köpek kulübesine gelemez. | kenil |
| kerbstone | kaldirim tasi | kabristanim kaldirim tasindan yapin. | köibstoun |
| kerchief | basörtüsü | kör sef | önündeki basörtüsünü görmüyordu. | köiçif |
| kernel | çekirdek | körün eli çekirdekleri tutacak kadar büyüktü. | köinil |
| kettle | çaydanlik | ketil terine çaydanlik kelimesini kullaniyorum. | ketl |
| kettledrum | davul | ketil | dürüm pisirirken davul gibi sesler çikariyordu. | ketildram |
| key | anahtar | ki ben anahtari bulup içeriye girmeyi tercih ederim. | kii |
| keymen | kilit adam | kimin bu maçta kilit adam olacagini görecegiz. | kiimin |
| keynot | ana fikir | ki not tutmayi sevmem ama sadece anafikri not almak mantikli geldi. | kiinout |
| keyboard | klavye | ki burda süper klavye kullanan biri varkenonu seçmen saçma | kiiboird |
| keyhole | anahtar deligi | ki hole gidemem suan ama anahtar deliginden bakabilirim. | kihoul |
| key ring | anahtarlik | ki ring içinde anahtarlik kaybetmis adamim. | kiiring |
| khaki | haki | haki renklerin bu sene moda oldugunu hafizanizda canlandiriniz. | kaiki |
| khan | hakan | kagan ile hakan eski türk hükümdarlarina verilen ünvanlardi. | kain |
| kick | tekme | kick box yaparken fena tekmeler yedim. | kik |
| kickout | kovmak | ki kot giyen kadini bile kovdular. | kik aut |
| kid | çocuk | kedi artik çocuk kanallarina neden çikmiyor. | kid |
| kidding | saka yapiyor | kedin gene saka yapiyor bana. | kiding |
| kidnap | kaçirmak | kedi naparsa yapsin onu kaçirma dediginizi hayal ediniz. | kidnap |
| kidney | böbrek | kedi ney çalarken ben böbrek pisiriyordum. | kidni |
| kill | öldürmek | kil toprak yemek bizi öldürür dediginizi hayal ediniz. | kil |
| killer | katil | kilerde gördüm katili dediginizi hayal ediniz. | kili |
| killing | öldürücü | kil ingiliz topraklarindan gelmisse öldürücü olabilir. | kiling |
| kiln | firin | kilin eger firin içine düserse hepimiz yandik. | kiln |
| kilogram | kilogram | kilogrami iki liraysa al domates | kilogrim |
| kilometer | kilometre | aracin kilometre hizi satte 50 km'di. | kilimeti |
| kilt | iskoç erkek etegi | kilit nokta Iskoç erkek etegi giymekmis kizlari etkilemek için. | kilt |
| kin | akraba | kin olmaz akraba arasinda dediginizi hayal ediniz. | kin |
| kind | iyi kalpli | tür | kinde günahtirkardesim | herkes iyi kalpli bir insan türüne dönsün. | kaynd |
| kindergarten | anaokulu | kin der gardiyan ama biz anaokulunda sevgi deriz. | kindigaitin |
| kindle | tutusmak | kin dile geldi tutustu dediginizi hayal ediniz. | kindl |
| kindly | sefkatle | kini deliye sorsan ona sefkatle yaklasir. | kayndli |
| kindness | sefkat | kin denizde sefkat boguldu dediginizi hayal ediniz. | kayndnis |
| kindred | akrabalik | kin diretti ve akrabalik baglarini kopartti. | kindrid |
| king | kral | king adam ya kral resmen dediginizi hayal ediniz. | king |
| kingdom | krallik | kin güdem dersem kralligin sona erer. | kingdim |
| kingsize | büyük boy | king sayz pizzalar büyük boy olur. | kingsayz |
| kinky | karmakarisik | kin ki o çok kötü karma karisik bir duygudur. | kingki |
| kinship | akrabalik | kin sip diye akrabalik baglarini öldürür. | kinsip |
| kiosk | baraka | ki o kiz küçük bir barakada yasiyormus. | kioks |
| kiss | öpücük | öpüsmek | kiz senle öpüselim dediginizi hayal ediniz. | kis |
| kit | alet takimi | kiti ben alet takimi çantamda sakliyorum. | kit |
| kitchen | mutfak | kiçin donar bu soguk mutfakta çalisirsan dediginizi hayal ediniz. | kiçin |
| kitchenette | küçük mutfak | kiçin etten duvar örmüstü küçük mutfak kapisinda. | kiçinet |
| kite | uçurtma | kite sahip olmak için su uçurtmayi izle. | kayt |
| kitten | kedi yavrusu | kit'ten açiklama geldi 'kedi yavrusu besleyin'. | kitin |
| knack | ustalik | kina akti elimden ama onu ustalikla sildim dediginizi hayal ediniz. | knak |
| knapsack | sirt çantasi | napsak dedi sirt çantasini atsak mi. | napsak |
| knave | düzenbaz | kina ve dügün düzenbazlarin oynuymus | altinlarimiz çalindi. | neyv |
| kned | ovmak | kenedi bana omzumu ov diyen hayvan. | niid |
| knee | diz | kene var dizimin üzerinde dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | nii |
| kneecap | diz kapagi | kene kap getir diz kapagimin üzerine koy. | niikep |
| kneedeep | diz boyu | kene dip yapinca diz boyumda fena gidiklandim. | niidip |
| kneel | diz çökmek | kene el diz çöktü karsimda. | niil |
| knew | bildi | kene evimin nerde oldugunu bildi dediginizi hayal ediniz. | nyui |
| knife | biçak | künefeyi ben biçakla kesip yerim dediginizi hayal ediniz. | nayf |
| knight | sövalye | knight oyunu sövalye öldürme oyunudur. | nayt |
| knit | örmek | kin | it için kötülük örmekti dediginizi hayal ediniz. | nit |
| knitting | örme isi | kin itin kötülük örme isiydi dediginizi hayal ediniz. | niting |
| knob | topuz | kina obasinda saçlarini topuz yapmis bir kiz vardi. | nob |
| knock | vurmak | kapi çaliyor | knock knock diye kapi çaliyordu. | nok |
| knock down | devirmek | noktani koy maça ve rakibini devir. | nokdavn |
| knock out | nakavt etmek | nakavt ettigim boksörle arkadas olduk. | nok aut |
| knocker | kapi tokmagi | no kir dediniz kapi tokmagi için çünkü o asla kirilamaz. | noki |
| knock kneed | çarpik bacakli | no keke niyet etme be çarpik bacaklim. | nok nid |
| knoll | tümsek | kan oldu tümsekten düsen çocugun kolu. | noul |
| knot | dügüm | ki not tutsam bile bu sorunun dügümünü çözemem. | not |
| knotty | çetrefilli | ki notu ben çetrefilli olarak tuttum. | noti |
| know | bilmek | kina ovularak sürülür diye biliyorum. | nou |
| knowingly | bilerek | kina ov ingilizce de bilerek farkli anlamdirilmistir. | nouingli |
| knowledge | bilim | kina ov sonra led getir bilim ögrenmek istiyorum. | nolic |
| known | bilinen | kina ovun yedirin tene bu en bilinen yöntemdir. | noun |
| knuckle | parmagin oynak yeri | kina akilla su parmagin oynak yerine sürülür. | nakil |
| koran | kuran | kurani kerim yegane yardimcimizdir. | koirin |
| kurus | kurus | kurus param yok dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | kurus |
| Laboratoary | Laboratuvar | Laboratuvar da kan tahliline baktirdim. | Liboritiri |
| Label | Etiket | La bel agritir etiket yapmak dediginizi hayal ediniz. | Leybil |
| Labour | Is | çalisma | La obur galiba sen pek is yapmazsin. | Leybi |
| Lace up | Ayakkabi baglamak | Lace Apt.dan çikarken ayakkabilarinizi baglayiniz. | Leys ap |
| Lacerate | Yirtmak | La | karete yaparken sortumu yirttim. | Lasireyt |
| Lack | Eksiklik | Lak lak eden yok evde eksikligin hissediliyor. | Lak |
| Laconic | Az ve öz | Lakonik konusmak az ve öz konusmaktir. | Likonik |
| Lacquer | Verniklemek | Laçka er çardagi verniklerken görüldü. | Laki |
| Lad | Delikanli | Lad kavmi içinde bir delikanli çikmadi. | Lad |
| Ladder | Merdiven | 'La'' der notaya merdivenden inerken. | Ladi |
| Lade | Yüklemek | 'La'' de ki sesini müzik datasina yükleyeyim. | Leyd |
| Ladle | Kepçe | 'La'' dile ahenk katan bir noktadir dedi kepçe kulakli kiz. | Ladil |
| Lady | Bayan | Lady Gaga alimli | çok güzel bir bayandi. | Leydi |
| Ladybird | Hanimböcegi | Lady birde kendisine hanimböcegi mi almis. | Leydiböid |
| Lag | Geride kalmak | Laga lugalarinin artik geride kaldi. | Lag |
| Lair | In | yatak | 'La''yi in içindeki yatakta mi söylüyordun? | Lai |
| Lake | Göl | Leke | en güzel gölde temizlenir dediginizi hayal ediniz. | Leyk |
| Lamb | Kuzu | Lamba isiyla kuzu eti pisirdiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Lam |
| Lame | Topal | Lama avcilar tarafindan vuruldu ve topallayarak yere yigildi. | Leym |
| Lament | Aglayip sizlanmak | Leman | tabiki aglayip sizlanacak | çünkü beni kaybetti. | Liment |
| Lamentable | Acinacak | Leman tablo almayi acinacak bir durum olarak gördü. | Limentibil |
| Lamp | Lamba | Lamba almak zorunda oldugunuzu hafizanizda canlandiriniz. | Lamp |
| Lamp post | Elektrik diregi | Lampa post makinasiyla alindi derken elektirik diregi üzerime düstü. | Lamp post |
| Lance | Mizrak | delmek | Lanse edilen sey mizrakla giysiyi deldigimdi. | Lans |
| Land | Toprak | Len deme bana toprak ile oynarken. | Lend |
| Land agent | Emlakçi | Len tacinda emlakçi logosu mu var? | Lend ecind |
| Land holder | Arazi sahibi | Len holding er geç arazi sahibinin olacak. | Lend holdi |
| Landing | Karaya inis | Len din gitmis elden deme karaya inis yapar yapmaz. | Lendin |
| Landing gear | Inis takimi | Len dine gir | dua et yoksa uçagin inis takimlari açilmicak. | Lendin gii |
| Land slide | Toprak kaymasi | Len slayt içinde neden toprak kaymasi fotosu yok. | Land slayd |
| Lane | Dar yol | rota | Len ee dar yoldan nasil geçicez? | Leyn |
| Language | Dil | Len güveç kelimesinin yabanci dil de karsiligi ne? | Lenggviç |
| Languid | Gevsek | 'Len git yanimdan gevsek adam'' demeyiniz. | Lengwid |
| Languish | Zayif düsmek | Len gevis getiren hayvan zayif düsmüs | dimi? | Lengvis |
| Languor | Gevseklik | Len gör müyormusun adamdaki gevsekligi? | Lenggi |
| Lanky | Sirik gibi | Len ki sen sirik gibi adamsin dediginizi hafizanizda canladiriniz. | Lenki |
| Lantern | Fener | Len terini benim Fener formama silme. | Lantin |
| Lap | Tur | Lapa pilav verecegim sana bu yarista bana tur bindirirsen eger. | Lap |
| Lap up | Yalayarak yutmak | Lapa up uzunsa onu yalayarak yutmayi dene. | Lap ap |
| Lapse | Kötü yola düsmek | La apse çikaran kiz kötü yola mi düsmüs? | Laps |
| Larceny | Hirsizlik | Larcini kiz hirsizlik yaparak almisti. | Laisini |
| Lard | Domuz Yagi | Lord bu aksam domuz yagi yemek isityordu. | Laid |
| Large | Genis | Larç giyiyorum ben genis modeller seviyorum. | Larc |
| Large scale | Büyük ölçüde | Larç sikalasinda büyük ölçüde beden giymek obozite belirtisidir. | Larc skeyl |
| Lark | Tarla kusu | saka | Lark sigarasini içen tarla kusu görüntüleri sadece bir sakaymis. | Laik |
| Larva | Tirtil | kurtçuk | Larva içinden nihayet çikti tirtil. | Laivi |
| Larynx | Girtlak | Lara yanik sesini güçlü girtlagina bagliyordu. | Laringks |
| Lascivious | sehvetli | Laz cevizi Oguz'u saha sehvetli hale soktu. | Lasivis |
| Laser | Lazer | Lazere gittiginizi hafizanizda canlandiriniz. | Leyzi |
| Lazer beam | Lazer isini | Lazer | Bim'den alinir hemde lazer isinlariyla birlikte. | Leyzi bim |
| Lash | Kirpik | Les gibi kokan adamin kirpikleri çok güzeldi. | Las |
| Lash out | Çatmak | Lesi at eger sana çatan biri olursa bana söyle. | Las aut |
| Lassitude | Yorgunluk | Lastigi tut sende yorgunluk belirene kadar. | Lastiyuit |
| Last | Son | Lastik son kez degisecek dediginizi hayal ediniz. | Last |
| Lasting | Sürekli | Lastigin kis aylarinda sürekli degismesi gerekiyordu. | Lastin |
| Latch | Mandal | Laçka edilen mandal çamasirlari tutmuyordu. | Laç |
| Late | Geç kalmak | La | te harfini geç kalmakla suçladi. | Leyt |
| Latitude | Enlem | La iti tut da su yerin enlemini ölçeyim. | Latityuid |
| Lattice | Kafes | Latince | kafes kelimesinin hiçbir anlami yok. | Latis |
| Laugh | Gülmek | Laflarina öyle gülüyorum ki geröekten çok komiksin. | Laif |
| Launch | Roket firlatmak | Lan çadirina roket firlatacagim simdi. | Loinç |
| Laurel | Defne | Laura | el degmemis defne yapraklarini topladi. | Loril |
| Lavatory | Tahammül etmek | Lavabo tortu olunca | buna tahammül edemedim. | Lavitiri |
| Lavender | Lavanta | Lav Ender'e degince lavanta kokmaya basladi. | Lavindi |
| Lavish | Savurgan | Lav isi çok kazandiran zor bir istir | tamda savurgan olanlara göre. | Lavis |
| Law | Kanun | Lav püskürmesinde ölen insanlar için yeni bir kanun hazirlandi. | Loi |
| Lawful | Yasaya uygun | Lav | ful olarak püskürürse bu yasaya uygun olmaz. | Loiful |
| Lawsuit | Dava | Lav | suitinizi yok etmeden önce davanizi itfaiyeciyle çözünüz. | Loisyuit |
| Lawyer | Avukat | Lav yer gerekirse avukatiyla görüsebilmek için. | Loiyi |
| Lax | Gevsek | La kisa ve gevsek pantolon sevmem dediginizi hayal ediniz. | Laks |
| Lay | Yatmak | Lay lay lom bir hayat sürdü | hiç çalismadi | hep yatti. | Ley |
| Layman | Meslek sahibi olmayan kimse | Liman | meslek sahibi olmayanlara is yaratti. | Leymin |
| Lazy | Tembel | Lazi asla tembel yetistirmemek lazim dediginizi hayal ediniz. | Leyzi |
| Lead | Yol göstermek | Bir lider-herkese yol gösterebilmeli. | Liid |
| Lead on | Ayartmak | Dantelli don-erkekleri ayartmak için en büyük kozdur. | Liid on |
| Leaden | Kursundan yapilmis | Ladin | kursundan yapilmis çelik yelek giyiyordu. | Liidin |
| Leader | Lider | Lider olmak benim kanimda var. | Liidi |
| Leadfree | Kursunsuz benzin | Ledfree özelligi sayesinde TV-kursunsuz benzinle çalisti. | Ledfrii |
| Leaf | Yaprak | Lif özel yapraklardan yapilmis temizlik aletidir. | Liif |
| League | Lig | Lig bu sene Besiktas için iyi gidiyor. | Liig |
| Leaky | Sizintili | Ligi bozan en önemli sey stadyumdaki sizintili borulardi. | Liiki |
| Lean | ege dayanmak | yaslanmak | Len bana yaslanip durma. | Liin |
| Leap | Siçramak | Ebu Leheb | rüyalarindan siçrayarak uyanirmis. | Liip |
| Learn | Ögrenmek | Ögretmeninle ögren | ne ögrenmek istiyorsan. | Löin |
| Lease | Kiralamak | Lise sonda okurken kiraladigim ev | hala bos. | Liis |
| Leash | Tasma kayisi | Les yiyen köpegim tasma kayisini koparmisti. | Liis |
| Least | En az | Listemde en az on kisi olmaliydi-dedim. | Liist |
| Leather | Deri | Lider takim deri formayla sahaya çikti. | Ledhi |
| Leave | Ayrilmak | PeriLI EVden ayrilmayi hiç düsünmüyorum. | Iliv |
| Lecture | Ders | konferans | Laklakçi konferansta ders anlatti. | Lekçi |
| Leek | Pirasa | Elek | pirasayi süzmek için müthis bir alet. | Liik |
| Left | Sol | Lefter | Fenerbahçe'deyken tipik bir sol kanat oyuncusuydu. | Left |
| Leg | Bacak | Lig | bacak kirma yarismasina dönmüstü. | Leg |
| Legacy | Miras | Lekesi bize miras kalacaginin habercisiydi. | Legisi |
| Legal | Yasal | Legal isler yasal oldugu için her zaman tesvik edilir. | Liigl |
| Legend | Efsane | Legende efsane bir banyo yaptim. | Lecind |
| Legible | Okunakli | Eli cibildak oldugundan okunakli yaziyordu. | Lecibil |
| Leisure | Bos zaman | Lesi süre verdim bos zamaninda yok et. | Leji |
| Legislation | Yasama | Lehi islatiyon ama yasama islerini yürüten baskan da Lehistanli. | Lecisleysn |
| Lemon | Limon | Limon | içerisinde yüksek derecede C vitamini barindiriyor. | Lemin |
| Lend | Borç vermek | Len dedeme borç verdim bende hiç para yok. | Lend |
| Lenght | Uzunluk | Len git metreyi getir | pantolonun uzunlugunu ölçecegim. | Length |
| Lenient | Yumusak huylu | Linet'te yumusak huylu bir kizdi. | Liinyint |
| Lens | Lens | mercek | Lens takan kizin gözleri artik çok güzel olmustu. | Lenz |
| Lentil | Mercimek | Len tel ile mercimek süzülür mü hiç? | Lentil |
| Leopard | Leopar | Leoparla ayni teknede yasamistim. | Lepid |
| Leper | Cüzzamli | Senle öper bu cüzzamliyi sadece. | Lepi |
| Less | Daha az | Lessi | bizden daha az kostu | hasta oldugu için. | Les |
| Lesson | Ders | Lessi | on kez daha ders alirsa istedigin bir hareketi yapar. | Lesin |
| Let | Izin vermek | Led tv almama izin ver babacigim. | Let |
| Let alone | …bir yana | Led alin lütfen dünya bir yana Led Tv bir yana . | Lakili |
| Let down | Hayal kirikligina ugratmak | Led Tv-down sendromlulari hayal kirikligina ugratti. | Let davn |
| Let out | Elbiseyi genisletmek | Letonya otu göbek yapip elbiseyi genisletir. | Let aut |
| Let up | Yagmurun kesilmesi | Led Tv apartmana yagmurun kesilmesinin ardindan tasinacak. | Let ap |
| Letter | Mektup | Led'i artik bana mektup ile yollarsin. | Leti |
| Letterbox | Mektup kutusu | Led'i boksla kirip mektup kutusuna firlattim. | Letiboks |
| Lettuce | Salata | Le tuz marka | çikmis salatada muhtesem bir tat yaratiyormus. | Letis |
| Leukmania | Lösemi | Lösemi hastaligindan Allah herkesi korusun. | Lyuikiimii |
| Level | Seviye | Oyunda 12.Level'e kadar yükseldim | bu oyunun en yüksek seviyesiydi. | Levil |
| Levy | Vergi toplama | Levye ile vergi toplamaya baslanirsa yandik. | Levi |
| Liability | Sorumluluk | Koreli abi iti kendi sorumluluguna almisti. | Layibiliti |
| Libel | Iftira etmek | Belli belli sen kimseye iftira etmezsin. | Laybil |
| Liberty | Özgürlük | Libyali erdi bu özgürlük savasini veren. | Libirti |
| Library | Kütüphane | Libyali ari | kütüphanemizde bes kisiyi soktu. | Laybriri |
| Licence | Lisans | Lisansini alamadigi için çok üzülüyordu. | Laysins |
| Licentious | sehvet düskünü | Lisanssiz futbolcu oynatmak sehvet düskünlügüdür. | Laysesis |
| Lick | Yalamak | Lik lik iç suyunu sonra da dondurmani yala. | Lik |
| Lie | Yalan | yalan söylemek | Lay lay lom hayati yalan söylemekle geçti. | Lay |
| Lieutenant | Tegmen | Leyi | ütünün üzerinde birakmama ragmen tegmen görmedi. | Letenint |
| Life | Hayat | yasam | Life bu kadar deger veren birini hayatimda ilk kez görüyorum. | Layf |
| Lifebelt | Can kurtaran kemeri | Lif beldeyken bile can kurtaran kemerini çikardi. | Layfbelt |
| Lifeboot | Cnkurtaran sandali | Lifi bottakilere yetistirirken cankurtaran sandalim devrildi. | Layfbot |
| Lifeguard | Cankurtaran | Lifi gardiyana sürdüm acidan ''cankurtaran var mi?''dedi. | Layfgaid |
| Lifesurance | Yasam sigortasi | Lifi sürünce | tenimin yasam sigortasi artiyordu. | Layfsurins |
| Lifejacket | Cankurtaran yelegi | Lifi cekete degil | cankurtaran yelegine koymustum. | Layfcekit |
| Lifeless | Cansiz | Lifsiz hayat banyoda cansiz kalmak gibidir. | Layflis |
| Lifelike | Canli gibi görünen | Life leke gelirse | canli gibi görünen ben | ölürüm. | Layflayk |
| Lifelong | Ömür boyu süren | Life long dügümü atmak ömür boyu süren bir ugras oldu. | Layflon |
| Lifetime | Yasam süresi | Laftayim sizinle hemde yasam süren boyunca. | Layfaym |
| Lift | Kaldirmak | Banyomdan kaldirdigim lift | bu liftti. | Lift |
| Liga ment | Anatomide bag | Lige mont sokmak diz baglari için faydalidir. | Ligimint |
| Light | Isik | hafif | Layt erkek | isikli ortamda üzerine hafif seyler giyer. | Layt |
| Light of | Önemsememek | Layt içecek mi of | bu tarz içecekleri hiç önemsemiyorum. | Layt iv |
| Lighten | Aydinlatmak | Layt en temiz içecek türüdür | içimizi aydinlatir. | Laytin |
| Lighter | Çakmak | Layt erkek | yaninda çakmak tasimaz. | Layti |
| Lighthouse | Fener kulesi | Layti az içecekler sadece fener kulesinde satilirdi. | Laythaus |
| Lightminded | Düsüncesiz | Layt yogurt yapan manda | oldukça düsüncesizdi. | Layt mayndid |
| Lightning | simsek | Laytin ingilizce anlamlarindan biri de simsektir. | Laytinin |
| Lightweight | Hafif siklet | Layt ögüt ki hafis siklet ol. | Laytveyt |
| Like | Hoslanmak | gibi | Leke sevmesemde hoslananlar var. | Layk |
| Likely | Olasi | Lekeli etlerde olasi hastaliklar söz konusudur. | Laykli |
| Liken | Benzetmek | Yüzündeki leken ayni bendekine benziyor. | Laykin |
| Likeness | Benzerlik | Lekeniz benzerlik bakimindan ayni. | Layknis |
| Likewise | Ayni sekilde | Leke | vize alinca ayni sekilde yayilmaya devam etti. | Laykvayz |
| Liliac | Leylak | Leylak bahçesine girecegim birazdan | Laylik |
| Lily | Zambak | Lily | zambak sularken ayagini kirdi. | Lili |
| Limb | Organ | Lamba | özellikle göz organimiza zarar veriyor. | Limb |
| Lime | Kireç | Lime ligme ettigim kireçi duvara firlattim. | Laym |
| Limelight | Dillerde dolasan | Ligme ettigim layt ekmekler dillerde dolasirdi. | Laymlayt |
| Limit | Sinir | Limit olamamasi sinirlari asmami gerektirmez. | Limit |
| Limitless | Sinirsiz | Limitsiz ve sinirsiz bir birliktelik için evlenmemiz sart. | Limitlis |
| Line | Hat | dizmek | Layn sen hat çizip tuglalari dizmeye çalismiyor muydun? | Layn |
| Linear | Çizgisel | Linear sorulari çizgisel olan sorulardir. | Linii |
| Link | Baglanti | Linke tikladigim halde baglanti bire türlü açilmiyordu. | Link |
| Lion | Aslan | Lionel Messi | aslan gibi bir futbolcudur. | Layin |
| Lip | Dudak | Lip lip bal damlayan dudaklari vardi kizin. | Lip |
| Liquid | Sivi | Likit gaz demek sivi gaz demektir. | Likvid |
| List | Liste | Liste hazirladim Noel Baba okusun diye. | List |
| Listen | Dinlemek | Listeni oku | seni dikatle dinleyecegim. | Lisin |
| Listener | Dinleyici | Listen er geç dinleyiciyle bulusacak. | Lisini |
| Listless | Kayitsiz | Listesiz sinif kayitsiz bir siniftir. | Listlis |
| Lithe | Esnek | kivrak | Elide belide kivrak bir kaleciydi. | Laydh |
| Litre | Litre | Bir litre benzin için sabahlara kadar bekledim. | Liiti |
| Little | Küçük | Eli tele sikisan küçük çocuk | yandim anam diye bagirdi. | Litl |
| Live | Yasamak | canli | Lives kot pazari | yasadigim sehrin ticaretini canli tutuyor. | Liv | layv |
| Lively | Neseli | Livesli bacaklar neseli bacaklardir. | Layvli |
| Liver | Karaciger | Eli ver kolu kaptir-böbregi ver karacigeri kaptir. | Livi |
| Lizard | Kertenkele | Liza-art arda kertenkele taklidi yapti. | Lizid |
| Load | Yüklemek | Loo | adini söylede dijital ajandama yükleyeyim. | Loud |
| Loaf | Samun ekmek | Loo | affet beni bir samun ekmek alamadigim için. | Louf |
| Loam | Balçik | Lo ambar balçik bir sivanmaz | bilmiyor musun | Loum |
| Loan | Ödünç verme | Lo an gelir ödünç para ver derim. | Loun |
| Loathe | den igrenmek | Loo | ateizimden igrenen çok insan var. | Louth |
| Lobby | Bekleme salonu | Lobiye yani bekleme salonumuza alalim sizleri. | Lobi |
| Lobster | Istakoz | Lobi isterim | istakoz isterim | herseyi isterim. | Lobsti |
| Local | Yöresel | Lokalimizde yöresel kiyafetlerinizi sergileyebilirsiniz. | Loukl |
| Location | Konum | yer | Lokasyonu güzel evin konumunu da güzeldir. | Loukseysin |
| Lock | Kilitlemek | Lo kapiyi kilitliyim ki hirsiz için girmesin. | Lok |
| Lockout | Lockavt | Lokavt yapilmasininda belli kurallari var. | Lokaut |
| Locksmith | Çilingir | Loo çikta simit vereyim çilingire. | Loksimit |
| Locust | Çekirge | Loo kustu bir çekirge | hamile galiba. | Loukist |
| Loft | Tavanarasi | Tavan arasinda pek çok loft pantolonum vardi. | Loft |
| Logical | Mantikli | Loo gicik aliyorum her zaman mantikliyim diyenlerden. | Locikil |
| Loins | Bel | Loo insallah su belim geçerde tarlayi kazmaya devam ederim. | Loynz |
| Lol | Sesli gülme ifadesi | Lol kelimesi sesli gülme anlamini tasir. | Lol |
| Lollipop | Lolipop | Lolipop yalarken uyuya kalmisti. | Lolipop |
| Lonely | Yalniz | kimsesiz | Lo neli yersin pilavi deyince yanlizligim yok oluverdi. | Lounli |
| Longer | Daha uzun | Langor longur sesiyle simdi daha uzun bir tren geçecek. | Longi |
| Longing | Özlem | Lo on ingilizce kitabi bitirsem de bu kitaba özlem duyuyorum. | Loncing |
| Longitude | Boylam | Lo on iki tuttu bu boylamin derecesi. | Loncityuid |
| Longjump | Uzun atlama | Lo on cam parçasina düstüm uzun atlama oynarken. | Longcamp |
| Loo | Tuvalet | Loo bu tuvalet nerde | derhal gösterin yoksa fena olacak. | Lui |
| Look | Bakmak | Lokman isimli adam raylara dogru bakiyordu. | Luk |
| Look after | ile ilgilenmek | LOKman af tir dedi bunun hakki | biliyordu | çünkü hep hukukla ilgileniyordu. | Luk afti |
| Look down of | e tepeden bakmak | LOKman down sendromluya asla tepeden bakmaz | Luk foi |
| Look for | Aramak | LOKman far alacagi bir kuaför aradi. | Lukdavnon |
| Look forward to | Dört gözle beklemek | LOKman forvette oynamayi dört gözle bekliyordu. | Luk foivid tu |
| Look into | Arastirmak | incelemek | Lo | ok INTO arastirma ve inceleme servisinden onaylidir. | Lukintu |
| Look out | Dikkat etmek | Lo | ok out'a çikti dikkat edersen. | Luk aut |
| Look over | Gözden geçirmek | Lo | okuyu ver su dosyayi bi gözden geçir. | Luk ovi |
| Loom | Dokuma tezgahi | Lo | omurgam dokuma tezgahinda yamuldu. | Luim |
| Loop | Dügümlemek | Loop lop içerken suyumu sende su ayakkabimi dügümler misin? | Luip |
| Loot | Yagma etmek | Lo | ot mot birakmadiniz | herseyi yagma ettiniz. | Luit |
| Lop | Budamak | Lop lop yaglarim sallanirken | ben agaçlari buduyordum. | Lop |
| Lord | Lord | sahip | efendi | Lordum lütfen beni bagislayin. | Loid |
| Lord Mayor | Belediye baskani | Lord mayo organizasyonunu belediye baskanina yaptirdi. | Loid Mai |
| Lorry | Kamyon | Lor iyi bir peynir türüdür | kamyonu bile itersiniz onun gücüyle…. | Lori |
| Lose | Kaybetmek | Lo | sen o kaybettigim esyalari bulabilir misin? | Luiz |
| Loser | Kaybeden | Lo | ser yere.. Neyi?maçi kaybeden futbolcunun formasini. | Luizi |
| Loss | zarar | Los Angeles'ta yasamak cebe hayli zarardir. | Los |
| Lost | kayip | Lost dizisinin kayip dvd'lerini bulunca sevinçten çildirdim. | Lost |
| Lot | hisse | bir Lot hisse alabilmek için gece gündüz çalistim. | Lot |
| Lotion | Losyon | Losyon almaya hiç param yoktu. | Lousin |
| Lottery | Piyango | Lo | teri sakin piyango biletiyle silme. | Lotiri |
| Lousy | Bitli | Lohusalik dönemi | bitli kadinlara iyi gelmez. | Lausi |
| Lovable | sevimli | Lavoba bile böyle sevimli ise diger odalari düsünemiyorum. | Lavibil |
| Love | Ask | Lavdan daha kizgindir yüregimdeki bu ask. | Lav |
| Lovely | Hos | Lavli volkanli resim çok hos | hemen aliyorum. | Lavli |
| Lover | Asik | Lav erkekleri de kadinlari da kendine asik eder. | Lavi |
| Low | Asagi | alçak | Lo varilleri sen tasi asagi kata kadar. | Lou |
| Lowland | Alçak arazi | Lo | villanida su alçak araziya insa et. | Loulind |
| Loyal | Sadik | Oy almak için önce insanlara sadik görün. | Loyil |
| Lozenge | Eskenar dörtgen | Lozan gemisi eskenar dörtgen gibiydi. | Lozinc |
| Lubber | Acemi | Köpüklü barda acemi kizlar dans edemezler. | Labi |
| Lubricate | Yaglamak | Önce yumruk at kapiya sonra da yagla anca böyle düzelir. | Luibrikeyt |
| Lucid | Kolay anlasilir | açik | Sabunlu asit formülü kolay anlasilacak bir formüldür. | Luisid |
| Luck | sans | Lak lak edenlerin yasama sansi azdir.Lucky:sansli:Illaki sende sanslisindir. | Lak | laki |
| Luckily | Iyi ki Allahtan | Lekeli gömlegi iyi ki giymisim. | Lakili |
| Ludicrous | Gülünç | Anladik Rus kiz | gülünç duruma düsmüstü. | Luidikris |
| Luggage | Bagaj | Lagam içen köpek bagajda ölü bulundu. | Lagic |
| Lukewarm | Ilik | Lükse varim ama evin havuzu ilik olsun. | Luikvoim |
| Lull | Yatistirmak | Lal rengi beni sakinlestirip yatistiriyor. | Lal |
| Lumbago | Bel agrisi | Lamba koy arkana bel agrisi anca böyle geçer. | Lambeygou |
| Luminous | Isik veren | Bizler isik veren bir limonuz. | Luiminis |
| Lunar | Ayla ilgili | Luna parkta ayla ilgili bir sov yapiliyordu. | Luini |
| Lunatic | Delice | Lan atik ol biraz | delice seyler yap. | Luinitik |
| Lunch | Ögsle yemegi | Lan çadirda ögle yemegi mi yenir? | Lanç |
| Lung | Akciger | Lan git bir akciger bul yoksa ölecegim. | Lang |
| Lure | Yem | tuzak | Lor peynirini yem olarak kullanmak bence bir tuzakti. | Lyui |
| Luscious | Bal gibi | Laz kizi ile karsilasirsam ona bal gibisin diyecegim. | Lasiz |
| Lusty | Dinç | Lazdi nene ama hala çok dinç görünüyordu. | Lasti |
| Lute | Ut | Lut kavmi ete ve ut çalmaya çok merakli bir kavimdi. | Luit |
| Luxate | Burkmak | Lüks et yemek nasip olmadi çünkü yolda ayagim burkuldu. | Lakseyt |
| Luxury | Lüks | Lüks uru bile vardi | masallah kadinin herseyü lüks. | Laksiri |
| Lying | Yalan | Legeni sen çaldin sakin yalan söyleme. | Laying |
| Laynch | Linç | Linç girisiminin ardindan korumasi yanindan ayrilmiyordu. | Linç |
| Lyric | Lirik siir | Lirik siir tutkunlarini siteme davet ediyorum. | Lirik |
| Ma | Anne | Anne bana mama ver çünkü çok aciktim. | Mai |
| Machine | Makine | Üzgünüm makinenizi ben bozdum. | Misiin |
| Mackerel | Uskumru | Makarali el ile uskumruyu avladi. | Makril |
| Mackintosh | Yagmurluk | Makineye toslayan yagmurluk kirildi. |
| Mad | Çilgin | Mad ve solgun gömlek giymesi onu çilgina çevirdi. | Mad |
| Madden | Çildirtmak | Madenden altin çikmasi beni çildirtti. | Madin |
| Made in | den yapilmis | Madenin demirden yapildigini duydum. | Meyd in |
| Madhouse | Akil hastanesi | Mat havuzlar sadece akil hastanesinin önünde bulunurlar. | Madhaus |
| Magic | Sihir | Mecik Bey | çok etkili sihir yapardi. | Mecik |
| Magical | Sihirli | Mecik Bey | ''Al dedi su sihirli küreyi'' | Mecikil |
| Magician | Sihirbaz | Mecik Bey'i an o çok güzel bir sihirbazdir. | Micisin |
| Magnanimity | Yüce gönüllülük | Manani iti kizdiracak sekilde iletme | yüce gönüllü ol. | Magninimiti |
| Magnetic | Miknatisli | Manyetik alanlar miknatisli olur. | Magnetik |
| Magnificent | Görkemli | Kitabin manasi | feci halde görkemliydi. | Magnifisint |
| Magnify | Büyütmek | Manayi fay gibi büyütürsen isin cilki çikar. | Magnifay |
| Magpie | Saksagan | Mafya bir saksagani kafesledi. | Magpay |
| Maid | Hizmetçi kiz | Maide | hizmetçi bir kizdi ama zengin koca bulunca kraliçe oldu. | Meyd |
| Maiden | Bakir | evlenmemis | Maide'ne bakiyorumda daha evlenmemis. | Meydin |
| Mail | Posta | Mail ya da posta ile poliçem adrese teslim edilecek. | Meyl |
| Mail bag | Posta torbasi | Posta torbasinin içindeki maillere bak. | Meyl bag |
| Mailman | Postaci | Meyil etmen güzel | demek ki sen kesin postaci olacaksin. | Meyl men |
| Mail order | Posta ile siparis | Posta ile siparis verdigin mailler orda. | Meyl oidi |
| Maim | Sakatlamak | Beyimi dün gece yatakta sakatladim. | Meym |
| Main | Ana | temel | Mayin imha dersi | bizim temel derslerimizden biriydi. | Meyn |
| Mainly | Baslica | Mayinli alanlari temizlemek baslica görevimizdir. | Meynli |
| Mainstay | Baslica dayanak | Mayin istegi | suçunun baslica dayanagiydi. | Meynstey |
| Mainland | Ana toprak | Mayinlandi bugün ülkesinin ana topragi. | Meynlend |
| Maintain | Devam ettirmek | Mayin | tayin olursa | hayatini devam ettirebilir. | Meynteyn |
| Majesty | Görkem | Majestenin görkemi her tarafi aydinlatiyordu. | Macisti |
| Major | Daha büyük | Masör benden daha büyük bir kadindi. | Meyci |
| Majority | Çogunluk | Masör iti | çogunluga karsi mahçup olmamak için besliyordu. | Micoriti |
| Make | Yapmak | Maket yapmak en sevdigimi ugrasidir. | Meyk |
| Make for | ege gitmek | Maketi varken gerçegine gitmeye tenezzül etmiyordu. | Meyk foi |
| Make haste | Acele etmek | Maket hastasi | haydi acele et. | Meyk heyst |
| Make over | Devretmek | Maketi o verdigi için sana devrediyorum. | Meyk ovi |
| Make up | Makyaj yapmak | Maket yapmayi | makyaj yapmaya tercih ederim. | Mayk ap |
| Maker | Yapimci | Maker er | yapimcilari fena kizdirdi. | Meyki |
| Malady | Hastalik | Malatya | hastaliklara en erken çözüm bulan sehirdir. | Malidi |
| Malaria | Sitma | Mal ari ya…soka soka beni sokta | sitma olmazsam iyidir. | Milairii |
| Malcontent | Memnun olmayan | Mal kondu da kafasina ama o hala memnun olmayan biri. | Malkintent |
| Male | Erkek | MAL Erkeklere meyli vardi | bunu herkes bilirdi. | Meyl |
| Malediction | Beddua | Mala diksiyon dersi vermek istedim ama o bana beddua etti. | Malidiksin |
| Malevolent | Kötü niyetli | Mal evlendi ama karisi çok kötü niyetli bir kadin. | Milevilint |
| Malformation | Biçimsiz | Mala formasyon al dedim | çok biçimsiz durur dedi. | Malfoimeysin |
| Malice | Kin | Mal iyice herkese karsi kin beslemeye basladi. | Malis |
| Malign | Kötülemek | Malik'in adamlarini kötülemek istemezdim. | Milayn |
| Malnutrition | Gidasizlik | Mal Nuri | itiyon yemekleri ama gidasizliktan ölüceksin. | Malnyuitrisn |
| Malpractise | Yolsuzluk | Mal | pratik yaparak yolsuzluk önlenmez. | Mal praktis |
| Malt | Biralik arpa | Malta'dan biralik arpa satin aldim. | Moilt |
| Maltreat | ege kötü davranmak | Malta atina bir daha kötü davranmayin. | Maltriit |
| Mama | Anne | Anne birazcik bana da mama ver. | Mimai |
| Mammal | Memeli hayvan | Memeli hayvanlara sende mama al. | Maml |
| Mamoth | Mamut | Mamut | beni görünce topuklayarak kaçti. | Mamith |
| Man | Erken | Seni bugün erkeklikten men ediyorum. | Man | men |
| Manage | Yönetmek | Menejerlerin en önemli isi isleri iyi yönetmektir. | Manic |
| Manager | Müdür | Futbol menejeriyken simdi okulumuza müdür oldu. | Manici |
| Mandate | Emir | manda | Manda yönetimi ta eskiden beri uygulanan bir emir sistemidir. | Mandeyt |
| Manful | Erkekçe | Men cezasi ful olarak isliyor | erkekçe bir sistem bu. | Manfl |
| Mangle | Silindirden geçirmek | ezmek | Mangal ile etleri adeta silindirden geçirdim. | Manggil |
| Maniac | Manyak | Manyak biri oldugunu bile bile evlendim. | Meyniak |
| Manifest | Açikça göstermek | Manifesto açikça gösterdi ki siz haklisiniz. | Manifest |
| Manly | Erkek gibi | Futboldan menli adam erkek gibi çiksin savunmasini yapsin. | Manli |
| Mannequin | Manken | Kiz arkadasim bir zamanlar manken olmak istiyordu. | Manikin |
| Maner | Tarz | tavir | Askerlikten men edilen er | disarida da tavirlarina dikkat etmelidir. | Mani |
| Manoeuvre | Manevra yapmak | Kazadan manevra yaparak kurtuldu. | Minuivi |
| Man ofwar | Savas gemisi | Savas gemisinin içinde bir de manav var. | Man iv voi |
| Mansion | Konak | Ucuz pansiyon bulalim derken bir konaga yerlestik. | Mansin |
| Mantle | Pelerin | Pelerin giydigimde mental olarak kendimi süpermen hissediyordum. | Mantl |
| Manual | Elle çalistirilan | Manuel vites elle çalistirilan vitestir. | Manyuil |
| Manufacture | Imal etmek | Banu | fatura imal ediyordu. | Manyufakçi |
| Manure | Gübre | gübrelemek | Minür | topragi gübrelerken çukurun içine düstü. | Minyui |
| Many | Çok | birçok | Maymun menisinden birçok tür üretebilirsin. | Meni |
| March | Mart | yürümek | Mart ayinda ormanda yürümeye bayilirim. | Maiç |
| Marshal | Maresal | Maresal rütbesini takmak istiyordu. | Maisal |
| Marshy | Bataklik | Dinledigin marsi | batakliga saplanan insanlar için besteledim. | Maisi |
| Marten | Agaç sansari | Martin | agaç sansarini havada sallayarak yuttu. | Maitin |
| Martial | Askeri | Marti almam daha çünkü her aldigimda askeri bir olay olur. | Maisil |
| Martial law | Sikiyönetim | Marti alip lavda pisirdigim gün ülkede sikiyönetim ilan edildi. | Maisil loi |
| Marty | sehit etmek | sehit | Marti raylarda sehit olunca | göz yaslarina boguldum. | Maiti |
| Marvellous | Olaganüstü | Mavili Oguz olaganüstü yakisikliydi. | Maivilis |
| Marionette | Kukla | Mario oyununu nette kuklamla birlikte oynardik. | Mariinet |
| Market | Pazar | Pazardan almayi unuttuklarimi marketten alirim hayatim. | Maikit |
| Marketing | Pazarlama | Marketin yaninda | bir pazarlama sirketinde çalisiyordum. | Maikiting |
| Marriage | Evlilik | Meriç | benimle evlilik düsünüyor. | Mariç |
| Married | Evli | Marry | et yemegi yapmayi evliyken ögrendi. | Marid |
| Marry | Evlenmek | Marry(isim) ile evlenmek istiyorum. | Mari |
| Masculine | Erkeksi | Maskeligin baloda çok erkeksi duruyordu. | Moigiç |
| Mash | Püre yapmak | Masa ile tüm patatesleri püre yaptim. | Moigiç |
| Mask | Maske | gizlemek | Maskesinin altina gizledigi güzellige asik olmustum. | Maisk |
| Mason | Duvarci | Masonluk yapan adam duvarci ile konusuyordu. | Meysn |
| Masquerade | Maskeli balo | Maskeli balo tam bir maskaradi. | Maskireyd |
| Massacre | Katliam | katletmek | Masayi kirdi ve katliama basladi. | Masiki |
| Massage | Masaj | Masaj yapmak boyun fitiklarima iyi geliyor. | Masaij |
| Master | Usta | ustalasmak | Mastir yaparak dalimda uzmanlasmak istiyorum. | Maisti |
| Masterly | Ustaca | Mastirli olmak | isi ustaca yapmak demektir. | Miogiç |
| Mastery | Egemenlik | Mastiri olan dalinda egemenlik kurar. | Maistili |
| Mat | Donuk | mat | Donuk suratli | mat renkli tisörtünü giymis yine. | Mat |
| Match | Maç | kibrit | Maç bitince kibriti yakip sigara içti. | Maç |
| Matchless | Essiz | Maç listesini essiz bir düzenle hazirladim. | Maçlis |
| Matchmaker | Çöpçatan | Çöpçatan abimiz-arasira maça bakar. | Maçmeyki |
| Mate | Arkadas | yardimci | Matematik sinavinda arkadas size yardimci olacak. | Meyt |
| Material | Maddi | Materyalizm maddi dünyayi ön planda tutar. | Mitiriil |
| Matriculate | Üniversiteye kaydolmak | Metrisli ati | üniversiteye kaydedecegim. | Mitrikyuleyt |
| Matron | Evli kadin | Patron matron dinlemez | evli kadinlarla konusurdu. | Meytrin |
| Matter | Madde | mesele | Mat | ter ile donuk ter arasindaki mesele anlamsizdir. | Mati |
| Mattress | Dösek | yatik | Metresiyle dösekte yatarken yakalandi. | Matris |
| Mature | Olgun | Mat üre genelde olgun bayanlardan çikar. | Mityuir |
| Maul | Hirpalamak | Mogol saldirilari herkesi hirpaliyordu. | Moil |
| Mausoleum | Anit mezar | Müslüm | ant mezar ziyaretlerini severdi. | Moisi liim |
| Mauve | Leylak rengi | Mavi renkli gömlek | leylak rengi etek giymisti. | Moigiç |
| Maximum | Azami | Maksimum hizda azami efor sarfeder bu at. | Maksim |
| May | Mayis | ebilmek | Mayis ayinda tatile çikabilirim. | Mey |
| Maybe | Belki | Meyve bozuk oldugu için belki karnin agir. | Meybii |
| Mayor | Belediye baskani | Mayo orda gir | sonra da belediye baskaniyla birlikte denize gir. | Mai |
| Maze | Labirent | Meze hazirsa labirentten çikalim. | Meyz |
| Me | Beni | bana | Keçi me derse otunu bana getirin. | Mi |
| Meal | Yemek | un | Kur'an mealini dinledikten sonra unlu yemek yaptim. | Miil |
| Mean | Demek | anlamina gelmek | Meyan kökü yemegi demek protein deposu anlamina gelir. | Miin |
| Meaning | Anlam | mana | Minin o kadar kisa ki anlam veremiyorum. | Miining |
| Measles | Kizamik | Mislisi gelse de kizamiktan korkmuyorum. | Mizils |
| Measure | Ölçü | Mezurayi getirde elbisenin ölçüsünü alayim. | Mejir |
| Meat | Et | Mit ajanlari asla et yemekleri yemezler. | Miit |
| Mechanical | Mekanik | Mekaik arizadan dolayi arabam yaris disi kaldi. | Mekanikil |
| Medal | Madalya | Madalyasini aldiktan sonra bayginlik geçirdi. | Medl |
| Meddle | Burnunu sokmak | Midilli adasinda gezerken herseye burnumu sokuyordum. | Medil |
| Mediate | Arabuluculuk etmek | Media T yönetimi arabuluculuk etmeyecekmis. | Midyeeyt |
| Mediator | Arabulucu | Medyatörümüz ile esi arasinda arabulucu vazifesi de bana aitti. | Midyeeydir |
| Meditation | Düsünceye dalma | Meditasyon yapan adam tabiki düsüncelere dalar. | Mediteysin |
| Medium | Orta | Midyum boy | orta kalip bedenler için idealdir. | Miidyimç |
| Meek | Uysal | Miki fare | çok uysal ve tatli bir fareydi. | Miik |
| Meet | Bulusmak | Mit | süpheli gördükleriyle bulusacak. | Miit |
| Meeting | Bulusma | Miting | onlar için bir bulusma noktasiydi. | Miiting |
| Melancholy | Karasevdali | Melankolik sarkilar karasevdalilara ilaç gibi gelir. | Melinkili |
| Mellow | Olgun | Melo | varya çok olgun bir futbolcuydu. | Melou |
| Melody | Ezgi | sarkinin melodi ve ezgisi çok güzeldi. | Melidi |
| Melodious | Kulaga hos gelen | Bizler kulaga hos gelen birer melodiyiz. | Miloudyis |
| Melon | Kavun | Melo'n kavun yerse bu maçta en az 10 gol atar. | Melin |
| Memorize | Ezberlemek | Memo | Rize'de kendi siirlerini ezberliyordu. | Memirayz |
| Member | Üye | Minbere çikip topluluk üyelerine dua okudu. | Membi |
| Membrane | Zar | Minberin tepesindeki zar | yöreyi simgeliyordu. | Membreyn |
| Memory | Hafiza | Memo | ari türlerini hafizaya almaya ugrasiyordu. | Memiri |
| Menace | Tehdit etmek | Menüsküs dizimi tehtid ediyordu. | Menis |
| Mend | Tamir etmek | Mendilimi de tamir edebilir misin? | Mend |
| Mendacious | Uydurma | Mandaciyiz ama kesim yaptigimiz tamamen uydurma. | Mendeysis |
| Menial | Bayagi | Meni al ya bayagi iste | bu safkan Ingiliz atindan | Miinyil |
| Menstruation | Aybasi | Men tur atiyon zannettim sen aybasi oldum diyorsun. | Menstrueysn |
| Mental | Zihinsel | Mental olarak hazir degilim demek zihinsel olarak yorgunum demektir. | Mentl |
| Menu | Yemek listesi | Menü getirin | yemek listesine bakacagim. | Menyui |
| Don't mention it | Estagfurullah | Dümenden iter misin beni?estagfurullah tabi. | Dount mensin it |
| Mercantile | Ticaret | ticari | Mercan ile ticaret yaparsan köseyi dönersin. | Möikintayl |
| Mercenary | Ücretli | parali asker | Menejeri aslinda bir parali askerdi. | Möisiniri |
| Merchandise | Ticaret esyasi | mal | Mercan disi satmak için mal varligina ihtiyacim var. | Möiçindayz |
| Merchant | Tüccar | Mercan ticareti yapan tüccar benim babamdi. | Möiçint |
| Merciful | Merhametli | Mersi | fulledigin için arabayi | çok merhametli cömert birisin. | Möisifi |
| Mercury | Civa | Merkür'de civanin bulunmasi | yeni bir dönem baslatacak. | Möikyuri |
| Mercy | Merhamet | Merhamet gösterdigin için çok mersi. | Möisi |
| Merge | Birlestirmek | Öç möç alma aksine onlari birlestir. | Möic |
| Merit | Deger | erdem | Merit'in bu hareketleri degerlerimize uymaz. | Merit |
| Meritorious | Degerli | Merit'i ariyoruz ama o degerli esyalari alip kaçmis. | Meritoiriis |
| Mermaid | Deniz kizi | Mermerde | deniz kizi figürü vardi. | Möimeyd |
| Merry | Neseli | Merry | hala çok neseli bir kadindi. | Meri |
| Mess | Karmakarisik | Messi | bugün''Kafam karmakarisik''diyerek maça çikmadi. | Mes |
| Message | Mesaj | Mesaj atmaman beni sevmediginin göstergesi. | Mesic |
| Messenger | Haberci | Haberci gönderinde internetten messenger'ini açsin. | Mesinci |
| Metal | Maden | metal | Metal maden her zaman çok sert olur. | Metl |
| Metaphor | Mecaz | Mecaz degil gerçek su | Mehtap horluyor geceleri. | Metifi |
| Meteor | Meteor | akan yildiz | Bu gece dolunay var | meteor yagmurunu izleyebiliriz. | Miityi |
| Meteorology | Havabilgisi meteoroloji | Meteoroloji bu gece kar yagacak dedi. | Miityi rolici |
| Meter | Sayaç | Yüz metre ilerdeki büyük sayaç patladi. | Miiti |
| Method | Metot | yöntem | Bu metotlarin bana ait olmasi gerekiyordu. | Methid |
| Meticulous | Titiz | Mete | ciliz ve titiz bir genç oldugunu iddia ediyordu. | Mitikyulis |
| Metre | Metre | Metreyi getirinde surayi ölçün | size zahmet. | Miiti |
| Methodic | Metotlu | Metotlu | dik üçgen sorusu çözdüm. | Mithodik |
| Mew | Miyavlamak | Miyavlayan kediyi ben isirdim. | Myui |
| Microbe | Mikrop | Mikrop bulasirsa vücuduna ayvayi yersin. | Maykrob |
| Microphone | Mikrofon | Mikrofon elinde | sap gibi dikiliyordu. | Maykrifoun |
| Microscope | Mikroskop | Mikroskopta virüsleri incelerken | bayilmisim. | Maykriskoup |
| Midday | Ögle vakti | Mideye ögle vakti yüklenemeyeceksin arkadas. | Middey |
| Middle | Orta | Midilli'ye gecenin ortasinda ulastik. | Midil |
| Middleman | Komisyoncu | Midilli mandirasinda komisyonculuk yapiyordum. | Midlman |
| Midget | Cüce | Midye getir yoksa seni bir cüceye çevirecegim. | Micit |
| Midnight | Gece yarisi | Gece yarisi asla mideni at etiyle doldurma. | Midnayt |
| Might | ebilmek | güç | Maytap geçebilmen için güç sahibi olman gerekiyor. | Mayt |
| Migrate | Göç etmek | Migreni at basindan ve sehire göç et. | Maygreyt |
| Migration | Göç | Migreni atiyon ama göç isi kolay degildir. | Maygrestsin |
| Migratory | Göçmen | Migren tiri geldi | binebilirsin | göçmensin artik. | Maygreytiri |
| Mildness | Ymusak baslilik | 100 mil deniz hizinda bile | yumusak basliligini koruyordu. | Mayldnis |
| Mile | Mil | Hesabima göre 1 mil 1609 kilometre eder. | Mayl |
| Milage | Mil hesabi | Mil aga bu kilometre hesabi degil mil hesabi bu. | Maylic |
| Milestone | Kilometretasi | Mil | üsten bakildiginda-kilometre tasi gibi duruyor. | Maylstoun |
| Militant | Militan | Militan da köyümüze saldirdilar. | Militint |
| Military | Askeri | Militani sadece askeri mahkemeler yargilar. | Militiri |
| Militia | Milis | halk gücü | Milis | halk gücünün kurdugu birliklerdi. | Milisi |
| Milk | Süt | Melik | süt içmeye bailiyordu | sütsüz duramazdi. | Milk |
| Milky | Sütlü | Melike ise sütlü ürünleri hiç sevmiyordu. | Milki |
| Miller | Degirmenci | Bay Miller | eskiden degirmenciydi. | Milii |
| Millet | Dari | Millet dari ambarinda çalisirken sen hamakta keyif yapiyorsun. | Milit |
| Miliner | Kadin sapkacisi | Mili nerde hesaplarim diye sordu kadin sapkacisi. | Milini |
| Million | Milyon | Milyon dolar da versen ayrilmam senden. | Milyin |
| Millionaire | Milyoner | Milyoner bir babanin kiziyla çikiyorum. | Milyinai |
| Millipede | Kirkayak | Milli pede bu kirkayak deseni hiç yakismamisti. | Milipiid |
| Mimic | Taklit etmek | Mimiklerini taklit etmeyi çok seviyorum. | Mimik |
| Minaret | Minare | Minare | et satan kisiler tarafindan onarildi. | Miniret |
| Mince | Dogramak | Ince mince bu domatesleri dogramalisin. | Mins |
| Minced meat | Kiyma | Ince etleri kiyma olarak çektirecegim. | Minsd mit |
| Mind | Akil | Minderin üzerine çikmak akil sagligina zararmis. | Maynd |
| Mine | Benimki | mayin | Mine benimkiydi | ona asiktim ama mayina basinca beni terk etti. | Mayn |
| Mingle | Katmak | Mini geldi bu etek | biraz daha kumas kat. | Mnggl |
| Mini | Mini giysi | Mini giysiler giymeye bayiliyordu. | Mini |
| Miniature | Minyatür | Minyatür sanati Osmanli döneminden beri var olan bir sanattir. | Minyiçi |
| Minimize | En aza indirgemek | Hatalarini en aza indirgeyip | minimize etmelisin. | Minimayz |
| Mining | Madencilik | Minin | madencilik sektöründekileri deli etmisti. | Mayning |
| Minister | Bakan | Mini ister karisi ama bakan kocasi buna izin vermez. | Ministi |
| Minor | Daha küçük | Mini orda giy yok daha da küçügünü istersen bence mayo giy. | Mayni |
| Mint | Nane | Minder üstünde nane yemek akil isi degildir. | Mint |
| Minus | Eski | Minusküs diz için eksi bir hastaliktir. | Maynis |
| Minute | Dakika | Miniyi ütüle | bir dakikada bitsin. | Minit |
| Miracle | Mucize | Miraçla bes vakit namaz | müminlerin mucizesi olmustur. | Mirikil |
| Mirage | Serap | Kendini miraca çiktiginu gördüysen kesin serap görmüssündür. | Miraij |
| Mire | Çamura saplanmak | Mihr'e sual sorarsan | çamura saplanabilirsin. | Mayi |
| Mirror | Ayna | Mihr Orhan | hiç aynaya bakmazdi. | Miri |
| Mis | Kötü | Mis kokulu olmaktansa kötü kokmak daha iyi. | Mis |
| Misapply | Yanlis uygulamak | Mis gibi ablasin ama makyajini yanlis uyguluyorsun. | Misiplay |
| Misbehave | Yaramazlik etmek | Mis bi evi | yaramazlik yaparak kirletemezsin. | Misbiheyvi |
| Miscarry | Suya düsmek | Mis gibi kariyi kaçirinca | hayallerim suya düstü. | Miskeri |
| Mischief | Kötülük | Mis gibi temiz sefe | lütfen kötülük etme. | Misçif |
| Misconduct | Kötü yönetmek | Mis gibi sirkete konduk ama onu kötü yönettik. | Miskondakt |
| Misery | Sefalet | Mis erigi susuz birakarak sefalet çektirdin. | Mizirii |
| Miser | Cimri | Mis gibi er ama iste cimrilikte üstüne yoktu. | Mayzi |
| Misfire | Ates almayan | Mis gibi temiz fare | ates almayan güvenli bir yerde uyuyordu. | Misfayi |
| Misfortune | Talihsizlik | Talihsizlik iste | mis gibi hava firtinaya dönüstü. | Misfoiçn |
| Misgovernment | Kötü yönetmek | Firini kötü yöneterek mis gibi kavurmani da yakti. | Misgovinmint |
| Mishap | Aksilik | Aksilik iste | mis gibi hapi içemedim. | Mishap |
| Misinform | Yanlis bilgi vermek | Verir misin formu | yanlis verdigin bilgileri düzeltelim. | Misinfoim |
| Mislead | Yanlis yoldan götürmek | Sizi yanlis yoldan götürmen hatalarimin bin misliydi. | Misliid |
| Misplace | Yanlis yere koymak | Mis gibi plaki | yanlis yere koydum. | Mispleys |
| Misprint | Baski hatasi | Mis gibi printirdan baski hatasi nasil çikar? | Misprint |
| Miss | Bekar bayan | vuramamak | özlemek | Mis gibi bu bayani özledim | kalbinden vuramadigim için. | Mis |
| Missile | Füze | Düsman misilleme yapinca önce davranarak füzeleri firlattik. | Misayl |
| Missing | Kayip | Kayip misin?Kayipsan ilan verelim. | Mising |
| Mission | Görev | misyon | Misyonum | bu görevi de basarili bir seklide yerine getirmektir. | Misn |
| Missionary | Misyoner | Misyonlari | etkileyici misyonerlik yapmakti. | Misinri |
| Mistake | Yanlislik | yanlis anlamak | Mis gibi bir yüzü tak ki herkes yanlis anlasin bizi. | Misteyk |
| Mister | Bay | bey | Saygi deger bir bey olmak isterim. | Misti |
| Mistress | Ev sahibesi | Metresi olan kadin ayni zamanda ev sahibesiydi. | Mistiris |
| Misty | Sisli | Misti kokulari çiçeklerin bu sisli yolda. | Misti |
| Misuse | Yanlis kullanmak | Mis gibi yüzünü | yanlis kullandigi kremlerle mahvetti. | Misyuiz |
| Mitigate | Yatistirmak | Mete git | su kizgin bogayi yatistir. | Mitigeyt |
| Mix | Karistirmak | Albümde yaptigi remix kafalari karistirmisti. | Miks |
| Moan | Inlemek | MOAN ÇUR | bu zafer karsisinda zevkten inliyordu. | Moun |
| Mobile | Seyyar | Mobil telefon seyyar telefonlara denilir. | Moubayl |
| Mobilize | Seferber etmek | Mobil telefondan izine rastlayamayinca | seferbelik ilan etti. | Moubilayz |
| Mock | Dalga geçme | Muck diye öpücük yollaman dalga geçtiginin kanitidir. | Mok |
| Mode | Tarz | Bu mod sorulari hiç benim tarzim degil. | Moud |
| Model | Örnek | model | Sana örnek olarak bir top model getirecegim. | Modl |
| Moderate | Ilimli | Moderatör ilimli bire genç ki hatamizi affetti. | Modirit |
| Modern | Yeni | çagdas | Yeni | çagdas ve modern bir toplum olmaliyiz. | Modin |
| Modify | Degistirmek | Arabayi modifiye etmenin | degistirmenin zamani geldi. | Moidifay |
| Modernize | Çagdaslasmak | Ülkeyi modernize ederek çagdaslasan bir toplum olacagiz. | Modinayz |
| Modest | Alçakgönüllü | Mode esti | ama salonda alçakgönüllü kizlar disinda kimse yoktu. | Modist |
| Module | Kapsül | Modülümüzde yeni kapsülden çikacak haplarda var. | Modyuil |
| Moisture | Nem | Mayis'tir en nemli çay ülkemizde. | Moystçi |
| Mole | Ben | leke | köstebek | Köstebegi ezen otobüs yolda mola vermeli. | Moul |
| Molest | Rahatsiz etmek | Rahatsiz etmezsek sizden simdi mola isteyebilirmiyiz? | Milest |
| Mollify | Yatistirmak | Molla | fayi yatistirmak için bol bol dua okumamizi ögütledi. | Molifay |
| Molten | Erimis | Bültende erimis dondurma resmi vardi. | Moiultin |
| Mom | Anne | Anne mumu söndür de yatalim bizde. | Mom |
| Moment | An | Momentumu su anda çok yüksekti bu basketbolcunun. | Moumint |
| Monarchy | Monarsi | Monarsi tek kisinin egemenliginin oldugu yönetim biçimidir. | Monarsi |
| Monastery | Manastir | Manastiri kafamiza yikmadan evvel onu disari çikartin. | Monistrti |
| Monday | Pazartesi | Manda yeni dogumunu Pazartesi günleri yapar. | Mandi |
| Monetary | Parasal | Parasal konularda anlasirsak mantari satacagim. | Manituri |
| Money | Para | Para kazanmana mani olamam heralde. | Mani |
| Monkey | Maymun | Maymun kocaman ki çantaya sigmiyor. | Manki |
| Monopoly | Tekel | Monopoly oynamak isteyenler tekel bayisine gitsinler. | Minopoli |
| Monotory | Monotonluk | Monotonluk tekdüzelikten nefret ederim. | Moigiç |
| Monster | Canavar | Canavar inekten moo ister ama inek bu istedigini yapmaz. | Monsti |
| Monthy | Ay | Montu simdi almayacagim çünkü bu ay sicak geçecekmis. | Manth |
| Monthly | Aylik | Montlu çocuk benim ayligimi çaldi. | Manthli |
| Monument | Anit | abide | Bunu bende anitlastirmak isterim. | Monyumint |
| Moo | Bögürmek | Aksam öküz mo diye bögürüyordu. | Moui |
| Mood | Ruhsal durum | Ruhsal durumum kötü modumu degistirmemi sagladi. | Muid |
| Moody | Dargin | küskün | Modu kötü olan herekse küskündür. | Midi |
| Moon | Ay | Maun suresi ay ve günesten bahseder. | Muin |
| Moonlight | Mehtap | Maun suresinde geçen mehtabi layt insanlar anlamazlar. | Muinlayt |
| Mop | Paspas | Hop mop deme de -suralarin paspasini çek. | Mop |
| Moral | Ahlaki | ahlakli | Moral insanin ahlaklisinda çokça bulunur. | Moril |
| Morale | Moral | Morale ihtiyacim vardi bu aralar. | Morail |
| Morality | Ahlak | erdem | Moral ite | ahlak kazandiracakti. | Miraliti |
| Morass | Bataklik | engel | Mor aslinda batakliga saplanmami engelledi. | Miras |
| Morbid | Hastalikli fikir | Mor bit | hastalikli fikirlerimi ögrenmisti. | Moibid |
| More | Daha çok | Mor daha çok erkek kardesime yakisiyordu. | Moi |
| Morever | Bundan baska | ayrica | Moru ver ayrica beyazi da ver. | Moireyvi |
| Morgue | Morg | Morga girmeyi hiç kimse sevmezdi. | Moig |
| Morning | Sabah | Göz morunun seffafligi sabahimi aydinlatti. | Moinin |
| Morose | Somurtkan | Mor oje somurtkan kizlara asla yakismaz. | Mirous |
| Mortal | Ölümlü | Ölümlü olmadigimi anlayinca mort oldu. | Mortil |
| Mortar | Havan topu | Mor taramali havan toplari kullanildi | bu savasta. | Moiti |
| Mortgage | Ipotek etmek | Morgiç faizini ödeyemedigim için ev ipotek edildi. | Moigiç |
| Mortify | Rezil etmek | Mordu fay ama rezil olmamak için deprem riski yok dedim. | Moitifay |
| Mosaic | Mozaik | Musa ile ilgili | Musa ile ilgili mozaikler ilgimi çekmeye basladi. | Mizeyik |
| Moslem | Müslüman | Müslüman hergün Allah'a sükretmeli. | Mozlim |
| Mosque | Cami | Maske takan iki kisi camide namaz kiliyordu. | Mosk |
| Mosquito | Sivrisinek | Misketi birde sivrisinek götürmüs. | Miskiitou |
| Mossy | Yosunlu | Muzu yosunla kaplanmis oldugu halde yuttu. | Mosi |
| Most | En çok | En çok Mostar köprüsünden atlamayi isterdim. | Moust |
| Motel | Motel | Motele gidecekler önceden rezervasyon yaptirmalilar. | Moutel |
| Mother | Anne | Madara oldum anne | beni bir tek sen anlarsin. | Madhi |
| Motherhood | Annelik | Madara olan ud | annelik duygusunu hiç tatmamisti. | Madhihuisd |
| Mothertongue | Anadil | Motor tankini anadilim gibi ezberlemistim. | Modhitongi |
| Motivate | Harekete getirmek | Motive et beni harekete hazir hale getir. | Moutiveyt |
| Motor | Motor | Her arabanin içinde bir motor bulunur. | Mouti |
| Motoring | Otomobilcilik | Motorin | otomobilcilik sektöründe önemli bir yakit. | Moutiirn |
| Motorize | Motorla donatmak | Motor izlerinden belli her yer motorlarla donatilmis. | Moutirayz |
| Motorcycle | Motorsiklet | Motorsiklet kazalari bu aralar çok oluyor. | Moutisaykil |
| Motorlorry | Kamyon | Motorlarina kamyon çarpmis. | Moutilori |
| Motorway | Karayolu | Karayolundaki motora bak vaybe canavar gibi. | Moutivey |
| Mould | Küf | Mogolda küf kokulu çiçek koklanirmis. | Mould |
| Molder | Çürümek | Bu çürümeye yüs tutmus bir maldir. | Mouldi |
| Mouldy | Küflü | Bu getirdigin çok küflü bir maldi. | Mouldi |
| Mount | Dag | tirmanmak | Bu mont daga tirmanmak için en ideal monttur. | Mouldi |
| Mountain | Dag | Montun dagda kaldi sanirim gidip alalim. | Mountin |
| Mountaining | Dagcilik | Montunu giyerek dagcilik fotografi çektirdik. | Mountining |
| Mourn | Yas tutmak | Gözündeki morun yas tuttugunun kanitiydi. | Moin |
| Mouse | Fare | Musa | fare besleyerek hayatini kazaniyordu. | Maus |
| Mousetache | Biyik | Musa tacini biyiklarinin üzerine takardi. | Mistais |
| Move | Hareket etmek | Mavi otobüs nihayet hareket etti. | Muiv |
| Move on | Ilerlemek | 'Mo'' ve ''on'' kelimeleri ingilizce'de birlikte ilerleyen kelimelerdi. | Muiv on |
| Movie | Sinema | Sinemadayken her zaman maviye çalan giysi giyerim. | Muivi |
| Mower | Çim biçme makinasi | Çim biçme makinesi çimlerimi ovar. | Mouvi |
| Much | Çok | Maç oynamayi ve izlemeyi çok severim. | Maç |
| Mucus | Sümük | Mukuslarini temizlerken sümügü üzerime geldi. | Myuikis |
| Mud | Çamur | Banka mudileri son vurgunda çamura batti. | Mad |
| Muddle up | Karman çorman etmek | Mudiler apartmani basip orayi karman çorman ettiler. | Madilap |
| Muffle up | Sarip sarmalamak | Önce üfleyip sonra da sarip sarmaladim kizi. | Mafil ap |
| Mulberry | Dut | dut agaci | Mali beri getir | dut agacinin dibine koy. | Malbiri |
| Muleteer | Katirci | Katircinin ticari mali ter kokuyordu. | Myulitii |
| Mumble | Mirildanmak | Mum bile mirildandigin için söndü. | Mambil |
| Mummy | Mumya | Mumya görürsen hiç korkma ben yanindayim. | Mami |
| Mumps | Kabakulak | Mum pislenince kabakulak yapiyor insani. | Mamps |
| Munition | Cephane | Mayoneziniz cephanede kulak yapiyor insani. | Mamps |
| Mural | Duvarci | Duvara bakinca moral sifir oluyor. | Mjuiril |
| Murder | Cinayet | Magdur hayvanlar bir de tek tek cinayete kurban gidiyorlardi. | Möidi |
| Murderous | Kanli | öldürücü | Kanli ve öldürücü bir hayvan oldugu için magduruz. | Möidilis |
| Murmur | Homurdanmak | Kedi mir mir diye homurdaniyordu. | Möimi |
| Muscle | Kas | Müzikle kas yapan tek insan benim. | Masil |
| Muse | Düsünceye dalmak | Müzede çalisirken derin derin düsünceye dalardim. | Myuiz |
| Museum | Müze | Müze | umdugum gibi güzel bir müze degildi. | Myuiziim |
| Mush | Misir unu | Mus kesinlikle misir unu üretiminde bir numaradir. | Mas |
| Mushroom | Mantar | Mus | Rumlara en çok mantar satar. | Masrum |
| Music | Müzik | Mizik dinlemeyi hiç sevmeyen bir karim var. | Myuizik |
| Misical | Müzikal | Müzikale sevgilimle gitmek zorunda kalacagim. | Myuizikil |
| Musician | Müzisyen | Ben müzisyen olmak istiyordum ama esim buna engel oldu. | Myuizisin |
| Musk | Misk | Muskadan çikan misk kokusu basimi döndürüyordu. | Mask |
| Muslim | Müslüman | Müslüman nüfus giderek artacaktir. | Muslim |
| Mussel | Mide | Muz sele kapilinca onun yardimina midye kostu. | Masil |
| Must | Zorunda | Mustafa sevgilisini es olarak almak zorunda. | Mast |
| Mustard | Hardal | Musti | ard arda hardalli burger yedi. | Mastid |
| Muster | Içtima yapmak | Muz teri önledigi için komutan hemen içtima yapti. | Masti |
| Musty | Küflü | Musti bugün adeta küflü et kokuyordu. | Masti |
| Mute | Sessiz | Margarin alirken bile pazarlik yapiyorsun. | Myuit |
| Mutilate | Sakatlamak | Adamlari sakatlamak mutlu ederdi beni. | Myuileyt |
| Mutineer | Isyanci | Metin erken çok isyanci bir askerdi. | Myuitinii |
| Mutinous | Isyankar | Bizler metiniz çocugumuz isyankarliktan vazgeçecektir. | Myuitiniis |
| Mutiny | Ayaklanma | Metin'i ayaklanmadan çekip çikarman lazim. | Myuitini |
| Mutton | Koyuneti | Bu ton baligi da koyun etine benziyor matin mati renkte. | Matin |
| Mutual | Karsilikli | iki tarafli | Mayo çilli kiza çok yakissa da karsilikli giydik. | Myuiçiil |
| Muzzle | Hayvan burnu | Muz ile bence hayvan burnu arasindaki fark yok. | Mazil |
| My | Benim | Mayo benim ve istedigim zaman giyerim. | May |
| Myself | Kendim | Mayis | Elif ve kendim için evlilik ayi olacak. | Mayself |
| Mysterious | Esrarengiz | Bizler esrarengiz mayis teriyiz. | Mistiiriis |
| Mystery | Gizem | Mayis terinin gizemli kokusun sirri çözülemedi. | Mistiri |
| Mystic | Gizemci | gizemli | Mistik konular gizemli oldugu için gizemcinin ilgisini çekti. | Mistik |
| Mistify | sasirtmak | Mustafayi sasirtmak en güzel seydir. | Mistifay |
| Myth | Mit | efsane | Bir mite göre thor çekicini salladiginda simsek çakarmis. | Mith |
| Mythological | Mitolojik | Bir mite göre thor çekicini salladiginda simsek çakarmis. | Mithilacikil |
| Mythology | Mitoloji | Bir mite göre thor çekicini salladiginda simsek çakarmis. | Mithilaci |
| Nail | Tirnak | Nail amca tirnagina bakarken öldü. | Neyl |
| Naket | Çiplak | Ney | kit beyinlisn mi dedi bna o çiplak kafanla. | Neykid |
| Name | Isim | 'Neyim var ki ismimden baska'' dedim. | Neym |
| Narcissus | Nergis | Nergis sus ve bu güzel nergis çiçegini kokla. | Naisisus |
| Narcosis | Narkoz | Narkozun etkisi henüz geçmemisken igne ol. | Noiksis |
| Narrate | Anlatmak | Nar at agzima bak nasil masallar anlatirim sana. | Nireyt |
| Narration | Anlatma | Nara atiyon durmadan tabi buda bir anlatma biçimidir. | Nireytsin |
| Narrative | Hikaye | Nara tv de hikaye içinde hikaye dinledim. | Naritiv |
| Narrator | Öykücü | Nara atiyor sanki öykücü öykü anlatirken. | Nariou |
| Narrow | Dar | daraltmak | Nari ov ve dar pantolanuna sikistir. | Nariou |
| Nasal | Geniz | Nasil genizine kaçmis acaba bu biçak. | Neyzil |
| Nasty | Pis | Nazdi yaptigi ama pis oyunlar da sezmiyor degilim. | Naisti |
| Naiton | Ulus | Ulusuma karsi ne atiyon böyle kafadan uydurmalar. | Neysin |
| National | Ulusal | Ne atiyorsan geri al ulusal bütünlügümüzü bozma. | Neysinil |
| Natural | Dogal | Dogal olmak istiyorsan naturel makyaj malzemesi al. | Naçril |
| Naturalize | Vatandasliga kabul etmek | Naturel bir izdi vatandasliga kabul edilmem. | Naçrilayz |
| Naught | Sifir | Nohut adeta sifir lalori ihtiva ediyordu. | Noit |
| Naughty | Yaramaz | haylaz | Nohutu yiyen yaramaz çocugu kovaladim. | Noiti |
| Nausea | Mide bulantisi | Nisa | bugün mide bulantisindan yakiniyordu. | Noisyi |
| Nautical | Gemicilik | Lise notunu al | gemicilikle ilgili bir okula basvur. | Noitikil |
| Naval | Savas gemileri | Arap sarkici Nawal | savas gemileriyle ilgili klip çekmisti. | Neyvil |
| Navigate | Gemiyle gezmek | Gemiyle geerken navigasyon aletini icat ettim. | Navigeyt |
| Navigation | Denizcilik | Arabadaki navigasyonu önceden denizcilikte kullanirdim. | Navigeytsin |
| Navy | Donanma | Bu gemiler bir nevi donanma gücüydü. | Neyvi |
| Nay | Ret oyu | Adam ney çalarken meclistekiler ret oyu kullaniyordu. | Ney |
| Near | Yakin | Nere olursa olsun yeterki yakin olsun. | Nii |
| Nearby | Yakinda | Nereye bay yolladigini | yakinda bulacagim. | Niibay |
| Nearly | Az kalsin | neredeyse | Nereli oldugunu sormayi az kalsin unutacaktim. | Niili |
| Neat | Temiz | zarif | Ne at bu kadar temiz olur ne de essek bu kadar zarif. | Niit |
| Necessary | Gerekli | Nice sari saçli kiz gördüm ama hiçbiri gerekli gelmedi. | Nesisiri |
| Necessitate | Gerektirmek | Ne ceset atti ki bu kadar hapis gerektirecek. | Noiksis |
| Necessity | Gereklilik | Ne ceseti bu ki;acil toplanma gerekliligi olustu. | Nisesiteyt |
| Neck | Boyun | Ne ki o teyzemde boyun fitigi bes tane var. | Nek |
| Necktie | Kravat | Neki tay ben bile kravat takiyordum. | Nektay |
| Nee | Kizlik soyadiyla | Nee | kizlik soyadiyla para mi çekmis. | Ney |
| Need | Ihtiyaç | ihtiyaci olmak | Ne ede ne sdüte ihtiyacin olmaz artik. | Niidil |
| Needle | Igne | Ne dile derman olur bu igne de de aska. | Niidil |
| Needless | Gereksiz | Ne dilese tersi olur gereksizin. | Niidlis |
| Negate | Inkar etmek | Ne git ne gel | yeterki inkar etme askini. | Nigeyt |
| Negaiton | Inkar | Inkarlarinin içine ne katiyon acaba? | Nigeytsin |
| Negative | Olumsuz | Senden negatif elektirik aldim kararim olumsuz. | Negitiv |
| Neglect | Ihmal etmek | Neyliyek ihmal ettim sevgilimi | terk etmesi normal. | Niglekt |
| Negligent | Kayitsiz | Neyli genç | müzik çalarken olaylara kayitsiz kaliyordu. | Neglicint |
| Negotiation | Görüsme | Ne kotu ariyon hemen ben onunla görüsmeye gidecektim. | Nigousieysin |
| Negress | Zenci kadin | Zenci kadina Nergis ismini verdim. | Niigris |
| Negro | Zenci | Zenci adama da yemesi için bir paket negro verdim. | Niigrou |
| Neigh | Kisnemek | Neyi gene esek gibi kisnetiyordu. | Ney |
| Neighbour | Komsu | Ne ayibi asla | komsu komsunun külüne muhtaçtir. | Neybi |
| Neither | Hiçbiri | ..nor | ne | ..ne de | Ne iter arabayi ne de hiçbirimizi çagirmaz. | Naydhi |
| Neon | Isikli tabela | Ne onca isikli tabelayi asmissin dükkanina-hayirdir. | Niin |
| Nephew | Erkek yegen | Ne pehlivan su erkek yegenim. | Nevyui |
| Nerve | Sinir | Merve | sinirli bir kizdir | ne öv ne elestir. | Nöiv |
| Nervous | Sinirli | Nevroz günü | sinirli vatandaslar olay çikarabilirler. | Nöivis |
| Nest | Yuva yapmak | Ne esti rüzgar be | kus tekrardan bir yuva yapmak zorunda. | Nest |
| Nestle | Bagrina basmak | Bu nesle | mazlumlari bagrina basmak yakisir. | Nesil |
| Net | File | kesintisiz | Kanallar net çekiyor ama anten fileye takilirsa kanallar bozuluyor. | Net |
| Network | sebeke ag | Network baglantisi giderse sebeke aglarinda sorun vsr demektir. | Netvöik |
| Neurosis | Nevroz | Nevrozun siste kutlanmamasi gerekir. | Nyuirousis |
| Neutral | Tarafsiz | Natural bir aile tarafsiz olur. | Nyuitril |
| Neuter | Cinsiyetsiz | Noter | cinsiyetsiz kisiye evrak vermedi. | Nyuiti |
| Neutrality | Tarafsizlik | Tarafsizligini bozarak ne utlar aldin ite sen. | Nyuitraliti |
| Neutron | Nötron | Bu soruyu atomun nötron sayisini bularak çözersin. | Nyuitron |
| Never | Asla | Ne ver | ne para iste | bunlarla asla muhatap olma. | Nevi |
| New | Yeni | Nev | yeni albümünü basina tanitacak | Nyui |
| News | Haber | Nefis | senden güzel haberler olmayi ama hersey kismet. | Nyuizdiili |
| Newsdealer | Gazeteci | Nefs diler gazeteci olmayi ama hersey kismet. | Nyuizddiili |
| Newsmonger | Dedikoducu | Nefs | mangir ve dedikoducu kadinlar pesinde kosar. | Nyuizmungi |
| Newspaper | Gazete | Nefs | papa razi gelirse anca gazete okumayi birakir. | Nyuizpeypi |
| Next | Ertesi | bir sonraki | Ertesi gün Next filmini beraber izledik. | Nekst |
| Nibble | Kemirmek | Ne bulursan kemir | dolap senindir. | Nibi |
| Nice | Güzel | Nice güzel sevdim ama en çok sana deger verdim birtanem. | Nays |
| Nicety | Incelik | titizlik | Nice tay gördüm | titizliginden kosamayan | Naysti |
| Niche | Duvarda oyuk | Niche'ye ait kitaplarimi duvarimdaki oyukta sakliyorum. | Niç |
| Nick | Çentik | Galiba siteye nikimi yanlis girmisim | o yüzden ismime çentik atilmis. | Nik |
| Nickel | Nikel | Nikel | en önemli elementlerden biridir. | Nikil |
| Nickname | Takma ad | Nickname kullanmiyorsan | takma adin diye bir sey yoktur. | Nikneym |
| Niece | Kiz yegen | Ne!Ece benim kiz yegenim miymis? | Niis |
| Niggardly | Cimri | Ne kartli telefonu var ne de cep telefonu | kadin çok cimri. | Nigidli |
| Night | Gece | Nahit | her gece disariya çikip gezerdi. | Nayt |
| Nightclub | Gece kulubü | Nahit | gece kulubüne gitmek istiyordu. | Naytklab |
| Nightgown | Gecelik | Nahit | kavunu geceligimin içine döktü. | Naytgoun |
| Nightingale | Bülbül | Nahit'in gelirse bülbül gibi öt. | Naytinggeyl |
| Nightmare | Kabus | Nahit | magrada kabus dolu dakikalar geçirdi. | Naytmai |
| Nighty | Gecelik | Nahit'i kadinlarin gecelikleri tahrik ediyordu. | Nayti |
| Nil | Sifir | Nil nehri | denize sifir noktasindan kuvvetilce akar. | Nil |
| Nimble | Atik | tez | Himbildi ama çok atik ve tezdi. | Nimbil |
| Nine | Dokuz | Nine dokuz çocugu ile mutlu bir yasam sürüyordu. | Nayn |
| Nineteen | On dokuz | Ninenin teni | on dokuz yasindaki kiz gibi yumusakti. | Nayntin |
| Ninety | Doksan | Nineyi tiye alip ben doksan yasindayim dedim. | Naynti |
| Nip | Çimdiklemek | Ne ipi ya kendine gel yoksa seni çimdiklerim. | Nip |
| Nipple | Mem ucu | Ne | iple meme ucunu mu baglayacaksin? | Nipil |
| Nitrogen | Nitrojen | Nitrojen bombasi en tehlikeli bombadir. | Naytricin |
| No | Hayir | Sana hayir diyorum lütfen tel no'mu sil. | Nou |
| Noble | Soylu | No bul | ama soylu kisilerin olsun bu numaralar. | Noubl |
| Nobody | Hiç kimse | No'mu Badi Ekrem hariç hiçkimse bilemez. | Noubadi |
| Nod | Basini sallama | Not:Bu adam | kabul manasinda sürekli basini salliyordu. | Nod |
| Noise | Gürültü | Tel no ise gürültü sebebiyle yanlis alinmisti. | Noyz |
| Noisy | Gürültülü | Tel no izini bulamadim ama gürültülü bir ortamda olduguna eminim. | Noyzi |
| Nominal | Sözde | Nominal sirket degeri sözde 100 milyar dolarmis. | Nominil |
| None | Hiçbiri | No ne? Hiçbiriniz bilmiyor mu? | Nan |
| None the less | Yine de | No ne dedi lessi köpegini almak için yine de numarani vermedim. | Nan di lis |
| Noon | Ögle | Arapçada Nun harfini sadece ögle vakti ezberlersin. | Nuin |
| Nor | Ne de | Ne de nur yüzlü bir surati varmis onun. | Noi |
| Normal | Normal | Normal bir güzelligi vardi ama o bile kabul etmedi beni. | Noimil |
| North | Kuzey | Kuzeyde bulunan bir nurdu bu adam. | Noith |
| Northen | Kuzeyle ilgili | Nurten | kuzeyle ilgili arastirmalarina devam ediyordu. | Noithin |
| Northward | Kuzeye dogru | Nuru vardi yüzünde kuzeye dogru gidiyor diye. | Noitvidz |
| Northwest | Kuzeybati | Nurdu | esti gitti kuzeybatiya dogru. | Noitvest |
| Nose | Burun | Nosu bulunan kagidi burun deliklerine sokuyordu çocuk. | Nouz |
| Nosegay | Çiçek demeti | No'su geye verilmek üzere çiçek demetinin içine konulmustu. | Nouzgey |
| Nosebleed | Burun kanamsi | Nosu biletin üzerindeyken burun kanamasi geçirdi. | Nouzbliid |
| Nostril | Burun deligi | No'yu siteril bir beze yazip | burun deligimde saklayacagim. | Nostril |
| Not | Degil | yok | Not alacak bir kagidim bile yok. | Not |
| Notable | Dikkate deger | Notu ablaya verirsin | içinde dikkate deger bilgiler var. | Noutibil |
| Notery | Noter | sirketi kurmam için noterden belge almam lazim. | Noutiri |
| Notation | Not etme | kayit | Notu atiyon ama ben onlari kaydet demistim. | Nouteysin |
| Note | Not | Notalari deftyerime not etmem gerekecek. | Nout |
| Notebook | Defter | Notebook'u görünce defterimi bir tarafa firlattim. | Noutbuk |
| Noted | Taninmis | ünlü | Taninmis ünlü isimleri buraya not et. | Noutid |
| Noteworthy | Önemli | Önemli kisilerin de notu vardi bende. | Noutvuith |
| Nothing | Hibir sey | Aldigim not ingilizce için hiçbir sey ifade etmiyor. | Nathing |
| Notice | Ilan | duyuru | Notu C-ilanindan sonra sinifta kaldigi kesinlesti. | Noutis |
| Noticeabla | Belli | Notu C abla | onun sinifta kalacagi zaten belliydi. | Noutiseybil |
| Notify | Haber vermek | bildirmek | Notu F olanlara haber verin odama gelsinler. | Noutifay |
| Notion | Görüs | kani | Notu on olanlar kanimca taktir alacaklar. | Nousin |
| Notorious | Adi kötüye çikmis | Adi kötüye çikmislarin notunu ariyoruz. | Noutoiriis |
| Nought | Sifir | Nohutun sifir kalori oldugunu daha önce söylemistim. | Noit |
| Noun | Ismi | Ne un var ne seker | ismi neydi unuttum iste o tatliyi yapamam. | Naun |
| Nourish | Beslemek | Nuris | köpegimi güzelce besledi. | Naris |
| Nourishing | Besleyici | Nuris'in besleyecilik yetenegine hayranim. | Narising |
| Nourishment | Beslenme | Nuris | mentollü sakizla yeni bir beslenme sekli gelistirdi. | Narismint |
| Novel | Roman | Noelde yeni bir roman hediye edecegim sana. | Novil |
| Novelist | Romanci | Noel Istanbul'daki romancida kutlanir. | Novilist |
| November | Kasim | No mu alan bu vampir beni Kasim ayinda ziyaret edecekmis. | Nouvembi |
| Novice | Acemi | No mu | su gibi içte acemilikten kurtul. | Novis |
| Now | simdi | No vermicem sana simdi | ilerde verebilirim. | Naun |
| Nowadays | Bugünlerde | No var dayi bende | adami bugünlerde ziyaret ederiz. | Naudeyz |
| Nowhere | Hiçbir yerde | No vere vere hiçbir yerde bulunmayan söhrete kavustun. | Nouvai |
| Nozzle | Agizlik | Nazli bebek | agizligini hiç birakmiyordu. | Nozil |
| Noxious | Zararli | Noksaniz biz ve bu kariyerimiz için zararli bir özelllik. | Noiksis |
| Nuance | Nüans | ayirti | Nüans noktamiz | sen futbolu seviyordun ben sevmiyordum. | Nyuiains |
| Nuclear | Nükleer | Nükleer silahlar günümüzde dogayi tehdit ediyorlar. | Nyuiklii |
| Nucleus | Çekirdek | öz | Nükleer uçaklar sayesinde on dakikada Amerika'dayiz artik. | Nyuikliis |
| Nude | Çiplak | Nida | çiplak poz vermeye bayiliyordu. | Nyuid |
| Nudge | Dürtmek | Nigde Üniversitesinden bit kiz beni facebook'tan dürttü. | Nac |
| Nugget | Külçe altin | Nugget yerken içinden külçe altin çikti. | Nagit |
| Nuisance | Basbelasi | Nüans noktamiz sen basbelasisin ben degilim. | Nyuisns |
| Null | Degersiz | önemsiz | Bu atin nali çok degersizdi. | Nal |
| Number | Numara | rakam | sayi | En sevdigim numara yedidir. | Nambi |
| Numberless | Sayisiz | Sayisiz derecede numaraliyiz. | Nambilis |
| Numerous | Dünya kadar | pek çok | Numarasi bana ulasinca dünyalar kadar sevindim. | Nyuimiiis |
| Nuptials | Dügün | nikah | Ne aptaliz | dügünümüzü kaçirdik. | Napsilz |
| Nurse | Hemsire | emzirek | Nursel | hemsireyi bebek emzirirken rahatsiz etti. | Nöis |
| Nursing | Hemsirelik | Nurselin hemsirelik deneyimi | kötü basladi. | Nöising |
| Nurture | Büyütmek | yetistirmek | Nur | tura kendi yetistirdigi atla katildi. | Nöiçi |
| Nut | Kuruyemis | Kuruyemis yemeyi atik unut. | Nat |
| Nutty | Kaçik | çatlak | Çatlak kiz telefonunu yine unuttu. | Nati |
| Nymph | Peri | Niye mi periyim hala | çünkü insan olmak güzel degil. | Nimf |
| Oak | Mese | O ak MEsE agacini kesmeye kiyamiyorum. | Ouk |
| Oar | Kürek çekmek | O ar yoksunu adam kürek çekmeyi bilirdi. | Oi |
| Oarsman | Kürekçi | O arsa man kafali kürekçiye aitti. | Oismin |
| Oasis | Vaha | Oha sise bak bu vahada bu sisin ne isi var. | Ou eysis |
| Oat | Yulaf | O at | yulaftan baska hiçbir sey yemez. | Out |
| Oath | Yemin | ant | Yemin ederim | o ati bulup sana getirecem. | Outh |
| Obedient | Söz dinler | O Bedie entrikam sayesinde söz dinler. | Ibiidyint |
| Obey | Itaat etmek | O beye itaat etmek zorudasin. | Ibey |
| Obituary | Ölüm ilani | O bit | arinin ölüm ilanini yayinladi. | Ibityuiri |
| Object | Obje | cisim | Havada tanimlanamayan objeler görünce korktum. | Obcikt |
| Objective | Objektif | tarafsiz | Objektif olmak gerekirse onu burada istemiyorum. | Obciektiv |
| Obligatory | Zorunlu | O biliyor katira ve öküze zorunlu olarak baktigimi. | Ibligitiri |
| Oblige | Zorunda birakmak | minnettar | O | bu lige katilmak zorunda birakildi. | Iblayc |
| Obliterate | Yok etmek | silmek | O biliyor | ter atinca tüm mikropalr yok edilir. | Iblitireyt |
| Oblivious | Unutkan | O biliyo Oguz | unutkan biri oldugunu sadece. | Ibliviis |
| Obscene | Agiza alinmaz | O pis çenesiyle | agiza alinmaz sözler sarfetti bi seansta. | Ibsiins |
| Obscure | Karartmak | karanlik | O pis küreyi karartinca | karanlik güçler açiga çikiyordu. | Ibsikyui |
| Observe | Gözlemek | gözlemlemek | O bir servisin | nasil kullanilacagini gözlemliyordu. | Ibzöiv |
| Obsess | Kafasina takilmak | O bi ses vardi ya | neydi o kafama çok takildi. | Ibses |
| Obstacle | Engel | O pis taklayi atmama engel oldugun için tesekkür ederim. | Obstikl |
| Obsitinacy | Inatçilik-O pis Tinaz'i inatçiligi sebebiyle biraktim. | Obstinisi |
| Obstruct | Engellemek | O pis traktörün bahçemize girmesini engelleyecegim. | Ibstrakt |
| Obtain | Elde etmek | O bi tayin olsun istedigi her kizi elde eder. | Ibteyn |
| Obstrusive | Sikinti veren | yilisik | O bit rus evine girerse sikinti veren bir hayvan olur. | Ibtrusiv |
| Obtuse | Kalin kafali | genis | O bir tastir kalin kafali | ama genis bir tas. | Ibtyuis |
| Occasion | Firsat | neden olmak | Ooo kasiyon kendini | bu firsatlarin kaçmasina neden oluyor. | Ikeyjin |
| Occupy | de oturmak | isgal etmek | O kupayi tut ve isgal ettigin evde otur. | Okyupay |
| Ocuppant | Kiraci | O kapanda kiracinin yakaladigi fare bulunmaktadir. | Okyuipint |
| Occur | Meydana gelmek | olmak | O curcuna da iste benim varligim meydana gelmis. | Iköi |
| Ocean | Okyanus | O isin | büyük okyanuslari asip ulasti. | Ousin |
| O'clock | Saate göre | O kulak varya benim saate göre 6'yi gösteriyor. | Ikilok |
| October | Ekim ayi | O kitabi Reyhan'a Ekim ayinda vermistim. | Oktoubi |
| Ocular | Gözle ilgili | Okullar-çocuklara gözle ilgili dersler vermelidir. | Okyuili |
| Oculist | Göz doktoru | Göz doktorlari yetistiren bir okul istiyoruz. | Okyulist |
| Odd | Tek sayi | tuhaf | Tuhaf ama ot kökleri hep tek sayi halinde çikarlar. | Od |
| Odious | Igreniç | çirkin | O diyoz | igrenç ve çirkin bir kadin. | Oudyis |
| Odour | Koku | söhret | Odur kokuyla söhret olan kadin. | Oudi |
| Of | nin | Of ya Çanakkale'nin yollari çok dar | rahat rahat hareket edemiyoruz. | Ov | iv |
| Off | den | uzak | uzakta | Of be of senden uzak bir tatil çekilmez bir çile. | Of |
| Offer | Tekilf | O firlamaya mi çikma teklif ettin sen simdi? | Ofir |
| Offensive | Saldirgan | Ofansif futbol oynayan takim saldirgandir. | Ifensiv Offence:Hücum(Ifens) |
| Official | Resmi | O fisi al | resmi makamlara götür. | Ifisil Office:Ofis(ofis) |
| Officious | Isgüzar | O fisi Oguz | isgüzarlik etmeden vaktinde götürsün. | Ifisis |
| Offlicence | Içki satilan dükkan | Of lisansi iptal edilmis | bu içki satilan dükkanin. | Oflaysins |
| Offshoot | Filiz | Of suta bak adeta filizleri kökünden söktü. | Ofsuit |
| Offside | Ofsayt | Ofsayta yakalanan futbolcu sinirden hakemi dövdü. | Ofsayd |
| Offspring | Döl | tohum | ürün | Of süpürün bu ürünlerin tohumlarini. | Ofsipring |
| Often | Çogu kez | sik sik | Of tenim of | güneste çogu kez soyulursun sen. | Ofin |
| Ogre | Dev | canavar | Ugra bana | dev canavarlar saldirirsa. | Ougi |
| Oh | Ya! Öyle mi? | Oh bundan da kurtuldum deyince | ya öyle mi diye cevap verdi. | Ou |
| Oil | Yag | O il | suanda sadece yag üretimi yapmaktadir. | Oyl |
| Oily | Yagli | O ili ülkemizin en yagli ili olarak kabul edecegiz. | Oyli |
| Ok | Tamam | Üzerime ok atmayi kes lütfen tamam mi? | Oukey |
| Old | Yasli | Yasli oldu ama hala gençlere tas çikartiyordu. | Ould |
| Old age | Yaslilik | Oldu içebilirsin artik yaslilik iksirini. | Ould eyc |
| Oleander | Zakkum | Zakkumlar bana o ili andirdi. | Ouli andi |
| Olive | Zeytin | zeytin yagi | O lava | biraz zeytin yagi dökersen hemen söver. | Oliv |
| Omelette | Omlet | Omlet yapmaya giden horoza bakin. | Omlit |
| Ominous | Ugursuz | O minnos kedi | megersem ugursuzmus. | Ominis |
| Omission | Ihmal | O misyonu | yerine getirmeyi ihmal etme. | Oumisin |
| Omit | Yapmamak | O mit ajani | görevini yapmamakla suçlaniyor. | Imit |
| Omnibus | Otobüs | O minibüs ile otobüs kafa kafaya çarpistilar. | Omnibis |
| Omnipotent | Herseye gücü yeten | O mini patende | herseye gücü yeten biri var. | Omnipitint |
| On | Üzerinde | On üzerinden dokuz vererek seni yanimiza aliyoruz. | On |
| Once | Bir defa | bir kez | Önce seni bir defa daha yanima alayim. | Vans |
| Once again | Birkez daha | Önce aganin elini öp | sonra birkez daha benim elimi öp. | Vans egeyn |
| One | meydana gelmek | olmak | O ne ki ben her yarismada bir numara olurum. | Van |
| One day | Bir gün | O ne dayi | sen bir günde yaslanacak adam miydin? | Van dey |
| Onesided | Tek tarafli | O ne sitede | tek tarafli bir kavga mi var? | Van saydid |
| Onion | Sogan | Oynuyon soganla ama yakinda gözün yasarir. | Anyin |
| Onlooker | Seyirci | Onca lakirti seyircilerden çikti. | Ouluki |
| Only | Tek | sadece | yanlizca | Onla | yanlizca birkaç sefer birlikte olduk. | Onli |
| Onrush | Üsüsme | On rus | havadan düsen paketin etrafina üsüstü. | Onras |
| Onto | in üstünde | On ton kömürün üstünde bes tonda odun vardi. | Ontu |
| Onwards | Ileri dogru | Ileri dogru yürürken saat bese on vardi. | Onvidz |
| Ooze | Sizdirmak | sizinti | Özel çocuk bezinde asla sizinti olmaz. | Uiz |
| Open | Açik | O pencereyi açik birakma diye sana daha kaç kez söylemem gerekiyor. | Opin |
| Opera | Opera | Opera benim için en sevdigim müzik türüdür. | Opiri |
| Operate | Islemek | isletmek | Operada kullanilan müzik aletlerini ben isletiyorum. | Opireyt |
| Operation | Operasyon | hareket | ameliyat | Operasyonda yüzlerce kaçak sigara yakalandi. | Opireysin |
| Operative | Isleyen | Opera | TV'de devam etsin çünkü opera isleyen bir sistemdir. | Ouvislip |
| Operator | Santral memiuru | operatör | Operatör beni santral memuruna yönlendirdi. | Opireyti |
| Opinion | Fikir | Öpüp iniyon hemen güzelmi diye hiç fikrimi sormadan. | Ipinyin |
| Opium | Afyon | Öpiyim | afyon kokan dudaklarindan. | Oupyim |
| Opportunity | Firsat | O firtinada | iti kurtarma firsati da buldum. | Opityuniti |
| Oppose | Karsi çikmak | O pozun çok cüretkar | yayinlanmasina karsi çikiyorum. | Ipouz |
| Opposition | Muhalefet | karsitlik | O pozisyonda olsaydim sana muhalefet etmezdim. | Opizisin |
| Optic | Optik | görme ile ilgili | Optik ayarli gözlügüm | görmeyle ilgili bir sorunumu çözdü. | Optik |
| Opprress | Sikinti vermek | bunaltmak | O pres takima büyük sikinti verdi. | Ipres |
| Optimist | Iyimser | Karamsar olacagima optimist yani iyimser olurum daha iyi. | Optimist |
| Option | Seçenek | Opsiyon borsasinda pek çok yatirim seçenegi vardir. | Opsin |
| Optional | Seçmeli | Opsiyon borsasindan seçmeli kagitlari al. | Opsinil |
| Orange | Portakal | O ringe | bir daha portakal suyu getirirsen maçi iptal ederim. | Orinc |
| Oration | Nutuk | Orada atiyon nutugunu da burada ne yapacaksin? | Oireysin |
| Orbit | Yörünge | Ordaki bit | yörüngesini sasirarak kafam inis yapti. | Oibit |
| Orchard | Meyve bahçesi | O çagirdi beni meyve bahçesine. | Oiçid |
| Orchestra | Orkestra | Orkestra bu sarkiyi çok hizli çaliyor. | Oikistri |
| Ordeal | Çile | sikinti | Ora degildi çile çektigim ev. | Oidil |
| Order | Siparis | düzen | Ora der | tüm siparisleri düzene sokacagin yer. | Oidi |
| Orderly | Düzenli | Ora derli toplu düzenli bir yerdi. | Oidili |
| Ordinal | Sira | Orda in al ekmegi hazir sira da yokken. | Oidinil |
| Ordinary | Olagan | O dinari ya sakla simdi | olagan haline birak. | Oidonari |
| Ore | Maden cevheri | Ora | ekmek teknemiz olan | maden cevheri ocagidir. | Oi |
| Organ | Organ | Organ nakli binlerce insana hayat vermektedir. | Oigin |
| Organism | Organizma | Organizmam diger insanlardan daha kuvvetliydi. | Oiginizm |
| Organization | Organizasyon | Organizasyon konusunda yetenekliyimdir. | Oirginayz |
| Organize | Organize etmek | Organize olup bu takimi yenelim. | Oirginayz |
| Oriental | Doguya özgü | Oryental | doguya özgü bir danstir. | Oiriintil |
| Original | Orijinal | asil | Bu kitap çok orijinal bir kitaptir. | Iricinil |
| Origin | Köken | Atin orjini söretli atlarin kökeninden geliyordu. | Oricin |
| Orginate | Meydana getirmek | Orjin at | sampiyon atlar meydan getirir. | Iricneyt |
| Ornament | Süs | Ordaki namende adeta süsler yagiyordu. | Oinimint |
| Ornamental | Süs olarak kullanilan | Ordaki nameni al | süs olarak kullanilan cd'lerde. | Oinimintil |
| Ornate | Süslü | gösterisli | Orani at kafadan | yüzde 60 süslü bir kizdi. | Oineyt |
| Orphan | Yetim | öksüz | Orhan | öksüz bir çocuktu. | Oifin |
| Orphanage | Yetimhane | Orhan içtigi suyla zehirlenmisti yetimhanede. | Oifinic |
| Oscilliate | Sallanmak | O sileydi cami çok sallanmak istiyorsa camda. | Osileyt |
| Ostrich | Devekusu | Otur | iç devekusu sütünden biraz. | Ostriç |
| Ostentatious | Fiyakali | gösterisli | Üsten teshis ediyoruz biz gösterisli olan pastalari. | Ostinteysis |
| Other | Baska | Otur | baska film izleyelim seninle. | Adhi |
| Otherwise | Baska türlü | Odur vizeler bitti ben hala baska türlü isler pesindeyim. | Adhivayz |
| Ounce | Ons | Altinin ons fiyati 1200 dolari geçti. | Auns |
| Our | Bizim | Anlindaki o ur | bizim sülalemizden gelen bir urdur. | Aui |
| Ourselves | Kendimiz | O ur | selvi yapragi ile kendimizin yaptigi özel bir karisimla geçer. | Auselvz |
| Oust | Kovmak | disari atmak | O ustayi kovup | disari attim. | Aust |
| Out | Disari | disariya | Vurdugu sut | auta yani disariya gitti. | Aut |
| Outcast | Toplumdan atilmis | Topu | auta kasitli atti toplumdan atil diye. | Autkest |
| Outcry | Çiglik | O ota | kiragi düstügü için çigligi basmisti. | Autkiray |
| Outdoors | Açik havada | O ot dogrusu | açik havada güzel yesermis. | Autdouis |
| Outdanger | Tehlikeyi atlatmis | O ot tankeri nihayet | tehlikeyi atlatti. | Autdenci |
| Outer | Disaridaki | O ter | disaridaki futbolcularin teridir. | Auti |
| Outfit | Araçgereç | O ud | fit bir müzisyenin en önemli müzik araçgerecidir. | Autfit |
| Outlast | den daha fazla dayanmak | Ot lastigi karayolu lastiginden daha fazla dayaniyor. | Autlast |
| Outlet | Çikis yeri | priz | Ürünlerin çikis yeri olan outlet magazasindan bir priz aldik. | Autlet |
| Outlook | Görünüs | manzara | Otluktan köyün manzarasi muhtesem görünüyordu. | Autluk |
| Outmatch | Üstün gelemk | geçmek | Auta giden penalti sayesinde turu geçtik. | Autmaç |
| Output | Verim | çikis | Auta çikan top | putu devirince putun verimi azaldi. | Autput |
| Outrun | Asmak | depar | Oturun ve depar öncesi asmak istediginiz sorunlari düsünün. | Autran |
| Outrage | Zorbalik | zulum | Zorbalik etme de otur iç su içkiyi. | Autreyc |
| Outside | Dis taraf | Ot sitesi | bu sitenin dis tarafindaki sitedir. | Autsayd |
| Outskirts | Dis mahalle | Dis mahalle varoslari | ot sikarak kendilerine içki yapar. | Autsköits |
| Outwards | Dis tarafa dogru | Bahçemizde | dis tarafa dogru uzanan | büyük bir ot vardi. | Autvidz |
| Oval | Oval | Oval gözlükler gözüme çok yakisiyor. | Ouvl |
| Oven | Firin-Oven | maçlara çikmadan önce avini firinda pisirirmis. | Avin |
| Over | in üstünde | O verdigim çiçegi -masanin üzerinden indir. | Ouvi |
| Overall | Ayrintili | önlük | O verdigin bilgi al bir daha da ayrintili bilgi paylasma. | Ouviroil |
| Overburden | e fazla yük yüklemek | O verdigini burdan al esege fazla yük yükleme. | Ouviböidin |
| Overcharge | den fazla fiyat istemek | O verecegin sarja normalinden fazla fiyat isteme. | Ouvicarc |
| Overcome | Yenmek | O verdigin cam sayesinde ringte rakibimi yendim. | Ouvikam |
| Overdo | Abartma | O verdi o telefonu sana ama fazla abartma anlatirken. | Ouvidu |
| Overestimate | Fazla tahmin etmek | O verdi istemeden parayi fazla tahmin etmiyordum. | Ouvistimeyt |
| Overhaul | Bakimini yapmak | O verdigi havlunun bakimini ben yapacagim. | Ouvihoil |
| Overhear | Kulak misafir iolmak | O verir dedi kulak misafiri olurken. | Ouvihii |
| Overlook | Gözden kaçirmak | Overlokçunun yaptigi hatayi bende gözden kaçirmisim. | Ouviluk |
| Overpass | Üst geçit | O verdigin pastayi üstgeçitte düsürdüm. | Ouvipas |
| Oversea | Denizasiri | O varsa ben denizasiri seyahatlere çikmam. | Ouvisi |
| Oversize | Fazla büyük | O verdigi ev size çok fazla büyük. | Ouvisayz |
| Oversleep | Uyuyup kalmak | O verse silip odayi | hemen uyuyup kalirim. | Ouvislip |
| Overstrain | Fazla yormak | O verse treni | fazla yormam kimseyi. | Ouvisteny |
| Overtake | Sollamak | geçmek | O verdigin tek motorlu araba ile ferrariyi solladim. | Ouviteyk |
| Overtime | Fazla mesai | O verdigin fazla mesai time zarar verecek. | Ouvitayin |
| Overtop | in tepesini asmak | O verdigin topa öyle bir vurdum ki Mila tepesini bile asti. | Ouvitap |
| Overstures | Teklif | öneri | Uvertür çalma teklifiniz için tesekkür ederim. | Ouvisturis |
| Overturn | Devirmek | devrilmek | O verdigin torun ilerde benim tahtimi devirecek. | Ouvitöin |
| Owe | Borçlu olmak | Ova kenarinda bulunan araziyi | borçlu oldugum kisiye verecegim. | Ou |
| Owing to | den dolayi | Ov ingilizce dersinde omuzlarimi yoksa agridan dolayi bayilacagim. | Ouing tu |
| Owl | Baykus | Ovala baykusun sirtini yoksa ölecek. | Aul |
| Own | Kendi | Ovun arada sirada kendi kendinizi. | Oun |
| Ox | Öküz | Öküz trenin yaklastigini görünce fena öksürdü. | Oks |
| Oxygen | Oksijen | Oksijen kullanmayan canli var mi? | Oksicin |
| Ozone | Ozon | Ozon tabakasinin delinmesi hayati olumsuz etkiliyor. | Ouzoun |
| Oyster | Istiridye | Istiridye bile bazen benden oy ister. | Oyisti |
| Pacify | Yatistirmak | Pasif ay görüntüsü | kizginligimi yatistirdi. | Pasifay |
| Pack | Paketlemek | Pak ve temiz pakleri paketlemek benim görevimdi. | Pak |
| Pact | Antlasma | Varsova Pakti | dostluk ve yardimlasma antlasmasidir. | Pakt |
| Paddock | Pist | Padokta fazla oyalanan at | yaris pistinden sonuncu olarak ayrildi. | Padik |
| Pagan | Putperest | Pagan dinleri putperest dinlerdir. | Peygin Pajamas: Pijama(Picamis) |
| Pain | Agri | Peynir midemde agri yapti | dinlenmeliyim. | Peyn |
| Paint | Boya | Pa | internasyonel bir futbolcu ve boya ustasiydi. | Peyint |
| Palace | Saray | Palas Otel | gerçekten de saray gibi bir oteldi. | Palas |
| Palate | Damak | Palete çarpinca damagim fena patladi. | Palit |
| Pale | Solmak | soldurmak | Pale gene soldurmus tisörtümü | o dayak istiyor. | Peyl |
| Palm | Avuç içi | palmiye | Palmiye agacindan düsen hurmayi avuç içimde sakladim. | Paim |
| Paltry | Önemsiz | degersiz | Baldiri açik gezmek | erkek için önemsiz bir konudur. | Poiltri |
| Pan | Tava | Pan kek yaparken sana tavayi yaktim. | Pan |
| Panda | Panda | Panda sayisi günümüzde gitgide azalmaktadir. | Pandi |
| Panel | Panel | Panele konusmaci olarak davet edilmistim. | Panil |
| Pansy | Alacamenekse | Pense ile alacamenekse çiçegini kestim. | Panzi |
| Pant | Nefes nefese kalmak | Pantolon isiplakti;nefes nefese kalmistim. | Pant |
| Panther | Panter | pars | Panter ve parsi uzun zamandir yanyana hiç görmemistim. | Panthi |
| Pantry | Kiler | Panteri | kiler üzerine yayilmis yatiyordu. | Pantri |
| Pap | Lapa | Pap kültüründe | içkinin yaninda her zaman lapa bir pilav vardir. | Pap |
| Papacy | Papalik | Papasi ülkenin en seçkin papalik okulundan mezun olmustu. | Peypisi |
| Paper | Gazete | kagit | Papa er geç gazete okuyacaktir. | Peypi |
| Paperback | Cep kitabi | Papa eger bakarsa cep kitabima yandik. | Peypibek |
| Paprika | Kirmizi biber | Papa | rika gömleginin cebine kirmizi biber doldurmustu. | Pipriiki |
| Parachute | Parasüt | Parasüte binersem birgün kesin bayilirim. | Parisuit |
| Parade | Geçit töreni | Para de yeter bu geçit törenindeki insanlara. | Preyd |
| Paradise | Cennet | Para dayisi için bu dünya bir cennetti. | Paridayz |
| Paragraph | Paragraf | Paragrafin en son cümlesi bu sözlerden olusamaz. | Prigraif |
| Parallel | Paralel | benzer | Paralel dogrular birbirine benzer. | Parilel |
| Paralyze | Felce ugratmak | Paraliysa o adam felce ugrasatsanda ise yaramaz. | Parilayz |
| Paralysis | Felç | Parali sis ortaminda felç olmustu. | Piralisis |
| Paramount | Üstün | en yüce | Para montun en yüce cebinde. | Parimaunt |
| Parasite | Parazit | Parazit bagirsaklarda agriya sebep olur. | Parisayt |
| Parasol | Günes semsiyesi | Para sol cebimde ise sana günes semsiyesi alacagim. | Parisol |
| Parcel | Parsel | Parsel parsel topraklarimi ayirip satacagim. | Paisil |
| Parsel out | Pay etmek | Parseli at bana ben herkese güzelce pay ederim. | Paisil aut |
| Parch | Yakmak | kavurmak | Parça bulamazsam ortaligi yakip kavururum. | Paiç |
| Parchment | Parsömen | Parsömen üzerine kisa dayanikli yalitim yaptirdim. | Paiçmint |
| Pardon | Bagislama | af | Pardon ama sizden asla af istemem. | Paidin |
| Pare | Kabugunu soymak | yontmak | Pare pare kokan portakalin kabugunu soydum. | Pai |
| Parent | Anne veya baba | Parende atarak anne veya babaniiz korkutmayiniz. | Pairint |
| Parenthesis | Parantez | Parantez isaretini ögrendim bugün. | Pirenthisis |
| Parish | Cemaat | Para isi cemaatlerin isi degildir. | Paris |
| Park | Park | Park halindeki arabaya çarpan kadin yakalandi. | Paik |
| Parking | Park etme | Parkin kenarina park etmek yasak. | Paikingk |
| Parley | Baris görüsmesi | Parla ey güzel yildiz bu baris görüsmelerinde. | Paili |
| Parliament | Parlamento | Parlamento bu karari yasalastiracak. | Pailimint |
| Parlour | Oturma odasi | Parliyor bizim oturma odasindaki avizeler. | Paili |
| Parole | Parola | Parolani söyle | mail adresine görmek istiyorum. | Piroul |
| Parquet | Parke | Park et arabani da ev için parke alalim. | Paikey |
| Parrot | Papagan | Para | ot almak için yetmez papagan bu gece de aç kalacak. | Parit |
| Parsley | Maydanoz | Pasli maydanoz yemek sagligi bozar. | Paisli |
| Parson | Papaz | Pars | on papazi isirarak hastenelik etti. | Paisin |
| Part | Parça | Film partlarini indirdi bende onlari tek parça olarak birlestirip izledim. | Pait |
| Partake | Katilmak | Pertek pertek yürüyerek aramiza katilan ördekleri alkislayalim. | Paiteyk |
| Partial | Taraf tutan | Partiye al hemen taraf tutan kimseleri. | Paisil |
| Participant | Itirakçi | Partici panda sirketimize yeni istirakçilar kazandirdi. | Paitisipint |
| Particle | Tanecik | Parti kil tanecikleri ile dolmustu. | Paitikil |
| Parting | Veda | Partin gene vedalarla doluydu bu aksam. | Paiting |
| Partisan | Partizan | taraftar | çete | Partizan takiminin taratarlari adeta bir çeteydi. | Paitizan |
| Partition | Bölünme | bölme | Parti isin gösterisiyle bölündü. | Paitisin |
| Partly | Kismen | Partili insan | kismen objektif olabilir. | Paitli |
| Partner | Partner | ortak | Partnerimle birlikte is gezisine çikacagiz. | Paitni |
| Parttime | Yarim günlük | Parttime is yarim günlük is demektir. | Pait taym |
| Party | Parti | eglence | Parti hazirlamak çok eglenceli bir ugrasti. | Paiti |
| Pass | Geçme | geçis | Yarismada pas diyerek | avantaj diger yarismaciya geçti. | Pais |
| Pass away | Ölmek | Pasi üvey babasi yapacakken maçta kalp krizi geçirerek öldü. | Pais ivey |
| Pass by | Yanindan geçmek | Pas baya hizli yanimdan geçti. | Pais bay |
| Pas off | Dinmek(Firtinayagmur) | Pas of pas dedim | gol yagmuru dinsin diye. | Pais of |
| Passage | Pasaj | Pasajda eserer hakkindaki tüm bilgiler yer almaktaydi. | Pasic |
| Passbook | Hesap cüzdani | Pas bok gibiydi diyen çocugun hesap cüzdani bosaltildi. | Paisbuik |
| Passenger | Yolcu | Pasi incir agacina takilmisti bu yolcunun. | Pasincir |
| Passion | Tutku | Basiyon tutkuyla ayagima ama benim ayagim acidi. | Pasin |
| Passive | Pasif | Pasif ögrenci olma sinifta yoksa kaybedersin. | Pasiv |
| Passport | Pasaport | Pasaport tasimadan her ülkeye gidiyordu. | Paisport |
| Password | Parola | Pas verdigi topu üzerine parolasini yazmisti. | Paisvöid |
| Past | Geçmis | Pasta üretim tarihi | çoktan geçmis. | Paist |
| Past tense | Geçmis zaman | Pastaniz kesinlikle geçmis zamana aitti. | Paist tens |
| Paste | Yapistirmak | Pastel kalemimin üzerine takimimin renklerini yapistirdim. | Peyst |
| Pastel | Pastel kalemi | Pastel boya ile kitabini boyadim. | Pastel |
| Pasteurize | Pastörize etmek | Pastörize et su sütü. | Pastirayz |
| Pastry | Pasta | Pata tiri ile buraya getirilmis bu pastalar. | Peystri |
| Pasture | Çayirda otlamak | Pasçi keçi çayirda otluyordu. | Paizçi |
| Pat | e hafifçe vurmak | Pat diye koluna hafifçe vurdum. | Pat |
| Patient | Sabirli | hasta | Patenti almak için sabirli olmalisin yoksa hasta olursun. | Peytint |
| Patriot | Vatansever | Patriot füzesi | vatanseverlik duygusuyla firlatilmamistir. | Patriit |
| Patriotism | Vatanseverlik | Patriot ismi | vatanseverlik duygusunu yüceltmiyor. | Patriitizm |
| Patron | Patron | Patrona bile kafa tutan biriydim. | Peytrin |
| Pattern | Model | Pati | erin eski model arabasinin üzerindeydi. | Patin |
| Paunch | Göbek | Panç | göbek eritme hareketlerine verilen isimdir. | Pinç |
| Pause | Durmak | durdurmak | Pause tusu görüntüyü durdurur. | Paus |
| Pawn | Piyon | rehin birakmak | Pon pon kizlar pavyondaki piyonlari orada rehin birakti. | Poin |
| Pay | Ödemek | Pay ettik faturayi | herkes bedelini ortaklasa ödesin. | Pey |
| Pay attention | dikkat etmek | Pe'yi atan isina hiç dikkat etmemistim. | Pey atensin |
| Pay for | in parasini vermek | Pe'yi Ford taksisine bindirip parasini verecegim. | Pey for |
| Payable | Ödenebilir | Pe'yi bul diye sana ödenebilir herseyi ödeyecegiz. | Pey eybil |
| Payday | Maas günü | Pe'ye dey diye maas günü kuyrukta bekledik. | Pey dey |
| Payee | Alacakli | Paye vermemek için bizi alacakli göstermis. | Peyii |
| Payment | Ödeme | Payimin tam olarak ödenmesini istiyorum. | Peymint |
| Pea | Bezelye | Pi sayisi bezelyelerin incelenmesi sonucu bulunmustur. | Pii |
| Peace | Baris | Pis adamin barismaya niyeti hiç yoktu. | Piis |
| Peaceable | Barissever | Pisi iyi bul dedi barissever abim. | Piiseybil |
| Peaceful | Barisçil | sakin | uysal | Pis | ful barisçil ve uysal bir adamdi. | Piisful |
| Peach | seftali | Piç dedi seftali vermeyen çocuga. | Piiç |
| Peak | Tepe | doruk | Pike yapmak demek bilardoda topa tepeden vurmak demektir. | Piik |
| Peal | Çan çalmak | Pil takilinca | çan çalmaya basladi. | Piil |
| Peanut | Yerfistigi | Pi | inat ugruna yerfistiklarini yiyen bir sayidir. | Piinat |
| Pear | Armut | Pi armut yiyerek kendine gelen bir sayidir. | Pai |
| Pearl | Inci | Parliyorsa inci gibi bu disler | iyi temizlenmis demektir. | Pöil |
| Peasant | Köylü | Pis antrede yatan köylüyü kaldirdim. | Pezint |
| Peck | Gagalamak | Pek güzel gagalayamadi beni karga. | Pek |
| Peculiar | Özel | garip | Peki yular nerde diye özel ve garip bir soru sordum. | Pikyuilyi |
| Pedagogue | Egitimci | Pedagog ayni zamanda iyi bir egitimciydi. | Pedigog |
| Peddle | Seyyar saticilik yapmak | Pedle | seyyar saticilik yapiyordu. | Pedl |
| Pedestal | Taban | Ped iste al ve onu ayak tabanina yerlestir. | Pediistil |
| Pedlar | Seyyar satici | Pedler seyyar satici tarafindan satiliyordu. | Pedli |
| Peel | Kabul soymak | Piiling yapinca yüzümdeki tüm kabuklar soyuldu. | Piil |
| Peel off | Giysi çikarmak | Piling of onun giysimi çikaramayorum. | Piil of |
| Peep | Gözetlemek | Pipisiyle oynayan köpegi gözetlemeyin. | Piip |
| Peerage | Asalet | Pir | içmez asla içki;o asaleti yüksek pirlerimizdedir. | Piiriç |
| Peevish | Huysuz | Pi | ev isi yapmayan huysuz bir sayidir. | Piivis |
| Pegtop | Topaç | Pek top oynamam ama topaç çokça oynarim. | Pegtap |
| Pelican | Pelikan | Pelikan kis uykusuna yatan bir hayvandir. | Pelikin |
| Pellmell | Apar topar | Belmel kalmayinca apar topar hastaneye gittik. | Pel mel |
| Pelt | Atmak | firlatmak | Peltek konusan kiz | topu suratima firlatti. | Pelt |
| Pen | Dolmakalem | Pen yazi yazarken sadece dolmakalem kullanirim. | Pen |
| Penalty | Ceza | penalti | Penalti atisini kaçiran futbolcuya ceza olarak 100 sinav çekildi. | Penilti |
| Pencil | Kursun kalem | Pen sil deyince kursun kalem yazmaya devam etti. | Pensl |
| Pending | Askida | Pendik'in son dakika golünden sonra tüm bahisler askida kaldi. | Pending |
| Penetrate | Içeri sizmak | Penetre ederek içeri sizdi ve basketi atti. | Penitreyt |
| Penfirend | Mektup arkadasi | Ped Fred | senin mektip arkadasinim. | Penfrend |
| Penguin | Penguen | Penguen | erkek ise yumurtalara bakmakla o sorumludur. | Pengvin |
| Penholder | Kalemsapi | Pen ol dersem kalem sapi olusur. | Penhouldi |
| Penicillin | Penisilin | Penisilin en çok korktugum ignedir. | Penisilin |
| Penis | Penis | erkeklik organi | Penis | erkegin en önemli erkeklik organidir. | Piinis |
| Penitence | Pismanlik | Peni tinisi duymaktan hiç pismanlik duymam. | Penitins |
| Penny | Peni | 1 peniye bir sakiz bile yetmez bu devirde. | Peni |
| Pension | Pansiyon | emekl ayligi | Pansiyonda emekli ayliginin tamamini harcadi. | Pensin |
| Pensive | Düsünceli | Pense ve çekiç kullanirken düsünceli gözüküyordu. | Pensiv |
| Penthouse | Çati kati | Penthouse dergilerini çati katinda gizlice okurdum. | Penthaus |
| Penury | Fakirlik | Pinar'i fakirlikten ben kurtardim. | Penyuiri |
| People | Halk | insanlar | Pi | pilini pirtisini toplayip halkin arasina karisti. | Pipil |
| Per | Herbiri için | Per perisan oldum ama herbiri için çok güzel hayatlar insa ettim. | Pöi |
| Perambulator | Çocuk arabasi | Parami bulaydi ona çocuk arabasi alacaktim. | Prambyuleyti |
| Perceive | Anlamak | Pirasa ve lahanayi neden sevmedigini simdi anladim. | Pirsiiv |
| Percent | Yüzde | Pis entrikalariyla | her iste yüzde yüz basarili oluyordu. | Pisent |
| Percolate | Süzmek | Pir | kulu egitti | o artik süt süzmesini çok iyi biliyor. | Pöikileyt |
| Percussion | Vurmali | Perkisyon ustasiyim | tüm vurmali çalgilari çalabiliyorum. | Pikasn |
| Peremptory | Mutlak | kesin | Piramit oraya kesin götürülmelidir. | Premptri |
| Perennial | Bir yillik | Parani al git ve onu bir yillik faize yatir. | Prenyil |
| Perfect | Kusursuz | mükemmel | Pörfek çektim rakibime | mükemmel oynayarak bu oyunda. | Pöifekt |
| Perfection | Mükemmellik | Pörfek isin hiziyla ve mükemmellik boyutunda itinayla çekilir. | Pöifeksin |
| Perfidious | Hain | kalles | Peri fidesiyiz biz hain ve kallesiz. | Pifidiis |
| Perform | Yapmak | Performans yapacakmis canli yayinda. | Pifoim |
| Performance | Yerine getirme | Performansinin fazlasini yerine getirdi. | Pifoimins |
| Perfume | Parfüm | Parfüm sikmak erkegi daha çekici hale getirir. | Pöifyuim |
| Perhaps | Belki | Pir | hapse belki girer belki girmez. | Pihaps |
| Peril | Tehlike | Peril | tehlike için yaratilmis bir genç kizdi. | Peril |
| Perilous | Tehlikeli | Perili Oguz çok tehlikeli bir insandi. | Perilius |
| Period | Dönem | Periyot sonunda dönemin en kötü oyununu oynadim. | Piiriid |
| Perish | Bozulmak | çürümek | Perisan oldum bozulan ve çürüyen sebzelerimi görünce. | Peris |
| Perky | Neseli | canli | Berki | bu denli neseli ve canli görmemistim. | Pöiki |
| Perm | Perma | Perma yaptirmayi düsünüyorum saçlarima. | Pöim |
| Permanent | Sürekli | devamli | Permanin da sürekli kafamda kalmasi lazim. | Pöiminint |
| Permeable | Geçirgen | Permayi bul ve geçirgen saçlarima geçir. | Pöimyibil |
| Permission | Izin | Perma isin hiziyla yapildi ve patronumdan izin alamadigim için. | Pimisin |
| Permit | Izin vermek | Perma ite de uygulanir ama it buna izin vermez. | Pimit |
| Persecute | Iskence etmek | Pörsuk yut dedi | yutmayinca da ona iskence etti. | Pöisikyuit |
| Persevere | Azimle devam etmek | Peri sever kisi onu azimle sevmeye devam etsin. | Pöisivli |
| Persist | Israr etmek | Pers | Istanbul'u alacagim diye israr ediyordu. | Pisist |
| Persistent | Israrli | Pers | sisten de etkilendi ama israrli durusunu korudu. | Pisistint |
| Person | Kisi | Personel on bes kisiden olusuyordu. | Pöisin |
| Personal | Kisisel | Personelimiz | kisisel bakimlarina özen gösterirler. | Pöisinel |
| Personality | Kisilik | sahsiyet | Personel | iti sahsizyetsiz buldugu için kovmus. | Pöisnaliti |
| Perspire | Terlemek | Pis payi birakalim çünkü Pers piresi fena kokar terleyince . | Pispayi |
| Persuade | Ikna etmek | Pers üveydi ama onu öz olduguna ikna etmistik. | Pisveyd |
| Peruse | Dikkatli okumak | Pirüz çikan yerleri dikkatli okumak lazim. | Piruiz |
| Persusal | Dikkatle okuma | Peru sal üretimi makalesi için dikkatli okuma yaptim. | Piruizl |
| Pervade | Istila etmek | Peri vade dolunca tüm köyü istila edecekmis. | Piveyd |
| Perverse | Ters | zit | Peri verse bile ters cevaplar gene de alinmam. | Pivöis |
| Pervert | Bastan çikartmak | Peri verdi çiçek ve onu bastan çikarirdi. | Pivöit |
| Pessimst | Kötümser | Pesimist olmak iyi degil | karamsarligini yenmelisin. | Pesimist |
| Pest | Bas belasi | veba | Pest dedirtecek kadar bas belasi bir hastalikti su veba. | Pest |
| Pet | Ev hayvani | Pet shop'tan bir ev hayvani alip besleyecegim. | Pet |
| Petal | Çicek yapragi | Pet al ve içine çicek yapragi koy. | Petl |
| Petition | Dilekçe vermek | Peti isin hiziyla dilekçe vermeye yolla. | Pitisin |
| Petrify | Petrifay | Bedri-fay hattini taslasmis olarak gördü. | Petrifay |
| Petrol | Benzin | Petrol sikintisi oldugunda benzine hemen zam gelir. | Petril |
| Pettish | Hirçin | Pet isi asla hirçinlara göre bir is degildir. | Petis |
| Petticoat | Iç etekligi | Petti kot içindeki bence çünkü o iç etekliginden belli oluyordu. | Petikout |
| Petty | Küçük | Peti su küçük çekmecede saklamalisin. | Peti |
| Pew | Oturacak yer | Pi | ev almis ama içinde oturacak yer yokmus. | Pyui |
| Phantom | Hayal | aldanis | Fantam rüyamda gerçek degil bir hayal ürünüydü. | Fantim |
| Pharmacy | Eczane | Formasi | eczaneden alinmis gibi duruyordu. | Faimisi |
| Phase | Faz | evre | Feyz aldim deneyin bu evresinden. | Feyz |
| Philanthropist | Yardimsever | Filan terapiste gidemem | o çok yardimsever olsa bile. | Filantripist |
| Philately | Pul meraki | File telini | pul merakim yüzünden kopardim. | Filantili |
| Philology | Filoloji | Filoloji | tarihe yardimci bir bilim dalidir. | Filolici |
| Philosophy | Felsefe | Filozofu | felsefe sorulariyla bunalttim. | Filosifi |
| Phone | Telefon | telefon etmek | Fonda müzik çalarken telefonu kapattim. | Foun |
| Phonetics | Ses bilgisi | Fonetik açiklama getirmedik çünkü ses bilgisi kafa karistirir. | Finatiks |
| Phony | Sahte | Fonu | sahte olarak satmaya çalismak suçtur. | Founi |
| Photo | Fotograf | Fotografimi çekersen birkaç fotonuda ben çekerim. | Foutou |
| Photograph | Fotografçilik | Fotografi | fotografçilik mezunu oldugunu kanitladi. | foutigraifi |
| Phrase | Deyim | Pirasa yemeyen biber yer diye bir deyim varmis. | Freyz |
| Physics | Fizik | Fizik dersinden kaldigim için bir seve daha okuyacagim. | Fiziks |
| Physique | Fizik yapisi | Fiziki yapisi spor yapmaya çok müsaitti. | Fizlik |
| Piano | Piyano | Piyano çalmaktan büyük bir zevk aliyorum. | Pyanou |
| Pick | Toplamak | Pike yere düsmüs lütfen toplayin. | Pik |
| Pick up | Yerden kaldirmak | Pikap'i düsürdüysen onu hemen yerden kaldir. | Pik ap |
| Pickle | Salamura | Pikeyle salamuranin üzerini sardim. | Pikil |
| Pickles | Tursusunu kurmak | Pikelise pikelidir | alsin onun tursusunu kursun. | Piklis |
| Picnic | Piknik yapmak | Piknik yapmak ögrencilerin büyük tutkusuydu. | Piknik |
| Picture | Resim | Peki çagir herkesi yanima yaptigim resmi gösterecegim. | Pikçi |
| Pie | Turta | börek | Pay et börekten turtadan iki parça. | Pay |
| Piece | Parça | Pis herif arabanin tüm parçalarini sökmüs. | Piis |
| Pig | Domuz | Pig Pig diye sesler çikaran hayvan domuzdur. | Pig |
| Pigeon | Güvercin | Pi | cin ile güvercini ayirt edemiyordu. | Picin |
| Pigheaded | Inatçi | Pike adedi kesinlikle inatçi insan tarafindan belirlenemez. | Pig hedid |
| Pigsty | Domuz agili | Pisti gerçekten domuz agili. | Pigsti |
| Pike | Mizrak | Pike kumas mizragin ucuna takiliydi. | Payk |
| Pile | Yigin | küme | Pile | küme seklinde kutular hazirla ve onlari esit payla. | Payl |
| Pile on | Yigilmak | birikmek | Pile on kat enerji yigilmsti | payla onlarida. | Payl on |
| Pilfer | Çalmak | asirmak | Pil firinini sen oradan birseyler çal diye açmadim. | Pilfi |
| Pilgrim | Haci | Pil grimsi renge dönüsürse hacilari çagirabilirsin. | Pilgrim |
| Pilgrimage | Hacca gitmek | Pil gramaji hazirladiktan sonra hacca gidecegim. | Pilgrimic |
| Pill | Hap | Pil ve yanindaki haplarimi getirilebilir misin. | Pil |
| Pillage | Yagmalamak | Piliç eve girer girmez her tarafi yagmaladi. | Pilic |
| Pillow | Yastik | Pili ov güzelce ve yastiginin altinda sakla. | Pilou |
| Pilot | Pilot | klavuz | Pilot bize kilavuzluk etmek için görevlendirilmisti. | Paylit |
| Pimp | Pezevenk | Pimpirikli adam kizmis | disarda pezevenk diye bagiriyordu. | Pimp |
| Pin | Igne | Pin numarasini yanlissa telefonu igne yardimiyla aç. | Pin |
| Pincers | Kerpeten | Pinsiz telefonu kerpetenle açmaya çalisiyordu. | Pinsiz |
| Pinch | Çimdiklemek | Pin | cihazimi çalistirmazsa seni fena halde çimdikleyecegim. | Pinc |
| Pine | Çam | Payin su çam agaci altinda duran kutunun içinde. | Payn |
| Pine for | Hasretini çekmek | Payin far ile gösterilse de gene onun hasretini çekiyorsun. | Payn for |
| Pink | Pembe | karanfil | Pin kodu | pembe defterimin içinde yaziliydi. | Pingk |
| Pinnacle | Sivri tepeli kule | Pinekle sen sivri tepeli kule üzerinde. | Pinikl |
| Pint | Galonun sekizde biri | Pinti adam | galonun sekizde biri kadar miras birakmis bana. | Paynt |
| Pioneer | Öncü | Piyon | ere öncülük etmeye basladi | hemen agzinin payini verin. | Paynii |
| Pious | Dindar | Pay issiz çölde yasayan dindar adama da verilecektir. | Payis |
| Pipe | Boru | düdük çalmak | Pay Pakize'nin oldugu için istegi kadar boru ile düdük çalabilir. | Payp |
| Piracy | Korsanlik | Pay irisi büyük ve korsanlik bandi takmislara dagitilacaktir. | Payirisi |
| Prate | Korsan | Pay aritma tesisinden korsanlara ulasti. | Payirit |
| Piss | Isemek | Pis adami su duvara iserken gördüm. | Pis |
| Piston | Piston | Piston bozululursa araç bakima alinir. | Pistin |
| Pit | Çukur | Pit alanina girerken | araç çukura düstü. | Pit |
| Pitch | Zift | atmak | firlatmak | Pit cihazi | ziftli yola firlatildi. | Piç |
| Pitcher | Sürahi | Pit-ciger yiyenler ve sürahi ile su içenlerle doluydu. | Piçi |
| Piteous | Içler acisi | Pite oguz | içler acisi bir halde girmisti. | Pitiis |
| Pitfall | Tuzak | Pit | fal baktiran soförlere tuzak kuranlarla doluydu. | Pitfoil |
| Pitiable | Acinacak | acikli | Piti iyi buldum hiçte acinacak halde degil. | Pitiibil |
| Pivot | Eksen | Pivot | ekseni etrafinda dönerek basket atti. | Pivit |
| Pizza | Pizza | Pizza yerken kendimi çok mutlu hissediyorum. | Piistsi |
| Placard | Afis | Plaka kart numarasi afiste yaziyordu. | Placaid |
| Place | Yer | Pil | eys atti rakibine | tenis maçlarinin oynandigi bu yerde. | Pleys |
| Plague | Veba | bezdirmek | Plaka egik diye mi sence millet veba olup canindan bezdi?. | Pleyg |
| Plaintive | Kederli | Plan TV'de kederli filmler yayinlanmaktadir. | Pleyntiv |
| Plan | Plan | Plan tutmazsa artik baska is yaparsin. | Plan |
| Plane | Uçak | Pil | egin beni biraz yoksa oyuncak uçak düsecek | dedi. | Pleyn |
| Planet | Gezegen | Plan | etleri de gezegenlere yollamayi içerir. | Planit |
| Plant | Bitki | Plan T'ye göre uzaya bitki türleri ekilecekti. | Plaint |
| Plaster | Siva | sivamak | Pil | astarini sivayarak yuvasina oturdu. | Plaisti |
| Plastic | Plastik | Plastik ürünler genelde ucuz oluyor. | Plastik |
| Plate | Tabak | Pil egit beni dedi karsisindaki tabaga. | Pleyt |
| Platform | Platform | Platfrom kafasina düsünce gülme krizine girdi. | Platform |
| Platoon | Ekip | takim | Platon bilginligini ekip çalismasina borçluydu. | Plituin |
| Plausible | Akla yatkin | Pilavi Sibel'in yemesi akla çok yatkindi. | Ploizibil |
| Play | Oyanamak | çalmak | Play tusuna basinca | oyun oynayan çocuklar | çalan müzikten korktu. | Pley |
| Playboy | Zevk ve eglence düskünü | Playboy olmak isteyen zevk ve eglence düskün olur. | Pleyboy |
| Pleasant | Hos | güzel tatli | Plesentali hayvanlar çok hostur. | Plezint |
| Plesae | Lütfen | memnun etmek | Piliz ama kalitelisinden | lütfen digerleriyle karistirmayin. | Pliiz |
| Pleasure | Zevk | keyif | Pil esi için tüm zevklerden kaçiniyordu. | Pleji |
| Plenary | Sinirsiz | Pilin | ariyi sokmasi sinirsiz gücünün kanitiydi. | Pliiniri |
| Plentiful | Bol | bereketli | Pil | anti ful futbolu daha bereketli görünüyordu. | Pilentifl |
| Pliers | Pense | Pili Ersin | pense yardimiyla takmisti. | Playiz |
| Plot | Arsa | planini çizmek | Pilot kalemle | arsanin planini çizdim. | Pilot |
| Pluck | Koparmak | Plak gibi öten horozun tüylerini kopardim. | Plak |
| Plug in | Prize sokmak | Plagi indir fisini prize sok. | Plag in |
| Plug up | Tikamak | Plak | apartmanin su borusunu tikamisti. | Plag ap |
| Plug | Doldurmak | Plak doldurmak için önce bir müzik sirketiyle anlasmalisin. | Plag |
| Plumage | Kusun tüyleri | Pul | amacina ulasti kusun tüylerini yapisarak. | Pluimiç |
| Plunder | Yagma etmek | Pul | andir yagma ettigim yerleri. | Plandi |
| Plunge | Daldirmak | Pul | anca tükürüge daldirilinca yapisir. | Planc |
| Plural | Çogul | Pul | Ural daglarinda çogul vaziyette bulunur. | Piluril |
| Plus | Arti isareti | Plastik bir arti isareti butonu yaptim. | Plas |
| Plush | Pelüs | Pelüs tüylü tavsan oyuncagim çok begenildi. | Plas |
| Pneumatic | Hava basinciyla çalisan | Noyumatik sadece hava basinciyla çalisir. | Nyumatik |
| Pneumania | Zatürre | Noyu manyaga verme zatüresin zaten. | Nyuimounyi |
| Poach | Kaçak avlanmak | Pogaça ikram etmedim kaçak avlanan avcilara. | Pouç |
| Pocket | Cep | Paketin içinden bozuk cep telefonu çikti. | Pokit |
| Poem | siir | Pu em su emme siiri en sevdigim siirdir. | Pouim |
| Poet | sair | Pu et sadece sair tarafindan pisirilirse yerim. | Pouit |
| Poignancy | Keskinlik | acilik | Pu igne Nancy'nin dilinde acilik ve keskinlik yaratiyor. | Poyninsi |
| Point | Puan | nokta | Puan tablosunda üst noktada olmak çok önemlidir. | Poynt |
| Point at | Isaret etmek | göstermek | Puan tat gösterdigim maçta tamam mi? | Poynt et |
| Poison | Zehir | zehirlemek | Poi | son kasikta zehirlenmisti. | Poyzin |
| Poke | Dürtmek | Pokemon oyunu oynarken arkadasimi dürtmeyi çok seviyorum. | Pouk |
| Poker | Poker oyunu | Poker oyununda kral benim. | Pouki |
| Polar | Kutupla ilgili | kutup | Polar özellikle kutup noktasinda giyilir. | Pouli |
| Pole | Kutup | kazik | sirik | Poul | kutupta sirik gibi duran bir kazigi yerinden söktü. | Poul |
| Polecat | Kokarca | Poul | kedi ile kokarca arasindaki kavgayi izledi. | Poulket |
| Polestar | Kutupyildizi | Poul | star olup kutupyildizinda yasamayi hayal ediyordu. | Poulsitar |
| Polevault | Sirikla yüksek atlama | Poul | voltaji ayarlayip | sirikla yüksek atladi. | Poulvoilt |
| Police | Polis | Polis emniyeti saglamakla görevli bir memurdur. | Pillis |
| Policy | Politika | Polisi | politika oyunlarina alet etmeyin. | Pillisi |
| Polio | Çocuk felci | Palio arabasiyla | çocuk felci geriçenlere yardim topladi. | Pouliou |
| Polite | Kibar | Pilota çok kibar çok nazik davraniyordum. | Pilayt |
| Politeness | Kibarlik | Pilotunuz benimle kibarlik yarisina girdi. | Pilatnis |
| Politic | Siyasal | politik | Politik çikarlar her yerde mevcut. | Politik |
| Politics | Siyaset | politika | Politik seçimler yaklasirken siyasetten tamamen koptum. | Politiks |
| Poll | Seçim | Pol hükümeti erken seçim karari aldilar. | Poul |
| Polling | Oy verme | Poling oy verme savasi hala devam ediyor. | Pouling |
| Pollute | Kirletmek | Pil | ut ile çevreyi kirletiyordu. | Piluit |
| Pollution | Kirlilik | Pilot isin yollarsa havada kirlilik yaratir. | Piluitsin |
| Pomegranate | Nar | Pamuk | granit ile birlesince | nar ortaya çikiyor. | Pomigranit |
| Pompous | Görkem | gösterisli | Pompa | Oguz için görkemli ve gösterisli duruyordu. | Pompius |
| Pontoon | Duba | Pantolon dubaya takilmis halde bulundu. | Pontuin |
| Poddle | kanis köpegi | Kirdigin pod ile bir daha asla kanis köpegi gezdiremezsin. | Puidl |
| Pool | Havuz | Pul ile dolu havuza girdim ve hastalandim. | Puil |
| Poor | Fakir | Pu sana fakire böyle davranilir mi | yaziklar olsun. | Pui |
| Pop | Patlatmak | pop müzigi | Pop müzik dinlerken misir patlatiyorduk. | Pop |
| Popeyed | Patlak gözlü | Pop aydinlatirdi patlak gözlü kizin gözünü. | Popayd |
| Poplar | Kavak | Poplar artik dinlenmiyor kavak agaçlari sarkisi disinda. | Popli |
| Popular | Halkça sevilen | popüler | Popüler ve halkça sevilen bir yazarim. | Popyulir |
| Popularity | Popülerlik | Popularitem gitmesin diye popülerllik kursuna yazildim. | Popyulariti |
| Porcelain | Porselen | Porselen yemek takimi aldik. | Poislin |
| Porch | Veranda | taraça | Porsu su veranda sarip sakladi. | Poiç |
| Porcupine | Oklukirpi | Porku | payini alamayinca oklukirpiye kizdi. | Poikyupayn |
| Pore over | Dikkatle okumak | Para o verdi diye yazdim | dikkatle okuyun lütfen. | Poi ovi |
| Porno | Porno | Porno izlemek sakincali bir davranistir. | Poinou |
| Porous | Gözenekli | Puro Oguz'un gözenekli derisini daha da büyültmüstü. | Poiris |
| Port | Liman | Porto limanina sadece tatil için gelmistik. | Poit |
| Portable | Tasinabilir | Porto'yu bul su tasinabilir bellek içindeki haritadan. | Poitibil |
| Poeter | Hamal | kapici | tasiyici | Porto erkekleri | kapicilik veya hamallik yapmazlar. | Poiti |
| Portion | Porsiyon | Porsiyon yemek az olmalidir bu sirkette. | Poisin |
| Portly | Iriyari | Port'lu | iriyari bir genç bizi karsiladi. | Poitli |
| Portrait | Portre | Portreyi it dedim ise firlat demedim. | Poutrit |
| Portray | in resmini yapmak | Porto raylarinin resmini güzel yaparim. | Poitrey |
| Portugal | Portekiz | Portakal en güzel Portekiz'de yetisir. | Poiçigil |
| Pose | Poz | poz vermek | Poz verecegim sana bugüne özel. | Pouz |
| Position | Mevki | Pozisyon ofsayt çünkü forvet mevkinde oynayan futbolcu bir adim önde. | Pizisin |
| Positive | Olumlu | Pozitif insanlari severim çünkü herseye olumlu bakarlar. | Pozitiv |
| Posess | Sahip olmak | Posasi faydali bitkilere sahip olmak istiyorum. | Pizes |
| Possibility | Olanak | olasi | ihtimal | Posa bul | ite yedir büyük bir ihtimalle iyilesir. | Posibiliti |
| Possible | Mümkün | Posa bile onun iyilesmesini mümkün kilar. | Posibil |
| Post | Posta | direk | Posta diregine atarak mektubumu postaladim. | Poust |
| Post | den sonra | Post cihazininin yenisi ögleden sonra gelecek. | Poust |
| Postage | Posta ücreti | Postaci | benden posta ücretini nakit olarak istedi. | Poustic |
| Postal | Posta ile ilgili | Postal giyip posta ile ilgili evraklari dagittim. | Poustil |
| Postbox | Posta kutusu | Posta baksana posta kutusunda mi? | Poustboks |
| Poster | Afis | Poster ve afislerimi tüm duvarlara asmisti. | Poustil |
| Posterity | Gelecek kusaklar | Poster iti | gelecek kusaklara örnek olamaz. | Posteriti |
| Postgraduate | Üniversite mezunu | Postu kir acit ama üniversite mezununa dokunma. | Poustgracuit |
| Posthaste | Apar topar | Postu | hasta üzerine apar topar örttüm. | Poustheyst |
| Posthumous | Ölümden sonra olan | Postumuz | ölümden sonra olan hayata adandi. | Poustyumis |
| Postmark | Posta damgasi | Posta | marka ürünlere posta damgasini vurdu. | Poustmaik |
| Postmaster | Posta müdürü | Post | master yaparak posta müdürü olmus bir cihazdir. | Poustmasti |
| Post office | Postane | Posta ofisine git | postaneden yolla kitaplari. | Poust ofis |
| Postpone | Ertelemek | Post panosunda ödeme ertelenmistir yaziyordu . | Pouspoun |
| Postcript | Dipnot | Posta skript ekledim ve altina dipnot düstüm. | Posskript |
| Postwar | Savas sonrasi | Posta var size savas sonrasi ilk kez. | Poust voi |
| Posy | Çiçek demeti | Pozu | çiçek demetiyle vermek daha etkilidir. | Pouzi |
| Pot | Kavanoz | Pot kirmamak için önce kavanozu kirdi. | Pot |
| Potatoes | Patates | Patates yemegini hiç sevmiyorum. | Piteytos |
| Potbelly | Göbekli kimse | Pot beli ve göbegi yüzünden kirildi. | Potbeli |
| Potent | Etkili | güçlü | Pot | enteresan ve etrkili bir biçimde kirilabilir. | Poutint |
| Potential | Potansiyel | Potansiyeli olmasa da onu ise alirim. | Pitensil |
| Potter | Çömlekçi | Harry Potter yeni filminde bir çömlekçiyi canlandiracak. | Poiti |
| Pottery | Çömlekçilik | Harry Potter'i çömlekçilik yaparken düsünemiyorum. | Poitii |
| Poulterer | Tavukçu | Poul | tarar saçlarini tavukçunun aynasinda. | Poultiri |
| Poultice | Yara lapasi | Poul tiz sesiyle için yara lapasi yapiyordu gönlümde. | Poultis |
| Poultry | Kümes hayvanlari | Poul tiri | kümes hayvanlariyla doldurdu. | Poultri |
| Pounce upon | in üzerine atilmak | Pan | sapan ile yaratigin üzerine atildi. | Pauns ipon |
| Pound | Pound | küt küt atmak | 100 pound kazaninca kalbim küt küt atmaya basladi. | Paund |
| Pour out | içini dökmek | Puroyu at yada bana içini dök. | Poi aut |
| Pout | Somurtmak | Pot kirdin diye somurtma canim. | Paut |
| Poverty | Fakirlik | Bu verdi bana fakirlik kagidini. | Poviti |
| Powder | Toz haline getirmek | Bogdur su toz haline getirdigin mikroplari. | Paudi |
| Power | Güç | Power Fm dinerken kendimi güç depoalamis hissediyorum. | Paui |
| Powerful | Güçlü | Power Fm ful çekiyor kendimi sesi o kadar güçlü ki tüm mahalle dinliyor. | Pui ful |
| Powerless | Güçsüz | Power Fm'siz kendimi güçsüz hissediyorum. | Puilis |
| Power cut | Elektirk kesilmesi | Power Fm dinlerken küt diye elektirk kesildi. | Pui kat |
| Pratical | Pratik | Pratik Almanca kitabim çikimak üzere. | Praktikil |
| Practise | Pratik yapmak | Pratik sosyal bilgiler kitabi alarak pratik yaptim. | Praktis |
| Praise | Övmek | övgü | Para ise övgü için ertkili bir araçtir. | Preyz |
| Pram | Çocuk arabasi | Param olursa kendine çocuk arabasi alacagim. | Pram |
| Prance | Firlatmak | Pirinç yiyen at beni üzerinden firlatti. | Prains |
| Prank | Esek sakasi | Pranga vuruldu esek sakasi yapan gence. | Prangk |
| Prate | Gevezelik etmek | Biri eti pisirsin gevezelik etmesin. | Preyt |
| Pray | Dua etmek | Bir ay boyunca dua et benim için. | Prey |
| Prayer | Dua | ibadet | Pireyi ibadet eden adamin kafasinda gördüm. | Preyi |
| Pre | Önce | ön | Pireden önce saçlarim çok güzeldi. | Pri |
| Preamble | Önsöz | Biri ampulü açsin kitabin önsözünü okuyacagim. | Priambil |
| Precarious | Kararsiz | Pire | kariyiz biz | diye kararsiz bir sekilde söyleniyordu. | Priikariis |
| Precaution | Önlem | tedbir | Pire kogusun önünde hemen önleminizi alin. | Prikoisin |
| Precede | den önce gelmek | Biri Sid'den çok önce gelmis. | Priistid |
| Precept | Emir | hüküm | ilke | Pire cepteyse emir veriyorum hemen yok edin. | Piisept |
| Precinct | Bölge | yöre | Pire incitmeyin yöremizde sakin. | Priisingkt |
| Precious | Degerli | Pireci Oguz | degerli esyalarimi çikartip beni yikadi. | Presis |
| Precipice | Uçurum | Piresi pis bir adamdi hep uçurumun kenarinda yasardi. | Presipis |
| Precipitate | den asagi atmak | Biri sepeti atti balkondan asagi. | Prisipiteyt |
| Precise | Dakik | Eger düzgün bir pireci ise dakik olur. | Prisays |
| Preclude | Önlemek | Pire kilot giyiyorki altina önlem alin. | Prikluid |
| Precocious | Erken gelismis | Erken gelismis kizlar pire kokuyoz diye yakiniyorlardi. | Prikousis |
| Predetermine | Önceden belirlemek | Pire | deterjani Mine'nin kafasina dökecegini | önceden belirmeliydi. |
| Predicament | Tatsiz durum | bela | Piredi o kement atarak beni belaya bulastiran. | Pridikimint |
| Predicate | Dogrulamak | Piredi | kediyi dogrulayan hayvan. | Predikeyt |
| Prediciton | Kehanet | Pire dikti onca kehanet çubugunu su agaca. | Pridiksin |
| Predispose | Önceden hazirlamak | Pire diz pozu ile önceden hazirlanmis katalogda idi. | Pridispouz |
| Predominate | Agir basmak | Pire dominantligiyla digerlerinden agir basiyordu. | Pridomineyt |
| Prefab | Prefabrik yapi | Prefabrik yapida oturmak istemiyorum. | Prifaib |
| Prefabricate | Parçalari önceden hazirlamak | Prefabrik evlerin parçalari önceden hazirdir. | Prifabrikeyt |
| Preface | Önsöz | Pire face adresine güzel bir önsöz eklemisti. | Prefis |
| Prefer | Tercih etmek | Pire feryat etmeyi | gülmeye tercih ediyordu. | Priföi |
| Preference | Tercih | Pire | firinci olmayi tercih etti. | Prefirins |
| Pregnant | Hamile | Pire Kenan'dan hamile kalan Ayse | dogum yapmisti. | Pregnint |
| Prejudice | Önyargi | Pire | Cudi dagina tirmanirken baslangiçta çok önyargiliydi. | Pricac |
| Prelimanary | Hazirlayici | ilk | Pireli minarenin ilk hazirlayicisi bendim. | Priliminiri |
| Prelude | Giris | baslangiç | Kitabin giris kisim pirelidi. | Prelyuid |
| Premature | Erken dogmus | Tuvalette erken dogmus | piremature bir bebek bulundu. | Premityui |
| Premier | Bastaki | basbakan | Pire meger bastaki basbakanin çabasiyla yok edilmis. | Premyi |
| Premises | Arazi | Pire misiniz ne siniz çabuk arazimi terk edin. | Premisiz |
| Premium | Ikramiye | prim | Pire miummadigin bu ikramiyeyi kazanir? | Pripai |
| Prepare | Hazirlamak | Pire | parayi hazirlarsa onu kafamda tatile çikaracagim. | Pripai |
| Prepay | Pesin ödeme | Pireye | epey pesin para ödedik | konserini dinlemek için. | Priipey |
| Preposition | Edat | ilgeç | Pire pozisyonunu degistirip edatlari anlatan hocaya zipladi. | Prepizeysin |
| Preposterous | Akil almaz | Pire | posteri Oguz'un kafasina akil almaz sekilde firlatti. | Pripostiris |
| Prescribe | Reçete yazmak | Pire | siki rahipin kafasi için arkadaslarina reçete yazdi. | Priskrayb |
| Presence | Hazir bulunma | Piresiniz diyelim her kafada hazir bulunur muydunuz? | Presinz |
| Present | simdiki | hediye | Pire sende simdiki gibi dursaydi ona hediye alir miydin? | Prezint |
| Presently | su anda | Pire sen teli | su anda tutmuyor musun? | Prezintli |
| Preserve | Korumak | Prezervatif insani birçok hastaliktan korur. | Prizöiv |
| President | Baskan | Pire | sitende baskan olursa sasirma. | Prezidint |
| Press | Baski | Pres yaparim | baskimla futbolculari bunaltirim. | Pres |
| Pressing | Sikistirma | Presin gene beni çok sikistiriyor. | Presin |
| Pressture | Basinç | baski | Presçi forvet defansa her zaman baski uygular. | Presçi |
| Prestige | Prestij | Prestij kaybina ugrarsan önce sabirli ol. | Prestij |
| Presume | Tahmin etmek | Piresi yum gözünü ''ben kimim'' diye tahmin et dedi. | Prizyuim |
| Pretend | Yalandan yapmak | Pireden de | yalandan yapilan hareketler ögrenilebilir. | Pritend |
| Pretension | Hak iddiasi | Pire | tansiyon hastaligi hakkinda hak iddiasinda bulunamaz. | Pritensin |
| Pretext | Bahane | Pire tekstilde çalisamayinca bahane üretmeye basladi. | Priitekst |
| Pretty | Güzel | hos | oldukça | Pire | tiye aldigi bütün güzel kizlari açikladi. | Priti |
| Pirevail | Üstün gelmek | Pir ve egilen adam ringte üstün gelen boksörlerdi. | Priveyl |
| Prevalent | Yaygin | Pire | Valentin'in kafasinda türünün yaygin oldugunu gördü. | Pirevlint |
| Prevent | Önlemek | Pire ve entrikalarini önlemek çok zor. | Privent |
| Previous | Önceki | Pire ve Oguz'un önceki gibi siki kanka oldular. | Privyis |
| Prewar | Savas öncesi | Pire var heryerde savas öncesi. | Prii voir |
| Prey | Av | yem | Pireyi avin önüne yem olarak atiyordu. | Prey |
| Price | Fiyat | Pir ayisi ile birlikte fiyat kontrolü yapiyordu. | Prays |
| Prick | Igne veya diken batmasi | Piriket kafaya düserse igne batmasi gibi bir agri olusmaz. | Prik |
| Pride | Gurur | iftihar | Pir | aydin gençlerle gurur duyuyordu. | Prayd |
| Priest | Papaz | Pir | esti gürlerdi papaza ki sorma. | Priist |
| Prim | Fazla resmi | Prim | fazla resmi gözükmeyen kisilere verildi. | Prim |
| Primacy | Öncelik | üstünlük | Pir ayimisi diger hayvanlardan öncelikli tutuyordu. | Praymisi |
| Primary | Ilk | Prim | ariya da ilk kez bu yil verilmisti. | Praymiri |
| Prime | Birinci | baslica | Prime | birinci sirada doktorlar layik görüldü. | Praym |
| Primer | Okuma kitabi | Prim | erin okuma kitabi almasini sagladi. | Praymi |
| Primitive | Ilkel | Primi | Tv'ye çikarak açiklamak ilkel bir davranisti. | Primitiv |
| Prince | Prens | Prens | pirince su katmasini sevmezdi. | Prins |
| Princess | Prenses | Prenses ise pirince su katilmasindan yanaydi. | Prinses |
| Principal | En önemli | belli basli | Prensip al çaliskanligi bu en önemli husustur. | Prinsipil |
| Principle | Prensip | ilke | Prensiple çalisan ilkeli bir adamdi. | Prinsipil |
| Printer | Basimci | yazici | Printer bozulunca yazici satan magaza aradim. | Printi |
| Prior | Önceki | Pir ayi görünce önceki evine tasindi. | Prayi |
| Prism | Prizma | Prizmanin içinden yansiyacak bir harf yazacagim. | Prizim |
| Prison | Hapishane | Prizin bu hapishane içinde olmasi gerek. | Prizim |
| Prisoner | Tutuklu | Prizini mutlaka tutuklu odasina monte et. | Prizin |
| Privacy | Gizlilik | Piri vasiyetini gizlilik içinde açiklamasina kim ikna edecek? | Privisi |
| Private | Özel | Pir | ay vitaminini özel kutusunda sakliyordu. | Prayvit |
| Privilege | Ayricalik | Pir ve Lic ilçelerine ayricalik verilmedi. | Privilic |
| Privy | den haberi olan | Pir''vay''dedi bundan haberi olan var mi? | Privi |
| Prize | Ödül | Prize eline sokmayanlara ödül verecekmis. | Prayz |
| Pro | Için | Puro için son karari bizim yargiç verecek. | Prou |
| Pro | Lehinde | Puro lehinde hiçbir karar çikmaz. | Prou |
| Probable | Muhtemel | Puro | baba ile içilmez muhtemelen. | Probibil |
| Probation | Deneme süresi | Puro be | isin degil bu | deneme süresi içinde yanildin. | Pribeysin |
| Probe | Derinlemesine arastirma | Puro be bu derinlemesine arastirma yapmana gerek yok. | Proub |
| Preblem | Problem | sorun | Problem bende degil sendeydi. | Problim |
| Proceed | Ilerlemek | Puro | asitle birlesirse deneyde ilerlemeyiz. | Prisiid |
| Process | Yöntem | Puro | ses tellerini bu yöntemle zedeleyemeyecek. | Prouses |
| Proclaim | Ilan etmek | Puro ki lehimi yardimcisi ilan etti. | Prikleym |
| Produce | Üretmek | Puro da yüz kremleri üretecekmis. | Pridyuis |
| Product | Ürün | Prodüktör ürün sagligini anlatan bir program hazirladi. | Prodakt |
| Production | Üretim | Prodüksiyon sirketi kurarsan üretimlerin artar. | Prodaksin |
| Prof | Profesör | Prof | profesör teriminin kisaltilmasidir. | Prof |
| Profanity | Kutsala saygisizlik | Prof | an iti dediginde kutsala saygisizlik olur diye anmadim. | Prifaniti |
| Profess | Itiraf etmek | Puro | fes taktigini itiraf etmek zorunda kaldi. | Prifes |
| Professor | Profesör | Profesör artik hata yapmayacagini belirtti. | Prifesi |
| Proffer | Teklif etmek | Prof | feryatlar içinde evlilik teklifi etti. | Profi |
| Proficiency | Ustalik | Prof | isinsi maddeleri ustalikla gönderiyordu. | Prifisinsi |
| Proficient | Usta | Prof isin tedavisi uyguladi bizim ustaya. | Prifisint |
| Profile | Profil | yandan görünüs | Profil gezmeye bayiliyorum. | Proufayl |
| Profit | Kar | kazanç saglamak | Puro | fit insan üzerinden kazanç saglar. | Profit |
| Profiteer | Vurgunculuk yapmak | Profiter yedigimiz salon vurgunculuk yapmakla suçlandi. | Profitii |
| Profuse | Bol | çok | Puro | füze yapiminda çokca kullanilmaktadir. | Prifyuis |
| Progency | Soy | Puro geni kalitimsal olarak soydan soya aktarilmsiti. | Procini |
| Program | Program | Program bu aksam televizyonda yayimanacak. | Prougram |
| Programer | Programci | Programi | Riza programci olarak yönetecek. | Prougrami |
| Progress | Ilerlem | gelismek | Puro | gres yagina bulaninca gelisimini kaybediyor. | Prougres |
| Prohibit | Yasaklamak | Puro hibede edildi ama bulaninca gelisimini kaybediyor. | Prihibit |
| Project | Proje | Proje ekti ama kar biçemedi bu yapimdan. | Procekt |
| Projection | Projeksiyon | Projeksiyon televizyonlar çok pahali. | Proceksin |
| Projector | Prpjektör | gösterici | Projektör olmasa gösterici ekrani büyütemez. | Pricekti |
| Proletariant | Emekçi sinif | Purolu | terini anitin emekçi sinifi bölümüne sürdü. | Proulitaiiriint |
| Prolific | Bereketli | Puro | lif kanseri için bereketlidir. | Prilifik |
| Prolong | Sürdürmek | uzatmak | Piril | on gün daha projeyi sürdürmek istiyor. | Prilong |
| Prominent | Çikintili | Puro Mine'de özellikle suratinda | çikintilar olusturdu. | Prominint |
| Promiscuity | Daginiklik | Puro | misketi yutma diye bagirinca odamda daginiklik olustu. | Promiskyuiiti |
| Promise | Söz vermek | Puro | mis gibi kokacak söz veriyorum. | Promis |
| Promising | Umut verici | Puromuzun geldigi umut verici noktayi size anlatayim. | Promisin |
| Promontory | Burun | Puromun tiri su burunda batmisti. | Promintiri |
| Promote | Terfi etmemek | ilerletmek | Puro | mod degistirip isinde terfi etti. | Primout |
| Prone | Yüzü koyun yatmis | Puro | un çuvalina yüzü koyun yatmisti. | Proun |
| Pronoun | Zamir | Purona un koy cümlesinde hiç zamir yoktu. | Prounaun |
| Proof | Kanit | Prof | cinayet için kanit topluyordu. | Pruuf |
| Prop | Destek | Puro | pirasayla desteklenince tadi daha kötü oluyor. | Prop |
| Propaganda | Propaganda | Propaganda filmini defalarca izlemisimdir. | Propigandi |
| Propagate | Çogaltmak | Propaganda etti ama üyelerini çogaltamadi. | Propigeyt |
| Property | Özellik | mülk | Puro | peti bence özelliklerinden dolayi mülk edindi. | Propiti |
| Prophecy | Kahinlik | Puro ofisi içinde kahinlik yapiyordu. | Profisi |
| Proportion | Oran | oranti | Puro | porsiyon olarak orantili bir biçimde dagitildi. | Pripoisin |
| Proposal | Teklif | evlenme teklifi | Puro | poz al benimle dedi ben ise ona evlenme teklifi yaptim. | Pripouzl |
| Propose | Teklif etmek | Puro | poz çektirmeyi teklif etti. | Pripouz |
| Propulsion | Itici güç | Puro | pul Sion'da üretilir çünkü oranin itici gücü vardir. | Pripalsin |
| Prosecute | Sürdürmek | Purosu küt diye kirildi ama o içmeyi sürdürdü. | Prousikyuit |
| Prospect | Arastirmak | manzara | Purosu pekte arastirmaya deger degildi. | Prospekt |
| Prosper | Basarili olmak | Puro | süper demek basarili olmak demek degildir. | Prospi |
| Prostitude | Fahise | Prostati tuttu dersn fahise buna inanmaz. | Prostityut |
| Prosy | Sikici | Purosu çok sikici geliyordu artik | içmeyi birakti. | Prouzi |
| Protect | Korumak | Puro | tekti ve seni sagliksiz yasamdan koruyamazdi. | Pritekt |
| Protection | Koruma | Puro | tek isin yollarsa bu sende koruma saglamaz. | Priteksin |
| Protest | Protesto | Protesto sonucunda karar iptal edildi. | Proutest |
| Protestant | Protestan | Protestan mezhebi diger mezheplere tepki olarak dogdu. | Protistint |
| Protocol | Protokol | Protokol skandalindan sonra törenlere hiç katilmadi. | Proutikol |
| Prototype | Prototip | ilk tip | Prototipi odama kur dedim | istemedim. | Proutitayp |
| Protract | Uzatmak | Puro | traktörün kasasindadir | bir adet bana uzatir misin? | Pritrakt |
| Proud | Gururlu | Puro | ud çalan oglumu gururlu bir sekilde izliyordu. | Praud |
| Prove | Ispatlamak | Puro ve dumaninin zararlarei ispatlandi. | Pruiv |
| Proverb | Atasözü | Puro ver bi bana bende sana atasözü okuyayim. | Privöib |
| Provide | Saglamak | tedarik etmek | Puro | vay dedi sana kalacak yer saglayamam. | Privayd |
| Province | Il | Puro | vince doldurulup il genelinde imha edildi. | Provins |
| Provisions | Erzak | Provizyon kagidi çikmayinca erzak ödemesi yapilamadi. | Privijins |
| Provocaiton | Kiskirtma | Provokasyon | insanlari kiskirtmaya sevk eder. | Provikeysin |
| Provocative | Kiskirtici | Provokatif eylemlerden kaçinin | kiskirtici olmayin. | Privokitiv |
| Provoke | Kiskirtmak | Provoke edip | gaz verip kimseyi kiskirtma. | Privouk |
| Proximity | Yakinlik | Puro ki simiti hiç sevmezdi | onunla yakinlik kurmazdi. | Proksimiti |
| Proxy | Vekil | Proxy ayarlamalarim için seni vekil tayin ettim. | Proksi |
| Prune | Kuru erik | budamak | Pir un | uçuverdi pir diye un budadigim kuru erik agacinin üzerine. | Pruin |
| Pry | Gizlisini saklisini arastirmak | Paraya kiyip karisinin gizlisini saklisini arastirmis. | Pray |
| Psalm | Ilahi | Pis alma cdleri | temiz cdleri al çünkün içinde ilahiler var. | Saim |
| Pseudo | Sahte | Pis Said o | sahte parayla dondurma aliyordu. | Syuidou |
| Psychiatry | Psikiyatri | Psikiyatri doktoruna görünmem gerek. | Saykiyitri |
| Pyschology | Psikoloji | Psikoloji dersinden her zaman yüksek not almisimdir. | Saykiloji |
| Pyschologist | Psikolog | Psikolog istiyorum yanima çünkü bunalimdayim. | Saykilojist |
| Pub | Birahane | meyhane | Pub | ingiliz meyhanelerine verilen isimdir. | Pab |
| Puberty | Ergenlik çagi | Pub erdi muradina çünkü meyhane ergenlik çagina girmislerle doluydu. | Pyuibiti |
| Public | Hlak | Pub | lika ipekleri halka ücretrsiz dagitacakmis. | Pablik |
| Publish | Yayimlamak | Pub | leslerin resimlerini camlarinda yayimladi. | Pablis |
| Publisher | Yayimci | Pub | lesi erlere dagitti yayimciligini üstlensinler diye. | Pablisi |
| Pucker | Kiristirmak | Paki bulamazsan kiristirdigim kirli gömlegi giy. | Oaki |
| Pudding | Puding | Puding en sevdigim sulu tatlidir. | Puding |
| Puddle | Gölcük | Pedalla ufak gölcükleri hemen geçemezsiniz. | Padil |
| Puff | Püf | Paf takimi kötü oynarsa onlara püf deme. | Paf |
| Pull | Çekmek | koparmak | Pul | çekip koparilacak bir nesne degildir. | Pul |
| Pull away | Kurtulmak | Pul üvey evladim kurtulsun diye yazdigim mektuptadir. | Pul ivey |
| Pull down | Yikmak | indirmek | Pul davan | otoriteyi bile yikar. | Pul davn |
| Pul in | Kenara çekip durmak | Pul | ine ine su kenara çekilmis duran arabaya indi. | Pul in |
| Pull out | Sökmek | Pul | auta çikan topun üzerine yapisti | sökmek istedim sökemedim. | Pul aut |
| Pull up | Durdurmak | Pul | apartman sakinlerince çok tüketildigi için satisi durduruldu. | Pul ap |
| Pullover | Kazak | Pulu ver evladim kazak gönderecegim kargoya yapistiracagim. | Pul ovi |
| Pulpit | Kürsü | Pul pitte duran kürsüden yapistirilmisti. | Pulpit |
| Pulsate | Nabiz atmak | Pul sattim nabzimin attigi son saniyeye kadar. | Pal seyt |
| Pulverize | Ezmek | Pul verirse onu ezip un haline getirecegim. | Pal virayz |
| Pump | Pompa | Pompa ile sisirdim bisikletimin tekerini. | Pamp |
| Punch | Yumruklamak | Panç çalistigimda herkesi zimba gibi yumrukluyorum. | Panç |
| Punchtual | Dakik | Panç | tuali çok dakik çizmemi sagladi. | Panngkçuil |
| Puncture | Lastigi patlatmak | delik | Pançtir bu hareket | en sert lastigi bile patlatir. | Pangkçi |
| Pungency | Keskinlik | Penguensi hayvanlarin yksek keskinlikli görme gücü vardir. | Pancinsi |
| Punish | Cezalandirmak | Panis | Panama'nin ünsanlari cezalandirdigi bir sehirdir. | Panis |
| Punishment | Ceza | Panis mintikasinda çok ceza yedi. | Penismint |
| Punk | Serseri | Pank dinleyerek serseri hayati yasiyordu. | Pangk |
| Pupil | Gözbebegi | Pu…pil gözbebegine degerse mahvolursun. | Pyuipil |
| Pupet | Kukla | Pupet show programinda kuklalar basroldedir. | Papit |
| Puupy | Köpek yavrusu | Papi klibinde J.Lopez'in kucaginda köpek yavrusu vardi. | Papi |
| Purchase | Satin alma | satin almak | Püre | çeyiz satin almak için önemli bir yiyecekti. | Pöiçis |
| Purchaser | Müsteri | Püre | çeyizi yere serdirdi müsteriye. | Pöiçisi |
| Pure | Saf | lekesiz | Püre yemek olmaktan çikip lekesiz saf bir insana dönüstürmek istiyordu. | Pyui |
| Purge | Temizlemek | P | öç almak için R harfine odasini temizletti. | Pöiç |
| Purify | Aritmak | P | ''Yürü fay hatlarini aritan bir sistem gelistirelim''dedi Z harfine. | Pyurifay |
| Purity | Temizlik | saflik | P | ''Yürü iti de temizlik odasina sokalim dedi'' Z harfine. | Pyuiriti |
| Purloin | Çalmak | asirmak | Parlayan kasadan elmas çaldi. | Pöiloyn |
| Purport | Anlam | mana | Püre | portakal ile yapilirsa anlam kazanir. | Pöipit |
| Purpose | Niyet | Püre poz verirken niyetini anladim | ya beni diyordu. | Pöipis |
| Purse | Para kesesi | Pürese püre | para kesesinde ne isi var… | Pöirs |
| Pursue | Takip etmek | BursaEdirne arasini takip et. | Pisyui |
| Pursuit | Takip | Pis yogurt yapanlari takip ediyoruz. | Pisyuit |
| Purveyor | Saglayan kimse | satici | Püre veya organik bitki saticisi ariyorum. | Piveyi |
| Pus | Irin | Puslu bir gecede yüzü irin dolu bir kizla bulustum. | Pas |
| Push | Itmek | Bush zamaninda ülkesini savasa itmisti. | Pus |
| Pushover | Kolay is | çocuk oyuncagi | Bush'a verirsen bu görevi | çocuk oyuncagi der geçer. | Pus ovi |
| Pushbutton | Elektrik dügmesi | Büsbütün o bir elektrik dügmesi yapmis. | Pusbatin |
| Pussycat | Kedi | pisipisi | Kediye pisipisi derken Pussycat'in son albümünü dinliyordum. | Pusiket |
| Put | Koymak | Put tapinilacak ilah degildir | onu Tanri yerine koymak saçmaliktir. | Put |
| Put away | Saklamak | Putu eve saklayip | gizlice disari çikti. | Put ivey |
| Put back | Geri almak | Puta bak ve ona adadikarini geri al. | Put bek |
| Put by | Biriktirmek | Put | bay diyerek uzaklasti | para biriktirecekmis. | Put bay |
| Put down | Bastirmak | Put | Down sendromu oldugunda ayaklanmayi güçlükle bastirdi. | Put davn |
| Put forth | Yayimlamak | Put | Ford'un yeni arabasini gazetede yayimlamak istiyordu. | Put foith |
| Put forward | Saati ileri almak | Put | forvetin saatini ileri almak istedi. | Put foiveyt |
| Put in | Basvurmak | Put | in içinde ayiya is için basvurdu. | Put in |
| Put off | Çikarmak | Put oflayip durunca onu disari çikardim. | Put iv |
| Put on | Giymek | Puton yilani çok güzel giyinir. | Put on |
| Put out | Söndürmek | Put topu auta atinca taraftarlarin atesi söndü. | Put aut |
| Put to bed | Yataga yatirmak | Put | Tibet'e yollaninca onu önce yataga yatirdilar. | Put di bed |
| Put up | Bayrak çekmek | Put up uzun bayragi çekebilirdi. | Put ap |
| Put up with | e katlanmak | Put AB vitaminleri almaya katlanamiyordu. | Put ap vit |
| Putrefy | Çürümek | Put Refik | mumyanin içinde çürüdü. | Pyutrifay |
| Putty | Macunlamak | Putu eski haline döndürmek için macunladim. | Pati |
| Puzzle | Bilmece | Pazil çözerek bilmece yetenegimi gelistiriyordum. | Pazil |
| Pygmy | Cüce | Pigme dogan cüce yan komsumuzdu. | Pigmi |
| Pyjamas | Pijama | Pijamami giyip hemen yataga girdim. | Picaimis |
| Pyramid | Piramit | Piramitler eski Misir firavunlari için yapilan tapinaklardi. | Pirimid |
| Python | Piton yilani | Faytonun içinde kocaman bir piton yilani vardi. | Paythin |
| Quadrate | Kare | Kaderde kare soru çözmekte varmis. | Kwodrit |
| Quak | Ördek sesi | Kuak diye ses çikaran ördege bakin. | Kvak |
| Quail | Bildircin | Beni kaile almayan bildircin | avci tarafindan vuruldu. | Kveyl |
| Quaint | Garip | Kandi | gömlegimdeki garip kirmizi renk. | Kveynt |
| Quakle | Deprem | Ördek kuak diye bagirarak depremi önceden bildi. | Kveyk |
| Qualify | Kalifiye | nitelikli | Kalifiye elemanlara ihtiyacim var. | Kvolifay |
| Qualm | Vicdan azabi | Kaliyim yaninda bari vicdan azabi çekmesin simdi. | Kvaim |
| Quantum | Miktar | Kuantum teorisine göre miktar diye bir sey yoktur. | Kvontim |
| Quarantine | Karantina | Karantinaya alinan köy daha sonra bosaltildi. | Kvorintiin |
| Quarrel | Tartismak | Kareli gömlek giyen adamla tartistim. | Kvoril Quality: Kalite( Kvoliti) |
| Quarry | Tasocagi | av | Kari acikinca | tasocaginda avlaniyordu. | Kvori |
| Quarter | Çeyrek | Karttir o gelin | ona çeyrek altin yeterli. | Kvoiti |
| Quartz | Kuvars | Kuvars saat takan bayanlar olarak galiba bizler biraz kartiz. | Kvoits |
| Quaver | Titremek | Kavur biraz helva | eger titriyorsan. | Kveyvi |
| Quay | Iskele | Kuvayi Milliye ruhu iskeleye gelince yeniden sahlandi. | Kii |
| Queasy | Midesi bulanmis | Kesesi | midesi bulanmis küçük yavrularla doluydu. | Kviizi |
| Quenn | Kraliçe | Kugun kendisini kraliçe zannediyordu. | Kviin |
| Quell | Isyani bastirmak | Kel adam bu isyani nasil bastirir? | Kvel |
| Quench | Susuzluk gidermek | Genç | susuzlugunu bizimle giderdi. | Kvenç |
| Querulous | sikayetçi | Kuruluyoruz biz sikayetçi olan her eli. | Kverulis |
| Query | den kuskulanmak | Kaç kere dedim benden kuskulanmayin. | Kviiri |
| Quest | Aramak | Aramak için yolu kesti ama yine de bulamadi. | Kvest |
| Question | Soru | Kestin onca agaci soru bankasi hazirlamak için. | Kvesçin |
| Questionnaire | Anket | Kestin onca nari | anket kitabi hazirlamak için. | Kvaytin |
| Questionable | süpheli | Kesti on ablayi birde süpheli degilim diyor. | Kvesçineybil |
| Queue | Kuyruk | Kugu | kuyrugunu sallaya sallaya yanima geldi. | Kyui |
| Quibble | Kaçamakli cevap | Kugu bile bana kaçamakli cevaplar veriyor. | Kvibil |
| Quick | Hizli | çabuk | Nesquick içince daha hizli test çözüyorum. | Kvik |
| Quicksilver | Civa | Quiksilver tisörtümün üzerine civa döküldü. | Kviksilvi |
| Quiet | Sessiz | Kuveyt | sessiz ve sakin bir ülkedir. | Kvayit |
| Quieten | Susmak | Kuveyt'in susmak bilmeyen bir hanimiyla evlenmistim. | Kvayitin |
| Quietness | Sessizilk | Kuveyt | Nez ile sessizlik antlasmasi imzaladi. | Kvayitnis |
| Quilt | Yorgan | Kugu il tabelasinda yorgan seklinde tasvir edilir. | Kvilt |
| Quince | Ayva | Kugu | insandan ayva yemegi ögrenmis ayvayi yer. | Kvins |
| Quirk | Acayiplik | Kürk giymis adam acayiplikte sinir tanimaz. | Kvöik |
| Quit | Çikmak | çikis | Küvet içinden hemen çikiniz. | Kvit |
| Quite | Tamamen | Kuyt | tamamen zekasiyla bu golü atti. | Kvayt |
| Quiver | Titremek | Koyuver yemegi titreyen köpegin önüne. | Kvivi |
| Quiz | Test | Son girdigim quizlerde testler çok zordu. | Kviz |
| Quorum | Yeter sayi | çogunluk | Korum adayligimi çogunluk saglanirsa. | Kvoirim |
| Rabbi | Haham | Ya rabbi su hahamlarin ilmini bana da ver. | Rabay |
| Rabbit | Tavsan | Rab | bite veya tavsana inanilmaz mucizeler vermistir. | Rabit |
| Rabies | Kuduz | Rabia'si kuduz olunca hemen hastaneye yatirildi. | Reybiiz |
| Raccoon | Rakun | Rakunlar uzun agaçlarda yasarlar. | Rikiun |
| Race | Yaris | irk | Reis su yarisi kapatir misin lütfen? | Reys |
| Racetract | Parkur | Reis | traktör sürerken kendini yaris parkurunda saniyor. | Reystrakt |
| Racial | Irksal | irk | Irkini arastirmadan önce reisi al yanima gel. | Reysil |
| Rack | Iskence etmek | Rak müzigimle iskence edicem komsulara. | Rak |
| Racket | Raket | Denizde raket oynamayi çok severdi. | Rakit |
| Racy | Canli | zinde | Reisi kendini herzaman canli ve zinde hissederdi. | Reysi |
| Radar | Radar | Savas uçaklari radara yakalandilar. | Reydai |
| Radiate | Yaymak | Radyo | at disaridaki tüm sesleri köye yaysin. | Reydieyt |
| Radiator | Radyatör | Radyatör sicakligi yayan alettir. | Reydiatir |
| Radiation | Isinim | radyasyon | Bilgisayarlarda da çok radyasyon varmis. | Reydieysin |
| Radical | Radikal | köklü | Kendim hakkinda radikal ve köklü degisiklikler yapacagim. | Radikil |
| Radio | Radyo | Radyoda ikimizin sarkisi çaliyordu. | Reydiou |
| Radish | Turp | Radyo isinde çalisanlar turp gibiler. | Radis |
| Raffle | Piyango çekmek | Rauf'la birer piyango çektik. | Rafil |
| Raft | Salla tasimak | Rafting sporunda sal bizi tasir. | Raift |
| Rags | Yirtik pirtik | Yirtik pirtik giyinen kiz karsimizda raks ediyordu. | Rags |
| Raid | Baskin yapmak | Sivrisineklere raid sikarak ani bir baskin yaptim. | Reyd |
| Rail | Küfretmek | ray | Rayli sistemlere küfreden adam yakalandi. | Reyl |
| Rain | Yagmur yagmak | Ren geyigine bakarken aniden yagmur yagdi. | Reyn |
| Raise | Yükseltmek | Reis | gemisinin söhretini daha da yükseltecek. | Reyz |
| Raisin | Kuru üzüm | Reisin izin verirse Misir'lilar kuru üzüm yiyebilir. | Reyzin |
| Rally | Toplanmak | Ralli günü arkadaslarla pistte toplandik. | Raali |
| Ram | Koç | Bilgisayarimin koç gibi bir rami vardi. | Ram |
| Ramble | Bos gezinmek | Rambo bile bos bos geziniyordu. | Rambil |
| Ramadan | Ramazan | Ramadan | özellikle ramazan ayinda namaz kilardi. | Ramidan |
| Ramify | Dallanip budaklanmak | Rahmi | fay hattini kaybedince fay dallanip budaklandi. | Ramifay |
| Ramp | Rampa | Rampa var diye arabayi yavas kullaniyorum. | Ramp |
| Rampant | Basi bos kalmis | Rampanda duran basi bos kalmis köpegi yanlislikla ezdim. | Rampint |
| Ramschackle | Yikilmaya yüz tutan | Ram'in sekli adeta yikilmaya yüz tutuyordu. | Ramsakil |
| Rancher | Çiftlik sahibi | Rençberlik yapan çiftlik sahibi bir babam var. | Ranki |
| Random | Rasgele | Rasgele isten randiman alamazsin. | Randim |
| Range | Dizmek | Ringe dizilmis boksörleri bir bir yere serdim. | Reynv |
| Rank | Sira | Kiran kirana bie siralama yarisi vardi. | Rangk |
| Rant | Agiz kalabaligi | Rant saglamaz bu sözler agiz kalabaligindan baska. | Rant |
| Rap | Hafifçe vurmak | Sanirim rap dinlememe kizinca kardesime hafifçe vurdum. | Rap |
| Rapacious | Aç gözlü | Rapçi Oguz çok açgözlüydü. | Rupeysis |
| Rape | Tecavüz etmek | Rap'e saygi duyan kimse | baskalarinin hakkina tecavüz etmez. | Reyp |
| Rapid | Hizli | Rapid Wien | çok hizli kosan bir futbol takimidir. | Rapid |
| Rapt | Dalgin | Raptiyeyi dalgin adama verirsen üzerine oturursun tabi. | Rapt |
| Rapture | Kendinden geçme | Zevkten kendinden geçen rapçiye biraz su attik. | Raptçi |
| Rare | Seyrek | nadir | Rar | nadir indirilen bir sikistirma programidir. | Rai |
| Rarefy | Seyreklesmek | Rar | fay görüntülerini seyreklestirmis. | Rairifay |
| Rarity | Seyreklik | Rar | itin görüntülerini seyreklik olarak daha da arttirmisti. | Rairiti |
| Rasp | Törpülemek | Raspa ile tirnaklarimi törpüledim. | Rasp |
| Raspberry | Ahududu | Raspayi beri getirirsen sana ahududu verecegim. | Raizbiri |
| Rat | Siçan | Rahat tavirlari siçani daha farkli kiliyordu. | Rat |
| Rate | Oran | Oranlar ortada;kizlar rahata daha düskünler. | Reyt |
| Rather | Oldukça | Rahat er | oldukça mutlu görünür. | Raidhi |
| Rather than | den ziyade | Rahat edenden ziyade rahatsiz erlerde vardi. | Raidhi den |
| Ratification | Onay | Rifat | icati on günde bitirip | kuruldan onay almisti. | Ratifikeysin |
| Rational | Mantikli | Rasyonel sayilarda bile mantikli bir düzen vardi. | Rasinil |
| Rat race | kermekes | hengame | Rahatça ricada bulunabilirsin bu kermekes ortamda. | Ratreys |
| Rattle | Tikirdamak | Rahatla | asagidan gelen tikirtilar kizima ait. | Ratil. |
| Ravage | Harap etmek | Revaçta olan sey askim harap etmek bugünlerde. | Raviç |
| Raven | Kuzgun | Revani seven tek hayvan kunduzlardir. | Reyvn |
| Ravenous | Pisbogaz | obur | Revaniyiz ve obur insanlarin tatlisiyiz. | Ravinis |
| Ravine | Dag geçidi | bogaz | Rafine tuzlari kamyonla bu bogazdan geçirdik. | Riviin |
| Ray | Isin | Tren raylari | günes isinlarini radyasyon isinlarina çeviriyor. | Rey |
| Rayon | Suni ipek | Reyonda | suni ipek satisi yapiliyordu. | Reyon |
| Raze | Temelinden yikmak | Razi geliyorsan evini temelinden yikalim. | Reyz |
| Reach | Uzanma-yetisme | Rica ederim | tabiki uzanip veririm topunuzu. | Riiç |
| Reaction | Tepki | Kalecinin reasiyonu panterin tepkisinden daha yüksekti. | Riaksin |
| Read | Okumak | Red Kit | kitap okumayi çok severdi. | Riid |
| Ready | Hazir | Reddiyesini sunmak için hazir bekliyordu. | Redi |
| Real | Gerçek | Real Madrid gerçek gücünü bu maçta gösterdi. | Riil |
| Realism | Gerçekçilik | Bu yazar gerçekçilikten bahseden realizm akimi yazaridir. | Riilizm |
| Reality | Gerçeklik | Reality sovlari bazen gerçekligin disina çikiyorlardi. | Rialiti |
| Realize | Paraya çevirmek | gerçeklestirmek | Borsa kagitlarini paraya çevirip | realize ettim. | Riilayz |
| Really | Gerçekten mi? | Gerçekten mi kazandin ralliyi? | Riili |
| Realm | Krallik | Real Madrid | futbolda karalligini kurmus bir takimdir. | Relm |
| Reapper | Yeniden ortaya çikmak | Rep bir yeniden ortaya çikma sanatidir. | Riipii |
| Rear | sahlanmak | büyütmek | Büyüttügüm aslan | rear diye kükreyerek sahlandi. | Rii |
| Rearmament | Yeniden silahlanma | Rear diye kükreyen Mehmet | yeniden silahlandi. | Riiamimint |
| Reason | Sebep | Resi | on kez sebepsiz yere terkedildigini itiraf etti. | Riizin |
| Rebate | Indirim | Marketimize ribat edin indiriminizi kazanin. | Riibeyt |
| Rebel | Isyan etmek | Ribella at yarisini kazanarak düsmanlarini isyan ettirdi. | Rebil |
| Rebound | Geri sekmek | Potadan top geri sekti ve reboundu ben aldim. | Ribaund |
| Recede | Geri çekilmek | Virüsler reçetedeki ilaçlari görünce geri çekildiler. | Risiid |
| Receive | Almak | Uydu recevier aldim ama hiçbir kanal çekmiyor. | Risiiv |
| Recently | Son zamanlarda | R harfi olan sentleri | son zamanlarda çok harciyorum. | Risintli |
| Receptacle | Kap | Recep takla atarken | kafasi kabin içine sikisti. | Riseptikil |
| Receptive | Kavrayisi güçlü | Recep Tv'de kavrayisi güçlü oldugu için spiker oldu. | Riseptiv |
| Receipt | Makbuz | reçete | Reçete veren kisi Recepti. | Risiit |
| Reckon | Hesaplamak | Rakun kutusundaki kalan yiyecgei hesapliyordu. | Rekin |
| Reclaim | Geri istemek | Reklam raporlarini geri istedim. | Rikleym |
| Recognize | Tanimak | kabul etmek | Recep organize olmus ülkeleri tanidigini açikladi. | Rekignayz |
| Recommend | Tavsiye etmek | R harfi kumandada yoksa almani tavsiye etmem. | Rekimend |
| Record | Kaydetmek | Rekoru bilgisayara kaydet. | Rekoid |
| Recycle | Yeniden islemek | Rezil olan çiftçi tarlayi yeniden isledi. | Risaykil |
| Red | Kirmizi | Kirmizi kalemi ben reddediyorum. | Red |
| Redeem | Fidye vererek kurtarmak | Ritim esliginde | kiza fidye vererek kurtardik. | Ridiim |
| Redemtion | Kurtarma | Ritimdi onca kurtarma esnasinda çalinan sesler. | Ridempsin |
| Redhanded | Suçüstü | Reddettigim Hande olay yerinde suçüstü yakalandi. | Red handid |
| Referee | Hakem | Hakemin refaransini okudum çok etkilendim. | Refiri |
| Reforrm | Düzeltme | reform | Reform hareketleri bazi seyleri düzeltmek için baslamisti. | Riform |
| Refuel | Doldurmak | Rafael | arabasi için benzin doldurdu. | Riifyuil |
| Refuge | Siginak | Refüje çarpan siginak kapagi doldurdu. | Riifyuil |
| Refuse | Reddetmek | Fenere füze gibi bir forvet getirdim ama reddedildim. | Rifyuiz |
| Regard | Saygi | R harfi gardiyan olmak istiyormus | saygi duymak lazim. | Rigaid |
| Regret | Üzüntü | üzülmek | R harfi Girit'e gidemeyince çok üzüldü. | Rigret |
| Reiterate | Tekrarlamak | R harfine ter at dedim aferim lafimi hiç tekrarlatmadi. | Riitireyt |
| Reject | Kabul etmemek | R harfine ceket giy dedim kabul etmedi. | Ricekt |
| Rejuvenate | Gençlesmek | R harfi Juventus'ta oynandigindan beri çok gençlesti. | Ricuvineyt |
| Relation | Akrabalik | R'le isin tutmamiz onunla akrabalik bagimizin oldugu anlamina gelmez. | Rileysin |
| Relax | Gevsemek | Relaks olan omuzlarinizi gevsetin. | Rilaks |
| Reliable | Güvenilir | R'li ayi bul ama güvenilir bir ayi olsun ve bas harfi R'le baslasin. | Rilayibil |
| Relieve | Yumusatmak | R'li eve sinirleri yumusatmis olarak gitmek lazim dedi M harfi. | Riliiv |
| Religion | Din | R ile cin bir din kitabinda birarada bulunmaz. | Rilicin |
| Remain | Kalmak | arta kalmak | R''Mayin tarlasindan beni kurtarin'' dedi. | Rimeyn |
| Remand | Iade etmek | R mandasini K harfine iade edecek. | Rimaind |
| Remarkable | Dikkate deger | R | ''Markayi iyi bul | o dikkate deger oslun'' dedi Z harfine. | Rimaikeybil |
| Remember | Hatirlamak | R | memba suyu içtigini hatirlayinca ''midem bulandi'' dedi T'ye. | Rimembi |
| Remote | Uzak | Remote tusu kumandamizin en uzak tusudur. | Rimout |
| Remove | Kaldirmak | Remi ov | temizle sonrada bilgisayardan kaldir. | Rimuiv |
| Rend | Yirtmak | Rende ile domatesin içini yirttim adeta. | Rend |
| Rent | Kralamak | Rent a car firmasindan bir araba kiraladim. | Rent |
| Repair | Tamir etmek | Rep eger müziksiz söylenmiyorsaaletleri hemen tamir edin. | Ripeir |
| Repeat | Tekrar etmek | Repi it dedigiim lütfen içinizden tekrar ediniz. | Ripiit |
| Reply | Cevap vemrek | Repli ay sarkisina sözlerimle cevap vermeyecegim. | Riplay |
| Report | Rapor | Raporda saglikli olmadigim ortaya çikti. | Ripoit |
| Represent | Temsil etmek | Reprezant | ilaç firmalarini temsil ediyordu. | Reprizent |
| Reprieve | Ertelemek | Rep bir eve girerse | bütün isler ertelenir. | Ripriiv |
| Reproach | Azarlamak | R 'puro aç deyince A harfi R harfini azarladi. | Riprouç |
| Reptile | Sürüngen | Repte ayilan bir sürüngenim ben. | Reptayl |
| Republic | Cumhuriyet | Republic of Turkey | Ingilizcede ''Türkiye Cumhuriyeti'' demektir. | Ripablik |
| Repudiate | Reddetmek | Rep yut | diyet ilaçlarini reddet. | Repyudieyt |
| Repulse | Geri çevirmek | Rep alsa da dinlesem | onu asla geri çevirmem. | Ripals |
| Repute | Ün | söhret | Repi yut | hepsini ezberle ve söhreti böyle yakala. | Ripyuit |
| Request | Istemek | Rüku esti içimden | namaz kilmak istedim. | Rikvest |
| Resque | Kurtarmak | Riski yükseltmeden kurtarmayi deneyin. | Reskyui |
| Research | Arastirmak | Rize | ör çabuk dedi | bu kazagi | diger iller arastirmadan. | Risörç |
| Reservation | Rezervasyon | yer ayirtma | Rezervasyon yaptirdim bu aksam için. | Reziveysin |
| Reserve | Saklanmis sey | rezerv | Rezervlerimiz diger ülkelere göre daha dolu. | Rizöiv |
| Reside | Ikamet etmek | Rize | aydinlarin ikamet ettigi bir sehir oldu. | Rizayd |
| Residence | Konut | Rezidans almak istedim çünkü konut harika yapilmisti. | Rezidins |
| Resign | den vazgeçmek | R.sayin M harfinden vazgeçmis bulunmaktadir. | Rizayn |
| Resist | Direnmek | R | siste kayboldugu için hayata karsi direnmeyi ögrenmis bir harftir. | Rizist |
| Resolve | Çözmek | R | sol ve sagin nerde oldugunu çözen bir harftir. | Rizolv |
| Respect | Saygi | R spektaküler hareketler yapinca ona saygi duyuyorum. | Rispekt |
| Responsibility | Sorumluluk | R | sponsor bulur ite | onun sorumlulugunu alir. | Eisponsibiliti |
| Rest | Dinlenmek | Rest çektim karima | bugün evde dinlenecegim. | Rest |
| Result | Sonuç | Rize altin satisi sonuçlarina göre ülkede en çok altin burada çikarilmis. | Rizalt |
| Resume | Yeniden baslamak | Reis yumdu gözünü ve hayata yeniden basladi. | Riz'yuim |
| Retrieve | Yeniden ele geçirmek | R. | tiri eve sokarak ganimeti yeniden ele geçirdi. | Ritriiv |
| Return | Geri dönmek | R.turnalari geri döndürmek için çok çabaladi. | Ritöin |
| Revenge | Öç almak | rövans | Rövans maçinda rakibimizden öcümüzü alacagiz. | Rivenc |
| Revenue | Gelir | Revani satislarindan çok gelir elde ettim. | Revinyui |
| Reverse | Arka yüz | ters | R | verse A harfi tersini yaparak pnu iade eder. | Rivöis |
| Rewiew | Gözden geçirmek | R evi eve çevirmek için | önce esyalarini gözden geçirdi. | Rivyu |
| Revise | Okuyup düzeltmek | Okuyup düzelttikten sonra teklifimizi revize ettik. | Rivayz |
| Revival | Yeniden canlanma | Revivo | aldigi ilaçlardan sonra yeniden canlandi. | Rivayvi |
| Revolt | Ayaklanmak | R | voltaji yükseltirse diger harfler ayaklanir. | Rivoult |
| Reward | Ödül | R vardi hayatimda ödül olarak ama o da simdi gitti. | Rivöid |
| Rhyme | Kafiye | Rahime siirde öncelikle kafiye arardi. | Raym |
| Rich | Zengin | Richard | zengin bir çocuk olsrak dünyaya geldi. | Riç |
| Ride | Ata binmek | Rayda ata binen kizlari gördüm. | Rayd |
| Rifle | Tüfek | yagma etme | Ray fildir fildir dönen tüfekliler tarafindan yagma edildi. | Rayt |
| Ring | Yüzük | zil sesi | çalmak | Ringteyken-zil sesi çalinca | yüzügümü düsürdüm bence. | Ring |
| Ripe | Olgun | R ayip etti | çünkü olgun bir kadina söylenmeyecek sözler söyledi. | Rayp |
| Rise | Artisiyükselmek | Rayiz biz tren sayilarini yükselten. | Rayz |
| Risk | Tehlike | En büyük risk kalp krizi tehlikesidir. | Risk |
| Risky | Tehlikeli | Riski sevmeyen tehlikeli bir hayat yasayamaz. | Riski |
| River | Nehir | Riva irmagi nehire dönüsecek bu yil. | Rivi |
| Road | Yol | Roda yolu | Hollanda'nin en uzak yoluydu. | Roud |
| Roar | Gürlemek | Roar roar diye gürleyen aslani kafesine soktum. | Roi |
| Roast | Kizartmak | Rosto kizarttigim patateslerle daha lezzetli olacak. | Roust |
| Robbery | Soygun | Rab eri | hayati boyunca soygun yapmaz. | Robiri |
| Rock | Kaya | Rock müzik | kayalari bile yerinden oynatir. | Rok |
| Rocky | Kaya gibi | Rocky Balboa kaya gibi bir boksördü. | Roki |
| Rogue | Dolandirici | Roka ye dolandirici olma iste. | Roug |
| Roll | Yuvarlamak | Rol yapayim derken uçurumdan asagiya yuvarlandim. | Roul |
| Romence | Ask macerasi | Romansi bir kitap yazarak ask macerami anlatacagim. | Roumans |
| Room | Oda | Rum odalari | dünyanin en ilginç odalaridir. | Ruim |
| Rooster | Horoz | Rustur bu elimde gördügün horoz. | Ruisti |
| Root | Kök | Rutubet bitki köklerini kolayca çürüttü. | Ruit |
| Rope | Halat | ip | R.o up uzun halati tek basina çekti. | Roup |
| Rose | Gül | Roselinda'nin saçlarindaki gül kirmiziydi. | Rouz |
| Rotary | Dönen | döner | Rotayi uzayan uçak | dönen dönerleri görünce hemen piste inis yapti. | Routiri |
| Rough | Pürüzlü | Raf | pürüzlü ve tozlu yapisiyla dikkat çekiyordu. | Raf |
| Round | in etrafinda | Raund | 1'de boksörün etrafinda kuslar dönmeye basladi. | Raund |
| Routine | Alisilmis | Rutin isler | alisilmis seylerin tekrar yapilmasina denir. | Ruitiin |
| Row | Kürek çekmek | R ov dedi omzumu kürek çeken P'ye. | Rou |
| Route | Rota | yol | Rota degistirip Bodrum'a gittik. | Ruit |
| Rub | Ovmak | Rab | bazi insanlarin birbirini ovmasini yasaklamistir. | Rab |
| Rubber | Silgi | Rabbi irgalamaz silgi çalman | günah günahtir. | Rabi |
| Rubbish | Çöp | bos laf | Rab isi en güzel sekilde tamamlar | bos laflar söyleme | hepsi çöp. | Rabis |
| Ruby | Yakut | Arap stari Ruby | klibinde yakuttan yapilms kolye takmisti. | Ruibi |
| Rucksack | Sirt çantasi | Rock sak | sirt çantalarimizda bu müzige uyumlu olmali. | Raksak |
| Rude | Kaba | terbiyesiz. | Rude Boy | klibinde kaba terbiyesiz bir adam vardi. | Ruid |
| Ruffle | Kabartmak | Rufle at biraz | saçlarimi kabart. | Rafil |
| Ruin | Yikmak | Rui'n bilgisayar oyununda tüm varilleri hizlica yikti. | Ruin |
| Rule | Kural | Rulo kurallara göre üretilip satisa çikartilir. | Ruil |
| Rummage | Didik didik aramak | Rum içindeki sehirleri didik didik aradim. | Ramiç |
| Rumor | Dedikodu | Rum ordusunda dedikodu yapiliyordu. | Ruimi |
| Rumple | Burusturmak | Ram pilini pirtini topladi | suratini burusturdu | çekti gitti. | Rampl |
| Run | Kosmak | Ayran içmeye kosarak giderdim. | Ran |
| Run away | Kaçmak | Ayrani üvey oglu getirince odadan kaçti. | Ran ivey |
| Runner | Kosucu | Road runner çizgi filmde kosucu bir kustu. | Rani |
| Rupture | Kopmak | Rapçi müzikten koparsa yasayamaz. | Rapçi |
| Rural | Köyle ilgili | R.Ural dagi yerine köyle ilgili makale yazdi. | Ruiril |
| Rush | Saldirmak | hücum | Rus hanimlarina saldirdilar. | Ras |
| Rustle | Hisirdamak | Rastla yada rastlama poset hisirdayan poset sesinden nefret ediyorum. | Rasl |
| Sabre | Süvari kilici | Sabri'ye | süvari kilici çok yakisti. | Seybi |
| Sack | Çuval | Sakla çuvali elbet bir gün gelir zamani. | Sak |
| Sacrament | Kutsal ayin | Sacramento oyunculari kutsal ayine katildi. | Sakrimint |
| Sacrifice | Kurbsan etmek | Sakari | faiz yedigi için kurban etmisler. | Sakrifays |
| Sad | Üzgün | Sed | çocuklugundan beri üzgün bir mizaca sahipti. | Sed Sabotage:Sabotaj (Sabitaj) |
| Safe | Güvenli | Seyfi | kendini güvenli hissedecek bir ev ariyordu. | Seyf |
| Safety | Güvenlik | Saffet'i güvenlik elemani olarak ise alacagim. | Seyfti |
| Sagacious | Saggörülü | akilli | Sago'cuyuz demek akilli | saggörülü olmak demektir. | Sigeysis |
| Said | Bahsedilen | denilen | Said | bu paragrafta bahsedilen kisi olabilirdi. | Sed |
| Sail | Yelken | Sahil | rüzgarda yelken yapmak için idealdi. | Seyl |
| Sailor | Denizci | Gemide çalisanlar denizci sayilir. | Seyli |
| Salary | Maas | Sal ariyi disari | maas vermemek için. | Saliri |
| Sale | Satis | Se egil derse bilinki az sonra satis olacak. | Seeyl |
| Saleable | Satilabilir | Saliyi bile unuttuk satilabilir mallar yüzünden. | Seylibil |
| Saline | Tuzlu | Selin'e | tuzlu yemekleri vermeyin. | Seylayn |
| Saliva | Salya | Sila ayva yerken salyalari akan çocuga bakiyordu. | Silayvi |
| Salt | Tuzlu | Salt çogunluk saglanirsa tuzlu çorba yapacagiz. | Soilt |
| Salute | Selam vermek | Sal ütüyü asagiya selam vererek. | Siliut |
| Salvaiton | Kurtulus | Sal ve isin bizim kurtulusumuzu saglayacak. | Salveysin |
| Salve | Merhem olmak | Sal ve bayrak kurtulmam için merhem olacaktir. | Salveysin |
| Same | Ayni | Se'yim ben ayni alfabede bildiginiz gibi. | Seym |
| Sample | Örnek | model | Sagim pilini pirtisini toplayip gidecek örnek modellerle dolu. | Saimpil |
| Sandy | Kum | kumlu | Sandi ki kumlu bir yere uzanacagim. | Sandi |
| Sane | Akli basinda | S.egin dedi kafanizi akli basinda iseniz. | Seyn |
| Sap | Altini kazmak | Sap ile agaacin altni kaziyordum. | Sap |
| Sarcasm | Igneli söz | Sarkasim geliyor igneli söz söyleyenlere. | Saikazm |
| Sash | Kusak | Hasan sas | kusaginin en iyi futbolcularindandi. | Sas |
| Satan | seytan | seytani bile satan bir karakteri vardi. | Seytin |
| Satchel | Okul çantasi | Saçil dedim saçilmadi açil dedim açilmadi okul çantam. | Saçil |
| Satellite | Uydu | Sati layt kolasini içer içmez uydu antenini tamir etti. | Satilayt |
| Satisfactory | Tatmin edici | Satis faktörü olmazsa tatmin edici sonuçlar alamazsin. | Satisfaktrii |
| Satisfy | Memnun etmek | Sati | fay hatlarini bile memnun etti. | Satisfay |
| Saturday | Cumartesi | Satir deg dedi ben Cumartesi degemem dedim. | Satidi |
| Saucy | Yüzsüz | Sos iyiki su huysuz adamin kafasina dökülmüs. | Sois |
| Savage | Yabani | Savci ormandaki yabani hayvanlartin korunmasini istedi. | Savic |
| Save | Kurtarmak | SEYV diye bir kaleci çikmis | kimsenin kurtaramadigi toplari kurtariyor. | Seyv |
| Saver | Kurtarici | SEYV'i tüm takim arkadaslari kurtarici kabul ediyordu. | Seyv |
| Saw | Testere | Sav ve atasözleri | bazen insani testere gibi kesiyor. | Soi |
| Say | Söylemek | Say seyrettigin fimleir bana | ben onlara söylerim. | Sey |
| Scald | Haslamak | Sik aldigim haslanmis yumurtayi sizlere göstereyim. | Sikold |
| Scan | Incelemek | taramak | Sikan kravatlar incelenmelidir. | Sikan |
| Scar | Yara izi | Sivilceni sikarsan yüzünde yara izi kalir. | Sikar |
| Scare | Korkutmak | Sik eyerini at seni korkutuyorsa. | Sikeir |
| Scene | Sahne | manzara | Sin üzerine sahnenin temizlikçi temizler. | Siin |
| Schedule | Liste | program | sey ed yol güzergahlarina ;listelerimizi as. | sedyuil |
| School | Okul | Sik ogul montunu okula giderken. | Skuil |
| Scissors | Makas | Siziz biziz ne farkeder yeter ki makas bulup keselim surayi. | Siziz |
| Score | Sayi | skor | puan | Skor 22 iken son sakika golümle üç puani kaptik. | Skoir |
| Scorn | Küçümsemek | Skorun hiçte küçümsenmeyecektir. | Sikorn |
| Scrabble | Kazimak | Scrabble oynarken A harfini beynime kazidim. | Sikrabil |
| Scrap | Hurda | Siki rap yaparim hurda aletlerim ile. | Sikrap |
| Scratch | Kasimak | Sikar açmak kasinan yaramin üzerindeki banti. | Sikraç |
| Scream | Çiglik | Sik rimeli üzerime çiglik atarak. | Sikriim |
| Scurf | Kepek | Siki örf ve adetlerinden dolayi saçlarim kepeksizlesti. | Sikörf |
| Scuttle | Kömür kovasi | Su katilmamis bir inektir kömür kovasini tasiyamayan su adam. | Sikatil |
| Sea | Deniz | Si notasi denizin sesinden bulunmus bir notadir. | Sii |
| Second | Ikinci | Sikinti olmadi yarismada ikinci olmam. | Sekind |
| Secret | Gizli | Sekreter mektuplari gizli sekilde yolladi. | Sikrit |
| Section | Kisim | parça | Sek | isin parçaciklari odamin camindan. | Seksin |
| Secure | Güvenli | Se küresi güvenli degil artik ayrica bu küre bizi çok sikiyo. | Sikyui |
| Security | GÜvenlik | Sikiyor iti artik bu güvenlik kamerasi. | Sikyuirity |
| See | Görmek | Se harfini gören sadece si notasi olmus. | Sii |
| Seed | Tohum | Se ederse kendine eder | tohum eden ürününü elbet alir. | Siid |
| Seek | Aramak | Sek süt aradim ama sik aramama ragmen bulamadim. | Siik |
| Seem | Gibi görünmek | Sim kullanarak ünlü kadinlar gibi görünmek istiyordum. | Siim |
| Seemly | Uygun | Simli bayan bana uygun | onunla aksam yemegi yiyebilirim. | Siimli |
| Seldom | Nadiren | Selda'm nadiren de olsa bana kizar. | Seldim |
| Select | Seçmek | Sel ektim firtina biçecegim ama sonunda yine seni seçecegim. | Silekt |
| Self | Kendi | Sel felaketi en çok kendi halkimizi vurdu. | Self |
| Sell | Satmak | Sel | satmak istedigim bu evi mahvetti. | Sel |
| Semblance | Benzerlik | Sem | balans ayari yapilan kiza olan benzerligi ile dikkat çekiyor. | Semblins |
| Send | Göndermek | Sende bana gönder bir mektup. | Send |
| Senility | Ihtiyarlik | Senle | iti güzel beslemisim simdi de ihtiyarligimda bana bakiyorsunuz. | Seniliti |
| Sense | Duymak | hissetmek | his | Sense hislerinin kurbani olmustun. | Sens |
| Sensible | Akli basinda | mantikli | Sen Sibel'e akli basinda | mantikli bir kiz diyemezsin. | Sensibil |
| Sensuous | Hislerle ilgili | Sen sus kalbin anlatsin hislerle ilgili olam seyleri. | Sensuisl |
| Sentence | Cümle | Sen tinisi bozuk cümleler kurmazdin. | Sentins |
| Separate | Ayri | ayrilmis | Süper at ile ayri kalmanin üzüntüsünü yasiyorum. | Seprit |
| Serene | Açik | durgun | Seren'e açik seçik anlat denizin durgun oldugunu. | Siriin |
| Serf | Köle | Sirf kölelere inat olsun diye sörf yapanlar var. | Söif |
| Sergeant | Çavus | Sergen'de askerde çavus olmus saçinda hiç beyaz yokken. | Saicint |
| Serial | Seri halde | Seri al malzemeleri ve seri halde çalis. | Siiriil |
| Serious | Ciddi | Seriyoz örtüyü yere ve mangalli yakiyoruz | ben bu konuda ciddiyim. | Siriyis |
| Serpentine | Yilan gibi | Sürpüntün nasilda yilan gibi girmis içeri. | Söipintayn |
| Servant | Hizmetçi | Ser vantilatörden çikan tozlari yere hizmetçim | onlara söv ant içerek. | Söivint |
| Serve | Hizmet etmek | Ser verip sir vermeden hizmet edene söv azcik. | Söiv |
| Service | Hizmet | Hizmetimize tavuk servisiyle baslayalim. | Söirvis |
| Serviceable | Yararli | ise yarar | Servisi iyi buldum gayet yararli | ise yarar bir servisti. | Söirviseybil |
| Session | Toplanti | Sesi onca odayi asig geçmis | toplanti odasina ulasmisti | ses isini gibi. | Sesin |
| Set | Kurmak | Set kurdum seli önleme için ama fayda vermedi. | Set |
| Set off | Belirtmek | Set | Of Çayi'na düstü ama belirtmek gerekir ki bu insan hatasi degil. | Set of |
| Set up | Kurmak | Set upuzun kurulmustu ve bu set | apartmanin üzerine de yikildi. | Set ap |
| Set on | Üzerine saldirmak | Set | on kisinin üzerine çökünce herkes üzerime saldirdi. | Set on |
| Set to | e baslamak | Set | tugla ile insaata baslayacak. | Set tu |
| Settee | Kanepe | Sette bir kanepe bile olmaz mi yahu. | Setii |
| Settle | Yerlestirmek | Yeni kurulan bu setle insanlari islerine tekrar yerlestirecegiz. | Setil |
| Seven | Yedi | Beni seven yedi kizi buraya alabilir miyim? | Sevin |
| Seventeen | Onyedi | Beni seven ten sayisi onyediye yükseldi. | Sevintiin |
| Seventy | Yetmis | Beni sevendi o | o ki yetmis kiza bedeldi. | Sevinti |
| Several | Birçok | Severek alir birçok kisi sevdigini. | Sevril |
| Sew | Dikis dikmek | Suyu sev ama dikis dikmeyi daha çok sev. | Soui |
| Sewage | Pis su | Suyu iç | bu pis su olsa bile yine de iç. | Suyuiiç |
| Sex | Cinsel iliski | cinsiyet | Seks | cinsiyeti belirler. | Seks |
| Shabby | Eski püskü | sabi çorbasinda gören askerin üstünde eski püskü bir üniforma vardi. | sabi |
| Shackle | Zincir | pranga | sakayla karisik zinciri ayagina prangaladim. | sakl |
| Shodow | Gölge | satoyu ovuyormus gibi görünen gölge simdi kalkti. | sadou |
| Shake | Sallamak | saka bardagini salladigi sey ki bu. | seyk |
| Shame | Utandirmak | seyim beni dün çok utandirdi | kuzenim. | seym |
| Share | Paylasmak | sair | siirlerini duvarinda paylasti. | sai |
| Shark | Köpekbaligi | sarki söyleyen köpekbaligi yakaladim. | sark |
| Sharp | Keskin | igneleyici | sarap kokusu keskin bir kokudur. | sarp |
| Shave | Tiras olmak | sey var mi sende tras olucam daanlarsin ya. | seyv |
| She | O | sss o kiz benim anladiniz mi | sarkani yakarim. | si |
| Sheep | Koyun | sip sak koyun keserim ben bu kasapta. | siip |
| Shell | Kabuk | sel istasyonunda kabuk resmi görmek dagaldir. | sel |
| Shift | Degistirme | Bilgisardaki shift tusu sayfalari degistirir. | sift |
| Shine | Parlaklik | sahin'e televizyonun parlakligini ayarlattim. | sayn |
| Ship | Gemi | sip sak gemide yaparim ben | sakin unutmayin. | sip |
| Shirt | Gömlek | sort ve gömlek üretiminde bi numara oldu. | sört |
| Shoe | Ayakkabi | su ayakkabiya bayildim hemen aliyorum. | sui |
| Shoot | Ates etmek. | sutu | ates eden bir silah gibi hizliydibu futbolcunun. | suit |
| Show | Göstermek | Bu maçta sov yapacagim herkese gücümü gösterecegim. | sov |
| Shut | Kapatmak | su at bakicisina | çeneni kapat diye bagirdim. | sat |
| Shy | Utangaç | su ay kadar utangaç bir uydu görmedim. | say |
| Sick | Hasta | Sik giyinince bir daha asla hasta olmadi. | Sik |
| Side | Yan | Side'nin yan kasabasindan gerçekten üç muhtesem köy saydi. | Sayd |
| Sing | Isaret | imzalamak | Sayin Mehmet bey | surayi imzalar misiniz? | Sayn |
| Silent | Sessiz | Sil enter tusunu sessizce bu bilgisayardan. | Saylint |
| Simple | Basit | Sim | pile basitçe dökülse bile patlama olur. | Simpil |
| Sing | sarki söylemek | Singapur sarkilari söylemek istiyorum. | Sing |
| Since | Beri | Sinsi tavirlarini ilk günden beri gözlemliyorum. | Sins |
| Sit | Oturmak | Sit alanlandirinda oturmak devlet tarafindan yasaklanmistir. | Sit |
| Sky | Gökyüzü | Sky tv de gökyüzü programinin sunucusuyum. | Sikay |
| Sleep | Uyumak | Silip süpürdükten sonra evi | hemen uyudum. | Sliip |
| Slow | Yavas | yavaslamak | Yavas çalan slov müzige hastayim. | Silov |
| Small | Küçük | Simol beden yani küçük beden giyiyorum tisörtte. | Smoil |
| Smell | Koku | koklamak | Sim elime dökülünce çok güzel koktu. | Smel |
| Smile | Gülümsemek | Ismail'e çok güzel gülümsüyorsun dedim. | Smayil |
| Some | Biraz | Soma'da biraz siddetli bir samyeli esiyordu. | Sam |
| Soon | Birazdan | Son kez uyariyorum sun elindeki bilgileri yoksa birazdan yola çikarim | Suun |
| Sorry | Üzgün | Soru iyi ama üzgünüm cevap veremeyecegim. | Sori |
| South | Güney | Sogut atesteki güney çorbalarini | ancak onu soguduktan sonra içebiliriz. | Sauth |
| Speak | Konusmak | Spiker daha konusmasini bilmiyor. | Spiik |
| Spoon | Kasik | Sipa | un çorbasini kasik ile midesine indiriyordu. | Spuin |
| Stand | Ayakta durmak | Standta ayakta durmaktan nefret ediyorum. | Stand |
| Start | Baslamak | Start verildi ve günün son kosusu basladi. | Start |
| Stay | Kalmak | Siteye | tüm yil boyunca kalacak kiracilar ariyordum. | Sitey |
| Steal | Çalmak | Stili el çabuklugu ile birseyler çalmakti. | Stiil |
| Still | Hala | Hala yeni stiller bularak modaya yön veriyordu. | Stil |
| Stomach | Mide | karin | Satamayik kitaplari karnimizi doyuramiyik. | Stamik |
| Stone | Tas | Shoren Stone eskinden tas gibi bir kadindi. | Stoun |
| Stop | Durmak | Trafik polisi stop deyince durdum. | Stop |
| Store | Depo | Stor perdeleri depomuzda sakliyorduk. | Stoir |
| Story | Hikaye | Stor iyi açilirsa odaya isik girer ve bende hikayemi rahatça yazabilirim. | Stori |
| Stream | Akarsu | Isterim bu akarsu içinde yikanmayi. | Striim |
| Strong | Güçlü | Star on gündür kapali ama açilir çünkü onlar çok güçlüdür. | Strong |
| Study | Çalismak | ögrenim yapmak | Stat iyi ise derslermizi statta çalisiriz. | Stadi |
| Stupid | Aptal | Stop etti araba senin aptalca sürüsün yüzünden. | Styuipid |
| Sun | Günes | San yada sanma farketmez günes hergün dogar. | San |
| Sunday | Pazar | Sun dayina Pazar günü güzel bir kahvalti. | Sandi |
| Sunny | Günesli | Sunny televizyonumu günesli havalarda açmam. | Sani |
| Super | Süper | Süper ögretiyorsunuz kelimeleri hocam. | Suipir |
| Support | Desteklemek | Sporda mutlaka desteklenmen gerekir. | Si poirt |
| Suppose | Ferzetmek | Su pozu verdigimi farzet havuzda. | Si pouz |
| Sure | Emin | Sure sayisindan emin olmak için Kuran'in indeksine baktim. | suir |
| Surely | Elbette | Sureli yazilmistir elbette tüm ayetler. | suirli |
| Suprise | Sürpriz | Sürpriz yapmam kimseyi sevindirmedi. | Si prayz |
| Surrender | Teslim olmak | Sür Ender'in üzerine teslim olmazsa bu arabayi. | Sirendi |
| Survive | Hayatta kalmak | Survivor'da hayatta kalmak bile çok zordu. | Sivayv |
| Suspend | Geçici olarak durdurmak | Süs | bende geçici olarak durduruldu. | Sispend |
| Suspect | süphelenmek | Sus | pekte bizden süphelenmediler. | Sispekt |
| Suspicious | süpheli | Sus pisiyoz diyen yemekler süpheli duruyorlardi. | Sispisis |
| Swear | Yemin etmek | Seviyor o beni-size yemin ederim. | Siveir |
| Sweet | Tatli | Sev it yavrularini çünkü onlar çok tatli. | Sviit |
| Swim | Yüzmek | SEVIM en çok yüzmeyi ögrenmek istiyordu. | Sivim |
| Table | Masa | Tablet bilgisayarimi | masa üzerine koydum. | Teybil |
| Taboo | Yasak | tabu | Tabularini | yasaklarini yikmak isteyen gençleri hergün görüyoruz. | Tibui |
| Tacit | Söylenmeden anlasilan | Tacit | söylenmeden anlasilan seyleri hemen anliyordu. | Tasit |
| Tackle | Tutmak | yakalamak | Takil takla atan çocukla | müdür yakalayana kadar. | Takil |
| Take | Almak | Tek ALDIgIM sey;bir evlilik yüzügüydü ona. | Teyk |
| Take after | e benzemek | Tek aftir bu | bana benzemen için. | Teyk aftir |
| Take away | Alip götürmek | Tek üvey kardesimi yanima alip götürecegim. | Teyk ivey |
| Take in | Içeri almak | Tekin bir ortam olustuysa içeri alin beni. | Teyk in |
| Take off | Giysi çikarmak | kalkis | Tek basina oof-zor ya-bu giysi çikarmak | Teyk iv |
| Take on | Üstlenmek | Tek on kisiyi dövmüs ve olayi da üstleniyor. | Teyk on |
| Take out | Çekmek | çikarmak | Tek auta çikan sutu ben çektim. | Teyk aut |
| Take over | Yönetimi devralmak | Tek o verirse imza | o zaman yönetimi devralirim. | Tey ovi |
| Tall | Uzun | Tali yol | çok uzun | çakilla dolu bitmek bilmeyen bir yoldu. | Toil |
| Tan | Esmerlesmek | Tan yeri agarirken gökyüzüne bakmak insani esmerlestirir. | Tan |
| Task | Görev | Tas kebabi yemek en büyük görevimdir. | Taisk |
| Taste | Tat | lezzet | tatmak | Testi içinde ayran içmek damakta büyük bir lezzet birakir. | Teyst |
| Tax | Vergi | Tak sepeti koluna vergi toplamaya çik. | Taks |
| Taxi | Taksi | Taksi bulamam gecenin bu vaktinde sana. | Taksi |
| Tea | Çay | Ice tea buzlu çay demektir ve ben bu çayi hergün içerim. | Tii |
| Teach | Ögretmek | Ice tea iç-herseyi kolayca ögren. | Tiiç |
| Teacher | Ögretmen | Ice tea içer hergün bizim ögretmenimiz. | Tiiçir |
| Tear | Gözyasi | Ice tea'yi irgata ikram ettigimde gözyasini tutamadi. | Tiir |
| Teeny | Genç | Tini mini genç bir kizdi onu sen gördügümde. | Tiini |
| Tell | Söylemek | anlatmak | Tel düzgün tutulacak diye on kere söyledim size. | Tel |
| Tenacious | Alay | Teni açiyoz gerçekten | lütfen kremimizle alay etmeyiniz. | Tineysis |
| Tense | Zaman | Zaman hizla geçiyor | tense hizla burusuyordu. | Tens |
| Term | Süre | dönem | Terimler dönem dönem anlamlarini kaybederler. | Törm |
| Terrible | Korkunç | Teri bile | korkunç kokuoyrdu. | Teribil |
| Terrific | Olaganüstü | muazzam | Trafik olaganüstü sikisikti. | Ti rifik |
| Test | Sinav | Test gerçek sinavlar için önemli bir hazirliktir. | Test |
| Testify | Taniklik etmek | kanitlamak | Testi | fay hattina düstü | buna taniklik ettim | kanitlayabilirim. | Testifay |
| Text | Metin | Bu yaziyi telefonunuzun textmetin alanina yaziniz. | Tekst |
| Than | den | dan | Tan tin diye sesler çikaran senden baskasi degildi. | Dhan | dhin |
| Tank you | Tesekkür ederim | Teni koyu dogdugunda ''rabbime tesekkür ederim'' dedim. | Tengk yu |
| There is/are | Var | Der''iz var'' suan benim yüzümde. | Der iz/ar There is/ar not: Yok |
| Then | O zaman | den ekini o zaman bu kelimede kullan. | Dhen |
| They | Onlar | Dey ister onlar kendilerine her zaman. | Dhey Their:Onlarin Them:Onlara This:Bu |
| Thief | Hirsiz | Tef çalan hirsizi nihayet yakaladik. | Thiif |
| Thin | Ince | Tin diye ince bir ses çinladi kulaklarimda. | Thin |
| Think | Düsünmek | Tink tong sesleri fuyarim beynimde | seni her düsündügümde. | Tink |
| Thirsty | Susamak | Tirsti köpek beni susamis görünce. | Törsti |
| Those | sunlar | Toz seker ver sunlara | evde tatli yapsinlar. | Dhouz |
| Thorough | Tam | bütün | Dari ambari | tam olarak geçen sene bugün soyulmustu. | Dhari |
| Though | digi halde | Dog be kuzucuk-fakir oldugum halde dog. | Dhou |
| Thought | Düsünmek | Tahüt verdi ama sonunu düsünmedi. | Dhout |
| Thrash | Dayak atmak | Tiras olmam deyince babasi | çocuga dayak atti. | Thras |
| Three | Üç | Tir iyi ama en az üç tane daha olmali. | Thrii |
| Therifty | Tutumlu | Terfidi bu tutumlu olmasindan dolayi. | Tirifiti |
| Thrill | Heyecanlanmak | Tiril tiril titriyordum çünkü çok heyecanlanmistim. | Tiril |
| Throne | Taht | Torun benim tahta göz dikmis bu yasta. | Throun |
| Through | Arasindan | Tüh | ruhu gördü kapi arasindan ama fotografini çekemedi. | Thrui |
| Thy | Senin | Thy uçaklari senin bir numarali uçaklarindi. | Thay |
| Throw | Atmak | Dur ov omuzumu taçi atmadan önce. | Dhrou |
| Thunder | Gök gürültüsü | Tandirdaki ses | gök gürültüsünden daha yüksekti. | Thandi |
| Ticket | Bilet | Yemek tikitini otobüste bilet olarak kullanamazsin. | Tikit |
| Tie | Baglamak | Tay ayakkabisini baglarken komik gözüküyordu. | Tay |
| Tiger | Kaplan | Tay girgir geçtigi an kaplan tarafindan parçalanir. | Taygir |
| Tight | Siki | dar | Tayt giymem çünkü çok darlar. | Tayt |
| Till | e kadar | Dil | üç aya kadar ögrenilebileek bir seydir. | Til |
| Time | Zaman | Tayim-bu zamanlarda yüksek performans gösteriyordu. | Taym |
| Tin | Teneke | Tin tin tin diye tenekeden sasler çikiyordu. | Tin |
| Tiny | Minicik | Tay niye minicik yaratilmistir acaba? | Tayni |
| Tip | Bahsis | Tip tip bakma bahsisi topla hemen gel. | Tip |
| Tire | Yorulmak | Tayi | Tire'ye götürürken çok yoruldum. | Taayi |
| Title | Baslik | Tay tilsim gibiydi | basligi attim bugünkü yazimda. | Taytil |
| To | e | a | u | Toto'yu bu hafta ben bildim ama çok düsük ikramiye verdi. | Tu |
| Today | Bugün | Tig deydi bugün elime | çok bagirdim. | Tidey |
| Toe | Ayak parmagi | Tig o en narin ayakparmagima degerse | ortaligi yikarim. | Tou |
| Together | Birlikte | Tig getir | kazagi birlikte dikelim. | Tigethi |
| Toilet | Tuvalet | Tuvalet evin en gerekli odasidir. | Toylit |
| Tolerate | Hos görmek | Tolere et-hos gör bu durum karsisinda onu. | Tolireyt |
| Tomorrow | Yarin | Tümörü ov simdilik yarin hastaneye gideriz. | Ti morou |
| Too | Çok | de | Tuu senin suratina çok üzdün beni. | Tui |
| Tonight | Bu gece | Tünaydin tatlim bu gece benimlesin unutma. | Tinayt |
| Tooth | Dis | Tut biraz sunu | disimi firçalayip geleyim. | Tvit |
| Top | Zirve | Top dagin zirvresine de kaçsa onu getirip maça devam edecegiz. | Top |
| Topic | Konu | Bu topigi açman için konu hakkinda uzman olman gerekirdi. | Topik |
| Topple | Devirmek | devrilmek | Topal insani devirmek çok kolay. | Topil |
| Toss | Atma | firlatma | Tos diye tosladi agaca | tekme attigim keçi. | Tos |
| Total | Toplam | Totalde toplam kaç para borcum var? | Toutil |
| Touch | Dokunmak | Taç kullanirken sahada | kimse bana dokunmasin. | Taç |
| Tour | Gezi | Paris turu | gezinin en güzel etabiydi bence. | Tuir |
| Tourist | Turist | Ben bu ülkede sadece turist olarak kaliyorum. | Tuirist |
| Tournament | Turnuva | Turna mentol kokladigi için turnuvadan ihraç edilmisti. | Tounumint |
| Town | Kasaba | Tavugun en çok satildigi yer bizim kasabadir. | Taun |
| Toy | Oyuncak | Toy görünüyor bu çocuk | oyuncaklarla oynanabilir. | Toy |
| Trace | Iz | Tire'yiz;Izmir'in en güzel iz süren ilçesiyiz. | Treys |
| Tractor | Traktör | Traktör kullanmayi ögrendim. | Traktir |
| Trade | Ticaret | Tira ''egit beni ticarette'' dedim. | Treyd |
| Traffic | Trafik | Bugün trafik çok var ise geç kalacagim. | Trafik |
| Tragedy | Trajedi | facia | Bu bir trajedi evet büyük bir facia. | Tracidi |
| Trailer | Fragman | Tir aileleri bu filmin fragmanini çok sevdiler. | Treylir |
| Train | Tren | egitmek | Tren geçisi hakkinda öküzleri egitecegim. | Treyn |
| Trainer | Çalistirici-antrenör | Tir Aynur Hanim ile antrenörleri tasiyordu. | Treynir |
| Traitor | Vatan haini | Tir egitir elbet kaçan bu vatan hainini. | Treyti |
| Trample | Ezmek | Tir ampül tasirken karsidan gelen araci ezdi. | Trampil |
| Transcript | Kopya etmek | kayit | Transcriptimi kayit sirasinda düsürmüsüm. | Transkript |
| Transfer | Transfer etmek | nakletmek | Takimimiz transfer çalismalarina basladi. | Transföir |
| Transform | Biçim degistirmek | Transformers robotlari durmadan biçim degistiriyordu. | Transförm |
| Transfuse | Kan nakletmek | Kan nakli transferinden sonra füze gibi ayaga kalktim. | Transfyüz |
| Transmit | Geçirmek | Tren simit tasirken kaza geçirdi. | Tranzmit |
| Transit | Geçme | Transit geçme hakki | bu bogaz için sadece bizim sirketimize aittir. | Transit |
| Transport | Tasimacilik | Transport tasimaciliginda dünya lideriyiz. | Transpoit |
| Trap | Tuzak | Tir hep sürücüsüne tuzak kuruyordu. | Traep |
| Travel | Seyahat etmek | Tira aval aval bakarak seyahat ediyordum. | Travil |
| Treasure | Hazine | Treji komik olan ise buldugum hazineyi kaybetmemdi. | Treji |
| Treat | Davranmak | Tiri it ve sürücüsüne iyi davran. | Triit |
| Tree | Agaç | Tir iyi agaç tasir-çünkü o bir yük aracidir. | Trii |
| Trend | Yön | egilim | Bu seneki egilim daha çok dogu trendleri üzerine. | Trend |
| Trial | Deneme | Tira ''ayil | haydi deneme sürüsü yapacagiz'' dedim. | Trayil |
| Trick | Hile | Tir iki de birde hile yapiyordu | çalisir gibi yapip duruyordu. | Trik |
| Trill | Ses titremesi | Tiril tiril titredikten sonra sesim de titremeye basladi. | Tril |
| Trip | Gezi | Trip atma bana gezi esnasinda yoksa çeker giderim. | Trip |
| Triple | Üç misli | Bu triple üç misli güzel oluyorsun gözümde. | Tirple |
| Troops | Akerler | Turup suyu içen askerler güçlenir. | Truips |
| Trophy | Ganimet | ödül | Turup iyi ödül olur ganimetleri toplayan kisilere. | Troufi |
| Trouble | Dert | sikinti | Tira bul benzin derdin | derdi | sikintisi kalmasin diye. | Trabil |
| Trousers | Pantolon | Tiri o serseri çalmis pantolonundan tanidim. | Trauzirs |
| True | Dgoru | Dogru benim beynim hiç çalismiyor. | Trui |
| Trust | Güvenmek | güven | Tir | astüst kavramini bilmedigi için ona güvenmek hata olur. | Trast |
| Try | Denemek | Tir | ay yüzeyinde denenecek bu yil. | Tray |
| Tuesday | Sali | Tuz dayi-tuz getir bana Sali günü. | Tyuzdi |
| Tulip | Lale | Talip olan | kiza lale toplayip bahçeye getirsin. | Tyuilip |
| Tumble | Düsürmek | düsüs | Tombul kizi düsürmek gibi kötü bir sey yok. | Tambil |
| Tuna | Ton baligi | Tuna nehrinde çok ton baligi var. | Tuini |
| Turban | Türban | sarik | Türban takan kizlar kadar sarik takan erkekler de var. | Töibin |
| Turkey | Türkiye | hindi | Türkiye bence hindi üretimine önem vermelidir. | Töiki |
| Turn | Döndürmek | dönmek | Turan'i eve döndürmek için herseyi yaptik. | Törn |
| Turn down | Geri çevirmek | Turan | down sendromlu genci yoldan geri çevirdi. | Törn davn |
| Turn in | Geri vermek | Turan | in asagiya ve çaldigin topu sahibine geri ver. | Törn in |
| Turn off | Kapatmak | söndürmek | Of Turan of söndür artik su isigi | uykum geldi. | Törn if |
| Turn on | Açmak | Turan | on adet siseyi disiyle açti. | Törn on |
| Turn out | Meydana çikmak | Turan auta çikan topun foyasini meydana çikardi. | Törn aut |
| Turn over | Devrilmek | çevirmek | Turan'a ver su devrilen agaçlari. | Törn ovi |
| Turn up | Sapmak | Turan apartmanina girmek için saga sapti. | Törn ap |
| Turnpike | Parali yol | Turan | pike hareketi yaparak parali yola geçti. | Törnpayk |
| Turret | Küçük kule | Tarat hareketli lambayla küçük kuleyi. | Tarit |
| Turtle | Kaplumbaga | Turta ile kaplumbaga çorbasi seviyordu. | Törtil |
| Tusk | Fildisi | Tas kebani Fildisi sahillerinde yemek istiyorum. | Task |
| Tussle | Ugrasmak | kavga etek | Tas ile çok ugrasma yoksa senle kavga eder. | Tasl |
| Tutor | Özel ögretmen | Tutar o kendine özel bir ögretmen. | Tyuiti |
| Twang | Tingirti | Tv | Ankara'dan tingirdayarak geliyordu. | Twang |
| Tweet | Civildamak | Attigim tweetler o kadar güzeldi ki kuslar bile neseyle civildadi. | Tvit |
| Tweezers | Cimbiz | Tv ezerse seni araniza cimbiz koy. | Tviizis |
| Twelve | Oniki | Tv el verirse oniki de yayina baslayacak. | Tvelv |
| Twenty | Yirmi | Twente'li futbolcularin sayisi bu maçta yirmiydi. | Tiventi |
| Twiddle | Döndürmek | oynayip durmak | Tv dille döndürülemez | oynayip durma onunla. | Tvidil |
| Twillight | Alacakaranlik | Tv'yi layt isikta izlemek alacakaranlik ortami olusturdu. | Tivaylayt |
| Twin | Ikiz | Tv'in dün gece ikiz mi dogurmus gerçekten. | Tvin |
| Twinkle | Parildamak | göz kirpmak | Tv'in kil pisliginden arininca göz kirpar gibi parildiyordu. | Tvinkil |
| Twitter | Civildamak | Twitter kullanicilari kus gibi civildiyorlar. | Twiti |
| Two | Iki | Tu senin suratina iki kez sinifta kalinir mi? | Tui |
| Tycoon | zengin is adami | kral | Tayi kundukta zengin bir is adami bulmus. | Taykuin |
| Type | Tip | daktilo ile yazmak | Tipe bak hala daktilo ile yazi yaziyor. | Tayp |
| Typography | Basma sanati | Tipografi ustasiydi esim basma sanati yapan matbaada. | Taypagrifi |
| Typhoon | Tayfun | Tayfun | binlerce kisinin yasamina son verdi. | Tayfuin |
| Typical | Tipik | Tipi kil torbasinin andirmasi onun en tipik özelligiydi. | Tipikil |
| Tyrannize | Eziyet etmek | Tayra | Nez'e evliligi boyunca eziyet etti. | Trinayz |
| Tyrannical | Zorba | Tayra | nin ani kil çekisleri zorba insanlara tas çikartiyordu. | Altimit |
| Tyrant | Zalim | Tayra ant içti ve zalim biri olmayacagim | dedi. | Tayirint |
| Tyre | Lastik | Tayra | tayi lastikçilere götürüp ona lastik takmak istedi. | Tayi |
| Ugly | Çirkin | Agli dengesi bozuk | çirkin bir insandi. | Agli |
| Ultra | Asiri | Ultra aslan taraftari stadda asiri tepkiler veriyordu. | Altri |
| Umbrella | semsiye | Um | bir ela gözlü lizin semsiyesini tuttugunu. | Ambreli |
| Un | siz | suz | Unsuz bir hayat asla düsünemiyorum. | An |
| Unable | Beceriksiz | Una bile sahip çikamayan beceriksiz adamin tekisin. | Aneybil |
| Unasked | Sorulmamis | davetsiz | Un askida sorulmamis | davetsiz misafirlerini bekliyordu. | Anaskid |
| Unbelief | Imansizlik | inançsizlik | Un | beli eflatun olan | imansiz adama haramdi. | Anblif |
| Unborn | Henüz dogmamis | Un | burnuna kaçinca kizin henüz dogmamis bebegi öldü. | An börn |
| Unbroken | Kirilmamis | Un birakin aksin | kirilmamis kaplarin içine. | Anbruikin |
| Uncanny | Esrarengiz | Un caniyi de | o esrarengiz adami da kurtaran besin olmustur. | An kani |
| Uncle | Amca | Dayi | An | kil toplama ani oldugunda hemen berber dayimi çagiririm. | Ankil |
| Uncover | in örtüsünü kaldirmak | Un kavur önce tepsinin örtüsünü kaldirarak. | An kavir |
| Unctupus | Yagli | asiri tatli dilli | Un kutusu | asiri tatli dilim ile yaglandi | pat diye açildi. | Anktyuis |
| Undeniable | Inkar olunamaz | Un deneyi bile | inkar olunamaz gerçekleri ortaya koymaya yeter. | Andinayibil |
| Under | Altta | asagida | Andir bana asagidaki figürleri. | Andir |
| Underbid | Düsük fiyat vermek | Andir | bide düsük fiyat verki bu resmi alayim. | Andirbiid |
| Underdog | Ezilen kimse | Andir tok görünüslü ezilen kimseyi bu heykelinde. | Andir dog |
| Undergo | Zorluk çekmek | katlanmak | Andir gonca yapragini zorluk çeksende. | Andir go |
| Underground | Yeralti | Andir granit yatagini yeraltindaki pozisyonundayken. | Andirgraunt |
| Underline | in altini çizmek | Andir lan bu yaziyi kendininkine ve onun altini çiz. | Andir layn |
| Underpass | Alt geçit | Un | der ''pas geçin beni ben alt geçitten yürüyerek gidecegim.'' | Andirpas |
| Undermost | En alttaki | Un | der''Mustafa'nin çuvali en alttaki çuvaldir.'' | Andirmost |
| Understand | Anlamak | Un | der ''Stand açin benim için anladin mi?''. | Andirstend |
| Undertake | Üzerina almak | Un | der ''Takke yi üzerine alin.'' | Andirteyk |
| Undertaken | Cenaze görevlisi | Un | der ''Takar pesine cenaze görevlisini.'' | Andirteyki |
| Underworld | Ölüler diyari | Un | der ''Vuruldum ben ölüler diyarina gidiyorum.'' | Andirvörld |
| Undiminished | Azalmamis | Un | demin isedi altina ama çuvaldaki agirlik hiç azalmamisti. | Andiminisid |
| Undress | Soyunmak | Un deresi sevgililerin soyunmalari için en elverisli ortamdir. | Andres |
| Undulate | Dalgalanmak | Un | dulu egitme aninda dalgalanarak uçtu. | Andyuleyt |
| Undying | Ölmez | ölümsüz | Un | dayinin ölümsüz olma anina tanik oldu. | Andayin |
| Uneasy | Rahatsiz | Un izi arama isinden rahatsiz oldum. | Aniyzi |
| Uneven | Engebeli | düzensiz | Un | evin en engebeli yoluna serilmisti. | Anivin |
| Unfair | Haksiz | Un fuarinda haksiz yere kazanç elde etmisti. | Anfeir |
| Unfit | Formsuz | Un | fit görünmeyi engelleyen formsuz yapan bir besindir. | Anfit |
| Unhappy | Mutsuz | Un hapi yuttugumdan beri mutsuzdum. | Anhepi |
| Uniform | Tekdüzen | üniforma | Üniformalarimiz hep tekdüzen formalardi. | Yuniform |
| Unify | Birlestirmek | Unu | fay hattina dökerek faylari birlestirmeyi planladim. | Yunifay |
| Unilateral | Tek tarafli | Un | ille ter almis tek tarafli çuvallara koyulmak zorunda degil. | Yuniletril |
| Unimpaired | Zarar görmemis | Un imparatorlugu kuracagim hiç zarar görmemis. | An impeid |
| Union | Birlik | birlesme | Un | iyon ile birlikte kullanildiginda tehlike yaratir. | Yunyin |
| Unison | Ahenk | Üni | son sinif ögrencisi Yunus | siirde nihayet bir ahenk yakalamisti. | Yunisin |
| Unit | Ünite | Ünite konularini haftaya siz anlatacaksiniz. | Yunit |
| Unmanly | Erkekçe olmayan | Unmanli genç | erkekçe olmayan tavirlar sergiliyordu. | Anmanli |
| Unnaturel | Yapmacik | Un | naturel olmayan yapmacik maddelerden yapilmisti. | Annetiril |
| Unnecesarry | Gereksiz | Un | nice sari gül vermis | annese sari gülleri gereksiz koparmisti. | Annesesari |
| Unofficial | Resmi olmayan | Un | ofisi almis | resmi olmayan bir yerde. | An ofisil |
| Unpack | Açmak | bosaltmak | Un paketini aç içini bosalt. | Anpek |
| Unprincipled | Karaktersiz | Un prensiplede çalismaz bu karaktersizin yaninda. | Anprensiplid |
| Unreal | Gerçek disi | Un | Real Madrid'in gerçek disi bir sembolüdür. | Anriil |
| Unreserved | Sinirlanmamis | çekinmeyen | Un rezervi de sinirlanmamisti. | An rizöivd |
| Unsaid | Söylenmemis | Un | Sait Bey için bugüne kadar söylenmemis laflar etti. | Ansed |
| Unsay | Sözünü geri almak | Un say tane tane | hayir sözlerimi geri aldim | bu imkansiz bir is. | Ansey |
| Unseemly | Uygunsuz | Un | simli kiza sürülürse kizin surati uygunsuz bir hal alir. | Ansimli |
| Unsettle | Yerinden çikarmak | Un | setle kurulmustu ama firtina onu yerinden çikardi. | Ansetil |
| Unshaken | Sarsilmaz | Un sakan sana olan sarsilmaz güvenimi yikti. | Anseykin |
| Unsure | Emin olmayan | Kovulmasindaki unsur;kendinden emin olmayan biri olmasiydi. | Ansoir |
| Until-e kadar | Un teli bahçe kapisina kadar uzatilabilir. | Intil |
| Untrue | Yalan | Un tiri | yakalanacak haberi yalan çikti. | Antrü |
| Up | Yukari | Up uzun bir ip lazim apartmandan yukari çikmak için. | Ap |
| Update | Güncellestirmek | Apti'yi egit | bilgisayar update istediginde o hemen günceller. | Apdeyt |
| Upon | Bir zamanlar | Up uzun on resimleri vardi burda bir zamanlar. | Ipon |
| Upper | Yukaridaki | Apar topar götürdüm yukaridaki malzemeleri. | Api |
| Up raise | Yukari kaldirmak | Apariyoz | daha sonra yukari kaldiriyoruz. | Ap rayz |
| Upset | Üzgün | altüst etmek | devirmek | Hapset askimi gönlüne | üzgün olsamda. | Ap set |
| Upstairrs | Üst katta | Hapiste yeriz diye sesler geliyordu üst kattan. | Ap steyirs |
| Urchin | Afacan çocuk | Orçun ufaken afacan bir çocuktu. | Öiçin |
| Urünate | Isemek | Yürü ne egitimsiz köpeksin her yere isiyorsun. | Yurineyt |
| Urine | Idrar | Ürüne de idrar bulastiysa bizim için bu çok tehlikeli olur. | Yürin |
| Usage | Kullanim | Yüz için kullanim kilavuzu vardi bende. | Yuuziç |
| Use | Kullanmak | Yüz sene de geçse bu telefonu kullanirim. | Yuiz |
| Useful | Yararli | Yüze ful yararli olacak bir krem kesfettim. | Yuisfil |
| Usher | e yol göstermek | Usher'a yol gösterdim;ünlü sanatçi oldu. | Asir |
| Usual | Herzamanki | olagan | Yüz yil da geçse herzamanki gibi güzel olacaksin. | Yiijil |
| Usually | Genellikle | çogunlukla | Geçen yüzyili genellikle köyde geçirdim. | Yuijili |
| Usurp | Zorla almak | Yüz öp | el öp ama yeterki oyuncagimi zorla alma. | Yuiz öip |
| Utter | Sapina kadar | söylemek | Söyleyeyim;ati sapina kadar erkektir. | Ati |
| Uvula | Küçük dil | Ovala | küçük dilinle omuzlarimi. | Yuivyuli |
| Vague | Belirsiz | bulanik | Ve agu diye bir ses duydum içimde belli belirsiz. | Veyg |
| Valediction | Veda | Vali diksiyon dersine veda edecegini açikladi. | Vali diksin |
| Valiant | Cesur | Vali ant içti;artik daha cesur biri olacakmis. | Valyint |
| Valley | Vadi | Vali eyvallah diyerek vadideki köprü yapimini onayladi. | Vaali |
| Valuable | Degerli | Valeyi bulursan oyunun en degerlisi sen olursun. | Valyuibil |
| Value | Deger | Valla yutarsan bu suyu | bana deger veriyorsun demektir. | Valyui |
| Van | Arkasi kapali minibüs | Van'da arkasi kapali bir minibüs kaza yapti. | Van |
| Vanish | Gözden kaybolmak | Vana isini yapan ortagim gözden kayboldu. | Vanis |
| Vanquish | Yenmek | Van kusu rakiplerini her zaman yener. | Vangkvis |
| Vaporous | Buharli | Gemide son sürat giden buharli bir vapuruz. | Veypruuz |
| Variable | Degisken | Vari iyi bilir ama yoku degisken oldugu için bilemez. | Variibl |
| Variety | Farklilik | degisiklik | Var etinde bir farklilik. | Virayiti |
| Various | Farkli | degisik | Variyoruz bir arabayla hemen farkli | degisik yerlere. | Vairiis |
| Varnish | Cilalamak | Varin isinize gidin de cilalayin su ayakkabilari. | Vairnis |
| Vault | Atlayis | Atlayis için kaç volt elektrik lazim? | Voilt |
| Veer | Dönmek | sapmak | Ver sola sapmak için sinyalini. | Vii |
| Vegetarian | Etyemez | Vejeteryanlar yemeklerinde et yemezler. | Vecitariin |
| Vehement | siddetil | atesli | Ve hemende siddetli bir aska tutuldum. | Viimint |
| Vehicle | Vasita | tasit | Vecihi ile tasit kullanmak bir ayricaliktir. | Viikil |
| Vein | Damar | Ve in | damarin içine siringayla | tikanikligi gider. | Veyn |
| Velvet | Kadife | Velvele etme sana kadife kumas almadim diye. | Velvit |
| Veneration | Saygi | Ve nereye isin tutsam | bana saygidan yoksunsun diyorar. | Venireysin |
| Venercal | Zührevi | Ve nereye alirsam alayim | zührevi hastaliklar hastanesinekimse gelmiyor. | Viniriil |
| Venom | Zehir | Vanam bozuldugu için su yerine zehir akitiyordu. | Venim |
| Venous | Toplardamarla ilgili | Venüs gezegeni topalrdamarlarimizi kötü etlikilyormus. | Viinis |
| Ventilate | Havalandirmak | Vantilatör biraz odanin içini havalandirsin. | Ventileyt |
| Venus | Venüz gezegeni | Venus gezegeni günes çevresindeki turunu 225 günde tamamlar. | Viinis |
| Verb | Fiil | Ver bi fiil örnegide ögretmen sasirsin. | Vörb |
| Verbal | Kelime kelimesine | harfiyen | Ver bali ona sözünü harfiyen yerine getirmek için. | Verbil |
| Verdict | Jüri karari | Verdikte ne oldu jüri karariyla yarismadan atildik. | Vöidikt |
| Verdure | Yesillik | Ver dur anca yesilllik alanlari insaatçilara | Vöici |
| Verify | Dogrulamak | Veri | fayin hareketlenecegini dogruladi. | Verifay |
| Veritable | Gerçek | Veri tablosu | kesinlikle gerçekleri yansitmiyordu. | Veritibil |
| Versatile | Elinden he is gelmek | Ver satiliga arabayi | elinden her is gelen çocuk pnu satar. | Vöistayl |
| Verse | Misra | beyit | Verse en güzel beyitlerinden hemen kitabima koyarim. | Vöirs |
| Version | Tercüme | çeviri | Kitap tercümesinin bu versiyonu hiç güzel olmamis. | Vöirsin |
| Versus | e karsi | Yemegi ver ve sus kocana karsi gelme. | Vöirsis |
| Vertical | Dikey | Verdik al iste su dikey çubuklari. | Vöirtikl |
| Very | Çok | Veri gerçekten çok ise olayin sonucuna hemen ulasiriz. | Veri |
| Vessel | Kap | legen | damar | Ve sel | sehrin legenlerini doldursada damarlarini yok etti. | Vesl |
| Vet | Veteriner | VET | veterinerligin kisa adidir | evet. | Vet |
| Veteran | Kidemli | Galatasaray'in eski veteran | kidemli futbolculariyla maç yaptik. | Vetirin |
| Vibrate | Titremek | Vibratörü titreterek koluna masaj yapti. | Vaybreyt |
| Vice | Ahlaksizlik | yardimci | Vay sapik adam | ahlaksizlikta sinir tanimiyordu. | Vays |
| Vice versa | Tersine | Vay severse benim hemserim | herseyi tersine yapmaya baslar. | Vaysivösi |
| Vicious | Ahlaki bozuk | Ve içiyoz dedi ahlaki bozuk insan. | Visis |
| Victim | Kurban | Ve ektim çiçekleri kurban dersi üzerine. | Viktim |
| Victor | Galip | Komsum Viktor | maçin galibini dogru tahmin etti. | Vikti |
| Victory | Zafer | Victor'u aksam zafer sarhoslugu sardi. | Viktri |
| View | Bakis | bakmak | manzara | Ve eve bir bakis attim | manzara süperdi. | Viyui |
| Vigilance | Uyumama | Vekil anca UYUMAMA problemini çözdü. | Vicilins |
| Village | Köy | Ve il için köyümüzü daha da gelistirmeliyiz. | Vilic |
| Villian | Kötü adam | Villan | kötü adamlarla doluydu. | Vilin |
| Vine | Asma | Vay namussuz asmayi kirmis | kaçmis. | Vayn |
| Violet | Menekse | Vay | ilettin hemen menekse kokan mektuplarimi. | Vayilit |
| Violin | Keman | Vay | ilin en kaliteli kemanlari burada mi üretiliyormus? | Vayilin |
| Virgin | Bakire | Amerika'nin Virginia eyaletinde bakire kiz çoktur. | Vöicin |
| Virtually | Gerçekte | Ver tuali bana size gerçekte nasil resim yapilir | göstereyim. | Vöiçuili |
| Virtous | Erdemli | iffetli | Virtiöz futbolcu erdemli bir insandi. | Vöiçuis |
| Virus | Virüs | Virüs bilgisayara girince islemci yavasliyor. | Vayiris |
| Visa | Vize | Viza kartimla vize ücetini ödedim-Ingiltere'ye uçuyorum. | Viizi |
| Vision | Görüs | Vizyonu genis biri olsamda kendi görüslerimi begenmiyordum. | Vijin |
| Visit | Ziyaret etmek | Vizite ücreti arttigi için müzeyi ziyaret edemedim. | Vizit |
| Visual | Görsel | Ve sual sordum | görsel medyaya demin. | Vizyuil |
| Vital | Hayati | Vit al çünkü vitamin hayati önem sahiptir. | Vaytil |
| Vitality | Yasama gücü | canlilik | Vit al ite de çünkü vitamin yasama gücü ve canlilik saglar. | Vaytaliti |
| Vivacious | Hayat dolu | Viva'ciyiz | haya dolu kliplerle yayindayiz. | Viyesis |
| Vivid | Canli | berrak-Vivident çignemek dislere canlilik | berraklik katar. | Vivid |
| Vocabulary | Sözcük hazinesi | Vokal bul ariya ama sözcük hazinesi genis olsun. | Vikabyuliri |
| Vocal | Sesle ilgili | Vokal yaparken sesle ilgili problemler yasadim. | Voukil |
| Vocation | Meslek | Ve okey | isin tedavi meslegini yapacagim. | Voukeysin |
| Voice | Ses | Ve oy sa sesinden mutlaka tanirdim onu. | Voys |
| Volcano | Volkan | yanardag | Volkan patladi ve yanardag costu. | Volkeynou |
| Volition | Irade | Vole | isin hiziyla giderken irademi de dedi. | Vilisin |
| Volleyball | Voleybol | Volleybol oynarken yere düstü. | Voliboul |
| Voluntary | Gönüllü | Ve oglun terini sülmeden heen bu ise de gönüllü olmus. | Voluntri |
| Voodoo | Zenci büyücü | Vodo fon kullanan zenci büyücüye kontur yükledim. | Vuidui |
| Voracious | Aç gözlü | Varacagiz cehenneme | böyle aç gözlü olmaya devam edersek. | Vireysis |
| Vote | Oy | Ve ot topladiktan sonra oy vermeye gidecegiz. | Vout |
| Vow | Yemin etmek | Vow su gizellige bak kizdaki-yemin ederim evlenirim. | Vau |
| Wad | Tikaç | Vaad vermek kalbi tikaç gibi tikar-eger söz tutulmazsa. | Vod |
| Wadding | Tampon | Vaadin gene yüregimde tampon bölge olusturdu. | Vodin |
| Waddle | Badi badi yürümek | Vaadle kandirirdi erkekleri | badi badi yürütürdü. | Vodi |
| Wade | Suda veya çamurda yürümek | Vade dolarsa ördek suda veya çamurda yürüyemez. | Veyd |
| Wafer | Gofret | Vefa | er geç sana bir gofret alacaktir. | Veyfi |
| Waffle | Saçmalamak | Vafil yerken hareketleriyle saçmaliyordu. | Vofil |
| Waft | Sürüklemek | Ve aft(agiz içi yarasi) beni hastaneye girmeye sürükledi. | Vaift |
| Wag | Sallamak | Vak vaklayan ördegi kucagimda salladim. | Vag |
| Wages | Ücret | Ve ciz etti kalbim aldigi ücreti ögrenince. | Veycis |
| Wageerner | Ücretli | Vay canina bu ücretli ögretmenlik çok kolaymis | der ve giyinir. | Veycinli |
| Wager | Bahis | Ve aci son;WAGER Amca'ya yüklü bir bahis kaybettim. | Veyci |
| Waggle | Sallamak | Ve kil torbasi köpegi kucagimda salliyordum. | Vagil |
| Wail | Çiglik atmak | Ve il genelinde dolasan sapik | herkese çiglik attirdi. | Veyl |
| Waist | Bel | Ve iste yeterki | bel fitigini hemen tedavi ederim. | Veyst |
| Wait | Beklemek | Ve it | pusu kurmus avini sinsice bekliyordu. | Veyt |
| Waitress | Kadin garson | Ve it reis | kadin garsonu isirdi. | Veytris |
| Waive | den vazgeçmek | Ve iyi | eve gitmekten vazgeçmis. | Veyv |
| Wake | Uyanmak | Ve egik yataktan düserek uyandim. | Veyk |
| Walk | Yürümek | Volkmen | yürürken müzik dinlememizi saglar. | Volk |
| Walker | Yaya | Ve al kir dedikçe yayalar üzerime yürüdü. | Volkir |
| Walking | Yürüyüs | Volkan kin gütmezdi yine de yürüyüs yaptigi köpege | Voikingk |
| Wall | Duvar | Valla bahçeme duvar yapmayacagim bu sene. | Voil |
| Wallet | Cüzdan | Valla it alacak para yok suan cüzdanimda. | Volit |
| Wallflower | Sap | Valla filo var burada | sap gibi beklemektense bu filoya katilalim. | Volflaui |
| Wallop | Çok dövmek | Valla öptü önce | sonra da esek sudan gelinceye kadar dövdü. | Volip |
| Wallpaper | Duvar kagidi | Valla papara yaptim duvar kagidima. | Voilpeypi |
| Walnut | Ceviz | Valla nutkum tutuldu bu cevizleri yerken. | Voilnat |
| Walrus | Mors | Valla Rus morslari Rus kizlari gibi çok güzel. | Voilris |
| Wan | Solgun | beti benzin atmis | Van depreminden sonra korkudan beti benzi atti. | Vaon |
| Wander | Dolasmak | Van dershanelerini dolasmaya bayiliyorum. | Vondi |
| Wane | Azalmak | Wane Rooney'in gol sayisi giderek azaldi. | Veyn |
| Want | Istemek | Ve ant içmek istiyorum | size yalan söylemeyecegime dair. | Vont |
| Wanted | Aranan | Van'da Ted Koleji açildi | ögretmen araniyor. | Vontid |
| War | Savas | Ülkeler arasinda gizli bir savas var. | Voir |
| Warble | Ötmek | sakimak | Kus gibi öten | bülbül gibi sakiyan bir öküzüm var bile. | Vorbl |
| Ward off | Geçistirmek | Vardi of orda dosyam neden geçistiriyorsunuz . | Voidif |
| Warder | Gardiyan | Var der ama kapisinda asla bir gardiyan yoktur. | Voidi |
| Wardobe | Gardirop | Vardir o be | her yerde oldugu gibi gardirop bu evde de vardir. | Voidrob |
| Ware | Mal | esya | Vari yogu esya biriktirmekti ömrü boyunca. | Vai |
| Warehouse | Depo | ambar | Var havuzu ama evin deposu yok. | Vai'haus |
| Warfere | Savas | Var fare her yerde ama onlari savasta görmek çok sasirtici. | Voifei |
| Warlike | Savas | savasla ilgili | Varlik yokluk farketmez savasla ilgili konularda. | Voilayk |
| Warm | Isitmak | sicak | Varim isitmaya bu eti | dediginizi hafizanizda canlandiriniz. | Voim |
| Warn | Uyarmak | Varin gidin evinize hanimlarinizi uyarin. | Voin |
| Warning | Uyari | Varin ingilizce hocasinin yanina | ona bir uyari iletin. | Vornin |
| Warp | Egriltmek | Varip yanina elindeki demiri egriltim. | Voirp |
| Warrant | Garanti | Varant alsaniz bile onun yükselme garantisi yoktur. | Vorint |
| Warrior | Savasci | Variyor sonunda savasçi düsmanin karsisina. | Voriir |
| Wary | Uyanik | Vari yogu geceler boyunca uyanik kalmaya çalismakti. | Vairi |
| Wash | Yikamak | Vas hatuna bak ne güzel bulasik yikiyor. | Vos |
| Wash up | Bulasiklari yikamak | Vas | ablama bak bulasiklari ne güzel yikiyor. | Vos ap |
| Wasp | Yabanarisi | Ve asip okulu | yabanarisinin yanina kostum. | Vosp |
| Wastage | Israf | Ve site içinde ekmek israfi bugünden itibaren yasaklanmistir. | Veyst |
| Waste | Bos | israf etmek | Ve Istanbul'da gezerek zamanimi bosa israf edemem. | Veyst |
| Watch | Seyretmek | Ve atçi atlarinin yarisini keyifle seyrediyordu. | Voç |
| Watch for | Gözetlemek | Ve atçi fari söndürüp ahiri gözetledi. | Voç fo |
| Watchfull | Dikkatli | Ve atçi | ful dikkatli hazirladi atlari kosuya. | Voçful |
| Watchman | Bekçi | Ve atçimin bekçiligine çok güveniyorum. | Voitir |
| Water | Su | Ve o ter yeniden su içtigimde geri gelir. | Voitir |
| Watercolor | Sulu boya | Ve o ter kalir bu sulu boya üzerinde. | Voitikali |
| Waterfall | selale | Ve o ter | fol yumurtanin üzerinde selale gibi damliyordu. | Votirfol |
| Water main | Su borusu | Ve o ter | mayina çarpinca su borusu gibi patladi. | Voitir meyn |
| Water polo | Su topu | Ve o ter | polo su topunu bile yüzdürürdü. | Voitir poulou |
| Waterside | Kiyi | Ve o ter | Side deniz kiyisina kadar gelmisti. | Voitir sayd |
| Watertight | Su geçirmez | Ve o ter tayta bile geçmis birde su geçirmez diyordun. | Voitir tayt |
| Watery | Sulu | Ve ateri asla sulu ortama kurulmaz. | Voitiri |
| Watermelon | Karpuz | Ve oturma elin karpuzunun üzerine. | Voitir melin |
| Watt | Vat | 300 vat elektrik akimina kapilarak yasamini yitirmisti. | Wot |
| Wave | Dalga | Vav Ege Denizin'de çok fena dalgalar var. | Veyn |
| Wavy | Dalgali | Vav Yalova 'daki deniz de çok dalgaliymis. | Veyvi |
| Wax | Mum | Vaks sürerek saçlarini mum gibi havaya dikti. | Vaks |
| Way | Yol | Vay | gelmisiz yolun sonuna deemk | dedi ihtiyar. | Vey |
| Way in | Giris | Vay inmis dolar hemen dolara giris yap. | Veyn in |
| Way out | Çikis | Ve yahut buradaki çikis kapisindan çik. | Vey aut |
| Waylay | Yolunu kesmek | Vay | Leyla'nin yolunu kestin demek. | Veyley |
| Wayvard | Inatçi | Vay | vardi demek inatçi keçi köyüne. | Veyvird |
| We | Biz | Ve bizler bu dünyanin geçici misafirleriyiz. | Vi |
| Weak | Zayif | Ve ak sakalli zayif dede bugün vefat etti. | Viik |
| Wealthy | Zengin | Ve alti kez loto tuturmasina ragmen zengin olamamis. | Velthi |
| Weapon | Silah | Ve pon pon kizlarin üzerinden silah çikti. | Vepin |
| Wear | Giyinmek | Ve ar düsmani adam | üstünü giyinip uzaklasti. | Veir |
| Weasel | Gelincik | Veysel ormandaki gelincigi yakalayamadi. | Visil |
| Weather | Hava | Ve at her defasinda hava temiz olsun istiyordu. | Vedhi |
| Wedding | Dügün | Ve ding dong sesleri ile dügün basaldi. | Vedin |
| Wedlock | Evlilik | Ve dil okullarinin yanina evlilik daireside de açildi. | Vedlok |
| Wednesday | Çarsamba | Ve Deniz dayim Çarsamba günü geliyor. | Venizdey |
| Week | Hafta | Ve ek derslere haftaya baslayacagim. | Viik |
| Weep | Aglamak | Wep sitesi kapaninca hüngür hüngür agladi. | Viip |
| Weigh | Tartmak | Ve iyi ile kötüyü tarttigim gün akillanacagim. | Veii |
| Weight | Agirlik | Ve egit kollarini bence 80 kg agirliga. | Veiyt |
| Weird | Esrarengiz | Ve eridi gözümün önünde esrarengiz dondurma. | Viird |
| Welcome | Hosgeldiniz | Welcome tabelasinin altinda hosgeldiniz yaziyordu. | Velkim |
| Weld | Kaynak yapmak | Ve elde saç kaynagi yapiyordum. | Veld |
| Welfare | Refah | Ve el | fare tutup refah içinde yasiyordu. | Velfai |
| Well | Güzel | iyi | Ve el vücudumuzun en güzel organidir. | Vel |
| Welter | Kargasa | Ve el ter içinde kalirsa vücutta kargasa çikarir. | Velti |
| Wench | Genç kadin | Ve en çok | genç kadinlari severdi. | Venç |
| West | Bati | Western filmleri bati kovboy kültürünü anlatir. | Vest |
| Wet | Islak | Ve et-islak beze sarilip dolapta saklanir. | Vet |
| Whale | Balina | Ve Hale sonunda balina gibi sismanlamisti. | Veyl |
| What | Ne? | What ne demek biliyor musun | NE demek? | Vat |
| Wheat | Bugday | Ve at özellikle bugday yemeyi severdi. | Viit |
| When | Ne zaman? | Ve en kizdigim sey '' ne zaman alisverise çikacagiz'' demendi. | Ven |
| Where | Nerede? | Ver hemen nerede bulduysan cüzdanimi. | Vei |
| Whereabouts | Nerelerde | Ver ebat bilgilerini onun nerelerde satilacagini söyleyeyim. | Veri'baudz |
| Whereas | Halbuki | Ver asayim gömlegini dedim halbuki ondan çok sey istememistim. | Ver'az |
| Whereby | Vasitasiyla | Veri | bay vasitasiyla bayana aktarildi. | Veribay |
| Whereof | ki bundan | Ver of diye bagirmayin ki bundan sonra çit istemiyorum. | Ver'of |
| Whereupon | Bunun üzerine | Ve repon bozuldu bunun üzerine parayi borsaya yatirdin. | Vear'apoun |
| Wherever | Her nerede | Veriver hemen her nerede bulduysan onu. | Vear'evi |
| Which | Hangisi | Viç mi | vinç mi hangisi karar veremedim. | Viç |
| Whichever | Herhangisi | Ve hiç everen olmadi ogullarindan herhangisini. | Viç'evi |
| While | iken | Ve hile varken bu iste | sizinle asla çalismam. | Vayl |
| Whimsical | Tuhaf | Vehim sikildiginda tuhaf kokar. | Vimzikil |
| Whirl | Firil firil döndürmek | Ve hirlayan köpegi firil firil döndürmeye basladim. | Vöil |
| Whisper | Fisildamak | Ve siper alan askerin kulagina ask sözleri fisildadim. | Vispi |
| Whistle | Islik çalmak | Ve hisle | tele çarpacak kusu | islik çalarak uyardi. | Visil |
| White | Beyaz | Vahit | beyaz gömlegi olmadan disari çikmazdi. | Vayt |
| Whittle | Yontmak | Ve ''hitle site yontmak benim isim'' dedi. | Vitil |
| Whizz | Vizildamak | Viz viz vizildayan sinegi | öldürdüm. | Viz |
| Who | Kim | Hu hu kapinin arkasinda kim var acaba? | Hu |
| Whodunit | Dedektif romani | Ve odun | itin kafasinda parçalanmisti bu dedektif romaninda. | Hui'danit |
| Whoever | Kim olursa olsun | Ve huuu | everin beni kim olursa olsun farketmez | diye bagirdi. | Hu'evi |
| Whole | Bütün | Ve hole bütün esyalari koydum ama kimse onlari kaldirmadi. | Houl |
| Wholesaler | Toptanci | Ve hole salar toptanci esyalarini. | Houlseyli |
| Wholly | Büsbütün | Ve hollywood starlari olayi büsbütün abarttilar. | Holli |
| Whom | Kimi | Vahim olan su; kimi zenginlerin çok parasi olsa da mutsuzlar. | Huim |
| Whoop | Bagirmak | Ve hop diye bagirinca otobüs durdu. | Huip |
| Whore | Fahise | Ve hor görülen fahise | herkesi mahçup etti. | Hoi |
| Whose | Kimin | Ve Hose | kimin kocasi oldugunu açikladi. | Huiz |
| Why | Niçin | Vay hayvan vay | senin niçin böyle yaptigini simdi anladi. | Vay |
| Wdow | Dul kadin | Vidayi ov demek dul kadin için zulümdür. | Vidoui |
| Wide | Genis | Ve ayda çok genis bir ova kesfeildi. | Vayd |
| Width | Genislik | en | Vida tahtinin enine dogru takilir. | Vith |
| Wife | Es | Vayfi çekmeyince esim interneti kapattirdi. | Vayf |
| Wild | Vahsi | Vildan | sarhosken vahsidi ve ayildi birdenbire. | Vayld |
| Wilt | Solmak | Ve ilter'in gençligi çok çabuk soldu. | Vilt |
| Win | Kazanmak | Vin diye kosan atlet yarisi kazandi. | Vin |
| Winter | Kis | Ve Inter kulübü | kis aylarinda hiç yenilmedi. | Vinti |
| Wipe out | Silip temizlemek | Tv de Wipe Out'u izlerken | evi silip temizlemeyi unuttum | Vayp aut |
| Wisdom tooth | Yirmi yas disi | Ve ezdim tuttum yirmi yas disini. | Vizdim tut |
| Wisecrack | Espri | espri yapmak | Vizeyi kirak diye espri yaptim. | Vayz kirak |
| Wish | Istemek | arzu etmek | Visne dudaklarini o kadar çok arzuluyorum ki… | Vis |
| Witchery | Büyücülük | Ve it | içeri girip büyücülük kitabimi çalmisti. | Viçeri |
| Withdraw | Geri çekilmek | Vitra markasi | piyasadan geri çekilmedigini açikladi. | Vith'dra |
| Withold | Alikoymak | Ve it | holde sinsice alikoyulan kisileri kurtardi. | Vithould |
| Withstand | ege karsi koymak | Ve it | standin kurulmasina karsi koydu. | Vitstand |
| Witness | Tanik | Ve itiniz diyen genci gördügüm için olaya tanik oldum. | Vitnis |
| Wizard | Sihirbaz | Ve zarda hile oldugunu sadece sihirbaz anladi. | Vizid |
| Wizen | Pörsümüs | Vizen artik pörsümüs halde | degistirsen diyorum. | Vizin |
| Woeful | Kederli | Vafil yerken kederli görünmüyordum. | Voufil |
| Wonderful | Harika | Van'dir | ful gölle kapli harika yer. | Vandirfil |
| Woo | e kur yapmak | Vu vu diye sesler çikaran kus | esine kur yapiyordu. | Vui |
| Woollen | Yünlü | Volen ipte duran yünlü kazagimi düsürdü. | Vuilin |
| Word | Kelime | Word programinda kelime bulmak çok kolay. | Vörd |
| World | Dünya | Vuruldu asker Dünya'nin gözü önünde. | Vörld |
| Work | Is | Ve ork çalma isini de en iyi ben yapardim. | Vöik |
| Workman | Isçi | Ve orkumun en deli isçisi de bendim. | Vöikmin |
| Worm | Solucan | Ve ormanda solucan avlamistik. | Vörm |
| Worry | Üzülmek | Ve orayi da teimzle demesine üzüldüm. | Vori |
| Worse | Daha kötü | Ve örs kemigi sorunumdan dolayi | daha kötü duyuyordum. | Vörs |
| Worthy | Degerli | Ve örtüyü en degerli arkadasima hediye ettim. | Vörth |
| Wrangle | Kavga etmek | Verengül rumuzlu kiz durmadan benimle kavga ediyordu. | Virangil |
| Wreck | Enkaz | Verek biraz yemek enkaz altindakilere. | Vrek |
| Wrest | Zorla almak | Ve rest çekerek kizi zorla aldim. | Vrest |
| Wriggle | Kivrilmak | Virgülle nokta | yilan gibi kivriliyordu. | Virigil |
| Wring | Bükmek | Ve ringte adamin suratini büktüm. | Vring |
| Writhe | Kivranmak | Ver ite biraz para da böyle yanimizda kivranmasin. | Vraydh |
| Write | Yazmak | Write kelimesinin anlaminin yazmak oldugunu ilkokulda ögrenmistik. | Vrayt |
| Wrong | Hata | Vurun gitsin demen de bir hata yok. | Vrong |
| Xray | Röntgen | Xray cihazinda | disimin röntgenini çektirecegim. | Eksrey |
| Yachting | Yatçilik | Yatçilik Ingiltere'de çok moda haline geldi. | Yötin |
| Yankee | Kuzey Amerikali | Yanki çikaran ses | Kuzey Amerikali insanin sesiydi. | Yangki |
| Yap | Kulübe | Yap bir kulübe de hayvan bu kis tahat etsin. | Yap |
| Yard | Avlu | Yardiriyordu adeta avlunun ölçüsünü alirken. | Yaid |
| Yawn | Esnemek | Yav neden karsimda esneyip duruyorsun? | Yoin |
| Year | Yil | Yer bulma konusunda bu yil sikinti çekmeyecegim. | Yiir |
| Yearn | Çok istemek | Yarin | çok istedigim bir sey gerçek olacak. | Yöin |
| Yeast | Maya | Yezit | Nasrettin Hoca gibi göle maya çaliyordu. | Yiist |
| Yell | Aci aci bagirmak | Yel esti diye aci aci bagiriyordu. | Yel |
| Yellow | Sari | Yel | ovadaki sari saçli kizin saçini siyaha çevirdi. | Yelou |
| Yes | Evet | Yes kelimesinin evet oldugunu herkes bilir. | Yes |
| Yesterday | Dün | Ye ister dayi | senden dünden beri. | Yestidi |
| Yet | Henüz | Yet yada yetme henüz kalbim sana karar vermedi. | Yet |
| Yield | Ürün vermek | Yel degirmeni ürün vermeyince adam yere yigildi. | Yiild |
| Yolk | Yumurta sarisi | Yolluk içinde hiç yumurta sarisi yoktu. | Youk |
| Yon | suradaki | Yön tabelasina baktim | suradaki yoldan gidecegiz. | Yon |
| You | Sen | Yug | tarih dersinde ögrenilebilecek bir kavramdir bunu sen de biliyorsun. | Yu |
| Your | Sizin | Yogur iste onlar sizin hamurlariniz. | Yoi |
| Youht | Gençlik | Yut su gençlik iksirinden sende genç ol. | Yuith |
| Zeal | Gayret | Zil çaldiginda siniftan erken çikmaya gayret ettim. | Ziil |
| Zealot | Asiri partizan | gayretli kimse | Zil ve ot tasiyan asiri partizan | çok gayretliydi. | Zil ot |
| Zenith | Zirve | Zenit | Rusya liginin zirvesindeki takimdir. | Zenit |
| Zephyr | Hafif rüzgar | Zifiri karanlikta yürürken yüzüme hafif bir rüzgar çarpti. | Zefi |
| Zero | Sifir | Cola Zero'nun içindeki seker orani sifirdi. | Zirou |
| Zest | Lezzet | tat | Seste hiçbir lezzet hiçbir tat yoktu. | Zest |
| Zinc | Çinko | Zink zonk sesler çikaran zincir çinkodan yapilmisti. | Zingk |
| Zip code | Posta kodu | Zibidi kotunu | posta kutusunun içine atmisti. | Zip kod |
| Zone | Bölge | Zona | sirt bölgesinde çikan agrili bir hastaliktir. | Zoun |
| Zoo | Hayvanat Bahçesi | Zoo adi verilen hayvanat bahçesinde maymunlar üç kova su içti. | Zu |
| Zoom | Uzakligi ayarlamak | Zumla ekrani | görüntünün uzakligini ayarla. | Zuim |